Bir anının çağrıştırdıkları

03 Mart 2022 - 16:12

Küçücük bir anı aklımdan çıkmayıp bana bu yazıyı yazdıran.

19. yüzyılın son çeyreğinde özellikle Abdülhamit devrinde paşaların satın aldıkları arazilere yaptırdıkları köşk ve konaklarla Kadıköy, Bostancı’ya kadar son derece hareketli ve renkli bir sayfiyeye dönüştü. Ancak köşkler ve konaklar sadece sayfiye değil, yaz kış oturulan daimi aile konutları olarak Cumhuriyet döneminde de kullanıldı. Osmanlı devrinden Cumhuriyete geçişte yaşanan tüm değişim ve dönüşümlerin izleri bu yapılarda kendini göstermekle kalmayıp köşk ve konakların akıbeti, değişimlerin doğrudan sonucudur. Bu eşsiz yapılardan Gazi Osman Paşa’nın şaşalı günler görmüş köşkünden günümüze kalan tek bir kısa anı çarptı gözüme. 100 yıl öncesi ile ilgili bile o kadar az şey biliyoruz ki. 

Ali Neyzi, Kızıltoprak’taki köşkte kendi ailesini anlatırken ilk başlarda neşelenir, Osmanlı devrinin son dönem köşk konak yaşamı ile yönetici sınıfın sosyal ilişkilerinin tüm inceliklerine vakıf olur, bazen şaşırır, çokça gözleriniz kamaşır, en sonunda ise ağır bir hüzün içinde kalırsınız. Sözü geçen zamanlarda Osmanlı Devleti son bulmuş. Cumhuriyet kurulmuş. Devran değişmiş. Bu süreçte doğal olarak Osmanlı yöneticileri makamlarını, gelirlerini kaybettiler. Bir kısmı geriye ne kaldıysa onunla, maddi anlamda giderek azalan bir hayat sürer oldu. Osmanlı devrinin son dönemlerinde görevde olan paşaların bir çoğunun çocukları, cumhuriyet dönemi İstanbul’unda kültür, yazın, sanat ve toplumsal hayatın önemli figürleri olarak öne çıktılar.

Ancak konakların parlak saltanatında aile bireyleri birlikte yaşıyorlardı. Cumhuriyet döneminde bu yaşam biçimi giderek kayboldu. Aile büyükleri birer birer hayattan çekildikçe geriye kalan paşazadeler de kendi küçük çekirdek aileleriyle kendi içlerine çekildiler. Modernizmin getirdiği yeni koşullar o debdebeli, masraflı konak hayatını sürdürmeye elverişli değildi artık. Tüm fertleri bir arada tutacak aile büyükleri kalmayınca kopuşlar kaçınılmaz oldu. Konaklar, köşkler devam ettirilemedi. 

Ali Neyzi’nin anılarında Osmanlı döneminden cumhuriyet dönemine geçişte paşa aileleri ve çocuklarının yaşamlarının nasıl değişip dönüştüğü görülür. Aile fotoğrafı çok zengindir. Mehmet Ali Ayni Bey, Osmanlı devrinin bürokratlarından, mutasarrıflık, valilik yapmış. Darülfunun’da felsefe, tasavvuf tarihi, siyaset tarihi konularında dersler vermiş, çok sayıda eserleri bulunan bir düşünür ve yazar aynı zamanda. Kızıltoprak’taki evde çatı katındaki odasından pek az çıkarak günlük hayata karışıyor. II. Mahmut’un hekimi İsmail Paşa’nın kızı bestekar Leyla Saz Hanımefendi’nin damadı. Ali Neyzi, çocukluğunu Kızıltoprak’ta dedesi Mehmet Ali Ayni Bey ve anneannesinin yanında geçiriyor. Annesi ve babası Muzaffer Halim Bey’in yanı sıra köşkte teyzesinin ailesi de var. Hep birlikte yaşıyorlar.

Bir Pazar sabahı Muzaffer Halim Bey, Ali Neyzi’nin de aralarında olduğu 3 oğluyla birlikte bir yere gideceklerini haber vermiş. Saat on civarı gelen taksiye binmişler ve Göztepe’de büyük bir bahçe içinde yer alan görkemli bir köşkün önünde inmişler. Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa, kendisine yazlık olarak yaptırmış bu köşkü. Meşhur paşa burada padişah bile ağırlamışmış. Yapının zenginliği, içinin dışının yaldızlı oymalarının yanı sıra bir mahalleye hizmet edebilecek kadar büyük hamamı çevrede konuşulurmuş. Paşa hakkın rahmetine kavuşunca mirasçıları köşkü devam ettiremiyor. 

