Feneryolu’nda bir konak

15 Ekim 2021 - 09:37

Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Abdülhamit döneminde ordunun isim yapmış kumandanlarındandı. Konağın yolunda Feneryolu İstasyonu’na giderken köprünün yokuşunu tırmanınca ötede çift kanatlı demir bir kapı varmış. Şimdi elbette yok. Kapıdan girince yol devam ediyor, iki yanında kestane ağaçları. Yan tarafta bir oda var ki buna Fener Odası derlermiş. Raflarında yüzlerce fener dizili, renkli kandiller sıralı. Padişahın cülus günlerinde kapılara, sütunlara ve ağaçlara asılıyor bunlar. O dönemin ışıklandırma araçları. Donanma günlerinden önce tenekeci Mişon Efendi gelir, fenerleri siler, temizler, tamir eder, kullanıma hazırlarmış. 

Ana bahçenin üst tarafında alçak bir tepe yer alıyor. İlginç bir yerdir burası. Hala yerli yerinde duruyor. Tepenin ortası boş, tepside hamur olmayı bekleyen un krateri gibi. Kraterin ağız kısmı çepeçevre demir çardak. Yarısı sarnıçmış, yarısı da havagazıyla çalışan bir makina. Kraterin ortasında bir kuyu açıyorlar. Çok güzelmiş kuyunun suyu. Su haznesinin üzerinde yükselen demir yuvarlak kameriyeyi unutmamalı. 

Kameriyede eskiden üzüm yetiştirilirmiş. Zaten buraları hep bağlıkmış. Kameriyenin tepesinde teller geriliymiş. Tırnak üzümü keçi memesi denilen bir tür asma üzümü. Kütür kütür çiğnenirken sularının dudak kenarından sızdığı erik gibi bir tür. Tepenin etrafı az bulunur türde çamlarla çevrilmiş. Çamların arasından incecik patikalarla kameriyenin taşlığına çıkarsınız. Gazi Muhtar Paşa Viyana'da gördüğü sulama tesislerini öğrenmiş. Öğrendiklerini bahçesinde uygulatmış. Tepecik çok güzel düzenlenmiş. Küçücük bir süslü oda düzenlemişler.  Akşamüstü ev ahalisi burada oturup çay kahve, şerbet içiyor. Havuza dökülen su seslerini dinliyor, çam kokuları arasında akşamı ediyorlar. Sonra 1897'deki depremde o minicik köşk çatlayınca yıktırmışlar. Havuzu da sinek oluyor diye doldurtmuşlar. 

Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı, 1875-77 yıllarında Rum bir kalfa tarafından inşa edilmiş. Üç katlı, krem rengine boyalı bir bina. Evin dört köşesine yerleştirilmiş büyük küplerde yağmur suları toplanıyor ve çamaşırlar bu suyla yıkanıyor. Aydınlatma için havagazı lambaları kullanılıyormuş. Her tarafta elektrik tesisatı varmış. Ama lambalar bir kere bile yanmamış. O zamanın bilgisiyle arızanın nedenini bulamamışlar. 

Konağın hikayesini Müfid Ekdal çok detaylı anlatır. 63 dönümlük arazi, duvarlarla çevrili ve çeşitli noktalarında irili ufaklı yapılar var bugün yok olmuş. Meyve ağaçları çokmuş. Kameriyenin de zamanında bir tarafına büyük taş ocakları açılmış. Buradan çıkarılan taşlarla her gün yüz işçi çalışarak su haznesi, bahçe duvarları yapılmış. Bahçe içindeki uşak odaları, selamlık binası, arabalık, ahırlar, silah odası da yine bu ocaktan çıkarılan taşlarla yapılmış. İnanması zor geliyor insana. Öyle şehrin ortası ki bu bölge. 

Neler yaparlarmış, bize ne kadar yabancı şimdi. Toprağın ıslahı için Kalamış koyuna biriken yosunlar kullanılırmış. İki büyük öküz arabasıyla ilkbahar zamanı yosun taşınıyor Feneryolu' na, sebze tarlaları ve bağlara yayılıyormuş. Mısır' dan sebze meyve tohumları gönderirmiş paşa, istediği yere diktirirmiş. 

