Her şey için teşekkürler…

23 Mayıs 2019 - 15:01

İnsan; okuduğunun % 10’unu, işittiğinin % 20’sini, gördüğünün % 30’unu, görüp, duyduklarının % 50’sini, görüp, duyup ve söylediklerinin % 80’ini, görüp, duyup, söyleyip ve dokunduklarının % 90’ını hatırlamaktaymış… Başına sıfır veya bir rakamını koyarak girdiğimiz vikipedi’nin ‘insan’ tanımı ise şu sözlerden oluşuyor: “Taksonomik adıyla Homo sapiens (Latince ‘akıllı insan’ veya ‘bilen insan’), primatlar takımının büyük insansı maymunlar familyasının Homo cinsinde bulunan tek canlı türü. Anatomik olarak 200 bin yıl önce Afrika’da ortaya çıkmış ve modern davranışlarına 50 bin yıl önce kavuşmuştur… Devamı bildiğimiz yahut bildiğimizi sandığımız hikaye… Beynimizin yaklaşık ağırlığının 1,5 kg. olduğunu, 100 milyar nörondan (beyin hücresi) oluştuğunu, yüzde 70 - 75’inin sudan oluştuğunu, su oranını saymazsak da yüzde 60’ının yağdan meydana geldiğini düşünürsek; yavaştan elimizde ne varsa bırakıp, olduğumuz yere oturup, sakinde düşünme eylemine dalabilir miyiz lütfen!

Sizleri bu hafta, Kadıköy müdavimi bir arkadaşın; ‘seni, beğeneceğini düşündüğüm ve Moda’yla yaşıt yani 120 yaşında bir yere götüreceğim’ deyip, yollara düştüğümüz Şair Nefi Sokak’ın yeni sakini Rita Moda’ya götürmek istiyorum. Oyuncu İlker Ayrık ve eşi Sanem Bağcı Ayrık’ın hayata geçirdiği üç katlı, tarihi bir köşkte misafirlerini ağırlayan Rita’nın çatı ve bahçe katında; kahvaltıdan, öğle ve akşam yemeğine pek çok lezzeti deneyimleyebilirsiniz. Çarşamba, cuma ve cumartesi akşamları, canlı DJ performanslarının olduğu mekânın şarap mönüsü ise Türkiye’nin farklı bölgelerinden birçok yerel markaya yer veren bir kava sahip…

Ayın müjdeli haberi ise 15. yılını kutlayan ve bir vakitler veda ettiğine üzüldüğümüz One Love Festival’den geliyor. Festival geri döndü. Büyük buluşma 20 Temmuz. Güzergâh startını Parkorman’da verecek ve günün ilk ışıklarını görene değin de Volkswagen Arena’da devam edecek. Britanyalı elektronika üçlüsü Years & Years; Paris merkezli müzik ve video ikilisi The Blaze ve İngiliz indie, folk şarkıcısı ve söz yazarı Michael Kiwanuka gibi isimler festivalin şahanelikleri arasında…

Sabıkalı Kalpler…

“Sanatın bir şifa tarafı olduğuna inanıyorum” diyen, nazarımda da her daim ferah ve kocaman kalbiyle sahne önünde yahut arkasında en kallavisinden endam eden Ayşe Lebriz Berkem’in son işi “Sabıkalı Kalpler” bu haftanın dikizine düşen… Jane Martin takma adıyla bilinen Amerikalı oyun yazarının metni olan “Sabıkalı Kalpler”, Fabula Tiyatro’nun ilk yapımı. Boşanma aşamasında olan Ata ile bir gece yarısı onun evine giren hırsız Bo arasındaki güç dengesinin beklenmedik bir anda değişimi ile gelişen trajikomik olayları anlatan metin, eğlenceli ve aynı zamanda fona yasladığı mevzular nedeniyle de sert bir anlatıma sahip ki bu durum seyircisine başka boyutta, yan yolları da keşfetmesini sağlıyor. Farklı sınıflara mensup iki kadının ikili ilişkilerine, ‘kadın’ olma meselesine, toplumdaki şiddete ve sınıf çatışmasına dair yaptıkları yer yer sert tartışma ve iletişim kurma çabaları oyun ilerledikçe birbirlerinin hikâyelerini dinledikleri bir empatiye ve uzlaşmaya evriliyor diyen, kara komediyi perspektifine odaklayan oyunun yaratıcısı Berkem bir söyleşisinde mevzunun hissiyatını şöyle dile getiriyor: “Sabıkalı Kalpler’de sadece bir ayrılık hikâyesi yok. Burada katmanlar var. Bu katmanların hepsi o kadar sosyolojik, toplumsal ve sisteme dair ki… Hepsi oyunda bir araya gelmiş gibi. Oyundaki kadın karakterin ayağa kalkması, kendi varoluşsal anlamını yakalayabilmesi için bir ötekiye ihtiyaç olduğunu görüyoruz.” 

