Moda yolunda

29 Ağustos 2025 - 09:00

“Hikâyeyi tekrar edeyim sana

Gayret gayret hatırlasana

İlk görüştük senle biz Moda'da

Moda, Moda, Moda yolunda”

Ajda Pekkan

 

Sene 1972, Moda’dayım, Deniz Kulübü’nde değil tabii, nerede bende o para, o zaman da çulsuzdum, burundaki çay bahçelerinden birinde oturuyorum. Önümde bir bardak çay, garsonun gözü sürekli bende, bardağın dibinde iki parmak çay kalmış, onu bitirdiğim an önümden bardağı alacak. Aldı mı kalkmak gerek, boş boş oturamam ki masada, yeni çay ısmarlayacak para da yok, dedim ya çulsuzum diye, o yüzden içmiyorum da kokluyorum çayı. 

İşte ilk o zaman duydum bu şarkıyı, yakınlardaki kulüplerden birinden geliyordu ses, sordum Ajda Pekkan söylüyor dediler. Ajda’yı filmlerinden biliyorum tabii, mahalledeki yazlık sinemadan, nefis bir kız, tam bir lat-i lokum. Şarkılarını da duymuştum radyoda, ama yüz yüze hiç görmemiştim, nerede göreceğim zaten, bende kulübe gidecek para nerede, dedim ya çulsuzum.

Artık bardakta koklayacak çay, garsonda bana dayanacak sabır kalmayınca kalktım yerimden. Hadi dedim şu kulübe doğru yürüyeyim, belki denk gelir de kulübü çevreleyen duvarın üstünden filan seyrederim. Kalbim temizmiş, tam kulübün kapısına varmıştım ki içeriden çıktı Ajda. Amanın o da ne, ben diyeyim peri padişahının küçük kızı, siz deyin denizler kralının büyük kızı. Tam önümden geçerken bir an göz göze geliverdik. Durur muyum tabi, Kadıköy çocuğuyum ben, koyuverdim lafı tam yerine. “İlah mısın yoksa nükleer silah mısın?” 

Şöyle bir baktı bana, bir an, sadece bir an ama. Sonra müstehzi bir gülümseme gördüm dudaklarında. Dudakları o zaman şimdiki gibi değil, kendi dudağı daha. Neyse, işte o an o gülümsemeyle girdi kalbime, yazdım adını ışıklı ampüllerle, Ajdaaaaağ. 

Sen çulsuzun tekisin, ikinci çaya paran yok demeyin, aşk bu, mevki, unvan, rütbe dinlemiyor, ota da konuyor, boka da, Ajda’ya da… Ben aşık oldum mu Ajda’ya. O zaman gencim, kanım deli deli akıyor, akıyor da yapacak bir şey yok. O bir Ajda, ben bir gariban öğrenci, resminin çıktığı gazeteleri bile alacak param yok, ama gönül ferman dinlemiyor.

Neyse zaman geçti, okul bitti, ufak bir memuriyete girdim. Aman neler oldu, darbeler, sıkıyönetimler, gelenler gidenler… Evlendim de arada, annemler baş göz etti, mahalleden komşu kızı, tabi bir Ajda değil de fena kız da değil hani, üç kızım bile oldu. Ama aşk başka evlilik başka, Ajda’nın yeri baki.

Daha üçüncü kız yeni doğmuştu, çocuk zırıltısı, mide gurultusu, hayat gailesi derken biraz unutur gibi olmuştum Ajda’yı. Bir akşam evde otururken hanım çay demlemiş, çayı getirirken bardağı gösterip demesin mi; “Bak yeni bardak aldım, bunlar modaymış, adı da ajdaymış” diye hop etti içim, ya anladıysa diye. Hem moda, hem ajda aynı cümlede olunca içimin hop etmesi normal değil mi? Meğer bardağın ismiymiş ajda. Bu bir işaret değil de nedir, dostlar? Benim gibi çay seven birine bu yapılır mı, kaç çayyaşa nasip olmuş sevdiğinin adından bardak? Aldım evrenin “Ajda unutulmaz” mesajını bağrıma bastım. 

Basmak demişken, ben bizim dairede dosyalara mühür üstüne mühür basıp, nasılsa bedava diye çay üstüne çay içerken Ajda da durmadı ama. Örovizyon’a bile çıktı, reklamlar, konserler, programlar, klipler derken süper star oldu. Hakkımı yemeyeyim ben de bir kez terfi ettim ama. 

Üç kızdan beş torun, Kadıköy’de bakla sofa nohut oda bir apartman dairesi, bir de emeklilikle geldim ömrümün sonlarına. Haftada bir gün Aile Sağlığı’ndayım, oradaki hemşire kız adımı bile öğrendi artık. Bir gün Erenköy Fizik Tedavi’de, siyatikten çektiğim kadar hiçbir şeyden çekmedim çünkü. Bir gün de Perşembe Pazarı’na gidiyorum. 

