Baba bana masal anlatma-2 

11 Şubat 2022 - 08:58

MASALLARDA ÇOCUK KÖLELİĞİ 

PARMAK KADAR ÇOCUKLARIN SATILMASI -1 

Bu sayıda hangi masalı anlatsam diye düşünürken geçenlerde ‘Kim Milyoner Olmak İster?’ yarışma programında Kenan İmirzalıoğlu’nun sorduğu “1980’lere kadar hangi ülkedeki yetim, gayrimeşru doğmuş, ebeveyni alkolik, ayrılmış veya fakir olan çocuklar devlet tarafından bazen açık artırmada satılarak çiftliklerde zorla çalıştırılmış?” sorusu bunun cevabını verdi. Her ne kadar yarışmacı Danimarka, Norveç, İsviçre ve Belçika şıkları arasından doğru şık olan İsviçre’yi bilememiş ve cevaba çok şaşırmışsa da, Johanna Spyri’nin 1880 yılında yazdığı Heidi’nin çizgi filmlerini izleseydi, belki daha doğru bir tahminde bulunabilirdi. Ben bu sorunun cevabını Sevim Akyürek’in 2015 yılında Evrensel Kültür Dergisi’nde çıkan ‘Heidi’nin Ayakları Neden Çıplaktı?’ isimli makalesinden öğrenmiştim ve o zaman en az yarışmacı kadar şaşırmıştım. Programda bunun Avrupa’da 1980’lere kadar süregelmiş bir uygulama olduğu söylenerek haklı biçimde kınanırken, ülkemizde yakın zamana kadar çocuk pazarlarının kurulduğu ve halen de gayri resmi biçimde çocukların satıldığı gerçeği göz ardı edilmiştir. Madem durumumuz budur, hem dünya hem de ülkemizin masallarında parmak kadar çocukların satılmasının izini sürmeye hazır mısınız?  

Çıplak ayaklı Heidi, İsviçre’de yakın diyebileceğimiz tarihlere kadar devam eden çocuk işçiliğine / köleliğine bir göndermedir. Daha çok yoksulluk kaynaklı ortaya çıkan, çocukların ailelerinden alınarak çiftliklere kiralanması ya da satılması uygulaması, İsviçre’ye özgü adlarıyla “Verdingkinder” denilen çocuk işçilerin türemesine ve yaygınlaşmasına neden olmuştur. Sevim Akyürek’in yazısında belirttiği üzere, “Heidi, İsviçre’nin toplumsal tarihinde hatırlanmak istenmeyen bir gerçeğin simgesidir ve onun çıplak ayakları bugün çocuklara karşı işlenmiş bir suçun yarattığı utancın üzerinde koşuyor. Heidi çıplak ayaklıydı; çünkü çıplak ayaklar, erkek ya da kız bütün “köle çocukları” diğer çocuklardan ayıran keskin uçurumun simgesiydi.” 

Emile Zola’nın Germinal romanında bir ailenin bütün üyelerinin madende çok uzun vardiyalarda ve kötü şartlarda çalışmasına, her çocuğun sırası geldiğinde karşı konulmaz bir aile yazgısı olarak madene girişine tanıklık ederiz. Victor Hugo’nun ölümsüz eseri Sefiller’de, 19. yüzyılın ilk yarısında Paris’teki çocukların yaşam koşullarını okuruz. Oliver Twist’te aynı dönem İngiltere’sinde çocukların hangi işlerde çalıştırıldıklarına, içinde yaşadıkları yoksulluğa, nasıl muamelelere maruz kaldıklarına Charles Dickens’ın kalemi vasıtasıyla şahit oluruz. Anılan romanların yanı sıra kimi masallarda da -Grimm Kardeşlerin Başparmak, Boratav’ın Nohut Oğlan gibi-, çocukların para karşılığında satılmasına / kiralanmasına rastlarız. 

Grimm Kardeşlerin Başparmak masalında, çocuğu olmayan köylü karı koca dertlenirken; kadın, “Olaydı da parmak kadar çocuğumuz olaydı.” der. Bunun üzerinden yedi ay geçince kadın bir çocuk doğurur. Bebeğin bütün uzuvları tamamdır ama boyu bir parmak kadardır. Gel zaman git zaman çocuk zeki, becerikli bir delikanlı olur ama boyu bir santim bile uzamaz. Bir gün köylü ormana odun kesmeye gider, işinin bitmesine yakın yorgun düşer. “Keşke arabayı getirecek biri olsa!” diye iç geçirir. Bunu duyan Başparmak hemen atılır. Babası, “Çok küçüksün, atın dizginini bile tutamazsın,” diye karşı çıkar ama oğlan, “Annem, arabaya atları yerleştirsin yeter. Ben atın kulağına oturup ona neler yapması gerektiğini fısıldarım,” der. Ormana dönüş yolunda iki adam, başıboş atları görür, onlara komut veren sesi duyar ama sürücüyü göremezler. Merakla takip edince, babasının atın kulağından alıp yanına koyduğu Başparmak’ı görürler. Çocuğun işlerine yarayacağını düşünerek satın almak isterler. Baba başta, “O benim canım ciğerim, dünyanın altınını da verseniz değişmem!” diyerek karşı çıksa da, oğlanın, “Beni onlara sat, nasıl olsa bir yolunu bulur geri dönerim,” demesi üzerine ikna olur. 

