Haydarpaşa Çayırı ile yitip gidenler

18 Haziran 2021 - 10:49

Rivayete göre Sokrat antik dönemde günümüzdeki Koşuyolu ile Acıbadem arasında kalan bölgenin, Halkedonluların hipodromu olduğunu yazmış. Sokrat bunu gerçekten yazdı mı bilmiyoruz ama antik dönemde burada at yarışları ve binicilik sporlarının yapıldığı anlaşılıyor. Koşuyolu, bir hipodromun izlerini çağırıştıran biçimlenmesiyle bunu destekler niteliktedir. Osmanlı devrinde de atlı spor etkinlikleri, daha farklı karakterde olmakla birlikte, sürdürüldü. Bu devirde bölge, Haydarpaşa Çayırı’nı içine alıyordu. Haydarpaşa, hiçbir zaman mahalle gibi idari bir birim olmadığı için kesin sınırlarını saptamak da zor görünmektedir. Çayırın geçmişi ise 16. yüzyıla kadar gidiyor.

Doğu Roma devrinde burada aziz patriklerin bir araya geldiği bir saray varmış. 1533 yılında vezirliğe yükseltilen Hadım Haydar Paşa’nın bahçesi burada olduğu için bölgenin onun adıyla anıldığı söylenegelir. Ayrıca Sokollu Mehmet Paşa da 16. yüzyılda köşk yaptırmış. Çevre seyrek bir yapılanmayla bağ bahçeler içinde, saray ricalinin av yeri olarak vakit geçirdiği bir sayfiyeydi. Hatta 1800’lerin başında düzenlenen at yarışı oyunlarını II. Mahmut, tebdili kıyafet izlemiş. İlk Türkçe gazete Cerîde-i Havâdis’i çıkaran William Churchill’in, 1836’da Haydarpaşa çayırı civarında avlanırken bir çocuğun ölümüne sebep olması büyük ses getirmişti. Bu olaydan, 19. yüzyılın başlarında çevrede hâlâ av hayvanlarının bulunduğu anlaşılıyor. Sonraki yıllarda ise saray atları Haydarpaşa çayırına çıkarılmış.

Haydarpaşa Çayırı’nda Adile Sultan’ın düğünü ve Komasgi’nin balonu

Saray atlarının çayıra çıkarılması törenlerle yapılan bir şey. Atlar sorguçlarla süslenerek sırayla padişahın önünden geçiriliyor. Çadırlarda geceleri meşaleler yakılıyor, şenlikler düzenleniyor. Sefere çıkılırken bugün etrafını sarmış uçan yollar içinde her zamankinden daha hazin bir belirsizlikle kaybolmuş Ayrılık Çeşmesi’nin son nokta olduğunu herkes biliyordur sanırım. Toplanma ve hazırlık noktası. Süvariler Haydarpaşa Çayırı’nda eğitim görürken piyadeler, Yeldeğirmeni’ndeki Talimhane’de çalışıyorlardı. Günümüzde Gazi Mustafa Kemal Paşa İlkokulu’nun yer aldığı Halit Ağa Caddesi çevresinde geçmiş yüzyıllarda Osmanlı askerlerinin talim yapabilecekleri büyüklükte bir düzlük bulunduğunu hayal etmek zor. 18. yüzyılın başlarında Nizam-ı Cedid ve sekban askerlerinin temel eğitim alanlarından biri olacak kadar nitelikli bir alanmış. Öte yandan Söğütlüçeşme’den Altıyol’a çıkarken eskiden minibüslerin döndüğü sokağın da adı üstünde, Bayram Yeri olduğunu biliyoruz. Üstelik cumhuriyet döneminde aynı işlevin devam ettiğini, çocukluğunu burada geçirmiş Duygu Asena’nın hayattayken anlattıklarından hatırlıyorum. 

Antibiyotik ve benzeri ilaçlar çıktığı için 60-70 yıldır salgın hastalıkları unutmuştuk fakat tüberküloz, 1950’lere kadar cidden yaygın bir hastalıktı. Haydarpaşa çevresindeki bağ ve bahçeler, verem hastaları için de Çamlıca havası alan şifa yerleri olarak meşhurmuş. 

