Kadıköy’de buluşma vakti

21 Ocak 2021 - 18:25

Salgının ilk başladığı zamanlarda İtalya’da istisnasız herkesin ev hapsinde olduğu günlerde bir video düşmüştü sosyal medyaya. Gecenin karanlığında biri, pencerenin gerisinden boş sokağa arya okuyor, diğer evlerin açık pencerelerinden sesler ona katılıyordu. Çünkü insan sosyal bir varlık. 

Kadıköy de İstanbul’da her dönem bir buluşma yeri olmuştur. Yazın kültürümüzün en şenlikli yazarlarından Ahmet Rasim, bir gün gazetesinde oturan Refi Cevat Ulunay'a, “Papaz'ın Bağı'nda rehin kaldım, 2 lira gönder” yazılı bir pusula ulaştırır elden. Ahmet Haşim, Yakup Kadri, Yahya Kemal, Ömer Seyfettin, Refik Halid, Nazım Hikmet, Neyzen Tevfik, Münir Nureddin Selçuk gibi yazar ve sanatçılarımız, yaşamlarının tüm zorluk ve zenginlikleriyle Kadıköy’den geçtiler. Zamanın inceliklerini Gülriz Sururi, Ali Neyzi, Serteller, Cahit Uçuk ve ille de Selim İleri gibi yazarlarımızın kaleminden öğreniyoruz. Geçen yüzyıl boyunca Kadıköy’ün havasını soluğumuzda hissetme olanağı doğuyor. İşte o zaman anlıyorsunuz bir kenti bu kadar kıymetli yapan özelliklerin, hayatlarla nasıl iç içe geçtiğini. 

Mühürdar Gazinosu, 1930'lar

Kadıköy'de Altıyol kavşağının ortasında şimdi fırlayıp birini toslayıverecekmiş gibi bir boğa heykeli durur. Randevulaşanlar, “Altıyol'da, heykelin orada” derler birbirlerine. Antik çağlarda da Kadıköy’deki yerleşim yerinin giriş kapısının buradan olduğu tahmin ediliyor. Bölgedeki yerleşme, Altıyol, Sakızağacı, Mühürdar ve Söğütlüçeşme arasında surlarla çevriliydi. İnşaat kazılarında bu surlara ait kalıntılara rastlanmıştır. 

Kadıköy de tıpkı karşısındaki İstanbul gibi defalarca istilaya maruz kalmıştır. Buna karşın Doğu Roma devrinden itibaren, Kadıköy’den Pendik’e kadar manastır ve kiliseler, hamamlar, saraylarla imar edilmiş bağlık bahçelik gözde bir sayfiye yeriydi. Bu yapıların taşları yıkıldıkça yeni binalarda kullanıldığından ortada pek bir kalıntı bulmak mümkün değil fakat Brias Sarayı 9. Yüzyıldan kalma bir yapı olarak Küçükyalı’da temel kalıntılarıyla da olsa duruyordu. 

Osmanlı devrinde de II. Bayezid zamanında yaptırılan başka bir sarayın, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a onartılması, Fenerbahçe’nin ilgi gördüğünü gösterir. Bu saraydan günümüze bir iz kalmamıştır. 

Ayrıca Kadıköy’den Bostancı’ya kadar bağlar meşhurdu. Feneryolu’nda Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın bağları, o bağları verimli tutmak için verdiği uğraşlar bilinir. Söğütlüçeşme bağlarının üzümlerinden yapılan şaraplar o kadar beğeniliyordu ki 20. yüzyılın başında Beyoğlu’nun en ünlü ve gözde oteli Perapalas’ta konuklara ikram ediliyordu. 

Kadıköy’ün gelişmesi asıl 1860’larda meydana gelen yangının arkasından kentsel dokunun değişmesiyle olmuştur. O zamanlar Kadıköy henüz küçük bir kasaba görünümündeydi. Yangın nedeniyle çarşıdan Altıyol’a kadar olan alanın etkilendiği, 250 hanenin yanıp kül olduğu aktarılır. Bundan sonra 19. yüzyılda İstanbul’un yangın sonrası tüm bölgelerinde uygulanan ızgara plan düzenlemeleriyle yeni bir kentleşme sürecine girildi. Çarşıdan Mühürdar’a uzanan caddenin dik sokaklarla kesildiği noktalarda köşelerin düzlenmesiyle oluşturulan minik meydanlar, o ızgara plan uygulamalarının eseridir. 