Elbette her hafta bir gün de Moda’ya. Aynı çay bahçesi duruyor yerinde, garsonu çoktan sizlere ömür, çayı da hala kekrek. Elimde ajda bardak, içinde tavşan kanı, Ajda’mı düşünüyorum. Benden geçti ama onun maşallahı var. Çok seviyorum Moda’yı ama öyle uzun oturamıyorum, hikâyeyi tekrar edeyim sana, bir ömür geçirdim, hala çulsuzluktan ikinci çayı ısmarlayamıyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

​Bir tatlı huzur almaya geleceğiz yakında Kalamış’tan

“Ah, Istanbul'u sevmezse gönül aşkı ne anlar, aşkı ne anlar Düşsün suya yer yer erisin eski zemanlar, eski zemanlar Sarsın bizi akşamda şarap rengi dumanlar, şarap rengi dumanlar Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış'tan, Kalamış'tan” Münir Nurettin Selçuk İstanbul’u sevmeyeni sevmiyorum, İstanbul nasıl sevilmez anlamıyorum. Ne hayallerle ...

Kadıköy’den

Adın her gün Adın her gün aklımda Çöpçüm tembelmiş Almamış aklımdakileri benim Sorulur mu? Sorulur mu sokağına? Bastığın yerler neresi? Delirdim derdinden senin Kadıköy’den vapurla Bursa’ya Ordan da Ege kıyılarına Giderken deniz namına Bir tek sen vardın aklımda Kadıköy’den / Salman Tin Bir insana yakışan en g ...

Kadıköy Şarkılarına Yazılmış Kadıköy Öyküleri / Kadıköy İskelesi

Kadıköy İskelesi “Kim derdi ki Kadıköy İskelesi Bu kadar içimi yakar Kim derdi ki vapurda insanlar Hüzünlerimi anlar Sen gittiğinden beri Yürüyorum yürüdüğümüz yerleri Düşününce yaşadığımız günleri Gözüm doluyor ama ağlayamıyorum Düşününce geçip giden günleri Gözyaşlarıma bunu anlatamıyorum Seni sevdiğimi Çok sevdiğimi Deliler gi ...

Buradan Uzaklara

Buradan Uzaklara “Ne testler çözdük biz Ne yanlışlar bulduk Ne özetler okuduk da Ne çoktan seçildik Bu yalnızlar liginde Her sene üst üste Şampiyon olmuşuz da Kupalara doymuşuz da Üstelik tanışmışız da Bir Kadıköy akşamında Gidebilir miyiz dersin Buradan uzaklara”  Cenk Taner/ Buradan Uzaklara “Çalışan kazanır, elması kızarır” derdi ...

Ankara'dan abim gelmiş

Kadıköy'den İstanbul'a İlk avare akşamlar Alnımda ergenlikler İlk aşkı müjdelermiş Annem babam beni çok severmiş Bir sinemanın önündeyim Siyah beyaz bir film varmış Annem babam beni çok severmiş Ankara'dan abim gelmiş Evde bir bayram havası Annem babam beni çok severmiş Ankara’dan abim geldi/ Grup Gündoğarken Ankara’dan ağabeyimin ...

Kadıköy’den Ayrılırken

“Ben en çok senin gülüşünü sevdim En güzel zamanlarımı sana verdim Şimdi Fatoş’un Meyhanesi’ne  Sen mi gidersin yoksa ben mi? Fotoğraflarını hala silmedim Sokağa çıkıp birkaç adım bile yürümedim Bundan sonra Moda Sahili’ne Sen mi gidersin yoksa ben mi?” Kadıköy’den Ayrılırken/Açık Seçik Aşk Bandosu Emindi ayrıldıklarına, ...

Bakkala diye çıkıp

“Zaman nasıl da geçmiş Küçük kızım büyümüş Geçmişe biraz kırılmış da O her şeyi unutmuş Havasına suyuna aldırmadan Yaşadığım şehre taşınmış Ev iş aynen devammış ama Şimdi biraz daha rahatmış Bakkala diye çıkıp sana gelesim var Hemen bugün olmasa da seni Acilen göresim var Biraz kalabalıkmış otobüs Cam kenarına oturmuş Aklına gelm ...

Kadıköy Şarkılarına Yazılmış Kadıköy Öyküleri

Geçmem bir daha Kadıköy’den “Bir akşam masası, iki kişiyiz, sen ve ben Gidiyorsun hiçbir şey söylemeden, birden Kadıköy'de bir yağmurlu bahçeden Yıllar külleniyor, izi kalıyor aşkın Yüreğim kurtulsa da yangından, alevden Yana yana kül olayım, unutup yine sevdalanayım Geçmem bir daha Kadıköy'den Sen uzaklarda ülkem, ben gurbette bir göçm ...

ARŞİV