Berkem’in yönettiği, Füsun Günersel’in dilimize çevirdiği, Sündüz Haşar’ın dramaturgluğunu, Kemal Yiğitcan’ın ışık tasarımını, Zeynep Erdem’in dekor ve kostüm tasarımını, Anıl Önder’in müziklerini üstlendiği oyunun yönetmen yardımcısı Cihan Barış Özkan. Oyuna hayat verenlerse: Dilhan Naz Özgülüş, Ayşe Yazıcı, Kayhan Açıkgöz, Uluç Özkök ve Meriç Cınbarcı.

İzninizle Berkem’in oyuna dair paylaşımıyla haftanın veda busesini şuracığa bırakmak istiyorum: “Hayat tesadüfleri de içeriyor. Bu tesadüfler bazen unuttuğumuzu sandığımız, görmek istemediğimiz, reddettiğimiz ne varsa bizi tek tek yüzleştiriyor. Yaşamaya buradan başlamak, ucu bucağı belli olan şu yeryüzünü sonsuzluğa taşıyabilecek özgürlüğü de getiriyor. O halde bize de Şilili müzisyen Violeta Parra’nın efsanevi “Gracias a la vida” şarkısındaki sözleriyle teşekkür etmek kalıyor: Teşekkürler hayat, her şey için. / Yıkıntılardan kendimi yeniden yaratabildiğim / ve yeniden hayata sunabildiğim için, / kahkahalarım, gözyaşlarım / ve bu şarkı için. / Her şey için teşekkürler…”

Yazarın Diğer Yazıları

Bu şartlar altında filantropist olmak…

Filantropi… Türkçeye Fransızca’dan geçmiş: “İnsanseverlik”. Antik Yunan'daki Platon Akademisi gibi oluşumlar filantropik faaliyetlere örnek gösterilebiliyor. Bugün Türkçedeki karşılığı “hayırseverlik”. Hatta günümüz, modern dünyasına düşen suretinde ise: “Birinin, zamanını, uzmanlığını veya varlıklarını sosyal fayda yaratmak için gönüllü olarak ver ...

Zenginleri yiyeceğiz!

TÜİK’in sinema ve gösteri sanatları istatistiklerine göre, sinema salon sayısı 2021’de, pandemi yılına göre yüzde 11,1, sinema izleyicisi yüzde 27,9 azalmış. En büyük yıkımı ise tiyatro ile opera ve bale alıyor. Opera ve bale seyirci sayısı yüzde 94,5 azalırken, tiyatro salon sayısı yüzde 44,4, izleyici sayısı yüzde 84,1 düşerek 714 bin 864 olmuş. ...

Kimdir bu “büyük kadın” ve “büyük adam”lar?

Bu aralar ‘kültür endüstrisi’ mevzularında (Kültür Endüstrisi Kültür Yönetimi / İletişim Yayınları) Theodor W. Adorno’ya bulanmış durumdayım; ‘kültür’ ve ‘kültürsüzlük’ arasında gidip geldiğimizi düşündüğüm son yıllarda, şimdilik merak salmayınız hiç detaylarına girip de gündemin yorgunluğunda sizleri daha da hırpalamayacağım, fakat ABD’li eleştirm ...

Duygusal açıdan çok cahiliz…

“Şu da var bütün acılara karşın / hayat / içimize bir nota bırakır ya / en bitik günümüzde / direnme notasını / bir zarfa mı koyar / bir deniz çırpıntısıyla mı / savurur / yüzümüze/ neşe üşüşür hayatımıza / birden / güç aşılar / iyi güçtür / baş eğdirmeyen / umut / altın kafesinden / çıkıverir / dolaşır tepemizde...” (1931-2013) Leyla Erbil’in (İş ...

Siz de deneyin bakın…

“Madem zamanı durdurmanın çaresi yok, madem zaman akacak, bari geçişini iyice hissetsek” diyordu Türkiye edebiyatının ve tiyatrosunun üstadı (1915 - 1986) Haldun Taner, 1954’te yayımladığı iki öykü kitabından biri olan (YKY) “On İkiye Bir Var”da… Kadıköy’ü ve vapurları da fon yapan hikâyede en sevdiğim cümleler ise bugünlere manidar bir gönderme ni ...

Hadi uyuyun artık!

Edmund Burke 1700’lerde, “Savaş, bulduğu ülkeyi bir daha bırakmaz” derken; Emma Goldman ise 1800’lerde, “Bütün savaşları dövüşemeyecek kadar korkak olan bu yüzden de kendileri adına dövüşmek için dünyanın gençlerini cepheye süren hırsızlar çıkarır” diyor. “21. yüzyıl…” diyerek çok şey bekliyoruz belki de bu dünyanın insanından / iki ayağının üstüne ...

