Bağdat Caddesi

04 Kasım 2021 - 13:48

Evliya Çelebi seyahatnamesinde şöyle der: “Sultan, Bağdat’ı yedi bin mühendisiyle öyle sağlam ve müstahkem etti ki Bağdat, Bağdat olalı bu imaret ve abadanlığı ilk defa görmüştür.” Bağdat bir dönemler Osmanlı Devleti’nin en önemli vilayetlerinden biri olup, Dicle nehri kenarında, ticaret yolları üzerinde, stratejik konumu çok önemli bir bölgede kuruluydu. Bu önemli vilayete sefer hazırlıklarının başladığı yer Üsküdar ve ordunun yola koyulduğu güzergâhın başlangıcı Haydarpaşa’dan Bostancı’ya kadar, neredeyse bir uçtan diğer uca Kadıköy’dü. IV. Murat’ın 1638 yılında Bağdat seferinden zaferle dönmesinin ardından bu yol Bağdat Yolu olarak adlandırılmaya başlandı. Boş arazi, tarla, bahçe ve bostanlar arasından geçen bu yolu kullanacak ordu ve kervanlar için çeşme ve namazgâhlar yapılmıştı. İstanbul’un sebze meyve ihtiyacının karşılanmasında önemli yer tutan Kızıltoprak Bostancı hattı üzerindeki çeşme ve namazgâhlar, Bağdat Yolu’nun güzergâhını da açıkça belli etmektedir. Yolun üzerinde, günümüz Kadıköyü’nün en uç noktası olan Bostancı mahallesi, Osmanlı döneminde şehrin sınırını teşkil ediyordu. Hem insanların hem hayvanların faydalanabilmesi için üç yalaklı olarak yaptırılan çeşmesi, namazgâhı, karakolu ve dere üzerindeki taş köprüsüyle Bostancı ve dolayısıyla Kadıköy, başkent İstanbul’u terk edip doğuya yol alan ordu ve kervanların da bir anlamda şehirle vedalaştıkları nokta oluyordu. 

KADIKÖY’DEN BAĞDAT’A GİDEN YOL

Kadıköy, askeri seferlerden çok uzun yıllar sonra, Anadolu Bağdat demir yolu projesiyle bir kez daha Doğu’ya seyahatin ve nihai olarak Bağdat’a ulaşmanın çıkış noktası olacaktı. Bağdat’ı da geçip Basra’ya kadar ulaşan hat 1940 yılında tamamlanmış olsa da, Haydarpaşa’dan başlayan ve Bağdat Yolu’na paralel ilerleyen demir yolunun inşası ve istasyon binalarının yapılması Kadıköy’ün Bağdat Yolu’nun Bağdat Caddesi’ne dönüşmesinde önemli rol üstlenmişti.  Kadıköy’e vapur seferlerinin başlamasından sonra 1872 yılında Haydarpaşa Pendik demir yolu hattının da yapılmasıyla Kızıltoprak, Bostancı arası yerleşim başlamış, bir biri ardına köşkler de inşa edilir olmuştu. 1882 yılında çıkan Osmanlı’nın ilk imar yasası Ebniye kanunu neticesinde boş arsaların ve tarlaların bölünerek parselasyon yapılmaya başlanmasıyla köşklerin sayısı da artmaya başlamış; konut, okul, karakol, cami gibi yapılarla çevrelenmeye başlayan yol, yıllar içinde bir kamusal alan olarak cadde hüvviyetine de bürünmeye başlamıştı. II.Abdülhamit’in oğullarından Mehmet Selim Efendi’nin Göztepe’de, Abdülkadir Efendi’nin Feneryolu’nda birer köşk sahibi oldukları bu dönemde devlet erkanı ve paşalar cadde boyuna büyük ilgi göstermiş ve hem yazlık hem kışlık kullanabilecekleri köşklerin sahibi olmaya başlamışlardı. II.Abdülhamit dönemi nazırlarından Ahmet Zühtü Paşa da caddenin başlangıç noktası olan Kızıltoprak’ta caddeye yakın konağının yanı sıra cadde üzerine 1884 yılında bir cami ve 1889’da sıbyan mektebi yaptırmıştı. 1910 yılından itibaren Hariciye memurlarından Fahir Bey’le evlenen II.Abdülhamit’in kızlarından Şadiye Sultan yazları Erenköy’deki köşklerinde, Binbaşı Ali Fuat Bey’le evlenen Rafia Sultan da yazları Feneryolu’ndaki köşklerinde yaşamaya başlamışlardı. Caddeye ismini veren önemli vilayet Bağdat’ın valisi Yusuf Paşa’nın köşkü de Erenköy’de tren yoluyla cadde arasında bulunmaktaydı. Cadde’ye paralel uzanan demir yolu hattı boyunca Kızıltoprak’tan Bostancı’ya kadar birer birer tren istasyonlarının yapılması ve Caddebostan, Suadiye, Bostancı’ya düzenli vapur seferlerinin de başlamasıyla Kadıköy’ün üç nahiyesinden biri olan Kızıltoprak’ta olduğu gibi bir diğeri Erenköy’de de nüfus artmaya başlamış, 1914 yılındaysa cadde boyundaki son iki tren istasyonunun bulunduğu Suadiye ve Bostancı, İçerenköy’den ayrılarak iki yeni mahalle olarak belirlenmişti. Bu mahallelerden Suadiye, ismini 1905 yılında II.Abdülhamit’in maliye nazırı Reşat Paşa’nın kızı Suad Hanım için yaptırdığı camiden almıştı.

