Moda’da Dame de Sion Okulu ve yer altı tünelleri

15 Nisan 2021 - 12:22

Osmanlı döneminde özellikle kapitülasyonlardan sonra her milletten insan gelip yazları Moda’da oturmaya başladı. İngilizler, Fransızlar, Avusturyalılar, İtalyanlar ve hatta Ruslar vardı. Bu aileler, Kadıköy’ün diğer yerlerinde yaşayan yerli halktan farklıydı; yaşam tarzları, giyimleri, konuştukları dil değişik ve Avrupai idi. Moda adı bundan mı, yoksa Motta’dan mı geliyor, tam bilinemiyor. Çevresi sularla çevrili şatolara Motta denir. Ama Moda burnunda böyle bir şatonun varlığı bilinmiyor. 

Bildiğimiz şey, İstanbul’un meşhur yeraltı tünelleri ve geçitlerinin burada da bulunduğu. Moda’da eskiden bir manastır varmış. Bütün Moda Burnu bu manastırın bağları imiş. Demek Moda Burnu bile bağlıkmış. İşte bu manastırın altından Moda Deniz Kulübü’nün olduğu noktaya kadar bir tünel uzandığı rivayet ediliyor. Kadıköy Meslek Lisesi’nin  Dame de Sion Kız Okulu olmasından çok önce belli ki. Meslek Lisesinin yerinde Dame de Sion Kız Okulu vardı. 1863’te Fransız Katolik rahibeler tarafından açılmıştı. I. Dünya Savaşı’nda Dar’ül Eytam olarak hizmet vermiş, savaştan sonra okul işlevine dönmüştü. Geniş bahçesinde çam ağaçlarıyla kagir bir yapıdır. Başta Ermeni ve Yahudi öğrencilere eğitim verirken sonra müslüman Türk çocukları da okulda hem yatılı hem gündüzlü olarak okumaya başlamıştır. 1936’da devlet tarafından satın alınarak Kız Sanat Enstitüsü’ne dönüştürüldü. Daha sonra yıkılarak yerine Kadıköy Kız Meslek Lisesi yapıldı.

Moda’daki Dame de Sion Kız Okulu binasının altından Moda burnunda denize kavuşan bir tünel bulunduğu veya Yeldeğirmeni’nde geçen yüzyılda çok revaçta olan misyoner okullarının altında yakınlarındaki dini yapılara bağlanan gizli geçitler olduğu rivayetlerini aktarıyorlar. Moda’yı sayfiye olarak kullanan levanten ahali Galata’da bankerdi. Bu banker ailelerinden birinin çocuğu olan Kenrick Withall, küçüklüğünde bu tünele girdiğini anlatanlardan. Yüzyılın son çeyreğine gelene kadar henüz geçmiş döneme ait tarihi yapılar ayakta ve şehir bu kadar kalabalıklaşmamışken özellikle Suriçi bölgesi veya Moda, Kadıköy gibi kentin tarihi bölgelerinde yaşayanlar, çocukluklarının en zevkli oyunlarının geçtiği mekanlar olarak yer altı dehlizlerinden söz ederler. Ayrıca tarihi yapılarda eğitim görmüş tanınmış kişilerin anılarında da öğrenim hayatı içerisinde okul binasının tam altında veya yerleşke sınırları dahilinde bir takım dehlizleri keşfe çıktıklarını okumak mümkündür. 

Anadolu yakasında örnek verdiğimiz yerlerin haricinde farklı bölgelerde çeşitli tarihlerde yol yapımı, apartman inşaatı gibi işler sırasında kazara ortaya çıkan dehliz girişlerinden, tünellerin şehir çapında yaygın olduğunu anlıyoruz. Ancak bu tünellerin tam olarak nereye kadar uzandığı, birbiriyle bağlantılı olup olmadığını bilmek mümkün görünmüyor. Şebeke dizileri halinde Marmara, Trakya ve Anadolu’ya uzandıkları da iddia edilir. Bunlara gerekçe olarak da kısmen örneklendirdiğimiz anlatı, öykü ve efsanelerin yanı sıra şehrin çeşitli bölgelerinde çeşitli nedenlerle bilim insanları tarafından yapılan kazı ve araştırmalarla elde edilen somut veriler gösterilmektedir.

