Baba Bana Masal Anlatma-3

11 Mart 2022 - 09:00

Masallarda Çocuk Köleliği 

Parmak kadar çocukların satılması -2 

 Geçen ayki yazımızda masallarında parmak kadar çocukların satılmasının izini sürmeye Grimm Kardeşlerin Başparmak masalıyla Almanya’da başlamıştık ve Pertev Naili Boratav’la yurda giriş yapacağımızı söylemiştik. O halde buyrun Nohut Oğlan’a…   

Boratav’ın Nohut Oğlan masalında da gene çocuksuz bir karı koca vardır. Kadın kalburda nohut kalburlarken, “Keşke şu nohutlar kadar çocuğum olsaydı,” der. Der demez de nohutlar çocuğa dönüşür. Onlarca çocuk acıktık diye tutturur. Kadın bunlara yemek yetiştiremez. Çocukların kendilerini aç bırakmasından korkan karı koca, bir plan yapar. Bir kazan su kaynatırlar sonra da yıkama bahanesiyle tüm nohutları burada haşlayarak öldürürler. Sadece kapının mandalına saklanan en akıllısı kurtulmayı başarır. Nohut kadar bir çocuğa bakmakta ne var, onu sağ bırakırlar. Gel zaman git zaman birbirlerine alışırlar, aile olurlar. Çocuk eşeğin kulağında oturarak her gün babasına yemek götürür. Ardından da sabana sürülmüş öküzün kulağında tarlayı sürer. Bir gün tarlanın kenarından geçen padişah, çiftçi ağacın altında yatarken koskoca tarlanın muntazaman sürülüşüne hayret eder. “Sen burada yatarken, tarlanı kim sürüyor?” diye sorar. Adam, oğlum dese de inanmaz. Ancak öküzün kulağında görünce ikna olur. Nohut oğlan, padişahın çok hoşuna gider, satın almak ister. Adam önce biraz karşı çıkar ama ne yapsın karşısındaki padişah, en sonunda kabul eder. Oğlan da padişahın cebini deleceğini, babasının peşlerinden gelip düşen altınları toplamasını söyler. Padişah, oğlana, âlim mi, çoban mı, deveci mi olmak istediğini sorar. Oğlan deveci olur, başından türlü maceralar geçer, aklı sayesinde karnı hiç aç kalmaz ama bir daha ailesine kavuşamaz. 

 Bu masallar aslında ailelerin pişmanlıklarından doğmuştur. Geçmişte oldukça yaygın biçimde fakir ailelerin, kız çocuklarını zengin evlere ‘besleme’, erkek çocuklarını da çiftliklere ‘yanaşma’ olarak para karşılığında satmalarına rastlarız. Aile hem bir boğazdan kurtulur hem de bunun karşılığında bir miktar para alır. Çocuğunu bundan sonra ya yılda bir iki kez görür ya da adını bile unutur. Satın alan yerler, çocukları adeta köle gibi kullanır; yetiştirme adı altında tüm işler gördürülür ama herhangi bir sosyal hak ya da para vermezler. Çocuklar taciz, dayak, kötü muameleye de oldukça sık biçimde maruz kalır ama üstü kapatılır. Masallarda çocuk genellikle parmak / nohut kadar gösterilerek önemsizleştirilir. Satılanın ‘öz çocuk’ değil ‘parmak / nohut çocuk’ olarak gösterilmesi masallardaki kötü öz annelerin zamanla üveye dönüşmelerinin benzer bir izdüşümüdür. Aile çocuğu ufacık göstererek, ‘şuncacığın karnını doyurmakta ne var’ duygusu yaratarak yanlışını örtmeye çabalar. Çocuk bu satışa daima razıdır; hatta aile istemez, nazlanır, ‘Ben yavrumu dünyanın altınlarına değişmem,’ der ama çocuk onay vererek ailesini ikna eder. Burada ailenin suçunu hafifletme, en azından bir kısmını çocuğun üzerine yıkma çabasını görürüz. Çocuk hiç aç kalmaz, karnı daima kebap, kavurma gibi güzel yiyeceklerle doyar ve genellikle zenginlik içinde yaşar. Bu da ailenin vicdanını sağaltma çabalarının tezahürüdür. [Kendi iyiliği için onu başkalarına ‘vermek zorunda kaldık’ (aile asla satma kelimesini kullanmaz), biz burada kuru ekmeğe talim ediyorken o kebap kavurmayla besleniyor.] Sanki zorluk çeken / fedakârlık yapan çocuk değil de aileymiş gibi gösterilir. Aile çocuğunu görmediği için bu masalları kendisi uydurup kendisi inanarak, bir masumiyet halesi kuşanır. Öte yandan çocuklar genellikle zengin olarak döner. Böylece aile de, “Tamam çocuğumu ‘vermek zorunda kaldım’ ama birkaç yıl hayatı tanıyıp olgunlaştıktan sonra geri döneceğini sanıyordum, yoksa ben yavrumu dünyanın bütün altınına dahi değişir miyim?” düşüncesi vererek, kendini aklamaya çabalar. 

Kısa zaman öncesine kadar Türkiye’de de çocuk pazarları kuruluyordu. Devlet devreye girerek, görünürdeki pazarları yasakladı ama gayri resmi çocuk köleliğinin bir şekilde devam etmesine engel olamadı. Çocuk köleliği; ev işçisi, çoban, tarla işçisi, çırak vs. gibi çeşitli adlar altında halen devam etmektedir. Özellikle yaz dönemlerinde çocuklar mevsimlik olarak kiralanmakta bazen de yekten satılmaktadır.