CADDE’DE İLK ASFALTLAMA 1930’DA YAPILDI

Bazı bölgeleri toprak bazı bölgeleri kaldırım taşı olup tek taşıma vasıtasının atlı arabalar olduğu caddede, 1930 yılında yapılan Selamiçeşme Bostancı asfalt yolu sonrası Bağdat Yolu iyiden iyiye cadde kimliğine bürünmeye başlar. Caddebostan Plajı, Suadiye Plajı ve Gazinosu’nun da hareket ve canlılık getirdiği güzergâh için aynı yıl Suadiye Otobüs Şirketi kurulur ve taşımacılık faaliyetlerine başlar. Asfalt yolun yapılması ve cadde boyu ulaşımın başlaması imar işlerini de artırır. Asfaltın hemen bir kaç yıl içinde bozulması ve caddede derin çukurların oluşması özellikle hem arsa yatırımı yapanların hem ev yaptıranların şikayetlerine yol açar.  Caddenin asfaltının belli aralıklarla bozulması ve dolayısıyla şikayetler 1950’li yıllara kadar sürer. Bağdat Caddesine ulaşımı kolaylaştıran, caddenin değerini artıran en önemli gelişme ise 1934 Ekim ayında Kadıköy Bostancı tramvay hattının işletmeye açılması olur. O yıl aynı zamanda Kurbağalıdere taş köprüsüyle Bostancı taş köprüsü arasındaki yol resmî olarak Bağdat Caddesi olarak adlandırılmaya başlanır. Cadde genişletilir ve yeni parsellerde villa tipi yeni inşaat faaliyetleri hız kazanır. 

“ASFALT BAĞDAT CADDESİ ÜZERİNDE KÜBİK EV”