Kadıköy’ün sayfiye yeri olma özelliği uzun yıllar devam etti, çayırları, mesire yerleri önemini korudu. Nüfus henüz o kadar yoğun da değildi elbette. Şunun şurasında 40-50 yıl öncesine kadar hemen tüm yazar ve sanatçılarımız Kalamış kıyılarında, Kuşdili, Haydarpaşa, Moda’da çay bahçesi ve gazinoların, Fenerbahçe’nin devamlı müşterileri arasındaydılar. Cumhuriyet döneminin ümitlerini, hem sade gururlu coşkularını, hem de mücadelelerini, Kadıköy’ü adeta bir arka sahne yaparak, yaşamları ve bıraktıklarıyla gösterir bize bu müthiş insanlar. 

Sonra akide şekeri nasıl sessizce hayatımızdan çıkıp gittiyse öyle, o eşsiz değerlerimiz de artık yoklar. Kadıköy bugün tarihten kalma esintileriyle özellikle gençlerin cıvıltısına yerleşik bir çevre oluşturuyor. Eski günleri kıyısından da olsa hem yaşamış hem asıl sahiplerinden okuyup dinlemişler içinse Papazın Bağı’nda 2 lirayı rehin beklemek bitmeyecek gibi.  



 

Yazarın Diğer Yazıları

Geçmişten günümüze Çiftehavuzlar’da hayat

Yüz yıl önce Çiftehavuzlar’da deniz kıyısından kışın kurt sesleri gelirmiş. Henüz her yer bağlık bahçelik, yollar toprak. Kadıköy’de Çiftehavuzlar semtine ismini veren ise içinde içilebilir su biriken gerçekten çifte havuz. Kaynağı tam bilinmeyen bir ayazmadan gelen su lıkır lıkır içilebilecek güzellikte ve ferahlıkta imiş. Havuzların küçük olanını ...

Acıbadem ve Şehzade Ziyaeddin Efendi Köşkü

Kadıköy’ün her yerinde ayrı bir saray masalı geçiyor usul usul ama duyabilmek için kulak kabartmak gerekli. Rasimpaşa Mahallesi’nden Çamlıca’ya kadar günümüzde Acıbadem olarak bilinen bölge, 17. yüzyılda Kızlarağası Mısırlı Osman Ağa’nın mülkü olarak geçer. Kadıköy’de olduğu gibi Acıbadem’de de çok sayıda haremağası iz bırakmış. 15. yüzyılda 100 bi ...

Kurbağalıdere, Gazhane ve Hasanpaşa çevresine tarihten bir bakış

Hasanpaşa, Kadıköy merkezi ile ötesini birleştiren bir bölgedir. Geçen yüzyıldan günümüze Kadıköy’ün karakteristiğindeki dönüşümü belirleyen değişimlere maruz kalmıştır fakat geçiş noktası olduğu için olsa gerek, üzerinde az durulan bir mahalledir. Hasanpaşa Gazhanesi’nin tarihi ise 19. yüzyıl sonlarına dayanıyor. Kuzguncuk’taki gazhane Anadolu yak ...

Kadıköy’de iz bırakan bir Alman ve Bostancı’da Huguenin köşkü

Anadolu yakasında ilk tren yolu hattı, Abdülaziz döneminde Haydarpaşa ile Pendik arasında inşa edildi ve 1872 yılında açıldı. Önce Gebze’ye, sonra İzmit’e uzatıldı. Zaman içinde Ankara’ya kadar gitmesi planlanırken anlaşma bozulunca, Bağdat Demiryolu hattının inşası için Almanlarla yeni bir anlaşma yapıldı.  Demiryolu çalışmaya başladıktan sonra ...

