Kadıköy’ün ilk köşkünden son fıstık çamına

19 Şubat 2021 - 10:28

Kadıköy’ün ara sokaklarında alçak katlı bir apartman daha yıkılıp yerine 35 katlı binalar dikildikçe, mahallenin son kalan fıstık çamı da kesildikçe Kadıköy ahalisinin canı yanıyor. Kadıköy’ün o sayfiye hali, yaz kış çınaraltı püfürtüsüne karşı oturuyormuşuz hissi ne zaman gitti bizden ve ne zamandır üstünü ince bir tabaka plaza çimentosu örtmüş mahallelerde yaşamaya alıştık; bilmiyoruz. 

Her şey Göztepe’de ilk inşa edilen köşkle başlamıştı oysa. 

19. Yüzyılın başlarında altı üstü 4 mahalleden ibaret Kadıköy, önce Şirketi Hayriye vapurlarının işlemeye başlaması, ardından 1870lerde Anadolu demiryolu hattının inşasıyla büyümeye başladı. 1877-78 Rus Harbi sonrası gelen göçmen grupları Acıbadem, Yeldeğirmeni ve Göztepe istasyon civarına yerleştirildi. Anadolu demiryolu hattı boyunca artan nüfusla hem Pendik’e kadar kıyı köyleri kalabalıklaştı, hem de yüzyıllardır kendi halinde bağlık bahçelik olan Kadıköy kırsalı diyebileceğimiz alanlar, iskâna açıldı.  

19. yüzyılda şehri çağdaş bir kente dönüştürmeye hizmet etsin diye çıkarılan yasalarla yangın yerleri yeniden düzenleniyor, Moda ve Fenerbahçe’den başlayarak sahil şeridi özellikle gayrimüslim ve Levantenlerin ilgi gösterdiği sayfiyelere dönüşüyordu. İç tarafta ise Kızıltoprak’tan Bostancı’ya kadar II. Abdülhamid döneminin önde gelen yöneticileri köşk ve konaklar kurdu. Kadıköy’den Bostancı’ya kadar satın alınan veya Saray tarafından ihsan edilmiş geniş arazilerde sayfiye köşkleri, konakları yaptırmak, vapur seferleri ve tren yolunun sağladığı ulaşım olanakları ile artık mümkündü. Devletin mali sorunlar nedeniyle elden çıkardığı arazilerin iskâna açılması da, Kadıköy’ün kentleşmesine katkı sağladı. Fenerbahçe’de Yavuz Sultan Selim Vakfı’na ait araziler 1870lerde bu şekilde İsviçreli, Fransız, Belçikalı ve Alman 4 aileye satılmıştı. Acıbadem’in ve Hasırcıbaşı bölgesinin Abdülmecid tarafından Kapıcıbaşı Hacı Hüsameddin Efendi’ye verilmesi ise ihsan edilen topraklara örnektir. 

Caddebostan Gazinosu

Ayrıca Ebniye Nizamnameleri gibi şehrin modernleşmesine yönelik kanunlar da mülk alım satımını kolaylaştırıyordu. O zamanın girişimcilerinden Tütüncü Mehmet Efendi, Göztepe çevresinin zamanla değerleneceğini tahmin etmiş olmalı ki, arşını 30 paradan 1000 dönümlük bir arazi satın alarak günümüzde ismini taşıyan sokakta bir köşk yaptırmış. İşte o köşk, ilk köşk. Tütüncü Mehmet Efendi, elindeki araziyi 10 ila 25 dönümlük parçalara bölüp satışa çıkarınca, kısa sürede birçok köşk inşa edilmiş. Bu sayede sadece Göztepe’ye 119 paşanın yerleştiği kaynaklarda geçer.

Göztepe’nin iskâna açılmasında etkili unsurlardan biri de toprak satışlarında padişah izni gerekliliğinin kaldırılmasıdır. Böylece arsa spekülasyonu kolaylaştırılmıştır. Bu sayede gelişen bölge, Cumhuriyet dönemi romanlarına konu olacak güzellikteydi. İnsanların sadece bağ bahçe içinde nefis köşklerin oluşturduğu manzarayı seyretmek için Haydarpaşa ile Bostancı arasında banliyö trenlerine bindiği anlatılır. 