Bu dönemde Bağdat Caddesi boyunca ünlü mimarlarımız Emin Onat, Zeki Sayar ve Vedat Tek’in tasarladığı villalar boy gösterir. “Asfalt Bağdat Caddesi üzerinde yeni yapılmış son sistem kübik bir ev satılıktır” örneğinde olduğu gibi, satılık ev ilanları sıklıkla gazete sayfalarında yer alır. Artık caddenin sakinlerinin değiştiği, hayat tarzının farklılaştığı yıllar başlamış olur. Kenan Hulusi Koray’ın “Sayfiye’de Bir Numara” adlı öyküsü şu cümleyle başlar : “Asfalt yapıldıktan sonra bizim sayfiye birden bire değişti... önümüzden şimdi tramvay geçiyor. İstasyonda arabalar, otomobiller, bisikletli kızlar. Deniz kenarındaki plaj yanında bir de büyük gazino açıldı...” Sermet Muhtar Alus 1939 yılındaki bir yazısında Bağdat Yolu’nun Cadde’ye dönüşmesiyle geçirdiği değişimi şöyle anlatır: “O ne mene caddeydi bilenler bilir. Kambur kumbur, toz duman, çamur batak. Bugünki çeşit çeşit, kübik kübik, baklava oda nohut sofa köşklerin yerleri kır, tarla, dağ başı... Dönümü bugün 1200, 1500 lira eden arsalar 2000, 2500 kuruşa cayır cayır satılıktı...”

VİLLALARDAN ÇOK KATLI APARTMANLARA GEÇİŞ

Kadıköy Bostancı tramvaylarının işlemeye başlaması sonrası Belediye devreye girer ve bazı durak isimleri değiştirilir. İskele Yolu durağı Caddebostan, Caddebostan durağı Erenköy ve Şenyol durağı da Çınardibi isimlerini alır. Böylece Bağdat Caddesi üzerindeki semt ve mahallelerin isimleri ve bulundukları noktalar da son halini alır ve günümüze kadar gelir. Bağdat Caddesi boyunca yerleşimin ve dolayısıyla araç trafiğinin de artması neticesinde Belediye 1940’lı yılların sonunda bazı kural ve uygulamalarla tekrar devreye girer. Cadde boyunca park halinde otomobil bırakmak yasaklanır. Bir diğer yasak da Caddebostan Suadiye arası saat 4’le akşam 10 arası cadde üzerinde bisiklet kullanmaktır. Kadıköy’ün yeni imar planlamasında Bağdat Caddesi ve civarında üç katlı yapılara izin verilmesi sonucu 1950’li yıllarda arsa satışları hız kazandığı gibi fiyatlar da artar. İnşaatların, arsaların yüzde 40’ı üzerine yapılıp yüzde 60 bahçe bırakma zorunluluğu değişir ve bahçe oranı yüzde 40’a düşürülür. 1965 yılındaki yeni Kat Mülkiyeti Kanunu inşaat faaliyetlerini hızlandırır ve Bağdat Caddesi boyunca apartmanlar görülmeye başlanır. 1966 yılında tramvayların kaldırılması sonrası 4 numaralı Kadıköy-Bostancı tramvay hattının yerini 4 numaralı otobüs hattı alır. 1972 yılında hazırlanan Bostancı-Erenköy Bölgeleme İmar Planı ile kıyı parsellerinde 4 katlı, Cadde üzerinde ise 5 katlı yapılaşmaya izin verilir. Boğaziçi Köprüsü’nün yapılması sonrası Anadolu yakasına ve Kadıköy’e ilgi daha çok artar. 1980’ler Bağdat Caddesi’nin yazlık vasfının tamamıyla kaybolduğu, sahil kesimindeki plajların yok olduğu ve az katlı villa ve apartmanların yerini çok katlı apartmanların aldığı yıllar olmuştur. 1985 yılında dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Bedrettin Dalan’ın projesi olan Haydarpaşa’dan Bostancıya kıyı kuşağı dolgu inşaatı başlatılır. Sahil yolunun yapılmasıyla birlikte geliş gidiş olan Bağdat Caddesi araç trafiği de 1987 yılında Kadıköy istikametine tek yön olur. 