Ülkeler ve zaman değişse de, çocuk köleliğinin farklı biçimlerde de olsa devam ettiğini görürüz. Günümüzde gelişmiş ülkelerin fabrikalarını az gelişmiş ülkelere taşıyarak, burada çocuk işçiliğine göz yummaları geçmişteki kölelikten pek de farklı değildir. Sadece gözlerinin önünden uzağa taşınmıştır. Tüketim çağının çılgınları olan bizler, küçücük çocukların minicik parmaklarının parçalanması pahasına ürettikleri ayakkabılara, giysilere aylık kazançlarının misliyle fazlasını vererek giymekte sakınca görmeyiz. Daha da önemlisi giydiklerimize (içtiklerimize, kullandıklarımıza vs.) bulaşan küçük çocukların kanını görmeyiz. 

Gerçek hayattaki çocuklar, masallardaki kadar şanslı değildir. Pek çoğu ağır koşullar altında çalışırken, tacize - tecavüze uğramış, darp edilmiş, iş kazası geçirmiş, sakat kalmış, hayatlarını yitirmiş, en basitinden bir daha ailelerine ulaşamamıştır. Masalların sonunda gökten üç elma düşer, biri anlatanın, biri dinleyenin payıdır, en azından diğeri de parmak kadar çocukların olsun.  

Yazarın Diğer Yazıları

Baba Bana Masal Anlatma – 8

MASALLARDA ÇOCUKLARIN ERKEN YAŞLARDA EVLENDİRİLMESİ ‘ÇOCUK GELİN’ THUMBELİNA - 3 Efendim, nihayet Parmak Kız – Thumbelina masalımızı anlatmayı bitirdik. Kralın yaptığı densizlik sinirlerimi bozsa da, kırlangıcın mutsuzluğuna üzülsem de şimdi daha iyiyim. Umarım Parmak Kız da, iyi ve mutludur, kralı yontarak insana benzetmiştir. Dilerseniz art ...

BABA BANA MASAL ANLATMA – 7

MASALLARDA ÇOCUKLARIN ERKEN YAŞLARDA EVLENDİRİLMESİ ‘ÇOCUK GELİN’ THUMBELİNA - 2 Geçen yazımızda anlatmaya başladığımız Parmak Kız masalını Köstebek’in Thumbelina’ya cinsel saldırıda bulunması üzerine daha fazla devam edemeyerek kesmiştik. Elbette yaptıkları Köstebek’in yanına kar kalmayacak. Buyurun o zaman masalın devamına… Köstebek, rah ...

Baba Bana Masal Anlatma – 6

MASALLARDA ÇOCUKLARIN ERKEN YAŞLARDA EVLENDİRİLMESİ: ‘ÇOCUK GELİN’ THUMBELİNA - 1 Ülkemizde Parmak Kız olarak bilinen Andersen masalı fantastiktir, macera doludur, acıklıdır, sonu bile tam mutlu değil, parçalı bulutludur. Disney, Thumbelina’dan bir doğa savaşçısı yaratmıştır. Gözünü hırs bürümüş, bir parkı yok etmeye çalışan kapitalistlere ...

Baba Bana Masal Anlatma - 5

MASALLARDA YOKSULLUK VE ÇOCUK İŞÇİLER: KİBRİTÇİ KIZ’IN KIZIL İNTİKAMI İşçi Bayramı ile başlayan Mayıs ayında, çocuk işçiliğinin son bulmasını dileyerek, o çok bildik masala farklı bir açıdan yaklaşmaya ne dersiniz? Babasının ölümü üzerine, çocuk yaşta okulu bırakarak çalışmak zorunda kalan Andersen’in pek çok masalında çocuk işçiliğine ve çocukl ...

Baba Bana Masal Anlatma - 4

MASALLARDA SALGIN HASTALIKLAR: FARELİ KÖYÜN KAVALCISI Son dönemlerde sokak hayvanlarının şehirlerden tamamen çıkartılarak, hayvan barınaklarına hapsedilmesi tartışmaları ünlü bir sanatçımızın attığı tweet’le daha da alevlendi. Bir kap yemek, bir tas su ve bir de başlarının okşanmasından başka bir şey beklemeyen can dostlarımızı şehirden kovdu ...

Baba bana masal anlatma-2 

MASALLARDA ÇOCUK KÖLELİĞİ PARMAK KADAR ÇOCUKLARIN SATILMASI -1 Bu sayıda hangi masalı anlatsam diye düşünürken geçenlerde ‘Kim Milyoner Olmak İster?’ yarışma programında Kenan İmirzalıoğlu’nun sorduğu “1980’lere kadar hangi ülkedeki yetim, gayrimeşru doğmuş, ebeveyni alkolik, ayrılmış veya fakir olan çocuklar devlet tarafından bazen açık artı ...

Baba, Bana Masal Anlatma – 1 

Evvel zaman içinde Evvel zaman içinde, kalbursaman içinde Develer tellal iken, pireler berber iken. Annem kaşıkta, babam beşikte iken… Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, Babam düştü beşikten, alnını yardı eşikten. Annem kaptı maşayı, babam kaptı küreği, Gösterdiler bana kapı arkasındaki köşeyi… Neyse sözü fazla ...

ARŞİV