Haydarpaşa Çayırı

Tanzimat’tan sonra çayırların idaresi ve kullanımında değişiklikler oluyor. Çayırlar yine hazine malı ama mesela Haydarpaşa Çayırı otlarının kesilerek gazete ilanıyla satışa çıkarıldığını öğreniyoruz. Bir taraftan da saray ahalisinin düğünleri burada yapılıyor. Sultan Abdülmecid’in kızkardeşi Adile Sultan’ın düğünü esnasında çayır semalarında uçuşa geçen İtalyan Komasgi’nin balonunun sert bir rüzgara kapılarak Marmara Denizi istikametinde kaybolup gitmesi ve kendisinden bir daha haber alınamaması da Haydarpaşa Çayırı’nın ünlü hikayelerindendir. 

19. yüzyılın sonlarında çayır artık iyice küçülmüştür. Zaten ortasından tren yolu geçmiştir. Eskiden bugünkü köprünün altında çok sayıda dükkandan meydana gelen Haydarpaşa Çarşısı varmış. Moda’nın artık yerinde yeller esen meşhur Bomonti Gazinosu da ilk başta burada açılmış. 

Eski zamanların kalabalık olmayan fakat nezih İbrahimağa Mahallesi’nin adını aldığı İbrahimağa Camii’nin karşısında, heybetli çınarın gölgesini düşürdüğü minik kahve ve burada yaşanmış anıları bize hatırlatacak anı kitaplarındaki satırlardan başka bir şey kalmadı geriye.

İbrahim Ağa, III. Murat’ın Darüssaade ağalarındanmış ve 1580’de yaptırdığı İbrahimağa Camii, Osmanağa Camii’nden bile eskiymiş. Kadıköy’ün en işlek mahallelerine adlarını veren Osman Ağa, Cafer Ağa ve İbrahim Ağa’nın kardeş oldukları bazı kaynaklarda geçse de bu insanların yaşadığı tarihler, bu varsayımı desteklememektedir. 

Yazarın Diğer Yazıları

Geçmişten günümüze Çiftehavuzlar’da hayat

Yüz yıl önce Çiftehavuzlar’da deniz kıyısından kışın kurt sesleri gelirmiş. Henüz her yer bağlık bahçelik, yollar toprak. Kadıköy’de Çiftehavuzlar semtine ismini veren ise içinde içilebilir su biriken gerçekten çifte havuz. Kaynağı tam bilinmeyen bir ayazmadan gelen su lıkır lıkır içilebilecek güzellikte ve ferahlıkta imiş. Havuzların küçük olanını ...

Acıbadem ve Şehzade Ziyaeddin Efendi Köşkü

Kadıköy’ün her yerinde ayrı bir saray masalı geçiyor usul usul ama duyabilmek için kulak kabartmak gerekli. Rasimpaşa Mahallesi’nden Çamlıca’ya kadar günümüzde Acıbadem olarak bilinen bölge, 17. yüzyılda Kızlarağası Mısırlı Osman Ağa’nın mülkü olarak geçer. Kadıköy’de olduğu gibi Acıbadem’de de çok sayıda haremağası iz bırakmış. 15. yüzyılda 100 bi ...

Kurbağalıdere, Gazhane ve Hasanpaşa çevresine tarihten bir bakış

Hasanpaşa, Kadıköy merkezi ile ötesini birleştiren bir bölgedir. Geçen yüzyıldan günümüze Kadıköy’ün karakteristiğindeki dönüşümü belirleyen değişimlere maruz kalmıştır fakat geçiş noktası olduğu için olsa gerek, üzerinde az durulan bir mahalledir. Hasanpaşa Gazhanesi’nin tarihi ise 19. yüzyıl sonlarına dayanıyor. Kuzguncuk’taki gazhane Anadolu yak ...

Kadıköy’de iz bırakan bir Alman ve Bostancı’da Huguenin köşkü

Anadolu yakasında ilk tren yolu hattı, Abdülaziz döneminde Haydarpaşa ile Pendik arasında inşa edildi ve 1872 yılında açıldı. Önce Gebze’ye, sonra İzmit’e uzatıldı. Zaman içinde Ankara’ya kadar gitmesi planlanırken anlaşma bozulunca, Bağdat Demiryolu hattının inşası için Almanlarla yeni bir anlaşma yapıldı.  Demiryolu çalışmaya başladıktan sonra ...