Kadıköy’ün Alman cemaati

Kadıköy’de Almanların varlığı daha çok Bağdat Demiryolu hattının ve Haydarpaşa Garı’nın inşası döneminde bilinir ancak Cumhuriyet döneminde de çok sayıda Alman Moda’ya gelip yerleşmiştir. 1930’lu yıllarda yeni kurulan Cumhuriyetin gereklerinden biri olarak bir üniversite reformu yapılması için girişimlerde bulunuldu. Aynı yıllarda Hitler hükümetini ...

Bir anının çağrıştırdıkları

Küçücük bir anı aklımdan çıkmayıp bana bu yazıyı yazdıran. 19. yüzyılın son çeyreğinde özellikle Abdülhamit devrinde paşaların satın aldıkları arazilere yaptırdıkları köşk ve konaklarla Kadıköy, Bostancı’ya kadar son derece hareketli ve renkli bir sayfiyeye dönüştü. Ancak köşkler ve konaklar sadece sayfiye değil, yaz kış oturulan daimi aile konu ...

Kadıköy’de Sultan V. Murat’ın sarayı

Kuyubaşı’nda günümüzde Marmara Üniversitesi yerleşkesinin bulunduğu yerde eskiden V. Murat Köşkü vardı. Burası biraz yüksekçe bir tepe üzerinde bomboş bir araziydi. Kuyubaşı’ndan Göztepe’ye doğru baktığınızda ufukta büyükçe bir ağaç kümesi arasında V. Murat’ın köşkünü seçebilirdiniz. Etrafı yüksek duvarlarla çevriliydi. O vakitler yoldan bakılınca ...

Göztepe'nin unutulmuş kuruluşu

Göztepe adının gözetlemekten geldiği söylenir. Bizans devrinde Çiftehavuzlar ile Caddebostan sahil şeridinin en yüksek noktası olan günümüzün Göztepe’sinde imparatorların Anadolu’ya çıkmadan önce dinlendikleri veya seferden dönerken gemileriyle şehre girmeden önce konakladıkları bir av köşkü anlatılır. 1329’da yapılan Osmanlı-Bizans antlaşmasına gö ...

Yılbaşı, Noel ve aralık sonunun kerameti

Son yıllarda yılbaşı kutlayanlar, bir Hristiyan kutlaması yapıldığını iddia edenlere, yılbaşı ile Noelin farklı şeyler olduğunu anlatmaya çalışıyor. 24 Aralık’ta Noeli kutlamak bir dini bayram olmaktan öteye Batı’da herkesin hoşuna giden bir gelenek ve keyif. Hz. İsa’nın doğum günü olarak ifade edilir. Halbuki Hz. İsa’nın doğum gününü bilen yok ger ...

Yeldeğirmeni’nde Fransızlar ve Almanlar

Yeldeğirmeni’nde 19. yüzyıla ait eğitim yapıları mimari çevreyi zenginleştiriyor ve bu kentsel biçimlenmede Fransız misyonerleriyle Almanların çekişmelerinin epeyi katkısı var. 19. yüzyılda Katolik misyonerler, Yeldeğirmeni’nde kayda değer bir nüfus yaratmazlar. Ancak her kesimden ve milletten bölge halkına verdikleri sağlık ve eğitim hizmetleriyle ...

Feneryolu’nda bir konak

Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Abdülhamit döneminde ordunun isim yapmış kumandanlarındandı. Konağın yolunda Feneryolu İstasyonu’na giderken köprünün yokuşunu tırmanınca ötede çift kanatlı demir bir kapı varmış. Şimdi elbette yok. Kapıdan girince yol devam ediyor, iki yanında kestane ağaçları. Yan tarafta bir oda var ki buna Fener Odası derlermiş. Rafların ...

Kadıköy’de kaybolup gitmiş Katolik Ermeni ve İtalyan okulları

Yıllar önce Moda’da bir okul için araştırma yaparken bir bakkala girip sokakta okulun yerini sormuş, bakkaldan, “Burada öyle bir okul yok, hiç olmadı, olsa ben bilirdim, uzun yıllardır buradayız biz”, yanıtını almıştım. Dönüp sokağın ismini gösterdim: Mektep Sokak. Okuldan sadece sokağın adı kalmıştı fakat bakkal bir kere olsun bu sokak niçin Mekte ...