Paşa öldükten sonra her şey değişmiş. Zaten bizde böyle. Paşalar öldü mü, her şeyin sonu geliyor. Süreklilik yok. Miras kavgasına düşmüş geride kalan ev ahalisi. Zaten daha paşa ruhunu teslim edemeden iç cebinden kasanın anahtarı alınmış. Kasa açılmış. İçindeki kıymetli mücevherler, para, altın ne varsa yok olmuş. Mirasçılar senelerce mahkemelerde uğraşıyorlar birbirleriyle. 

1930’ların sonları olsa gerek, köşkün vergisi azalsın diye konağı yıkıcıya veriyorlar. O dönemde kimbilir kaç köşk konak böyle gitti. Zaman başka zaman. Yıkıcı, konağın kendisini baştan ayağa yıkmış fakat yetmemiş, su şebekelerini de istiyormuş. Yerin altında nerede olduklarını öğrenmek için şebekenin yerini bilen kim varsa kapılarını aşındırıyormuş. 

Köşkler konaklar yıkılıp gitti. Yerlerine apartmanlar yapıldı. İnsanın emek verdiği, ömrünü geçirdiği toprakların, evlerin sadece kazanacağı paraya bakan bir yıkıcı elinde ziyan olması herkesin canını acıtır. Ben köşkün tam olarak yerini dahi bilmem, benim bile canım acıyor. Ama vermeselermiş yıkıcıya... Eh, mecbur kalmışlar.  Vergiyi azaltmaları lazımdı.

Muhtar Paşa'nın 63 dönümlük bahçesi ve konaktan kalan tek şey Kameriye. O da korkunç haldeydi. Yıllar içinde bakımsızlıktan çöp yığıntılarıyla dolmuş. Etrafı apartmanlarla çevrili mini mini bir tepecik. Tekinsiz görülen insanlar orada yatıp kalkmaya başlamış. Turing Kameriye'yi alıp düzenledi. Günün her vakti, özellikle sabahları ve akşamüstleri revaçtaydı yeniden. Kameriyede oturup gözlerinizi kapadınız mı kendinizi Paşanın zamanında kuş seslerini, dalların çıtırtısını dinlerken bulabilirdiniz. Bir daha asla geri gelmeyecek başka zamanların, başka dünyaların sesleri.

Yazarın Diğer Yazıları

Geçmişten günümüze Çiftehavuzlar’da hayat

Yüz yıl önce Çiftehavuzlar’da deniz kıyısından kışın kurt sesleri gelirmiş. Henüz her yer bağlık bahçelik, yollar toprak. Kadıköy’de Çiftehavuzlar semtine ismini veren ise içinde içilebilir su biriken gerçekten çifte havuz. Kaynağı tam bilinmeyen bir ayazmadan gelen su lıkır lıkır içilebilecek güzellikte ve ferahlıkta imiş. Havuzların küçük olanını ...

Acıbadem ve Şehzade Ziyaeddin Efendi Köşkü

Kadıköy’ün her yerinde ayrı bir saray masalı geçiyor usul usul ama duyabilmek için kulak kabartmak gerekli. Rasimpaşa Mahallesi’nden Çamlıca’ya kadar günümüzde Acıbadem olarak bilinen bölge, 17. yüzyılda Kızlarağası Mısırlı Osman Ağa’nın mülkü olarak geçer. Kadıköy’de olduğu gibi Acıbadem’de de çok sayıda haremağası iz bırakmış. 15. yüzyılda 100 bi ...

Kurbağalıdere, Gazhane ve Hasanpaşa çevresine tarihten bir bakış

Hasanpaşa, Kadıköy merkezi ile ötesini birleştiren bir bölgedir. Geçen yüzyıldan günümüze Kadıköy’ün karakteristiğindeki dönüşümü belirleyen değişimlere maruz kalmıştır fakat geçiş noktası olduğu için olsa gerek, üzerinde az durulan bir mahalledir. Hasanpaşa Gazhanesi’nin tarihi ise 19. yüzyıl sonlarına dayanıyor. Kuzguncuk’taki gazhane Anadolu yak ...