Konutları birbirine bağlayan ya da Moda’da olduğu gibi manastırdan deniz kıyısına ulaşan tüneller, gizli geçitler… Bütün bunlar biraz da geçmiş yüzyıllara gizem katan, bizlerin geçmişle ilgili kafamızda oluşturduğumuz imgeler galerisinde bir zenginlik. 

Cem Sokak’taki Fransız okuluna ait hiçbir fotoğraf yoktu, giderken geriye pek bir belge bırakmamışlar. Sonra kalanları da biz yıkıp yok ettiğimiz için belge niteliğindeki yapılar da ortadan kalkmış oldu. Elbette semtleri özellikli kılan sadece yapılar değil, oralarda yaşayan insanlar. Ancak yapılarla insanlar öyle kucak kucağadır ki, birbirinden ayırması zordur. İnsanlar yapılara, taşa, tuğlaya, ağaca bağlanır. Yapıyı taşı tuğlayı söküp attığın zaman bir bakarsın insanı da söküp atmışsın. O insan artık aynı kişi olmadığı gibi o sokak, o kent de aynı değildir. İnsan kendine başka yer arar, kentini çocukluğundaki gibi anımsamak üzere çeker gider. Bu da hüzün dolu bir şeydir. Bazen yıktıklarının yerine daha iyisini koymak bile yetmez. Zaten yıkılan bir şeyin yerine daha iyisinin konulduğu pek görülmüş şey de değildir.

Yazarın Diğer Yazıları

Geçmişten günümüze Çiftehavuzlar’da hayat

Yüz yıl önce Çiftehavuzlar’da deniz kıyısından kışın kurt sesleri gelirmiş. Henüz her yer bağlık bahçelik, yollar toprak. Kadıköy’de Çiftehavuzlar semtine ismini veren ise içinde içilebilir su biriken gerçekten çifte havuz. Kaynağı tam bilinmeyen bir ayazmadan gelen su lıkır lıkır içilebilecek güzellikte ve ferahlıkta imiş. Havuzların küçük olanını ...

Acıbadem ve Şehzade Ziyaeddin Efendi Köşkü

Kadıköy’ün her yerinde ayrı bir saray masalı geçiyor usul usul ama duyabilmek için kulak kabartmak gerekli. Rasimpaşa Mahallesi’nden Çamlıca’ya kadar günümüzde Acıbadem olarak bilinen bölge, 17. yüzyılda Kızlarağası Mısırlı Osman Ağa’nın mülkü olarak geçer. Kadıköy’de olduğu gibi Acıbadem’de de çok sayıda haremağası iz bırakmış. 15. yüzyılda 100 bi ...

Kurbağalıdere, Gazhane ve Hasanpaşa çevresine tarihten bir bakış

Hasanpaşa, Kadıköy merkezi ile ötesini birleştiren bir bölgedir. Geçen yüzyıldan günümüze Kadıköy’ün karakteristiğindeki dönüşümü belirleyen değişimlere maruz kalmıştır fakat geçiş noktası olduğu için olsa gerek, üzerinde az durulan bir mahalledir. Hasanpaşa Gazhanesi’nin tarihi ise 19. yüzyıl sonlarına dayanıyor. Kuzguncuk’taki gazhane Anadolu yak ...

Kadıköy’de iz bırakan bir Alman ve Bostancı’da Huguenin köşkü

Anadolu yakasında ilk tren yolu hattı, Abdülaziz döneminde Haydarpaşa ile Pendik arasında inşa edildi ve 1872 yılında açıldı. Önce Gebze’ye, sonra İzmit’e uzatıldı. Zaman içinde Ankara’ya kadar gitmesi planlanırken anlaşma bozulunca, Bağdat Demiryolu hattının inşası için Almanlarla yeni bir anlaşma yapıldı.  Demiryolu çalışmaya başladıktan sonra ...