Muzaffer Halim Bey’in çocuklarının elinden tutup bir devrin son izlerini onlara göstermek için geldiği gün, köşkün eşyalarının açık arttırma ile satılacağı günmüş. Sonrasında bina yıkıcılara teslim edilecek. Çok sayıda köşk ve konağın akıbeti bu olmuştur yüzyılımızda. Mirasçılar içindeki eşyayı satıp konakları köşkleri yıkıcılara verdiler. 

Saray yavrusu köşkte adeta at koşturulacak geniş salonlar, her köşesine kadar Fransız marketri ile kaplıymış. Öyle ki üzerine basmaya kıyamazmışsınız... “Giriş holünden başlayıp üst kata dönerek çıkan merdiven trabzanının sona erdiği yerde başımdan büyük kristal bir top vardı”, diyor Ali Neyzi. Onlarca yıllık aile konutları köşklerin yıkıcılar elinde son bulan hayatları anlatılırken ortasından görkemli avizeler sarkan tavanların sökülüp nasıl kimlerin eline üç kuruş parayla geçtiği, mülk sahipleri tarafından hep bir buruklukla ifade edilir. 

Böyle salondan salona gezerken Muzaffer Halim Bey, tamamen karalar giyinmiş yaşlı bir kadını yakalamış. “Kusuruma bakmayın ama acaba siz paşanın yanında çalışanlardan mıydınız, merak ettim” diye sormuş. Kadın “Öyledir efendim” demiş. Muzaffer Halim Bey bu sefer, “Bu muhteşem salonlar, bu süslü eşyalar nasıl temizlenirdi?” diye sorunca kadın gülmüş: “Biz 42 kapı yoldaşıydık paşamızın hizmetinde” diye yanıt vermiş. 

Göztepe’de sadece kadın hizmetli sayısının 42 olduğu bir köşk ve burada sürülen hayatı siz düşünürsünüz elbette. Kızıltoprak’taki benzersiz yaşantılar başka bir yazının konusu olacak fakat bir küçücük anı, bugün ile geçmiş arasındaki çarpıcı tezatların şehrin biçimlenişi ve günümüz kullanıcılarının zihninde bunları bilmemekten kaynaklanan kaybın boyutlarını göstermesi açısından ne muazzam bir manzara koyuveriyor önümüze.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Geçmişten günümüze Çiftehavuzlar’da hayat

Yüz yıl önce Çiftehavuzlar’da deniz kıyısından kışın kurt sesleri gelirmiş. Henüz her yer bağlık bahçelik, yollar toprak. Kadıköy’de Çiftehavuzlar semtine ismini veren ise içinde içilebilir su biriken gerçekten çifte havuz. Kaynağı tam bilinmeyen bir ayazmadan gelen su lıkır lıkır içilebilecek güzellikte ve ferahlıkta imiş. Havuzların küçük olanını ...

Acıbadem ve Şehzade Ziyaeddin Efendi Köşkü

Kadıköy’ün her yerinde ayrı bir saray masalı geçiyor usul usul ama duyabilmek için kulak kabartmak gerekli. Rasimpaşa Mahallesi’nden Çamlıca’ya kadar günümüzde Acıbadem olarak bilinen bölge, 17. yüzyılda Kızlarağası Mısırlı Osman Ağa’nın mülkü olarak geçer. Kadıköy’de olduğu gibi Acıbadem’de de çok sayıda haremağası iz bırakmış. 15. yüzyılda 100 bi ...

Kurbağalıdere, Gazhane ve Hasanpaşa çevresine tarihten bir bakış

Hasanpaşa, Kadıköy merkezi ile ötesini birleştiren bir bölgedir. Geçen yüzyıldan günümüze Kadıköy’ün karakteristiğindeki dönüşümü belirleyen değişimlere maruz kalmıştır fakat geçiş noktası olduğu için olsa gerek, üzerinde az durulan bir mahalledir. Hasanpaşa Gazhanesi’nin tarihi ise 19. yüzyıl sonlarına dayanıyor. Kuzguncuk’taki gazhane Anadolu yak ...