Sayfiye köşklerinin zenginliği ve imkânları çoktu. 20 ila 100 oda arasında değişen mekânlarında kalabalık aile bireyleri bir arada yaşayabiliyordu. Cumhuriyet döneminde ise yöneticilik görevlerini, dolayısıyla makamlarını kaybeden paşalar daha sade hayatlar sürdüler. İhtişamın ve köşklerin asıl sahipleri bu dünyadan ayrıldıktan sonra ise geride kalanlar için aynı yaşam biçimini devam ettirmek mümkün olamadı. Köşkler önce dairelere bölünerek kiraya verildi. Sonrasında araziler parsellenip satıldı. Satılan parsellerde 1950’li 60’lı yılların modern mimari ürünü müstakil evleri ile az katlı apartmanlarla günümüzde özlemle anılan mahalleler oluşmuştur. 1980’lerden sonra bir kere daha bu yapılar yıkılarak, köşkler arsa kenarına çekilerek daha çok katlı apartmanlar inşa edildi. Çıkmaz sokaklar açıldı, taş bahçe duvarları eski zamanların son izleriydi; onlar da ortadan kalktı. Bahçelerdeki çınar ağaçları, fıstık çamları, zeytinlikler seyrekleşti. Bağların kameriyeleri çöp doldu, kimsesizlerin barınağı oldu. 

2000’li yıllarda sahil dolguları ve kentsel dönüşüm hareketiyle tüm Kadıköy bu sefer Pendik’e kadar yeniden değiştirildi. 4-5 katlı apartmanların yerine, çıplak sahillere 35 katlı plazalar inşa edildi. Eskiden ağaçlardan taşan dutların döküldüğü sokaklar inşaat malzemesi taşıyan sayısız kamyonun altında ezilirken, park edilmiş araçların üzerini incecik çimento tabakaları kapladı. Son fıstık ağacı da arada kalmış son bir arsada iki arada bir derede kesilip atıldı. 


 

Yazarın Diğer Yazıları

Geçmişten günümüze Çiftehavuzlar’da hayat

Yüz yıl önce Çiftehavuzlar’da deniz kıyısından kışın kurt sesleri gelirmiş. Henüz her yer bağlık bahçelik, yollar toprak. Kadıköy’de Çiftehavuzlar semtine ismini veren ise içinde içilebilir su biriken gerçekten çifte havuz. Kaynağı tam bilinmeyen bir ayazmadan gelen su lıkır lıkır içilebilecek güzellikte ve ferahlıkta imiş. Havuzların küçük olanını ...

Acıbadem ve Şehzade Ziyaeddin Efendi Köşkü

Kadıköy’ün her yerinde ayrı bir saray masalı geçiyor usul usul ama duyabilmek için kulak kabartmak gerekli. Rasimpaşa Mahallesi’nden Çamlıca’ya kadar günümüzde Acıbadem olarak bilinen bölge, 17. yüzyılda Kızlarağası Mısırlı Osman Ağa’nın mülkü olarak geçer. Kadıköy’de olduğu gibi Acıbadem’de de çok sayıda haremağası iz bırakmış. 15. yüzyılda 100 bi ...

Kurbağalıdere, Gazhane ve Hasanpaşa çevresine tarihten bir bakış

Hasanpaşa, Kadıköy merkezi ile ötesini birleştiren bir bölgedir. Geçen yüzyıldan günümüze Kadıköy’ün karakteristiğindeki dönüşümü belirleyen değişimlere maruz kalmıştır fakat geçiş noktası olduğu için olsa gerek, üzerinde az durulan bir mahalledir. Hasanpaşa Gazhanesi’nin tarihi ise 19. yüzyıl sonlarına dayanıyor. Kuzguncuk’taki gazhane Anadolu yak ...

Kadıköy’de iz bırakan bir Alman ve Bostancı’da Huguenin köşkü

Anadolu yakasında ilk tren yolu hattı, Abdülaziz döneminde Haydarpaşa ile Pendik arasında inşa edildi ve 1872 yılında açıldı. Önce Gebze’ye, sonra İzmit’e uzatıldı. Zaman içinde Ankara’ya kadar gitmesi planlanırken anlaşma bozulunca, Bağdat Demiryolu hattının inşası için Almanlarla yeni bir anlaşma yapıldı.  Demiryolu çalışmaya başladıktan sonra ...