Bir yapan bir de bakan…

“Sırtımıza yüklenen yaşam bizim için fazla ağırdır; pek çok acı, hayal kırıklığı ve üstesinden gelinemeyecek görevler içerir. Yaşamı çekilir hale getirmek için müsekkinlerden, yatıştırıcılardan, vazgeçemeyiz. Böylesi üç tür müsekkin vardır: Zavallılığımızı küçümsememizi sağlayacak muazzam oyalanmalar, bu zavallılığı azaltacak dolaylı tatminler, biz ...

Yavaştan avatarlarınızı hazırlayın!

[email protected] 2022 nasıl bir yıl olacağını daha sabahında belli etti; ki o sebepten olsa gerek (üç boyutlu kendi oluşturduğumuz kimliğimizle gezdiğimiz ve ilk kez 1994’te Neil Stephenson’un romanında bahsettiği) Metaverse evreninde satışlar daha da hızlanmış. İstatistikler, Türkiye’de satılan 20 bin civarı parselin, 11 binden fazlasının İ ...

Kadınım, mülteciyim, anneyim 

[email protected] “İnsan soyunun bazı endişeleri vardı, hepsi karşılığını buldu / Artık hiç kimse şüpheyle kıvranmayacak / Peki, bu dram bittiğinde hangi dram vuku bulacak? / Çocuklarımı ve rakibimi öldürdüğümde ne olacak? / Ben görevimi yerine getirdiğimde, suç tamamlandığında hangi dram başlayacak? / Kadınım, mülteciyim, anneyim ve çocuk ka ...

Çünkü çölde her şey mucize…

“Kültürel bir çöl yaratılmışsa, orada her şey satılabilir. Çünkü çölde her şey mucize etkisi yapar.” 1975’in Kasım’ında suikasta uğrayarak bu dünyaya veda eden İtalyan film yönetmeni, senarist, şair Pier Paolo Pasolini böyle der ve ekler: “İnsanların özgür olduğu bir toplumun olacağını düşünmüyorum. Hiçbir şey için umut beslememeliyiz. Umut, siyasi ...

Aa, herkes işte…

[email protected] “Bu akşam birimizin aklına esse de, başına bir miğfer oturtup, sırtına bir zırh geçirip, elinde mızrakla kentte dolaşmaya çıksa, büyük bir olasılıkla geceyi geçireceği yer tımarhane ya da karakol olur. Neden? Geleneğimiz, göreneğimiz öyle değildir de ondan. Buna karşılık, aynı şeyi bir karnaval günü yaparsa en güzel kıyafet ...

Bazılarına hayat kapı önü “hoş geldin paspası”…

"Hayat sandığınız şey değil…” Şu ömür törpüsü, insan yığını olan Dünya’da, ‘hayata’ dair kurulan cümlelere aşırı ayar kesildiğim doğrudur, lakin bu cümleyi, bu defa sarf edenin yaşam mesaisindeki zaman aralığı sadece 6 yıl olunca; o dakika, arkadaşlarla muhabbete düştüğümüz fonda derin, hatta kesik bir sessizlik oluştu. İstedim ki (dilerim) şimdi, ...

Dünyaya orman denir…

Antik Çağ’da yaşamış İyonyalı ozan Homeros, İlyada Destanı’nda bir zeytin ağacının altına oturur ve zeytin ağacının fısıltısı şöyle olur: “Ben herkese aidim ve kimseye ait değilim, sen gelmeden önce de buradaydım, sen gittikten sonra da burada olacağım.” Türkiye’de (Muğla - Milas’ta) 3 bin yaşında bir zeytin ağacı olduğunu düşünürsek; kadim ağaçlar ...

Bu dünyada üzgün olmayacağım

[email protected] “Önemli olduğunu sanan bir dünyaya önem vermeyi reddedersek ve bu dünyada gülmemize hiçbir karşılık bulamazsak, tek bir çözüm kalır elimizde: dünyayı bir bütün olarak almak ve oyunumuz için bir nesne yapmak: onu bir oyuncak yapmak.” Yaşayan son varoluşçu yazarlardan biri olarak nitelendirilen Milan Kundera (Can Yayınları ...

Boğazımıza kadar gayta…

“Terör artınca vatandaşın korkusu da artacak. Demokratik taleplerini askıya alıp ‘güçlü devlet’ diye dövünmeye başlayacak. İşte İtalya üzerine yazılan senaryo buydu… Boğazımıza kadar bok içindeyiz, bu doğru ve işte bu nedenle başımız dimdik yürüyoruz!” İtalyan oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve oyuncu Dario Fo’nun 70’lerde kaleme aldığı ve 1997’de N ...

Çocuklar sürekli birbirlerini öldürüyorlar…

“Ve an geliyor, yaşamanın sıkıcılığının yerini var olmanın ıstırabı alıyor” diyor 20. yüzyıl deneysel edebiyatının önde gelen yazarlarından (1906 -1989) Samuel Beckett… Memleketim coğrafyasının absürtlük deryasında, 7 gün, 24 saatlik fanilik mesaisinde artık şerbetlendik gerçi ama Mayıs ayının bendeki selamı Beckett ile verildi. Şu hayatta bizi var ...