Kadıköy’de iz bırakan bir Alman ve Bostancı’da Huguenin köşkü

Anadolu yakasında ilk tren yolu hattı, Abdülaziz döneminde Haydarpaşa ile Pendik arasında inşa edildi ve 1872 yılında açıldı. Önce Gebze’ye, sonra İzmit’e uzatıldı. Zaman içinde Ankara’ya kadar gitmesi planlanırken anlaşma bozulunca, Bağdat Demiryolu hattının inşası için Almanlarla yeni bir anlaşma yapıldı.  Demiryolu çalışmaya başladıktan sonra ...

Kadıköy’ün Alman cemaati

Kadıköy’de Almanların varlığı daha çok Bağdat Demiryolu hattının ve Haydarpaşa Garı’nın inşası döneminde bilinir ancak Cumhuriyet döneminde de çok sayıda Alman Moda’ya gelip yerleşmiştir. 1930’lu yıllarda yeni kurulan Cumhuriyetin gereklerinden biri olarak bir üniversite reformu yapılması için girişimlerde bulunuldu. Aynı yıllarda Hitler hükümetini ...

Kadıköy’de Sultan V. Murat’ın sarayı

Kuyubaşı’nda günümüzde Marmara Üniversitesi yerleşkesinin bulunduğu yerde eskiden V. Murat Köşkü vardı. Burası biraz yüksekçe bir tepe üzerinde bomboş bir araziydi. Kuyubaşı’ndan Göztepe’ye doğru baktığınızda ufukta büyükçe bir ağaç kümesi arasında V. Murat’ın köşkünü seçebilirdiniz. Etrafı yüksek duvarlarla çevriliydi. O vakitler yoldan bakılınca ...

Göztepe'nin unutulmuş kuruluşu

Göztepe adının gözetlemekten geldiği söylenir. Bizans devrinde Çiftehavuzlar ile Caddebostan sahil şeridinin en yüksek noktası olan günümüzün Göztepe’sinde imparatorların Anadolu’ya çıkmadan önce dinlendikleri veya seferden dönerken gemileriyle şehre girmeden önce konakladıkları bir av köşkü anlatılır. 1329’da yapılan Osmanlı-Bizans antlaşmasına gö ...

Yılbaşı, Noel ve aralık sonunun kerameti

Son yıllarda yılbaşı kutlayanlar, bir Hristiyan kutlaması yapıldığını iddia edenlere, yılbaşı ile Noelin farklı şeyler olduğunu anlatmaya çalışıyor. 24 Aralık’ta Noeli kutlamak bir dini bayram olmaktan öteye Batı’da herkesin hoşuna giden bir gelenek ve keyif. Hz. İsa’nın doğum günü olarak ifade edilir. Halbuki Hz. İsa’nın doğum gününü bilen yok ger ...

Yeldeğirmeni’nde Fransızlar ve Almanlar

Yeldeğirmeni’nde 19. yüzyıla ait eğitim yapıları mimari çevreyi zenginleştiriyor ve bu kentsel biçimlenmede Fransız misyonerleriyle Almanların çekişmelerinin epeyi katkısı var. 19. yüzyılda Katolik misyonerler, Yeldeğirmeni’nde kayda değer bir nüfus yaratmazlar. Ancak her kesimden ve milletten bölge halkına verdikleri sağlık ve eğitim hizmetleriyle ...

Feneryolu’nda bir konak

Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Abdülhamit döneminde ordunun isim yapmış kumandanlarındandı. Konağın yolunda Feneryolu İstasyonu’na giderken köprünün yokuşunu tırmanınca ötede çift kanatlı demir bir kapı varmış. Şimdi elbette yok. Kapıdan girince yol devam ediyor, iki yanında kestane ağaçları. Yan tarafta bir oda var ki buna Fener Odası derlermiş. Rafların ...

Kadıköy’de kaybolup gitmiş Katolik Ermeni ve İtalyan okulları

Yıllar önce Moda’da bir okul için araştırma yaparken bir bakkala girip sokakta okulun yerini sormuş, bakkaldan, “Burada öyle bir okul yok, hiç olmadı, olsa ben bilirdim, uzun yıllardır buradayız biz”, yanıtını almıştım. Dönüp sokağın ismini gösterdim: Mektep Sokak. Okuldan sadece sokağın adı kalmıştı fakat bakkal bir kere olsun bu sokak niçin Mekte ...

