Kadıköy’ün Alman cemaati

31 Mart 2022 - 15:52

Kadıköy’de Almanların varlığı daha çok Bağdat Demiryolu hattının ve Haydarpaşa Garı’nın inşası döneminde bilinir ancak Cumhuriyet döneminde de çok sayıda Alman Moda’ya gelip yerleşmiştir. 1930’lu yıllarda yeni kurulan Cumhuriyetin gereklerinden biri olarak bir üniversite reformu yapılması için girişimlerde bulunuldu. Aynı yıllarda Hitler hükümetinin aldığı kararlarla Almanya’da görevlerinden el çektirilen ve artık kendi ülkelerinde barınamaz hale gelen bilim insanlarını Atatürk, Türkiye’ye davet etti. 1933 ile 1945 yılları arasında 1500’den fazla bilim insanı ve sanatçının mülteci statüsünde Türkiye’ye gelmesi mümkün olmuştur. Birçoğu İstanbul’daki üniversitelerde görev aldılar.  

Hakkı Bilen’in verdiği bilgilere göre, İstanbul’daki profesörler, üniversitelerin bulunduğu semtlere, Galata-Beyoğlu ve Moda’ya yerleşmeyi tercih ederler. Anadolu yakasını seçme sebepleri arasında İstanbul’daki Alman diplomatik temsilciliklerinden uzak kalmak istemeleri, Hitler’in Türkiye’ye girme girişimi ihtimaline karşı Anadolu’dan kaçma kolaylığı gibi düşünceler olduğu anlaşılıyor. Savaş kaygıları içinde Moda’da yaşamlarını sürdürürken Alman Özgürlük Birliği, Avusturyalılar Direniş Grubu gibi örgütler kurmuşlar. 

Ayrıca birçok üniversite öğretim üyesi, bilim insanı, gazeteci ve sanatçı Kadıköy’de yaşadığı için Moda cazip gelmiş. O yıllarda Moda hatırı sayılır bir Levanten ve gayrimüslim nüfus barındırıyordu. Bölgedeki Alman nüfus 1960’lara kadar varlığını sürdürmüş olmasına karşın, haklarında çok az yazılmıştır. Ankara Hukuk Fakültesi’nin kurucusu ve İstanbul Üniversitesi’nin hocalarından Ordinaryus Prof. Dr. Ernst E. Hirsch, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nin kurucularından Dr. Fritz Neumark ile Tıp Fakültesi kurucularından Ordinaryus Prof. Dr. Phillipp Schwartz, anılarını yazmıştır. İstanbul’daki hayatları ile ilgili bir çok bilgi aktarmışlarsa da, Kadıköy’de yaşayan Alman cemaati az bilinir. 

Örneğin Hirsch, başlangıçta Tarihi Yarımada’da İstanbul Üniversitesi çevresinde Türklerin arasında bir ev tutmak istemiş ve böylece Türkçesini ilerleteceğini düşünmüşse de 6 aydır şehirde yaşayan başka bir Alman çift, iletişim sorununu ortadan kaldırmak için şehir içinde geleneksel halktan ziyade Avrupalıların oturduğu yerleri tercih etmelerini önerir. Kadıköy’ün Moda semti Levanten, gayrimüslim ve Avrupalıların yanı sıra üst tabaka Türklerin oturduğu tam böyle bir yer olarak görülür ve dönemin meşhur sayfiye nitelikleri, havası, suyu, deniz hamamları gibi hoşluklar tercihte etkili olur.

Yüzyılın başlarından Cumhuriyet dönemine geçişte Kadıköy hep çok cerbezeli bir kıyı yerleşimi. Son derece renkli, nezih, capcanlı sosyal yaşamıyla gözde olmuştur. Kadıköy’e yerleşen Almanlar da yeni hayatlar kurdular ve hatta yeni evlilikler yaptılar. Kültürel farkların getirdiği önyargıların yaşamları biçimlendirmesi kaçınılmazdı. Ayrıca kanunlar, yeni evlilikleri türlü biçimlerde etkilemiştir. O zamanlar doktorasını yeni bitirmiş bir genç hanım olan Prof. Muhibbe Darga, İstanbul Üniversitesi’nde asistanken hocası Heinz Anstock’la evlenir. Ancak dönemin yasalarına göre yabancı uyruklu biriyle evlilik yapanların devlet memuriyeti mümkün olmadığından, Muhibbe Darga üniversitedeki görevinden ayrılmak zorunda kalır. 