Ev ne demek?

“... Bir de ne var biliyor musun bende, böyle bir yeri terk edeceğim zaman, başka bir yere gidiyorum ya, sanki terk ettiğim yer evimmiş gibi geliyor, o yüzden sonra kıçıma tekmeyi yiyince, yine gideceğim ya bir yerden bir yere, yine yabancı olacağım orada biliyorum, kaçarı yok, böyle sürüp gidiyor: Gittikçe daha yabancısın anlayacağın, gittikçe dah ...

Şiddetin başka türü genital mutilasyon…

“Eğer intihar edersem, bu kendimi yok etmek değil, kendimi yeniden geri getirmek olacaktır. İntihar benim için, kendimi şiddetle yeniden ele geçirmek, varlığımı hayvanca yağmalamak, tanrının çizdiği yazgıyı boşa çıkartmak olacaktır. İntiharla kendimi yeniden sunarım doğaya, ilk kez, istediğim gibi biçimlendirebilirim ‘şey’leri. Kendimi benliğimle ç ...

Tekinsizliğin psikolojisi

“Sanat, başa çıkması güç fikirlerle dolu bir konu. Gerçekçi olmak gerekirse, ilgilendiği tek şey fikirler… Bir şey yaratmak için Picasso ya da Rembrandt olmanıza gerek yok. Yaratmanın eğlencesi ve verdiği keyif, sanat disiplinleriyle yapabileceğiniz her şeyin üstünde.” Bu cümlelerin sahibi 20. yüzyıl caz dünyasına yön veren besteci, müzisyen Armand ...

2020 daha yeni başlıyor…

“2020 yılı belki de 25 Kasım 2019’da başlamıştır; Las Tesis kolektifinden Şilili feministler ‘Tecavüzcü sensin! Polis, yargıçlar, devlet, cumhurbaşkanı, baskıcı devlet eril tecavüzcüdür’ diye haykırarak hukuk sisteminin, polisin ve devletin kadın cinayetleri ve cinsel saldırılardaki suç ortaklığını ifşa ettiklerinde. Bu sözler bütün dünyaya yayıldı ...

Dilenciye de, cumhurbaşkanına da aldırmadan…

“Bu dünyada hiçbir şey kalıcı değildir.” Rus roman ve oyun yazarı Nikolay V. Gogol 1842’de yazdığı “Bir Delinin Hatıra Defteri”nde böyle ses verir.(Es notu: Yaşadıklarıyla baş etmeye çalışan bir adamın hatıra defterinde yazanları konu alan eseri, bugüne kadar pek çok tiyatro topluluğundan dikize yattık, ki en aşina olduğumuz da 1965’ten günümüze s ...

Affetme olasılığı var mıdır?

Yazının daha başında ayarımızı verelim istiyorum; malum bu coğrafyada fanilik mesaisi bazen temrin etmekten öteye gidemiyor! Ölümden öncesi neydik ki ölümden sonrasının efsununa bu denli kapılıyoruz? Alın size temizinden bir dilemma daha diyerek fonumuzu paslayıp yavaştan meramıma geçmek istiyorum. Berlin’e yerleşik Avustralyalı Carla dal Forno ...

Sindirimsel-sinirsel bir boşalma ve ret

Filozof ve kültür teorisyeni Byung-Chul Han, kavramsallaştırdığı, aynı isimli kitabında; her birimiz için “yorgunluk toplumunun fertleriyiz” der. Postmodern dünyaya ışık tutacak tespitler barındıran “Yorgunluk Toplumu” adlı kitabında; “Aşırı üretim, aşırı performans ve aşırı iletişimden doğan pozitifliğin gücü, artık ‘viral’ değildir, bağışıklık on ...

Ruhun tutkuları…

Eskiden, epifiz bezinin, büyük bir organın işlevini kaybetmiş kalıntısı olduğu düşünülürmüş. Şu 20’lik yaş dişi efsanemiz gibi… 1917’de inek epifiz ekstrelerinin kurbağa derisinin rengini açtığı bulunmuş. 1958’de Yale Üniversitesi’nden araştırmacılar deri hastalıklarında kullanmak üzere epifiz ekstreleri elde edip, melatonin hormonunu izole etmişle ...

Babamı Kim Öldürdü?

İngiliz fizikçi (1642-1727) Issac Newton, İngiliz doğa filozofu, mimar ve birden fazla branşta ihtisas sahibi (1635-1703) Robert Hooke’a yazdığı mektupta şöyle der; “Eğer daha uzağı görebiliyorsam bu, benden önceki devlerin omuzlarında durduğum içindir.” İngiliz bilim tarihçisi Allan Chapman’ın “İngiltere’nin Leonardo’su” olarak nitelediği (ve hücr ...