Kadıköy’ün Alman cemaati

Kadıköy’de Almanların varlığı daha çok Bağdat Demiryolu hattının ve Haydarpaşa Garı’nın inşası döneminde bilinir ancak Cumhuriyet döneminde de çok sayıda Alman Moda’ya gelip yerleşmiştir. 1930’lu yıllarda yeni kurulan Cumhuriyetin gereklerinden biri olarak bir üniversite reformu yapılması için girişimlerde bulunuldu. Aynı yıllarda Hitler hükümetini ...

Bir anının çağrıştırdıkları

Küçücük bir anı aklımdan çıkmayıp bana bu yazıyı yazdıran. 19. yüzyılın son çeyreğinde özellikle Abdülhamit devrinde paşaların satın aldıkları arazilere yaptırdıkları köşk ve konaklarla Kadıköy, Bostancı’ya kadar son derece hareketli ve renkli bir sayfiyeye dönüştü. Ancak köşkler ve konaklar sadece sayfiye değil, yaz kış oturulan daimi aile konu ...

Kadıköy’de Sultan V. Murat’ın sarayı

Kuyubaşı’nda günümüzde Marmara Üniversitesi yerleşkesinin bulunduğu yerde eskiden V. Murat Köşkü vardı. Burası biraz yüksekçe bir tepe üzerinde bomboş bir araziydi. Kuyubaşı’ndan Göztepe’ye doğru baktığınızda ufukta büyükçe bir ağaç kümesi arasında V. Murat’ın köşkünü seçebilirdiniz. Etrafı yüksek duvarlarla çevriliydi. O vakitler yoldan bakılınca ...

Göztepe'nin unutulmuş kuruluşu

Göztepe adının gözetlemekten geldiği söylenir. Bizans devrinde Çiftehavuzlar ile Caddebostan sahil şeridinin en yüksek noktası olan günümüzün Göztepe’sinde imparatorların Anadolu’ya çıkmadan önce dinlendikleri veya seferden dönerken gemileriyle şehre girmeden önce konakladıkları bir av köşkü anlatılır. 1329’da yapılan Osmanlı-Bizans antlaşmasına gö ...

Yılbaşı, Noel ve aralık sonunun kerameti

Son yıllarda yılbaşı kutlayanlar, bir Hristiyan kutlaması yapıldığını iddia edenlere, yılbaşı ile Noelin farklı şeyler olduğunu anlatmaya çalışıyor. 24 Aralık’ta Noeli kutlamak bir dini bayram olmaktan öteye Batı’da herkesin hoşuna giden bir gelenek ve keyif. Hz. İsa’nın doğum günü olarak ifade edilir. Halbuki Hz. İsa’nın doğum gününü bilen yok ger ...

Yeldeğirmeni’nde Fransızlar ve Almanlar

Yeldeğirmeni’nde 19. yüzyıla ait eğitim yapıları mimari çevreyi zenginleştiriyor ve bu kentsel biçimlenmede Fransız misyonerleriyle Almanların çekişmelerinin epeyi katkısı var. 19. yüzyılda Katolik misyonerler, Yeldeğirmeni’nde kayda değer bir nüfus yaratmazlar. Ancak her kesimden ve milletten bölge halkına verdikleri sağlık ve eğitim hizmetleriyle ...

Feneryolu’nda bir konak

Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Abdülhamit döneminde ordunun isim yapmış kumandanlarındandı. Konağın yolunda Feneryolu İstasyonu’na giderken köprünün yokuşunu tırmanınca ötede çift kanatlı demir bir kapı varmış. Şimdi elbette yok. Kapıdan girince yol devam ediyor, iki yanında kestane ağaçları. Yan tarafta bir oda var ki buna Fener Odası derlermiş. Rafların ...