Bir diğer enteresan olay, Avusturya’dan mülteci olarak Moda’ya gelen bir ailenin, Avusturya’nın 1938’de Almanya tarafından ilhak edilmesinin ardından ilişkilerin kesilmesiyle birlikte, ülkelerine dönmeyi kabul etmedikleri için “Haymatlos” duruma düşmeleri ve Yozgat’a enterne edilmeleridir. Benzer bir süreçten geçen Avusturyalı Franckenstein ailesinin Moda’da bugünlerde duyamayacağımız şenlikte yaşamları olmuştur. Moda Burnu’nda Lorandolardan kalma eski malikanede kazları, keçileri ve eşekleriyle yaşayan Barones Mari Franckenstein, akrabası Yunan Kraliçesi Frederika’yı çorapsız ayaklarıyla karşılar fakat mahalle bekçisine sırmalı üniforma giydirerek kahve ikram etmekten geri kalmaz. Hem Moda Plajı’nın sahibidir. Gel zaman git zaman Mari Franckenstein bir gün bir araba kazasında hakkın rahmetine kavuşur. Plaj işletmesiyle ilgili açılan davada plajın 72 hissedarı olduğu anlaşılır. 

Dr. Albert Eckstein Türkiye’ye gelen Almanlardan biridir ve Moda’da sürekli oturmasa da Suadiye ve Çiftehavuzlar kıyılarında geçirdikleri güzel yazları kaleme almıştır. 1939 yılında New York’ta bir dünya fuarı düzenlenir. Fuarda sergilenmek üzere Türkiye’den fotoğraflar istenir. Dr. Eckstein, hem İstanbul’da hem Anadolu’da çektiği fotoğraflarla bilinmekteydi. Dr. Eckstein’in albümünden New York’ta sergilenmek üzere seçilen ve üç köylü kadını resmeden bir fotoğraf da vardı. Bolu yöresinin havasını yansıtan rengarenk kıyafetli kadınlardı kadraja giren fakat fotoğraf siyah beyazdı. İşte o yıllarda basılan 5 liralık banknotun üzerindeki meşhur üç kadın fotoğrafı, bu fotoğraftır. 

Moda’nın Alman cemaati kuşkusuz o yıllarda Moda’nın sosyal yaşamına etki etmişlerdir. Ne acılar çekildi, ne hüsranlar yaşandı, onları ancak sezebiliyoruz. Evlerde toplanıldığında yenilen dostluk dolu yemeklerin yanı sıra çekilen müzik ziyafetleri, edebiyat, sanat, bilim yüklü sohbetler, eksantrik kişiliklerin bıraktığı izler sahibi bilinmeden varlığını sürdürmektedir. 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Geçmişten günümüze Çiftehavuzlar’da hayat

Yüz yıl önce Çiftehavuzlar’da deniz kıyısından kışın kurt sesleri gelirmiş. Henüz her yer bağlık bahçelik, yollar toprak. Kadıköy’de Çiftehavuzlar semtine ismini veren ise içinde içilebilir su biriken gerçekten çifte havuz. Kaynağı tam bilinmeyen bir ayazmadan gelen su lıkır lıkır içilebilecek güzellikte ve ferahlıkta imiş. Havuzların küçük olanını ...

Acıbadem ve Şehzade Ziyaeddin Efendi Köşkü

Kadıköy’ün her yerinde ayrı bir saray masalı geçiyor usul usul ama duyabilmek için kulak kabartmak gerekli. Rasimpaşa Mahallesi’nden Çamlıca’ya kadar günümüzde Acıbadem olarak bilinen bölge, 17. yüzyılda Kızlarağası Mısırlı Osman Ağa’nın mülkü olarak geçer. Kadıköy’de olduğu gibi Acıbadem’de de çok sayıda haremağası iz bırakmış. 15. yüzyılda 100 bi ...

Kurbağalıdere, Gazhane ve Hasanpaşa çevresine tarihten bir bakış

Hasanpaşa, Kadıköy merkezi ile ötesini birleştiren bir bölgedir. Geçen yüzyıldan günümüze Kadıköy’ün karakteristiğindeki dönüşümü belirleyen değişimlere maruz kalmıştır fakat geçiş noktası olduğu için olsa gerek, üzerinde az durulan bir mahalledir. Hasanpaşa Gazhanesi’nin tarihi ise 19. yüzyıl sonlarına dayanıyor. Kuzguncuk’taki gazhane Anadolu yak ...