Kentsel incelemeler alanındaki önemli çalışmalarıyla tanınan gazeteci, yazar Jane Jacobs’un bir cadde örneklemesi bana Bağdat Caddesi’ni anımsatır : “Caddelerin insanlar tarafından tercih edilme sebebini belirleyen, caddelerin insan odaklı yaklaşımıdır. Böyle caddeler birer sosyalleşme mekanıdır. Genellikle bu caddelere gitmek zorunda olunduğu için değil, orada bulunmak için gidilmektedir. Bu caddeler genellikle bulundukları çevre için sembol, simge niteliğinde olma ve ortak bir geçmiş belleğinde yerleri olma yönünden dikkat çekicidirler.” Bağdat Caddesi üzerinde yer alan sinema salonlarının, daha eski dönemlerde tiyatro temsillerinin yapıldığı mekanların hiç biri bugün yok. Cadde’nin yanı başındaki sahilinde yer alan plajlar ve gazinoları da kapanalı çok uzun yıllar oldu. Şaşkınbakkal’da çınarların dibinde piknik yapılan alanlar, Erenköy’de ağaçlar altında yürüyüş yapılan bahçeler de kalmadı. Günümüzde sosyalleşme daha çok yeme içme mekanlarında yapılan bir aktiviteye dönüştü. 2000’li yıllardaki kentsel dönüşüm süreciyle çok yıllar önce kaybolmuş güzel evler gibi, mimari özellik taşıyan bazı az katlı apartmanlar da hafızalardan silindi. İstanbul’dan Bağdat’a giden yolun başlangıcı olan cadde tüm olumsuzluklara rağmen günümüzde hâlâ sembol ve simge niteliğini korumaya çalışmakta; geniş kaldırımları, etrafını çevreleyen bir kaç parkı ve kültür merkeziyle, sahilindeki yeşil alanları ve yürüyüş yollarıyla bir çekim alanı olmaya devam etmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

Fotoğraflı Kadıköy Tarihi - 8

Kadıköy Hal Binası 1986 yılında İstanbul Üniversitesi’ne bağlı Devlet Konservatuarı olarak kullanılmaya başlanan ve 1989 yılından itibaren Şehir Tiyatroları’nın Haldun Taner’in adını verdiği bir sahnesine ev sahipliği yapan bina, 1927 yılında İtalyan mimar Ferrari’ye yaptırılan Türkiye’nin ilk modern hal binasıydı. Binanın, İBB tarafından ...

Kadıköy’de Plaj Mevsimi

Kadıköy’de yazlık bahçe ve gazinoların, yazlık sinema ve tiyatroların açılması yaz mevsiminin gelişini müjdelerdi. Sayfiyelere taşınma telaşı ve hareketliliğinin bitmesini takiben yazın tam anlamıyla geldiğini gösterense plajların ve plaj gazinolarının sezonu açmaları olurdu. Bostancı ve Fenerbahçe’ye İstanbul’un ilk ve tek yazlık tramvayları çalış ...

FOTOĞRAFLI KADIKÖY TARİHİ-7

Altıyol Kadıköy’ün Altıyol ağzı günümüzde daha çok Boğa heykeliyle anılır ve bilinir. Oysa yakın zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı tarafından restorasyonu yapılan bronz heykelin bu meydana gelişi 1987 yılıdır. Nesiller boyu Boğa’nın adıyla anılmayıp sadece Altıyol ağzı olarak adland ...

Nazım Hikmet ve Erenköy

Bir Kadıköy sakini olan Nazım Hikmet’in Erenköy yılları 1932’de başlar. Piraye’yle evlenme kararı almalarından sonra Piraye ve Nazım’ın aileleri birleşip Erenköy’de Mehmet Ali Paşa köşkünün karşısındaki Mithat Paşa köşkünü tutarlar. Büyük bahçesi, çamlıkları, yemişliği, bağı, sebzeliği, kümesi, ahırı, ayrı bir otlağı bulunan ama yıllar yılı bakımsı ...

Fotoğraflı Kadıköy Tarihi- 6

SUADİYE  PLAJI Haziran ayıyla birlikte İstanbul’da sayfiye ve plaj mevsimi de açılmış olurdu. Kadıköy hem sayfiye hareketliliği hem plajlarıyla yaz mevsiminin en canlı yerlerinden biriydi. Özellikle tatil günlerinde gündüz plajlara, akşam plaj gazinolarındaki eğlencelere gelenler için ek vapur seferleri konur, plaj işletmeleri otobüs seferleri d ...