Lütfen telefon ve bilgisayarınızın sesini açın!

[email protected] “İnsanoğlu kendini öldürmeden yaşayabilmek için icat etti Tanrı’yı ve günümüze dek tüm insanlık tarihi bundan ibarettir… Yaşamakla yaşamamak arasında hiçbir fark kalmadığında özgürlüğüne kavuşur insan…” Dünya edebiyatının önemli kalemlerinden Dostoyevski, 1872’de yayınladığı “Ecinniler”de böyle diyor. 2020’de ‘fark’(lar)ın a ...

Ya da basitçe seks…

[email protected] “Kurumsal ırkçılık” mevzularına dair yaşananların tezahüründe paylaşım ve yorumlara eminim çoğunuz dikkat kesiliyordur. Görünen o ki; bu dünyanın fanisi olmak zor! Açıkçası, beynimde fosforun bittiği zamanlardayım ben. Halet-i ruhiyem ise; herhangi bir subliminal reklamının içinde ve ‘trend topic’lerin arasında (Lewis Carrol ...

Burası bedava, hadi ekip biçin bakalım

“Geçmişte sabahın bir köşesinde / Oturup ilk ve son kez efendiyi suçlardım… Hızlı yaşlandığım dedikodusu çıkmıştı / Sonra ağacın yanında uyuyan bir canavarla karşılaştım / Baktım ve kaşlarımı çattım, canavar bendim…” Bugünün fonunu (1947 - 2016) David Bowie’nin1970 çıkışlı “The Man Who Sold The World” albümünden “Width Of a Circle” şarkısıyla verel ...

Sihirli formül ne aşı ne de ilaç

Birazdan okuyacaklarınız ‘kesinlikle’ sizi daha iyi hissettirmeyecek, o sebeple dileyenler sakince dağılabilir! Zira bu yazı biraz sayıklamalar biraz da ‘bu da var’ kategorisinden ortaya karışık ahvalimdir! Ve hazırsanız, yavaştan başlayabiliriz. “Nijeryalı romancı Chinua Achebe, 1958’de yayınladığı ilk romanı Parçalanma’da şöyle diyor: ‘Bir ins ...

Neden tuvalet kâğıdı?

[email protected] “Bilinmeyen bir virüs tüm dünyada yayılmaya başlamıştır. Virüsü kapanların çoğu bu durumdan etkilenmezken, şanssız beş milyon insanda ‘Sendrom’ ortaya çıkar. Ve 25 yıl sonra, ‘Haden sendromu’ adı verilen hastalığın şekillendirdiği dünyada…” bu minvalde devam eden pek çok filmi, kitabı belleğe aldık. Bu alıntı da Hugo ödüllü, ...

“Erkeklerin hepsi bende tek bir istek uyandırdı”

[email protected] 1953’te, Arizona’daki Diablo Kanyonu’na düşmüş olan göktaşından kalanları inceleyen jeologlar, dünyanın yaşını daha kesin olarak belirlemeyi başarmışlar. California Institute of Technology’den Jeokimyager (1922 doğumlu) Clair Cameron Patterson, meteordan alınan kurşun izotoplarını incelemiş ve dünyanın yaşının 4.53 milyar il ...

Kötü Çocuk Türk…

[email protected] “Feragat kipinden istek kipine, ‘İstemem namertten bir yudum çare’den ‘Ben de isterem’e geçildiği an: O geçişi, başlangıçtaki o istek anını çözümleyerek başladım…” “Kötü Çocuk Türk” kitabının doğuşunu bu cümleden veriyor, edebiyat eleştirmeni, editör, yazar Nurdan Gürbilek. 2001’de Metis Yayınları’ndan çıkan kitabını, bugünl ...

En büyük perhiz yalnızlık

Her yıl olduğu gibi, bu yeni yıl da fotoğrafların bulunduğu çekmeyi, düzenden nasibini alamamış kitaplardan oluşan kütüphaneyi ve cd-plakların yer aldığı müzik dolabını ‘temizleyerek’ başlıyorum geri sayıma! Felsefeci, akademisyen Ahmet İnam’ın “zaman bizim acizliğimizden doğar” dediği zaman mefhumuyla organik bağınız nedir bilmiyorum ama bir belle ...

Bi bitmeyen ‘cinsel iştiraklerimiz’

Bağımsız filmleriyle tanınan ve hayatımıza 1984 yapımı (hani her sahnenin tek bir açıdan çekilmiş plan sekanslardan oluştuğu, siyah beyaz) “Cennetten de Garip” filmiyle giren ABD’li yönetmen Jim Jarmusch ve grubu SQÜRL (Carter Logan J. Jarmusch) sinematograf Hollandalı görüntü yönetmeni (doğal ışığı ve minimalist görüntüleri kullanmasıyla tanınan) ...