Kadıköy’de iz bırakan bir Alman ve Bostancı’da Huguenin köşkü

Anadolu yakasında ilk tren yolu hattı, Abdülaziz döneminde Haydarpaşa ile Pendik arasında inşa edildi ve 1872 yılında açıldı. Önce Gebze’ye, sonra İzmit’e uzatıldı. Zaman içinde Ankara’ya kadar gitmesi planlanırken anlaşma bozulunca, Bağdat Demiryolu hattının inşası için Almanlarla yeni bir anlaşma yapıldı.  Demiryolu çalışmaya başladıktan sonra ...

Bir anının çağrıştırdıkları

Küçücük bir anı aklımdan çıkmayıp bana bu yazıyı yazdıran. 19. yüzyılın son çeyreğinde özellikle Abdülhamit devrinde paşaların satın aldıkları arazilere yaptırdıkları köşk ve konaklarla Kadıköy, Bostancı’ya kadar son derece hareketli ve renkli bir sayfiyeye dönüştü. Ancak köşkler ve konaklar sadece sayfiye değil, yaz kış oturulan daimi aile konu ...

Kadıköy’de Sultan V. Murat’ın sarayı

Kuyubaşı’nda günümüzde Marmara Üniversitesi yerleşkesinin bulunduğu yerde eskiden V. Murat Köşkü vardı. Burası biraz yüksekçe bir tepe üzerinde bomboş bir araziydi. Kuyubaşı’ndan Göztepe’ye doğru baktığınızda ufukta büyükçe bir ağaç kümesi arasında V. Murat’ın köşkünü seçebilirdiniz. Etrafı yüksek duvarlarla çevriliydi. O vakitler yoldan bakılınca ...

Göztepe'nin unutulmuş kuruluşu

Göztepe adının gözetlemekten geldiği söylenir. Bizans devrinde Çiftehavuzlar ile Caddebostan sahil şeridinin en yüksek noktası olan günümüzün Göztepe’sinde imparatorların Anadolu’ya çıkmadan önce dinlendikleri veya seferden dönerken gemileriyle şehre girmeden önce konakladıkları bir av köşkü anlatılır. 1329’da yapılan Osmanlı-Bizans antlaşmasına gö ...

Yılbaşı, Noel ve aralık sonunun kerameti

Son yıllarda yılbaşı kutlayanlar, bir Hristiyan kutlaması yapıldığını iddia edenlere, yılbaşı ile Noelin farklı şeyler olduğunu anlatmaya çalışıyor. 24 Aralık’ta Noeli kutlamak bir dini bayram olmaktan öteye Batı’da herkesin hoşuna giden bir gelenek ve keyif. Hz. İsa’nın doğum günü olarak ifade edilir. Halbuki Hz. İsa’nın doğum gününü bilen yok ger ...

Yeldeğirmeni’nde Fransızlar ve Almanlar

Yeldeğirmeni’nde 19. yüzyıla ait eğitim yapıları mimari çevreyi zenginleştiriyor ve bu kentsel biçimlenmede Fransız misyonerleriyle Almanların çekişmelerinin epeyi katkısı var. 19. yüzyılda Katolik misyonerler, Yeldeğirmeni’nde kayda değer bir nüfus yaratmazlar. Ancak her kesimden ve milletten bölge halkına verdikleri sağlık ve eğitim hizmetleriyle ...

Feneryolu’nda bir konak

Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Abdülhamit döneminde ordunun isim yapmış kumandanlarındandı. Konağın yolunda Feneryolu İstasyonu’na giderken köprünün yokuşunu tırmanınca ötede çift kanatlı demir bir kapı varmış. Şimdi elbette yok. Kapıdan girince yol devam ediyor, iki yanında kestane ağaçları. Yan tarafta bir oda var ki buna Fener Odası derlermiş. Rafların ...

Kadıköy’de kaybolup gitmiş Katolik Ermeni ve İtalyan okulları

Yıllar önce Moda’da bir okul için araştırma yaparken bir bakkala girip sokakta okulun yerini sormuş, bakkaldan, “Burada öyle bir okul yok, hiç olmadı, olsa ben bilirdim, uzun yıllardır buradayız biz”, yanıtını almıştım. Dönüp sokağın ismini gösterdim: Mektep Sokak. Okuldan sadece sokağın adı kalmıştı fakat bakkal bir kere olsun bu sokak niçin Mekte ...