İSTANBUL’UN KAPISI: BOSTANCI

Bostancı, yüz yıllar boyunca İstanbul şehrine giriş çıkışların kontrol edildiği, hem Roma hem Osmanlı dönemlerinde imparatorluk metropolünün sınırı kabul edilen bir yerleşim yeri olmuştu. Kayışdağı’ndan gelip, Çamaşırcıbaşı Kuloğlu Mustafa Bey’in mülkü olan araziden akıp denize döküldüğü için Çamaşırcı Deresi de denilen Bostancı Deresi İstanbul’un ...

Fotoğraflı Kadıköy Tarihi - 5

  SUADİYE  VAPUR  İSKELESİ 1910 yılında kurulan Seyri Sefain İşletmesi’nin Köprü İskelesi’nden kalkıp Haydarpaşa, Kadıköy, Moda, Kalamış ve Fenerbahçe’ye giden vapur seferleri vardı. Daha sonraki yıllar Caddebostan, Suadiye, Bostancı ve Maltepe’ye de vapur seferleri başlamıştı. 1929 yılında açılan Suadiye Plajı ve Gazinosu, Kadıköy yakası dış ...

Kadıköy’de yol, su, elektrik...

1869 yılından itibaren Üsküdar Sancağı’na bağlı olan Kadıköy, XIX. yüzyılın sonlarında, İstanbul’dan vapur seferlerinin başlaması, farklı mahalle ve sayfiyelerine de demir yoluyla ulaşımın oluşmasıyla, gözde yerleşim yerlerinden biri olmaya başlamıştı. Özellikle Cumhuriyet sonrası altyapı hizmetlerinin gelmesiyle yerleşik nüfus da artmaya başlamışt ...

Fotoğraflı Kadıköy Tarihi - 4

KADIKÖY  HALKEVİ Kadıköy Halkevi, Kadıköylülerin bağışladığı 6 bin lirayla Bahariye Gül sokakta kiralanan konakta 22 Şubat 1935 tarihinde kurulmuş ve törenle açılışı yapılmıştı. Açılış günü Halkevi Orkestrası tarafından bir konser verilmiş ve altmış kişilik koro heyeti de konsere eşlik etmişti. Halkevinin ilk başkanı Celal Esat Arseven bu görevi ...

Kadıköy'ün Kültür Atlası (16)

AYRILIK ÇEŞMESİ Günümüzde Ayrılık Çeşmesi dendiğinde genellikle akıllara ilk gelen, raylı sistemlerimizden Marmaray ve Metro’nun Kadıköy’deki önemli bir aktarma durağı oluyor. Ayrılık Çeşmesi, hem bu durağa yakın mesafede oturan Kadıköylülerin, hem bir araçtan diğerine aktarma yapmak isteyenlerin, hem de aynı yerde bulunan büyük alış veriş merke ...

Fotoğraflı Kadıköy Tarihi-3

Haydarpaşa sahilinin doldurulup gar binasının yapılması gibi, günümüzde Kadıköy Meydanı olarak adlandırılan bir dönemin kumluğu da XX. yüzyıl başında doldurulmaya başlanmıştı. Kadıköy Şehremaneti (belediye) binası ve hemen arkasındaki maliye binası, vapur iskelesi ve hal binası denizden doldurulan alana yapılan yapılardı. Meydana bir park düzenleme ...

Tatlı huzurdan yat limanına Kalamış

Fenerbahçe Mahallesi ve Kalamış semti geçtiğimiz ay, iptal edilen yat limanı ihalesiyle ülke gündemine gelmişti. Hem ihale öncesi hem sonuçlanmış ihalenin iptal kararı sonrası duyarlı Kadıköylüler ve Belediye Başkanlığı sürecin takipçisi olmuşlardı. Kadıköy hem kurumları hem sivil insiyatifiyle, Kalamış Yat Limanıyla ilgili soru ve taleplerine hale ...