Tecavüzü (artık) konuşmamız lazım

[email protected] “Arayan bulamayacaktır, aramayanlar bulunacaktır” demiş Franz Kafka. Bu cümlenin takibinde us’umu parlatan bir diğer cümle ise Ahmet Hamdi Tanpınar’dan geliyor: “Oyuna girdiğiniz anda onu kaybettiniz demektir.” Aralık ayını üstatların sözleriyle şerbetleyelim istedim. Gerisi sizde! Taciz ve tecavüz… Bu iki kelimenin sizde ...

Sahi bir ilişki ne zaman biter?

Ara ara yüzüme bakıp tebessüm ediyor fakat yaşadığımız çağın tüm donelerini kuşanmış telefonuyla daha bir “meşgul” ve daha bir “mutlu” gibi… Ya da ekranındaki ‘gösterişli’ alemler daha bir ilgisini çekiyor. Belki de ekranına düşenler, 11 yıllık dünya yaşının enerjisine veya algıda seçiciliğine izin vermiyordur kimbilir! Annesinin sessizliğini fırsa ...

“Hepimiz zenciyiz”

[email protected] “Eğer geçmişte bireyin dramı sermaye tarafından sömürülmek idiyse, bugün çokluk için trajedi artık sömürülemez bile olmak, sermayenin artık hiç ihtiyaç duymadığı, bir kenara terk edilmiş ‘fuzuli insanlık’ içinde sürgün nesnesi olmaktır. (…) Kapitalizmin ilk zamanlarında yalnızca zenci kölelerin maruz kaldığı sistemik tehlike ...

Altıncı büyük yok oluş…

[email protected] “Çin’de, eğer birinden gerçekten nefret ediyorsanız, ona ‘İnşallah ilginç zamanlarda yaşarsın.’ diye beddua edilirmiş. Tarihi olarak ilginç zamanlar, kargaşa, savaş ve iktidar mücadelelerinin yaşandığı, milyonlarca masumun ağır bedeller ödediği dönemlerdir. Bugün, apaçık ki, bir ilginç zamanlar çağına yaklaşmaktayız.” Marksi ...

Nasıl zamanında ölsün ki?!

Bob Dylan “sanatın amacı zamanı durdurmak” diyor… Yaşadığımız coğrafyada ne kadar sanatla hemhal olabiliyoruz, sistem buna ne kadar izin veriyor veya sanatsever kitle ne kadar Can Baba’nın (Yücel) dediği üzere ‘sanatsevici’ veyahut sanatı üretenler bu ‘sistemi’ ve ‘varoluşu’ sorgulamaya ne kadar teşne, işte bunlar hep dilemma! Lakin zaman üzerine G ...

“Mutluların mutsuzlara borcu var”

[email protected] “Gülebilmek, mutluluk, zenginlik ancak herkese adil bir oranda üleştirilebiliyorsa bir anlamı olan şeyler… Dolayısıyla başta doğaya sonra da birbirimize çok şey borçluyuz… Borcu hatırlamak, alacaklı olanları unutmamakla işe başlayabiliriz. Bu bazen bir film olur, bazen bir ekmeğin yarısıdır…” Bu cümleler, Altyazı Sinema Derg ...

“Cinsel Davranışların İstatistiği” ya da transhuman…

[email protected] Astronomlara göre her gün 275 milyon yeni yıldız doğuyor. Bulunduğumuz yaşam eşiğinden arada bir de olsa kafamızı kaldırıp gökyüzüne bakabiliyor muyuz, bilmiyorum… Gökyüzüne (gelene kadar veyahut) bakmadan evvel, sanırım kendimizi görmeyi öğrenmemiz yahut anlamamız gerekiyor şiarından yola çıkarak sizlere, geçtiğimiz yıl ...

Bu evlilikler bu boşanmalar hiçbir şeye yaramıyorsa?

“Vahşiler birbirini yer, uslular birbirini kandırır, buna da dünyanın gidişatı denir” demiş ‘en’ üstatlarımdan, şahsına münhasır filozof Arthur Schopenhauer. Biz faniler dünyanın gidişatına ‘vahşilik’ ve ‘usluluk’ kategorisinden etki etmeye devam ederken, güzel haberlerden bir tanesi düşüyor mesaj kutusuna; “Miles Davis’in ‘Rubberband’ albümü 6 Eyl ...

Sanat yemekte yenir mi?

Nick Cave üçüncü Grinderman albümünün sinyalini verdi. Tabii ki bu haber karşısında her ‘Cavesever’ olarak hararetli bir heyecan yaptık! Uzun yıllar kendisinin desturunu verdiği Bad Seeds grubunu yöneten Cave, grubun alanı dışında kalan sound’lara yönelmek amacıyla yine Bad Seeds’in ana üyelerinden oluşan Grinderman’ı kurmaya karar vermişti. Projen ...