Yoğurtçu Parkı

Kurbağalıdere’nin Kalamış’ta denize döküldüğü sahilin, çok eskiden Hasanpaşa’ya yaklaşan daha içerlek bir kıyı çizgisiyle bir haliç oluşturduğu tahmin edilir. Vadinin alçak kesimleri İncirlibostan’a kadar suyla kaplıyken, zaman içinde alüvyonla dolmuş. Ayrıca derenin, denize kavuştuğu noktada Yoğurtçu Deresi adıyla da anıldığı zamanlar var. Günümüz ...

Fenerbahçe Tren İstasyonu

22 Eylül 1872 tarihinden itibaren Feneryolu Tren İstasyonu’ndan başlayıp TCDD tesislerinin bahçesinde biten bir tren yolu hattı, Fenerbahçe’ye yolcu taşıyordu. Darca bir dekovil hattı çapında hizmet verdiği de söylenir fakat fazlası olduğu anlaşılıyor. Fenerbahçe, deniz kenarı mesiresi olmasının yanı sıra, düzenli bahçeler içinde serpilmiş, birkaç ...

Haydarpaşa Çayırı ile yitip gidenler

Rivayete göre Sokrat antik dönemde günümüzdeki Koşuyolu ile Acıbadem arasında kalan bölgenin, Halkedonluların hipodromu olduğunu yazmış. Sokrat bunu gerçekten yazdı mı bilmiyoruz ama antik dönemde burada at yarışları ve binicilik sporlarının yapıldığı anlaşılıyor. Koşuyolu, bir hipodromun izlerini çağırıştıran biçimlenmesiyle bunu destekler nitelik ...

Kızıltoprak’ın hikâyesinden bir kesit

Kadıköy Bizans devrinde de imparatorluğun sayfiyesiydi. Kızıltoprak o zamanlar bağ bahçe içinde bir mesire imiş. Zareta Çeşmesi’nde büyücek bir havuzun içinde küçük timsahlar besledikleri anlatılır. Strabon’un şehirde bulunduğunu söylediği timsahlar acaba bunlar mıydı diyeceğim ama arada en az 300 yıl var. İşte o timsahlı havuzun olduğu yere yüzler ...

Moda’da Dame de Sion Okulu ve yer altı tünelleri

Osmanlı döneminde özellikle kapitülasyonlardan sonra her milletten insan gelip yazları Moda’da oturmaya başladı. İngilizler, Fransızlar, Avusturyalılar, İtalyanlar ve hatta Ruslar vardı. Bu aileler, Kadıköy’ün diğer yerlerinde yaşayan yerli halktan farklıydı; yaşam tarzları, giyimleri, konuştukları dil değişik ve Avrupai idi. Moda adı bundan mı, yo ...

Kasımpatılı ev, kumlu bağlar ve apartmanlar

Eskiden çarşıdan gelen asfalt kaplı ana cadde, yılların boş vermişliğiyle kanalizasyona dönmüş dereyi aşan köprüyü geçerek düz devam eder, camiye varınca ikiye ayrılırdı. Bir kolu aşağıya, sahile uzanır, diğeri ise yukarıya, tren yoluna kavuşurdu. Büyücek bir çay bahçesi vardı tren yolunun yakınında. Çay bahçesinin hemen arkasında da anneannemin, g ...

Kadıköy’ün ilk köşkünden son fıstık çamına

Kadıköy’ün ara sokaklarında alçak katlı bir apartman daha yıkılıp yerine 35 katlı binalar dikildikçe, mahallenin son kalan fıstık çamı da kesildikçe Kadıköy ahalisinin canı yanıyor. Kadıköy’ün o sayfiye hali, yaz kış çınaraltı püfürtüsüne karşı oturuyormuşuz hissi ne zaman gitti bizden ve ne zamandır üstünü ince bir tabaka plaza çimentosu örtmüş ma ...

Kadıköy’de buluşma vakti

Salgının ilk başladığı zamanlarda İtalya’da istisnasız herkesin ev hapsinde olduğu günlerde bir video düşmüştü sosyal medyaya. Gecenin karanlığında biri, pencerenin gerisinden boş sokağa arya okuyor, diğer evlerin açık pencerelerinden sesler ona katılıyordu. Çünkü insan sosyal bir varlık. Kadıköy de İstanbul’da her dönem bir buluşma yeri olmuştu ...

ARŞİV