Çocuk, adamlardan birinin şapkasının üzerinde seyahat etmeye başlar. Akşam olunca, “İndirin beni, çişim geldi!” diye tutturur. Yere indiği gibi kaçıp bir fare deliğine sığınır. Adamlar sopalarla ne kadar eşeleseler de çocuğa ulaşamazlar. Çocuk eve dönebilmek için önce bir hırsız çetesine katılır, onları yakalatır ama bu sefer de ahırda saklanırken samanlarla birlikte ineğin midesini boylar. Midedeyken susmaz. Konuşmalardan korkan sahibi, ineğini cin çarptığını düşünerek keser. Mideyi de çöpe atarlar. Oradan geçmekte olan bir kurt bu leziz yemeği tek parçada yutar. Başparmak açgözlü kurda dilediği kadar yemek yiyebileceği bir yere götüreceğini söyleyerek, evini tarif eder. Kurt tam ambara dalmışken, oğlan bağırıp çağırmaya başlar. Babası gelir, kurdu öldürür, karnını deşip Başparmak’ı kurtarır. Annesiyle babası oğullarıyla hasret giderirler ve bir daha dünyanın tüm altınlarını da verseler, yavrularına değişmeyeceklerini, söyleyerek sarılırlar. 

Boratav’ın Nohut Oğlan masalını da anlatacaktım değil mi, o da Bin Bir Gece Masalları misali gelecek sayıya kalsın.   

* Heidi’nin Ayakları Neden Çıplaktı? – Sevim Akyürek – Evrensel Kültür Dergisi – Şubat 2015 

Yazarın Diğer Yazıları

Baba Bana Masal Anlatma – 8

MASALLARDA ÇOCUKLARIN ERKEN YAŞLARDA EVLENDİRİLMESİ ‘ÇOCUK GELİN’ THUMBELİNA - 3 Efendim, nihayet Parmak Kız – Thumbelina masalımızı anlatmayı bitirdik. Kralın yaptığı densizlik sinirlerimi bozsa da, kırlangıcın mutsuzluğuna üzülsem de şimdi daha iyiyim. Umarım Parmak Kız da, iyi ve mutludur, kralı yontarak insana benzetmiştir. Dilerseniz art ...

BABA BANA MASAL ANLATMA – 7

MASALLARDA ÇOCUKLARIN ERKEN YAŞLARDA EVLENDİRİLMESİ ‘ÇOCUK GELİN’ THUMBELİNA - 2 Geçen yazımızda anlatmaya başladığımız Parmak Kız masalını Köstebek’in Thumbelina’ya cinsel saldırıda bulunması üzerine daha fazla devam edemeyerek kesmiştik. Elbette yaptıkları Köstebek’in yanına kar kalmayacak. Buyurun o zaman masalın devamına… Köstebek, rah ...

Baba Bana Masal Anlatma – 6

MASALLARDA ÇOCUKLARIN ERKEN YAŞLARDA EVLENDİRİLMESİ: ‘ÇOCUK GELİN’ THUMBELİNA - 1 Ülkemizde Parmak Kız olarak bilinen Andersen masalı fantastiktir, macera doludur, acıklıdır, sonu bile tam mutlu değil, parçalı bulutludur. Disney, Thumbelina’dan bir doğa savaşçısı yaratmıştır. Gözünü hırs bürümüş, bir parkı yok etmeye çalışan kapitalistlere ...

Baba Bana Masal Anlatma - 5

MASALLARDA YOKSULLUK VE ÇOCUK İŞÇİLER: KİBRİTÇİ KIZ’IN KIZIL İNTİKAMI İşçi Bayramı ile başlayan Mayıs ayında, çocuk işçiliğinin son bulmasını dileyerek, o çok bildik masala farklı bir açıdan yaklaşmaya ne dersiniz? Babasının ölümü üzerine, çocuk yaşta okulu bırakarak çalışmak zorunda kalan Andersen’in pek çok masalında çocuk işçiliğine ve çocukl ...

Baba Bana Masal Anlatma - 4

MASALLARDA SALGIN HASTALIKLAR: FARELİ KÖYÜN KAVALCISI Son dönemlerde sokak hayvanlarının şehirlerden tamamen çıkartılarak, hayvan barınaklarına hapsedilmesi tartışmaları ünlü bir sanatçımızın attığı tweet’le daha da alevlendi. Bir kap yemek, bir tas su ve bir de başlarının okşanmasından başka bir şey beklemeyen can dostlarımızı şehirden kovdu ...

Baba Bana Masal Anlatma-3

Masallarda Çocuk Köleliği  Parmak kadar çocukların satılması -2   Geçen ayki yazımızda masallarında parmak kadar çocukların satılmasının izini sürmeye Grimm Kardeşlerin Başparmak masalıyla Almanya’da başlamıştık ve Pertev Naili Boratav’la yurda giriş yapacağımızı söylemiştik. O halde buyrun Nohut Oğlan’a…    Boratav’ın Nohut Oğlan masalınd ...

Baba, Bana Masal Anlatma – 1 

Evvel zaman içinde Evvel zaman içinde, kalbursaman içinde Develer tellal iken, pireler berber iken. Annem kaşıkta, babam beşikte iken… Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, Babam düştü beşikten, alnını yardı eşikten. Annem kaptı maşayı, babam kaptı küreği, Gösterdiler bana kapı arkasındaki köşeyi… Neyse sözü fazla ...

ARŞİV