Kişisel Kadıköy Notları: Kadıköy’ü bir kitaba sığdırmak

11 Eylül 2026 - 09:00

Eylül geldi, eylülle birlikte memleketin en acayip göçü de başladı. Taşranın birçok yerinden üniversite kazanmış çocuklar dağılacak şimdi büyükşehirlerin sağına soluna. Tıpkı bizler gibi, hepimiz bir eğitim göçü zaiyatıyız aslında. Bazılarımız yaşamayı seçtiği kentlerde yaşıyor, bazılarımız tesadüfen işaretlediği bir kutucuğun neticesi… 

Sahi; insan nasıl seçiyor yaşayacağı yeri? Okul neredeyse oraya sürükleniyor gençler genellikle. Daha önce yazdığım yazılarda söylemiştim. Benim ve bizim tercihimizi müzik ve Akmar Pasajı belirlemişti, yani Kadıköy’de olmak istiyorduk ve göçümüzün merkezinde okulun semti değil sadece Kadıköy vardı. 

İlk tuttuğumuz ev Söğütlüçeşme Caddesi üzerindeki 105 numaralı apartmanın üçüncü katıydı. Durak Pide Salonu’nun üstü. Pidecinin adı değişti bu arada. Malum acemisiydik Kadıköy’ün cadde üstü gürültüsünden hiçbirimizin haberi yoktu. Araç trafiği ne demek az çok aşinaydık ama insan trafiği ne demek bilmiyorduk. Bunlarla yüzleşmem karşı kaldırımdaki elektrikçiye, akşam trafiği saatinde ulaşmaya çalışmakla oldu. Trafiğin bir yerde kesileceği, araçların bana yol vereceği ve kendimi araçların arasına atmadan da karşıya geçebileceğim gibi safiyane düşüncelerim vardı. Orada yarım saat beklerken “Bu şehirde ne işim var benim,” diye düşünmüş ve eğer burada yaşayacaksam kendimi sakınmadan yola atmam gerektiğini anlamıştım. O an İstanbullu olmuştum işte. Ama beni Kadıköylü yapan başkaydı. 

Kadıköylü olma fikrini hiç düşünmemiş ama İstanbul’da Kadıköy’den başka bir yerde yaşama hayali de kurmamıştım. Beyoğlu Gazetesi’nde çalışırken bile zaman geçirmek ve nefes almak için Kadıköy’e geliyordum. İstanbul’un tüm semtlerinden ev alabilir ya da kiralayabilirsiniz, ama Kadıköy’den bunu yaparsanız sadece evle kalmaz kendinize bir yaşam satın alırsınız. 

Rahmetli İlker Mumcuoğlu’nun Kadıköy Sözlüğü’nü elime aldığımda, sözlükte adıma açılmış başlığı görünce “Kadıköylü olmak ne demek?” diye düşünmüştüm. İlk gençlikteki Akmar Pasajı hayranlığı değildi bunun cevabı, daha başka bir şey olmak zorundaydı elbette. Sözlükte bir madde olmak başka bir şeyle açıklanmalıydı. O yıllarda, doksanların sonunda, taşra kasabalarından gelen gençleri koruyan bir yerdi Kadıköy, elbette kalabalıktı ama bir kasaba atmosferi vardı. Beyoğlu’nun yerlisi yoktu mesela, Kadıköy’ün vardı ve Kadıköy yaşamlarımızı sürdürebilmek için bizlere, yeni gelenlere, kendi kasabalarımızı kuracak alanlar yaratıyor ve o alanlarda var olmamızdan bir sakınca duymuyordu. Kadıköy yeşerip büyümek için elverişli bir yerdi ve yüreklerinde kendi kasabalarını taşıyan gençlerin yeni ve kocaman kasabasıydı. 

İlker Mumucuoğlu’nun Kadıköy Sözlüğü’nü yıllarca zihninde taşımasına sebep olan ve en nihayetinde yazdıran da buydu bence. Malum 2020 senesinin Ekim ayında kaybettik İlker Mumcuoğlu’nu ve sözlüğü incelerken zihnimdeki dağınık soruları ona sorma şansım olmadı. İlker maalesef kitabının yayımlandığını göremedi, kocaman bir kalbi vardı ve kalbine zamansız yenik düştü. Şair ve oyuncu Turgay Kantürk ile Yitik Ülke Yayınları sürdürdü kitabın yayınlanma sürecini…

İlker Mumcuoğlu Gönen’de dünyaya gelmişti ve ilkokul ikinci sınıftan sonra babaannesinin vefatıyla İstanbul’a taşınmıştı. Gönen’de sadece babaannesini değil, çocukluğunu da geride bırakarak taşındı muhakkak ve yeşerebileceği bir Gönen aramaya başladı. Ancak evlenip çocuk sahibi olduğunda gelebildi Kadıköy’e….

Ve şöyle anlatıyordu o dönemi; “Moda’da ilk taşındığımız ev Şifa Çıkmazı’nda yeşillikler içinde güzel bir evdi. Karşımdaki dairede yayıncı Ferdi Arutan oturuyor, arka bahçemizde Hüseyin Gezer, Atatürk heykelleri yapıyordu. Şifa Çıkmazı, ünlü Dr. Mahmut Ata’nın evinin yanındaki merdivenlerden denize kavuşuyordu. Çok güzel bir sahildi burası. Aşağıdaki güzel çay bahçesinde yaz geceleri oturuyor, oğlumla ve eşimle scrabble oynuyorduk. Sabahları kahvaltımızı masada serçelerle yapıyorduk. Hayatımızda hep Moda yer etmeye başlamıştı. Uzun sahil yürüyüşleri, Moda çay bahçeleri, dondurmacı Ali Usta, Koço, Kafe Kemal hayatımızda vazgeçilmez yerlerini alıyordu. Her gün çay bahçelerinde Buket Uzuner’i ya da Şener Üşümezsoy’u görmezsek işimiz rast gitmiyordu.”