Kadıköy’ün Alman cemaati

Kadıköy’de Almanların varlığı daha çok Bağdat Demiryolu hattının ve Haydarpaşa Garı’nın inşası döneminde bilinir ancak Cumhuriyet döneminde de çok sayıda Alman Moda’ya gelip yerleşmiştir. 1930’lu yıllarda yeni kurulan Cumhuriyetin gereklerinden biri olarak bir üniversite reformu yapılması için girişimlerde bulunuldu. Aynı yıllarda Hitler hükümetini ...

Bir anının çağrıştırdıkları

Küçücük bir anı aklımdan çıkmayıp bana bu yazıyı yazdıran. 19. yüzyılın son çeyreğinde özellikle Abdülhamit devrinde paşaların satın aldıkları arazilere yaptırdıkları köşk ve konaklarla Kadıköy, Bostancı’ya kadar son derece hareketli ve renkli bir sayfiyeye dönüştü. Ancak köşkler ve konaklar sadece sayfiye değil, yaz kış oturulan daimi aile konu ...

Kadıköy’de Sultan V. Murat’ın sarayı

Kuyubaşı’nda günümüzde Marmara Üniversitesi yerleşkesinin bulunduğu yerde eskiden V. Murat Köşkü vardı. Burası biraz yüksekçe bir tepe üzerinde bomboş bir araziydi. Kuyubaşı’ndan Göztepe’ye doğru baktığınızda ufukta büyükçe bir ağaç kümesi arasında V. Murat’ın köşkünü seçebilirdiniz. Etrafı yüksek duvarlarla çevriliydi. O vakitler yoldan bakılınca ...

Göztepe'nin unutulmuş kuruluşu

Göztepe adının gözetlemekten geldiği söylenir. Bizans devrinde Çiftehavuzlar ile Caddebostan sahil şeridinin en yüksek noktası olan günümüzün Göztepe’sinde imparatorların Anadolu’ya çıkmadan önce dinlendikleri veya seferden dönerken gemileriyle şehre girmeden önce konakladıkları bir av köşkü anlatılır. 1329’da yapılan Osmanlı-Bizans antlaşmasına gö ...

Yılbaşı, Noel ve aralık sonunun kerameti

Son yıllarda yılbaşı kutlayanlar, bir Hristiyan kutlaması yapıldığını iddia edenlere, yılbaşı ile Noelin farklı şeyler olduğunu anlatmaya çalışıyor. 24 Aralık’ta Noeli kutlamak bir dini bayram olmaktan öteye Batı’da herkesin hoşuna giden bir gelenek ve keyif. Hz. İsa’nın doğum günü olarak ifade edilir. Halbuki Hz. İsa’nın doğum gününü bilen yok ger ...

Yeldeğirmeni’nde Fransızlar ve Almanlar

Yeldeğirmeni’nde 19. yüzyıla ait eğitim yapıları mimari çevreyi zenginleştiriyor ve bu kentsel biçimlenmede Fransız misyonerleriyle Almanların çekişmelerinin epeyi katkısı var. 19. yüzyılda Katolik misyonerler, Yeldeğirmeni’nde kayda değer bir nüfus yaratmazlar. Ancak her kesimden ve milletten bölge halkına verdikleri sağlık ve eğitim hizmetleriyle ...

Feneryolu’nda bir konak

Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Abdülhamit döneminde ordunun isim yapmış kumandanlarındandı. Konağın yolunda Feneryolu İstasyonu’na giderken köprünün yokuşunu tırmanınca ötede çift kanatlı demir bir kapı varmış. Şimdi elbette yok. Kapıdan girince yol devam ediyor, iki yanında kestane ağaçları. Yan tarafta bir oda var ki buna Fener Odası derlermiş. Rafların ...

Kadıköy’de kaybolup gitmiş Katolik Ermeni ve İtalyan okulları

Yıllar önce Moda’da bir okul için araştırma yaparken bir bakkala girip sokakta okulun yerini sormuş, bakkaldan, “Burada öyle bir okul yok, hiç olmadı, olsa ben bilirdim, uzun yıllardır buradayız biz”, yanıtını almıştım. Dönüp sokağın ismini gösterdim: Mektep Sokak. Okuldan sadece sokağın adı kalmıştı fakat bakkal bir kere olsun bu sokak niçin Mekte ...