Kadıköy’ün Alman cemaati

Kadıköy’de Almanların varlığı daha çok Bağdat Demiryolu hattının ve Haydarpaşa Garı’nın inşası döneminde bilinir ancak Cumhuriyet döneminde de çok sayıda Alman Moda’ya gelip yerleşmiştir. 1930’lu yıllarda yeni kurulan Cumhuriyetin gereklerinden biri olarak bir üniversite reformu yapılması için girişimlerde bulunuldu. Aynı yıllarda Hitler hükümetini ...

Bir anının çağrıştırdıkları

Küçücük bir anı aklımdan çıkmayıp bana bu yazıyı yazdıran. 19. yüzyılın son çeyreğinde özellikle Abdülhamit devrinde paşaların satın aldıkları arazilere yaptırdıkları köşk ve konaklarla Kadıköy, Bostancı’ya kadar son derece hareketli ve renkli bir sayfiyeye dönüştü. Ancak köşkler ve konaklar sadece sayfiye değil, yaz kış oturulan daimi aile konu ...

Kadıköy’de Sultan V. Murat’ın sarayı

Kuyubaşı’nda günümüzde Marmara Üniversitesi yerleşkesinin bulunduğu yerde eskiden V. Murat Köşkü vardı. Burası biraz yüksekçe bir tepe üzerinde bomboş bir araziydi. Kuyubaşı’ndan Göztepe’ye doğru baktığınızda ufukta büyükçe bir ağaç kümesi arasında V. Murat’ın köşkünü seçebilirdiniz. Etrafı yüksek duvarlarla çevriliydi. O vakitler yoldan bakılınca ...

Göztepe'nin unutulmuş kuruluşu

Göztepe adının gözetlemekten geldiği söylenir. Bizans devrinde Çiftehavuzlar ile Caddebostan sahil şeridinin en yüksek noktası olan günümüzün Göztepe’sinde imparatorların Anadolu’ya çıkmadan önce dinlendikleri veya seferden dönerken gemileriyle şehre girmeden önce konakladıkları bir av köşkü anlatılır. 1329’da yapılan Osmanlı-Bizans antlaşmasına gö ...

Yılbaşı, Noel ve aralık sonunun kerameti

Son yıllarda yılbaşı kutlayanlar, bir Hristiyan kutlaması yapıldığını iddia edenlere, yılbaşı ile Noelin farklı şeyler olduğunu anlatmaya çalışıyor. 24 Aralık’ta Noeli kutlamak bir dini bayram olmaktan öteye Batı’da herkesin hoşuna giden bir gelenek ve keyif. Hz. İsa’nın doğum günü olarak ifade edilir. Halbuki Hz. İsa’nın doğum gününü bilen yok ger ...

Yeldeğirmeni’nde Fransızlar ve Almanlar

Yeldeğirmeni’nde 19. yüzyıla ait eğitim yapıları mimari çevreyi zenginleştiriyor ve bu kentsel biçimlenmede Fransız misyonerleriyle Almanların çekişmelerinin epeyi katkısı var. 19. yüzyılda Katolik misyonerler, Yeldeğirmeni’nde kayda değer bir nüfus yaratmazlar. Ancak her kesimden ve milletten bölge halkına verdikleri sağlık ve eğitim hizmetleriyle ...

Feneryolu’nda bir konak

Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Abdülhamit döneminde ordunun isim yapmış kumandanlarındandı. Konağın yolunda Feneryolu İstasyonu’na giderken köprünün yokuşunu tırmanınca ötede çift kanatlı demir bir kapı varmış. Şimdi elbette yok. Kapıdan girince yol devam ediyor, iki yanında kestane ağaçları. Yan tarafta bir oda var ki buna Fener Odası derlermiş. Rafların ...