Yoğurtçu Parkı

Kurbağalıdere’nin Kalamış’ta denize döküldüğü sahilin, çok eskiden Hasanpaşa’ya yaklaşan daha içerlek bir kıyı çizgisiyle bir haliç oluşturduğu tahmin edilir. Vadinin alçak kesimleri İncirlibostan’a kadar suyla kaplıyken, zaman içinde alüvyonla dolmuş. Ayrıca derenin, denize kavuştuğu noktada Yoğurtçu Deresi adıyla da anıldığı zamanlar var. Günümüz ...

Fenerbahçe Tren İstasyonu

22 Eylül 1872 tarihinden itibaren Feneryolu Tren İstasyonu’ndan başlayıp TCDD tesislerinin bahçesinde biten bir tren yolu hattı, Fenerbahçe’ye yolcu taşıyordu. Darca bir dekovil hattı çapında hizmet verdiği de söylenir fakat fazlası olduğu anlaşılıyor. Fenerbahçe, deniz kenarı mesiresi olmasının yanı sıra, düzenli bahçeler içinde serpilmiş, birkaç ...

Haydarpaşa Çayırı ile yitip gidenler

Rivayete göre Sokrat antik dönemde günümüzdeki Koşuyolu ile Acıbadem arasında kalan bölgenin, Halkedonluların hipodromu olduğunu yazmış. Sokrat bunu gerçekten yazdı mı bilmiyoruz ama antik dönemde burada at yarışları ve binicilik sporlarının yapıldığı anlaşılıyor. Koşuyolu, bir hipodromun izlerini çağırıştıran biçimlenmesiyle bunu destekler nitelik ...

Kızıltoprak’ın hikâyesinden bir kesit

Kadıköy Bizans devrinde de imparatorluğun sayfiyesiydi. Kızıltoprak o zamanlar bağ bahçe içinde bir mesire imiş. Zareta Çeşmesi’nde büyücek bir havuzun içinde küçük timsahlar besledikleri anlatılır. Strabon’un şehirde bulunduğunu söylediği timsahlar acaba bunlar mıydı diyeceğim ama arada en az 300 yıl var. İşte o timsahlı havuzun olduğu yere yüzler ...

Moda’da Dame de Sion Okulu ve yer altı tünelleri

Osmanlı döneminde özellikle kapitülasyonlardan sonra her milletten insan gelip yazları Moda’da oturmaya başladı. İngilizler, Fransızlar, Avusturyalılar, İtalyanlar ve hatta Ruslar vardı. Bu aileler, Kadıköy’ün diğer yerlerinde yaşayan yerli halktan farklıydı; yaşam tarzları, giyimleri, konuştukları dil değişik ve Avrupai idi. Moda adı bundan mı, yo ...

Kasımpatılı ev, kumlu bağlar ve apartmanlar

Eskiden çarşıdan gelen asfalt kaplı ana cadde, yılların boş vermişliğiyle kanalizasyona dönmüş dereyi aşan köprüyü geçerek düz devam eder, camiye varınca ikiye ayrılırdı. Bir kolu aşağıya, sahile uzanır, diğeri ise yukarıya, tren yoluna kavuşurdu. Büyücek bir çay bahçesi vardı tren yolunun yakınında. Çay bahçesinin hemen arkasında da anneannemin, g ...

Kadıköy’ün ilk köşkünden son fıstık çamına

Kadıköy’ün ara sokaklarında alçak katlı bir apartman daha yıkılıp yerine 35 katlı binalar dikildikçe, mahallenin son kalan fıstık çamı da kesildikçe Kadıköy ahalisinin canı yanıyor. Kadıköy’ün o sayfiye hali, yaz kış çınaraltı püfürtüsüne karşı oturuyormuşuz hissi ne zaman gitti bizden ve ne zamandır üstünü ince bir tabaka plaza çimentosu örtmüş ma ...

ARŞİV