İlker Mumcuoğlu kendi kasabasını kurduğunda bu kasabanın bir sözlüğü olması gerektiğini düşünmüştü ve hayata geçirdi ve iyi ki de yaptı. Sözlükte hayatı Kadıköy’de geçmiş insanlardan, Kadıköy’ün eski ve yeni mekanlarına, gündelik yaşamdan entelektüel dünyaya birçok madde var, kısacası İlker ölmeden önce Kadıköy’ü bir kitaba sığdırmayı başarmıştı. 

Tanpınar’ın dediği gibi; “Bir şehri sevmek aşka sebep aramaktır.” 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Kişisel Kadıköy Notları: Yazarların işgal ettiği sokak

Caferağa Mahallesi’nde yer alan Dr. İhsan Ünlüer Sokak, Moda’nın kalabalık ve cıvıltılı atmosferine bir tezat oluşturur. Telaşın terk edildiği, adımların yavaş atıldığı, kesiştiği sokakların kalabalıklarına yabancıdır. Rüzgâr, hemen yanı başındaki denizden taze iyot kokusu taşırken kediler daha da bir sokulur insanın ayaklarına.  Sokağa girenler ...

Tribün altında kalan sahne

Şükrü Saracoğlu Stadyumu’nun Migros Tribün altında bir tiyatro salonunun gömülü olduğunu biliyor musunuz?  Ya da orada bir tiyatro salonu olduğunu hatırlar mısınız? O tiyatro salonunun yıkıntıları arasında birçok arkadaşımla birlikte benim de anılarım gömülü. Profesyonelliğe yeni adım atmış gençlerin heyecanı, mesleğinin ilk yıllarını yaşayan ...

Kadıköy şiirinin merkezi: Yazı Kitabevi

“Yazı Kitabevi’ne giderken bir gün bile ‘Arkadaşlarımı bulabilecek miyim?’ diye endişe etmedim, bütün arkadaşlarımın orada olacağını biliyordum,” diye söze başlıyor Şair Gökçenur Ç ve devam ediyor. “Hepimiz her salı orada olacağımızı bilirdik, bu şiirle olan ilişkimizde bir kutup yıldızı gibiydi. Her hafta ne yapıp edip yeni şiir kitapları okumak y ...

Edebi bir sığınak: Güğüm

Şimdiki kadar olmasa da doksanların sonlarında İstanbul’da öğrenci olmak zordu. Bir yandan okul, bir yandan Kadıköy’ün cazibesi ve bir yanda da geçim sıkıntı. Bu yüzden de birçok yaşıtım okuldan kalan zamanda dönemin popüler mekanlarında garsonluk yapıyordu. 2000 senesinde parasızlık iyice boğazımızı sıkmaya başladığında garsonluk mesleğine adım ...

Kişisel Kadıköy Notları: Moda’da bir balkon

1997 yılının Ekim ‘inde aylık kitap ve eleştiri dergisi Virgül yayın hayatına başlamıştı. Edebiyata, okumaya ve yazmaya hevesli bir genç olarak dergiyi hemen almış ve Çorlu’dan Lüleburgaz’a yaptığım bir otobüs yolculuğunda didik didik etmiştim. Hatta dergiyi o kadar çok sevmiştim ki bir gün Virgül’de yazılarımın yayımlandığını hayal etmeye başlamış ...

Kişisel Kadıköy Notları: Necati Tosuner

10 Haziran 1993 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde daha önce benzeri olmayan, garip ve şaşırtıcı bir ilan yer alıyordu. “Necati Tosuner bir yayımcı arıyor” yazıyordu ilanın başlığında. TRT Öykü Başarı Ödülü, Türk Dil Kurumu Roman Ödülü, Haldun Taner Öykü Ödülü, Sait Faik Armağanı gibi Türkiye’nin en önemli edebiyat ödüllerinin sahibi olan Necati Tosu ...

Kişisel Kadıköy notları: Seha Okuş ve MSM

Birçoğumuzun pandemi kelimesinin anlamını henüz bilmediği dönemlerde, eylül ayının sonlarına doğru, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin eski ve yeni hocaları arasında bir telefon trafiği başlardı. Herkes okul idaresi tarafından tek tek aranır, buluşmanın günü ve saati fısıldanırdı. O telefon sesi, aslında sonbaharın ve dökülen yaprakların değil, yeniden ...

Kişisel Kadıköy Notları: Akmar Pasajı

Sigara dumanı, acı bir arabesk ve beşik gibi sallayan yırtık koltuklarıyla Topkapı Otogarı’na girerdi 302’ler… Firmalar yeni otobüsleri uzun yolculuklar için kullanır, Trakya’nın şehir ve kasabalarına ise gözden düşmüş araçlar gidip gelirdi. O sebeple de her zaman biraz zahmetliydi İstanbul’a ulaşmak. Ama yine de çocukluk hayallerimde büyük bir yer ...

ARŞİV