Kadıköy’de kaybolup gitmiş Katolik Ermeni ve İtalyan okulları

Yıllar önce Moda’da bir okul için araştırma yaparken bir bakkala girip sokakta okulun yerini sormuş, bakkaldan, “Burada öyle bir okul yok, hiç olmadı, olsa ben bilirdim, uzun yıllardır buradayız biz”, yanıtını almıştım. Dönüp sokağın ismini gösterdim: Mektep Sokak. Okuldan sadece sokağın adı kalmıştı fakat bakkal bir kere olsun bu sokak niçin Mekte ...

Yoğurtçu Parkı

Kurbağalıdere’nin Kalamış’ta denize döküldüğü sahilin, çok eskiden Hasanpaşa’ya yaklaşan daha içerlek bir kıyı çizgisiyle bir haliç oluşturduğu tahmin edilir. Vadinin alçak kesimleri İncirlibostan’a kadar suyla kaplıyken, zaman içinde alüvyonla dolmuş. Ayrıca derenin, denize kavuştuğu noktada Yoğurtçu Deresi adıyla da anıldığı zamanlar var. Günümüz ...

Fenerbahçe Tren İstasyonu

22 Eylül 1872 tarihinden itibaren Feneryolu Tren İstasyonu’ndan başlayıp TCDD tesislerinin bahçesinde biten bir tren yolu hattı, Fenerbahçe’ye yolcu taşıyordu. Darca bir dekovil hattı çapında hizmet verdiği de söylenir fakat fazlası olduğu anlaşılıyor. Fenerbahçe, deniz kenarı mesiresi olmasının yanı sıra, düzenli bahçeler içinde serpilmiş, birkaç ...

Haydarpaşa Çayırı ile yitip gidenler

Rivayete göre Sokrat antik dönemde günümüzdeki Koşuyolu ile Acıbadem arasında kalan bölgenin, Halkedonluların hipodromu olduğunu yazmış. Sokrat bunu gerçekten yazdı mı bilmiyoruz ama antik dönemde burada at yarışları ve binicilik sporlarının yapıldığı anlaşılıyor. Koşuyolu, bir hipodromun izlerini çağırıştıran biçimlenmesiyle bunu destekler nitelik ...

Kızıltoprak’ın hikâyesinden bir kesit

Kadıköy Bizans devrinde de imparatorluğun sayfiyesiydi. Kızıltoprak o zamanlar bağ bahçe içinde bir mesire imiş. Zareta Çeşmesi’nde büyücek bir havuzun içinde küçük timsahlar besledikleri anlatılır. Strabon’un şehirde bulunduğunu söylediği timsahlar acaba bunlar mıydı diyeceğim ama arada en az 300 yıl var. İşte o timsahlı havuzun olduğu yere yüzler ...

Moda’da Dame de Sion Okulu ve yer altı tünelleri

Osmanlı döneminde özellikle kapitülasyonlardan sonra her milletten insan gelip yazları Moda’da oturmaya başladı. İngilizler, Fransızlar, Avusturyalılar, İtalyanlar ve hatta Ruslar vardı. Bu aileler, Kadıköy’ün diğer yerlerinde yaşayan yerli halktan farklıydı; yaşam tarzları, giyimleri, konuştukları dil değişik ve Avrupai idi. Moda adı bundan mı, yo ...

Kasımpatılı ev, kumlu bağlar ve apartmanlar

Eskiden çarşıdan gelen asfalt kaplı ana cadde, yılların boş vermişliğiyle kanalizasyona dönmüş dereyi aşan köprüyü geçerek düz devam eder, camiye varınca ikiye ayrılırdı. Bir kolu aşağıya, sahile uzanır, diğeri ise yukarıya, tren yoluna kavuşurdu. Büyücek bir çay bahçesi vardı tren yolunun yakınında. Çay bahçesinin hemen arkasında da anneannemin, g ...

Kadıköy’de buluşma vakti

Salgının ilk başladığı zamanlarda İtalya’da istisnasız herkesin ev hapsinde olduğu günlerde bir video düşmüştü sosyal medyaya. Gecenin karanlığında biri, pencerenin gerisinden boş sokağa arya okuyor, diğer evlerin açık pencerelerinden sesler ona katılıyordu. Çünkü insan sosyal bir varlık. Kadıköy de İstanbul’da her dönem bir buluşma yeri olmuştu ...

ARŞİV