Gece yarısına 20 saniye kala…

Lou Reed “Small Town” şarkısında şöyle der; “Küçük şehrin tek güzel tarafı vardır, oradan kaçıp gitmen gerektiğini sana öğretir…” Bu haftanın açılışını 1942 ve 2013 tarihleri arasında, yaşadığımız evreni şereflendiren Lou Reed ile yapalım istedim. Reed ve John Cale’in, yani 1965 menşeili ABD’li rock grubu The Velvet Underground’ın “Songs for Drella ...

Yanlış anlamak…

“Gerçek şu ki, zaten yaşamanın insanları doğru anlamakla bir alakası yoktur. Onları yanlış anlamak, yaşamak budur. Onları yanlış ve yanlış ve yanlış anlamak ve sonra dikkatli bir gözden geçirmeyle tekrar yanlış anlamak.” Amerikan edebiyatının önemli isimlerinden, Pulitzer Ödüllü yazar Philip Roth’un cümleleriyle haftaya merhabamızı sarkıtıyorum. 19 ...

Kavga istemiyorum

[email protected] Bu haftanın girişini direkt müzikle vermek istiyorum, hem de en sevdiğimden; ‘çok manidar’ gelebilir ama üzerine alınmak isteyenlere hiç mani olmayacağım, buyurunuz (ama rica ediyorum, sesi açıp dinleyelim, sonra kaldığımız paralel evrenden hayata akmaya devam edebileceğiz, söz!)… 2009’da kurulan Amerikan rock grubu, solisti ...

Babalar ölür, sonra çocukları

“Hayvanları düşünmek ve okumak, kendimize dair düşünmek ve okumaktır da. Hayvanlar olarak düşünmek ve okumak, diğer hayvanlarla vücut bulmuş ve duygusal ilişkimize bizi mesafelendirmekten ziyade, birçokları -üstünde değil- arasında bir tür olarak yaşıyor olmanın daha hassas, alicenap ve mütevazı bir üslubu olarak vazife görür…” Bunu söyleyen İletiş ...

Kendi kendine şekil alan kornea…

[email protected] The Smiths zamanından (grubu birlikte kurdukları, en iyi gitaristlerden biri olan Johnny Marr ile) hastası olduğumuz, özerkliğini ilan edip tek başına nida verince de uzaktan seyir ve dinlemede kaldığımız Morissey, geçtiğimiz ay, yeni bir cover albüm hazırladığını söylemişti; tabii ki sevenleri arasında alkış kıyamet... Ardı ...

İnsanlar ve melekler arasındaki münasebetler

[email protected] “Klee’nin Angelus Novus isminde bir tablosu vardır. Bu tabloda, gözlerini ayırmadan üzerine düşünmekte olduğu bir şeyden uzaklaşmak üzereymiş gibi duran bir melek resmedilmiştir. Gözleri dimdik bakmaktadır, ağzı aralıktır, kanatları da açılmıştır. İşte tarihin meleği de böyle görünmelidir. Yüzü geçmişe dönüktür. Bizim bir ol ...

Girebilecek misin?

[email protected] “Modern çağın en büyük bestecilerinden, virtüözlerinden biri” olarak lanse edilen, klasik ve deneysel müziğin yaşayan en önemli temsilcilerinden, İtalyan piyanist ve bestekâr (1955) Ludovico Einaudi’nin, içerisinde 11 parçanın yer aldığı yeni albümü “Days Walking” Mart ayında çıktı. Dinleme fırsatınız oldu mu bilmiyorum ama ...

Bir marşmelov versem?!

Hafta sonu pedagog bir arkadaşla dünyadaki mesaimiz üzerine derin bir muhabbete düştük ve şu meşhur Marşmelov Testi’nin yeni bir araştırmayla geçerliliğini yitirdiğini söyledi. Bir vakitler, hangi çocuklar bu testle sistem güzergâhına sürülmedi ki! İlk defa 1970’te, Colombia Üniv.’nde, psikolog Walter Mischel’in uyguladığı “Marshmallow Testi” yani ...

Tarih heteroseksüeller tarafından yazıldı

“İçimden sürekli çığlık atıyorum. Neden bizim ölmemize izin veriyorlar? Neden kimse yardım etmiyor?” Aynı gökyüzü altını şereflendirdiğiniz bir insan yavrusunun karşınıza geçip, bu cümleleri söylediğini düşünün! Ve üşenmeyin, üstüne yüzyılın absürtlüğü ‘empati’yi de ekleyin! (Erken İçimden geldi notu: Fransız matematikçi, fizikçi ve düşünür Blaise ...

İki kadın, iki şehir, bir aşk…

Kullanıcıların çevrimiçi veya çevrimdışı olarak çeşitli cihazlarda müzik dinlemelerini sağlayan, Fransa’da oluşturulan, web tabanlı bir müzik yayını servisi Deezer, İngiltere’de bin kişiye müzik seçimlerini ve dinleme alışkanlıklarını sormuş. Yüzde 60 aynı şarkıları dinlediklerini, yüzde 25 yeni müzik denemediğini söylemiş. Yeni müzikleri keşfetmen ...