Fotoğraflı Kadıköy Tarihi - II

Köprü'ye bitişik Kadıköy İskelesi çok eskimiş olduğundan 1936 yılında Akay İdaresi’nce dört demirli bir şamandıraya bağlı, terası gazinolu, salonu kaloriferli, tuvaletli, memurlar ve emanet odası olan 290 bin liraya mal olan yeni iskele yaptırılır. Belediye Yollar ve Köprüler Şube Müdürlüğü mühendislerinin inşa ettiği iskele binası 1960 yılında yen ...

Karlı kış günleri

Kış mevsimi zahmetlidir. Geleceği gün yaklaştıkça bir eksiğimiz var mı diye düşündürtüp, telaşlanmamıza neden olan ağırlaması zor bir misafir gibidir. Eski zamanlarda yaz mevsimine hazırlıksız yakalanmak diye bir şey yoktu. Herkes boş zamanınca ve bütçesi elverdiğince bu mevsimin nimetlerinden yararlanırdı. Yazlık gazinolar, bahçeler, sinemalar ve ...

Fotoğraflı Kadıköy Tarihi - 1

Kadıköy’ün Primadonnası Suzan Lütfullah Sururi İçinde bulunduğumuz hafta sanat dünyamızın ilklerinden biri olan, ülkemizin en güzel kültür sanat binalarından biri olan Süreyya Sineması fuayesinde büstü bulunan, cumhuriyet dönemi öncü kadınlarından Suzan Lütfullah’ın anıldığı haftaydı. İlk Müslüman profesyonel primadonnamız Suzan Hanım, 11 Oc ...

Bahariye: Hem eğlence hem şifa 

Bahariye, yüz yıl boyunca hem Kadıköy’ün eğlence hayatının merkezlerinden biri hem de birçok hekimin ve sanatçının orada mesken tutmasıyla, bedene ve ruha şifa veren bir semt olmuştu. Altıyol ağzına açılan altı yoldan biri olan Bahariye Caddesi, tramvayların Kadıköy’e gelmesiyle birlikte Moda’ya ulaşımın ana güzergâhı haline gelmişti. Tramvay önces ...

Çayırlar... Mesireler...

İstanbul tarihinde sosyal hayat ve eğlence denildiğinde, kamusal alan olarak bir döneme damgasını vurmuş çayırlar ve mesireler şüphesiz en başta gelir. Belli mevsim ve tatil günlerinde günümüz diliylekent hayatından kaçışmekanları olan çayırlar çok daha önceleri basit ama bir o kadar da hayati bir ihtiyacı karşılayan alanlardı. Devlet hazinesine ai ...

Kadıköy’ün lodosu

Mithat Cemal Kuntay şöyle der: İstanbul iki şeyin oyuncağıdır. Marmaranın ve Karadenizin. Bu ikisinden hangisinin keyfi hakimse o gün ilk veya sonbahardır, kış veya yazdır. Her ne kadar iklimi ve hava durumu İstanbul’dan farklı düşünülmese de, Kadıköy’ün Karadeniz’den gelen Kuzey rüzgarlarına daha kapalı olması ve Batı yönü de deniz olup batışına k ...

Kadıköy tramvayları

Kadıköylüler 1934 yılının bahar ve yaz aylarında, sonu güzel bitecek bir çile çekiyorlardı. Üç nahiyeli, on yedi mahalleli ilçenin genel manzarası sökülmüş kaldırımlar, kazılan caddeler, iskele meydanına yığılmış raylar ve traverslerdi. Projesi 1930 yılından itibaren konuşulan Kadıköy tramvay yolları artık hayata geçmek üzereydi. 2 Temmuz 1928 tari ...

1937'nin 13 Ağustos Cuma günü Kadıköy'de neler oluyordu?

Herkesin “görülmemiş sıcaklar” diye söylendiği bir yaz mevsimi geçiriyordu Kadıköy. Esnafın süpürgesi dışında bir temizlik görmeyen kaldırım taşlarının arasından çıkan otlar sararmış ve kurumuştu. Belediye görevlilerinin haftada bir veya iki, esnafın her gün iki, üç kez ıslattığı çarşı sokaklarında toz bir süreliğine yatışıyor sonrasında yeniden ha ...