Kadıköy’de iz bırakan bir Alman ve Bostancı’da Huguenin köşkü

Anadolu yakasında ilk tren yolu hattı, Abdülaziz döneminde Haydarpaşa ile Pendik arasında inşa edildi ve 1872 yılında açıldı. Önce Gebze’ye, sonra İzmit’e uzatıldı. Zaman içinde Ankara’ya kadar gitmesi planlanırken anlaşma bozulunca, Bağdat Demiryolu hattının inşası için Almanlarla yeni bir anlaşma yapıldı.  Demiryolu çalışmaya başladıktan sonra ...

Kadıköy’ün Alman cemaati

Kadıköy’de Almanların varlığı daha çok Bağdat Demiryolu hattının ve Haydarpaşa Garı’nın inşası döneminde bilinir ancak Cumhuriyet döneminde de çok sayıda Alman Moda’ya gelip yerleşmiştir. 1930’lu yıllarda yeni kurulan Cumhuriyetin gereklerinden biri olarak bir üniversite reformu yapılması için girişimlerde bulunuldu. Aynı yıllarda Hitler hükümetini ...

Bir anının çağrıştırdıkları

Küçücük bir anı aklımdan çıkmayıp bana bu yazıyı yazdıran. 19. yüzyılın son çeyreğinde özellikle Abdülhamit devrinde paşaların satın aldıkları arazilere yaptırdıkları köşk ve konaklarla Kadıköy, Bostancı’ya kadar son derece hareketli ve renkli bir sayfiyeye dönüştü. Ancak köşkler ve konaklar sadece sayfiye değil, yaz kış oturulan daimi aile konu ...

Kadıköy’de Sultan V. Murat’ın sarayı

Kuyubaşı’nda günümüzde Marmara Üniversitesi yerleşkesinin bulunduğu yerde eskiden V. Murat Köşkü vardı. Burası biraz yüksekçe bir tepe üzerinde bomboş bir araziydi. Kuyubaşı’ndan Göztepe’ye doğru baktığınızda ufukta büyükçe bir ağaç kümesi arasında V. Murat’ın köşkünü seçebilirdiniz. Etrafı yüksek duvarlarla çevriliydi. O vakitler yoldan bakılınca ...

Göztepe'nin unutulmuş kuruluşu

Göztepe adının gözetlemekten geldiği söylenir. Bizans devrinde Çiftehavuzlar ile Caddebostan sahil şeridinin en yüksek noktası olan günümüzün Göztepe’sinde imparatorların Anadolu’ya çıkmadan önce dinlendikleri veya seferden dönerken gemileriyle şehre girmeden önce konakladıkları bir av köşkü anlatılır. 1329’da yapılan Osmanlı-Bizans antlaşmasına gö ...

Yılbaşı, Noel ve aralık sonunun kerameti

Son yıllarda yılbaşı kutlayanlar, bir Hristiyan kutlaması yapıldığını iddia edenlere, yılbaşı ile Noelin farklı şeyler olduğunu anlatmaya çalışıyor. 24 Aralık’ta Noeli kutlamak bir dini bayram olmaktan öteye Batı’da herkesin hoşuna giden bir gelenek ve keyif. Hz. İsa’nın doğum günü olarak ifade edilir. Halbuki Hz. İsa’nın doğum gününü bilen yok ger ...

Yeldeğirmeni’nde Fransızlar ve Almanlar

Yeldeğirmeni’nde 19. yüzyıla ait eğitim yapıları mimari çevreyi zenginleştiriyor ve bu kentsel biçimlenmede Fransız misyonerleriyle Almanların çekişmelerinin epeyi katkısı var. 19. yüzyılda Katolik misyonerler, Yeldeğirmeni’nde kayda değer bir nüfus yaratmazlar. Ancak her kesimden ve milletten bölge halkına verdikleri sağlık ve eğitim hizmetleriyle ...

Kadıköy’de kaybolup gitmiş Katolik Ermeni ve İtalyan okulları

Yıllar önce Moda’da bir okul için araştırma yaparken bir bakkala girip sokakta okulun yerini sormuş, bakkaldan, “Burada öyle bir okul yok, hiç olmadı, olsa ben bilirdim, uzun yıllardır buradayız biz”, yanıtını almıştım. Dönüp sokağın ismini gösterdim: Mektep Sokak. Okuldan sadece sokağın adı kalmıştı fakat bakkal bir kere olsun bu sokak niçin Mekte ...