Yoğurtçu Parkı

Kurbağalıdere’nin Kalamış’ta denize döküldüğü sahilin, çok eskiden Hasanpaşa’ya yaklaşan daha içerlek bir kıyı çizgisiyle bir haliç oluşturduğu tahmin edilir. Vadinin alçak kesimleri İncirlibostan’a kadar suyla kaplıyken, zaman içinde alüvyonla dolmuş. Ayrıca derenin, denize kavuştuğu noktada Yoğurtçu Deresi adıyla da anıldığı zamanlar var. Günümüz ...

Fenerbahçe Tren İstasyonu

22 Eylül 1872 tarihinden itibaren Feneryolu Tren İstasyonu’ndan başlayıp TCDD tesislerinin bahçesinde biten bir tren yolu hattı, Fenerbahçe’ye yolcu taşıyordu. Darca bir dekovil hattı çapında hizmet verdiği de söylenir fakat fazlası olduğu anlaşılıyor. Fenerbahçe, deniz kenarı mesiresi olmasının yanı sıra, düzenli bahçeler içinde serpilmiş, birkaç ...

Haydarpaşa Çayırı ile yitip gidenler

Rivayete göre Sokrat antik dönemde günümüzdeki Koşuyolu ile Acıbadem arasında kalan bölgenin, Halkedonluların hipodromu olduğunu yazmış. Sokrat bunu gerçekten yazdı mı bilmiyoruz ama antik dönemde burada at yarışları ve binicilik sporlarının yapıldığı anlaşılıyor. Koşuyolu, bir hipodromun izlerini çağırıştıran biçimlenmesiyle bunu destekler nitelik ...

Kızıltoprak’ın hikâyesinden bir kesit

Kadıköy Bizans devrinde de imparatorluğun sayfiyesiydi. Kızıltoprak o zamanlar bağ bahçe içinde bir mesire imiş. Zareta Çeşmesi’nde büyücek bir havuzun içinde küçük timsahlar besledikleri anlatılır. Strabon’un şehirde bulunduğunu söylediği timsahlar acaba bunlar mıydı diyeceğim ama arada en az 300 yıl var. İşte o timsahlı havuzun olduğu yere yüzler ...

Moda’da Dame de Sion Okulu ve yer altı tünelleri

Osmanlı döneminde özellikle kapitülasyonlardan sonra her milletten insan gelip yazları Moda’da oturmaya başladı. İngilizler, Fransızlar, Avusturyalılar, İtalyanlar ve hatta Ruslar vardı. Bu aileler, Kadıköy’ün diğer yerlerinde yaşayan yerli halktan farklıydı; yaşam tarzları, giyimleri, konuştukları dil değişik ve Avrupai idi. Moda adı bundan mı, yo ...

Kasımpatılı ev, kumlu bağlar ve apartmanlar

Eskiden çarşıdan gelen asfalt kaplı ana cadde, yılların boş vermişliğiyle kanalizasyona dönmüş dereyi aşan köprüyü geçerek düz devam eder, camiye varınca ikiye ayrılırdı. Bir kolu aşağıya, sahile uzanır, diğeri ise yukarıya, tren yoluna kavuşurdu. Büyücek bir çay bahçesi vardı tren yolunun yakınında. Çay bahçesinin hemen arkasında da anneannemin, g ...

Kadıköy’ün ilk köşkünden son fıstık çamına

Kadıköy’ün ara sokaklarında alçak katlı bir apartman daha yıkılıp yerine 35 katlı binalar dikildikçe, mahallenin son kalan fıstık çamı da kesildikçe Kadıköy ahalisinin canı yanıyor. Kadıköy’ün o sayfiye hali, yaz kış çınaraltı püfürtüsüne karşı oturuyormuşuz hissi ne zaman gitti bizden ve ne zamandır üstünü ince bir tabaka plaza çimentosu örtmüş ma ...

Kadıköy’de buluşma vakti

Salgının ilk başladığı zamanlarda İtalya’da istisnasız herkesin ev hapsinde olduğu günlerde bir video düşmüştü sosyal medyaya. Gecenin karanlığında biri, pencerenin gerisinden boş sokağa arya okuyor, diğer evlerin açık pencerelerinden sesler ona katılıyordu. Çünkü insan sosyal bir varlık. Kadıköy de İstanbul’da her dönem bir buluşma yeri olmuştu ...

ARŞİV