Vapurlarda Kadıköy

Vapurlarla Kadıköy’e ulaşımın başlaması ve demiryoluyla Kadıköy nahiyelerine, sayfiyelerine ulaşımın kolaylaşması Kadıköy’de hem nüfus hareketlerini hem sosyal hayatı etkilemişti. Vapurlar, Kadıköy’e İstanbul’dan kolay erişimi sağlayan bir köprü olmuştu. Bu köprü Abdülhamit döneminde Saray erkanından ve paşalardan yoğun bir göçü başlatmış, Cumhuriy ...

Sayfiye mevsimi

Üç cemrenin sırasıyla düşmesi, ağaçların tomurcuklanması ve sonrasında Kasım günlerinin bitip Hızır günlerinin başlaması yaz mevsiminin gelişini anlatırdı bir zamanlar. Sırasıyla yazlık bahçeler, gazinolar ve sinemalar açılır, tatil günleri çayır ve mesireler dolup taşmaya başlar, son olarak da Cumhuriyet öncesi dönemden söz ediyorsak deniz hamamla ...

Ramazan, bayramlar ve Kadıköy

On yıllar öncesinin Ramazan ve bayram gelenekleri hep anlatılmış ve yazılmıştır. Genelde özlemle anılan o günler, bir şehrin ya da semtin farklı dönemlerinde, kültürel ve sosyal hayata dair bilgiler de verir bize. Ramazan ve bayram boyunca düzenlenen etkinlikler ve bunlara katılım, alış verişler ve hazırlanan özel yemekler farklı dönemlerdeki kültü ...

Kadıköy’ün Deresi

Bir yarımada üzerine kurulu ilk Kadıköy’ün sınırlarını kuzeyde, Haydarpaşa’dan denize dökülen Ayrılıkçeşmesi (Himeros) deresi ve doğuda, Kayışdağı’ndan gelen, yaklaşık yedi kilometrelik uzunluğuyla Kadıköy civarının en uzun deresi olan Kurbağalıdere (Kalkedon) belirlerdi. Kurbağalıdere’nin ilk ismi Kalkedon’dur ve kurulan ilk şehre de ismini ver ...

Kadıköy’de kayıklar

Tüm deniz kentleri gibi İstanbul ve Kadıköy’de de tarih boyunca ulaşım ve taşımacılıkta kayıkların önemli bir yer tuttuğunu biliyoruz. Ulaşımı sağlamak ve zaruri ihtiyaçlara erişmekte bir aracı olmak dışında, Moda, Kalamış, Fenerbahçe, Caddebostan, Suadiye sahillerinde ve Kurbağalıdere’de sosyal hayatın değişmez bir parçası olan kayıklar ayrıca kür ...

Kadıköy’ün Ağaları

Paşaların (Rasim Paşa, Zühtü Paşa) isimlerini alan mahallelerin, Ağaların isimlerini (Cafer Ağa, Osman Ağa) alan mahallelerle komşu olduğu Kadıköy’de ayrıca bir semte (İbrahim Ağa), bir caddeye (Halit Ağa) ve bir sokağa (Nadir Ağa) isimleri verilmiş ağalar vardır. Osmanlı Sarayı’nda üst düzey önemli görevlerde hizmet vermiş olan bu ağalarla, isimle ...

Kadıköy Kültür Atlası (1)

Kadıköy'ün bağları Antik dönem Kadıköy’ünde yani Kalkhedon’da en önemli tanrı Zeus, en önemli tanrıçaysa, insanoğluna ekip biçmeyi öğreten, tarım ve bereketin tanrıçası Demeter’di. Önem atfedilen tanrılardan bir diğeri, Zeus’n oğlu, şarap tanrısı Dionysos’tur. Kalkhedon adına bastırılan farklı sikkelerde hem Demeter’in sembolü buğday başağı hem ...

ARŞİV