Yoğurtçu Parkı

Kurbağalıdere’nin Kalamış’ta denize döküldüğü sahilin, çok eskiden Hasanpaşa’ya yaklaşan daha içerlek bir kıyı çizgisiyle bir haliç oluşturduğu tahmin edilir. Vadinin alçak kesimleri İncirlibostan’a kadar suyla kaplıyken, zaman içinde alüvyonla dolmuş. Ayrıca derenin, denize kavuştuğu noktada Yoğurtçu Deresi adıyla da anıldığı zamanlar var. Günümüz ...

Fenerbahçe Tren İstasyonu

22 Eylül 1872 tarihinden itibaren Feneryolu Tren İstasyonu’ndan başlayıp TCDD tesislerinin bahçesinde biten bir tren yolu hattı, Fenerbahçe’ye yolcu taşıyordu. Darca bir dekovil hattı çapında hizmet verdiği de söylenir fakat fazlası olduğu anlaşılıyor. Fenerbahçe, deniz kenarı mesiresi olmasının yanı sıra, düzenli bahçeler içinde serpilmiş, birkaç ...

Haydarpaşa Çayırı ile yitip gidenler

Rivayete göre Sokrat antik dönemde günümüzdeki Koşuyolu ile Acıbadem arasında kalan bölgenin, Halkedonluların hipodromu olduğunu yazmış. Sokrat bunu gerçekten yazdı mı bilmiyoruz ama antik dönemde burada at yarışları ve binicilik sporlarının yapıldığı anlaşılıyor. Koşuyolu, bir hipodromun izlerini çağırıştıran biçimlenmesiyle bunu destekler nitelik ...

Kızıltoprak’ın hikâyesinden bir kesit

Kadıköy Bizans devrinde de imparatorluğun sayfiyesiydi. Kızıltoprak o zamanlar bağ bahçe içinde bir mesire imiş. Zareta Çeşmesi’nde büyücek bir havuzun içinde küçük timsahlar besledikleri anlatılır. Strabon’un şehirde bulunduğunu söylediği timsahlar acaba bunlar mıydı diyeceğim ama arada en az 300 yıl var. İşte o timsahlı havuzun olduğu yere yüzler ...

Kasımpatılı ev, kumlu bağlar ve apartmanlar

Eskiden çarşıdan gelen asfalt kaplı ana cadde, yılların boş vermişliğiyle kanalizasyona dönmüş dereyi aşan köprüyü geçerek düz devam eder, camiye varınca ikiye ayrılırdı. Bir kolu aşağıya, sahile uzanır, diğeri ise yukarıya, tren yoluna kavuşurdu. Büyücek bir çay bahçesi vardı tren yolunun yakınında. Çay bahçesinin hemen arkasında da anneannemin, g ...

Kadıköy’ün ilk köşkünden son fıstık çamına

Kadıköy’ün ara sokaklarında alçak katlı bir apartman daha yıkılıp yerine 35 katlı binalar dikildikçe, mahallenin son kalan fıstık çamı da kesildikçe Kadıköy ahalisinin canı yanıyor. Kadıköy’ün o sayfiye hali, yaz kış çınaraltı püfürtüsüne karşı oturuyormuşuz hissi ne zaman gitti bizden ve ne zamandır üstünü ince bir tabaka plaza çimentosu örtmüş ma ...

Kadıköy’de buluşma vakti

Salgının ilk başladığı zamanlarda İtalya’da istisnasız herkesin ev hapsinde olduğu günlerde bir video düşmüştü sosyal medyaya. Gecenin karanlığında biri, pencerenin gerisinden boş sokağa arya okuyor, diğer evlerin açık pencerelerinden sesler ona katılıyordu. Çünkü insan sosyal bir varlık. Kadıköy de İstanbul’da her dönem bir buluşma yeri olmuştu ...

ARŞİV