Kadıköy’de kaybolup gitmiş Katolik Ermeni ve İtalyan okulları

Yıllar önce Moda’da bir okul için araştırma yaparken bir bakkala girip sokakta okulun yerini sormuş, bakkaldan, “Burada öyle bir okul yok, hiç olmadı, olsa ben bilirdim, uzun yıllardır buradayız biz”, yanıtını almıştım. Dönüp sokağın ismini gösterdim: Mektep Sokak. Okuldan sadece sokağın adı kalmıştı fakat bakkal bir kere olsun bu sokak niçin Mekte ...

Yoğurtçu Parkı

Kurbağalıdere’nin Kalamış’ta denize döküldüğü sahilin, çok eskiden Hasanpaşa’ya yaklaşan daha içerlek bir kıyı çizgisiyle bir haliç oluşturduğu tahmin edilir. Vadinin alçak kesimleri İncirlibostan’a kadar suyla kaplıyken, zaman içinde alüvyonla dolmuş. Ayrıca derenin, denize kavuştuğu noktada Yoğurtçu Deresi adıyla da anıldığı zamanlar var. Günümüz ...

Fenerbahçe Tren İstasyonu

22 Eylül 1872 tarihinden itibaren Feneryolu Tren İstasyonu’ndan başlayıp TCDD tesislerinin bahçesinde biten bir tren yolu hattı, Fenerbahçe’ye yolcu taşıyordu. Darca bir dekovil hattı çapında hizmet verdiği de söylenir fakat fazlası olduğu anlaşılıyor. Fenerbahçe, deniz kenarı mesiresi olmasının yanı sıra, düzenli bahçeler içinde serpilmiş, birkaç ...

Kızıltoprak’ın hikâyesinden bir kesit

Kadıköy Bizans devrinde de imparatorluğun sayfiyesiydi. Kızıltoprak o zamanlar bağ bahçe içinde bir mesire imiş. Zareta Çeşmesi’nde büyücek bir havuzun içinde küçük timsahlar besledikleri anlatılır. Strabon’un şehirde bulunduğunu söylediği timsahlar acaba bunlar mıydı diyeceğim ama arada en az 300 yıl var. İşte o timsahlı havuzun olduğu yere yüzler ...

Moda’da Dame de Sion Okulu ve yer altı tünelleri

Osmanlı döneminde özellikle kapitülasyonlardan sonra her milletten insan gelip yazları Moda’da oturmaya başladı. İngilizler, Fransızlar, Avusturyalılar, İtalyanlar ve hatta Ruslar vardı. Bu aileler, Kadıköy’ün diğer yerlerinde yaşayan yerli halktan farklıydı; yaşam tarzları, giyimleri, konuştukları dil değişik ve Avrupai idi. Moda adı bundan mı, yo ...

Kasımpatılı ev, kumlu bağlar ve apartmanlar

Eskiden çarşıdan gelen asfalt kaplı ana cadde, yılların boş vermişliğiyle kanalizasyona dönmüş dereyi aşan köprüyü geçerek düz devam eder, camiye varınca ikiye ayrılırdı. Bir kolu aşağıya, sahile uzanır, diğeri ise yukarıya, tren yoluna kavuşurdu. Büyücek bir çay bahçesi vardı tren yolunun yakınında. Çay bahçesinin hemen arkasında da anneannemin, g ...

Kadıköy’ün ilk köşkünden son fıstık çamına

Kadıköy’ün ara sokaklarında alçak katlı bir apartman daha yıkılıp yerine 35 katlı binalar dikildikçe, mahallenin son kalan fıstık çamı da kesildikçe Kadıköy ahalisinin canı yanıyor. Kadıköy’ün o sayfiye hali, yaz kış çınaraltı püfürtüsüne karşı oturuyormuşuz hissi ne zaman gitti bizden ve ne zamandır üstünü ince bir tabaka plaza çimentosu örtmüş ma ...

Kadıköy’de buluşma vakti

Salgının ilk başladığı zamanlarda İtalya’da istisnasız herkesin ev hapsinde olduğu günlerde bir video düşmüştü sosyal medyaya. Gecenin karanlığında biri, pencerenin gerisinden boş sokağa arya okuyor, diğer evlerin açık pencerelerinden sesler ona katılıyordu. Çünkü insan sosyal bir varlık. Kadıköy de İstanbul’da her dönem bir buluşma yeri olmuştu ...

ARŞİV