Yoğurtçu Parkı

Kurbağalıdere’nin Kalamış’ta denize döküldüğü sahilin, çok eskiden Hasanpaşa’ya yaklaşan daha içerlek bir kıyı çizgisiyle bir haliç oluşturduğu tahmin edilir. Vadinin alçak kesimleri İncirlibostan’a kadar suyla kaplıyken, zaman içinde alüvyonla dolmuş. Ayrıca derenin, denize kavuştuğu noktada Yoğurtçu Deresi adıyla da anıldığı zamanlar var. Günümüz ...

Fenerbahçe Tren İstasyonu

22 Eylül 1872 tarihinden itibaren Feneryolu Tren İstasyonu’ndan başlayıp TCDD tesislerinin bahçesinde biten bir tren yolu hattı, Fenerbahçe’ye yolcu taşıyordu. Darca bir dekovil hattı çapında hizmet verdiği de söylenir fakat fazlası olduğu anlaşılıyor. Fenerbahçe, deniz kenarı mesiresi olmasının yanı sıra, düzenli bahçeler içinde serpilmiş, birkaç ...

Haydarpaşa Çayırı ile yitip gidenler

Rivayete göre Sokrat antik dönemde günümüzdeki Koşuyolu ile Acıbadem arasında kalan bölgenin, Halkedonluların hipodromu olduğunu yazmış. Sokrat bunu gerçekten yazdı mı bilmiyoruz ama antik dönemde burada at yarışları ve binicilik sporlarının yapıldığı anlaşılıyor. Koşuyolu, bir hipodromun izlerini çağırıştıran biçimlenmesiyle bunu destekler nitelik ...

Kızıltoprak’ın hikâyesinden bir kesit

Kadıköy Bizans devrinde de imparatorluğun sayfiyesiydi. Kızıltoprak o zamanlar bağ bahçe içinde bir mesire imiş. Zareta Çeşmesi’nde büyücek bir havuzun içinde küçük timsahlar besledikleri anlatılır. Strabon’un şehirde bulunduğunu söylediği timsahlar acaba bunlar mıydı diyeceğim ama arada en az 300 yıl var. İşte o timsahlı havuzun olduğu yere yüzler ...

Moda’da Dame de Sion Okulu ve yer altı tünelleri

Osmanlı döneminde özellikle kapitülasyonlardan sonra her milletten insan gelip yazları Moda’da oturmaya başladı. İngilizler, Fransızlar, Avusturyalılar, İtalyanlar ve hatta Ruslar vardı. Bu aileler, Kadıköy’ün diğer yerlerinde yaşayan yerli halktan farklıydı; yaşam tarzları, giyimleri, konuştukları dil değişik ve Avrupai idi. Moda adı bundan mı, yo ...

Kasımpatılı ev, kumlu bağlar ve apartmanlar

Eskiden çarşıdan gelen asfalt kaplı ana cadde, yılların boş vermişliğiyle kanalizasyona dönmüş dereyi aşan köprüyü geçerek düz devam eder, camiye varınca ikiye ayrılırdı. Bir kolu aşağıya, sahile uzanır, diğeri ise yukarıya, tren yoluna kavuşurdu. Büyücek bir çay bahçesi vardı tren yolunun yakınında. Çay bahçesinin hemen arkasında da anneannemin, g ...

Kadıköy’ün ilk köşkünden son fıstık çamına

Kadıköy’ün ara sokaklarında alçak katlı bir apartman daha yıkılıp yerine 35 katlı binalar dikildikçe, mahallenin son kalan fıstık çamı da kesildikçe Kadıköy ahalisinin canı yanıyor. Kadıköy’ün o sayfiye hali, yaz kış çınaraltı püfürtüsüne karşı oturuyormuşuz hissi ne zaman gitti bizden ve ne zamandır üstünü ince bir tabaka plaza çimentosu örtmüş ma ...

Kadıköy’de buluşma vakti

Salgının ilk başladığı zamanlarda İtalya’da istisnasız herkesin ev hapsinde olduğu günlerde bir video düşmüştü sosyal medyaya. Gecenin karanlığında biri, pencerenin gerisinden boş sokağa arya okuyor, diğer evlerin açık pencerelerinden sesler ona katılıyordu. Çünkü insan sosyal bir varlık. Kadıköy de İstanbul’da her dönem bir buluşma yeri olmuştu ...

ARŞİV