Sizi de aile salonuna alalım (mı?!)

[email protected] İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) tarafından açıklanan verilere göre Ocak ayı içerisinde en az 155 iş cinayeti yaşanmış. Hayatını kaybeden kişilerin 10’u çocuk, 11’i kadın ve 19’u göçmen… İSİG’in yayınladığı rapora göre iş cinayetlerinin hiçbiri ‘meslek hastalığı’ sebebi ile değil. En önde gelen sebepler; yüzde 21 ...

Dünya yörüngesi 1,5 cm genişlemiş…

[email protected] 2018’de ay 3,8 cm uzaklaşmış, güneş 174 trilyon ton kütle kaybetmiş, dünya yörüngesi 1,5 cm genişlemiş, 150 milyar yeni yıldız doğmuş, Andromeda, 3,5 milyar km yaklaşmış ve evren 60 trilyon km. genişlemiş. Böylesi bilgiler sizin için ne ifade ediyor bilmiyorum (ki aranızda, benim gibi heyecanlananlar da muhakkak vardır, ...

Hafıza nakline ne dersiniz?

[email protected] Bilim insanları Ribonükleik asit (RNA) adı verilen genetik bilgiyi bir salyangozdan diğerine aktararak anı naklini gerçekleştirmeyi başardı. Sonuçları, kulağa bir yanıyla heyecanlı bir yanıyla da korkunç gelse de ‘bu daha başlangıç’ demek yanlış olmaz! eNeuro isimli bilim dergisinde yayımlanan ve hafızanın fiziksel temelleri ...

Prekarya: Yeni tehlikeli sınıf…

“1970’li yıllarda ideolojik olarak koşullanmış bir kısım iktisatçı, siyasetçilerin zihinlerini ele geçirdi. Bu iktisatçıların inandığı neoliberal modelin temelinde, büyüme ve kalkınmanın rekabet gücüne dayandığı, her şeyin rekabeti ve rekabet potansiyelini artırmak için yapılması ve piyasa kurallarının hayatın her alanına nüfuz etmesi gerektiği düş ...

Mutluluğun formülü satıldı, siz almadınız mı?!

[email protected] Geçen yıl, ünlü fizikçiAlbert Einstein’ın “mutluluk formülleri”ni içeren iki notu Kudüs’teki açık artırmada 1 milyon 560 bin dolara satılmıştı. Haberi hatırlarsınız. (Es notu:1922’de, Tokyo’daki Imperial Oteli’nde yaşanan olayda, Einstein’ın kuryeye; ‘notların ileride çok değerlenebileceğini’ söylediği belirtilmişti.) O vaki ...

Öylece oturan fil…

“İki gündür karşı apartmandaki kadının intihar etmesini bekliyorum / Belki de etmez; Ne düşündüğünü bilmiyorum onun / Gizli kapaklı bir amacı olabilir / İki gün oldu tam / Bir pencere bitince öbürküne geçiyorum / Pencere önlerinde durmaktan bir vazgeçsem kurtulacağım…” 1931-1983 yılları arasında bu coğrafyayı şereflendirmiş olan Sevim Burak’ın (Afr ...

Peki, sizin yarattığınız ülke neresi?

[email protected] “Orsinya… Ortaçağ kalelerinin, surlarla çevrili şehirlerin ve kadim tanrıların mesken tuttuğu dağlara uzanan tren raylarının diyarı. Hayatın sert, düşlerin kırılgan ve bilinmedik güçlerin parçalamaya çalıştığı halkın akıl bütünlüğünü yitirmeme uğraşı verdikleri bir ülke burası…” Ricamdır; bu ülkenin koordinatları nereye d ...

Ya o uykudan hiç uyanmasaydın?

[email protected] “Arkeolojik veriler kadının yaklaşık 35 bin yıl öncesinden betimlendiğini gösteriyor” diyor yamacıma ilişen bir arkeolog arkadaş. “Tüm çağların ötekisi, kadın sloganı boşuna değil”, diye de eklemeyi ihmal etmiyor. Muhabbetimize eşlik eden fon ise; İstanbul Kadın Müzesi ve Avusturya Kültür Ofisi ortak çalışmasıyla hazırlanan ...

Bütün duvarlar gibi…

Uzakdoğu mutfağıyla aranız nasıl bilmiyorum ama geçenlerde rotama takılan Ororo’yu bilahare güzergâhınıza düşürmenizi salık veririm. Fotoğrafçı İlkcan Diker, mimar Cenk Saraçoğlu ve reklamcı Ceyhun Saraçoğlu’nun Moda’da hayata geçirdiği Ororo Sushi, müşterilerinin gözleri önünde, şefin sushi hazırladığı küçük bir dükkân. Yeşil rengin ve ahşabın hâk ...

Günahkârların, beyaz zencilerin dili…

[email protected] “Beni, Beyaz Zenciler ve Son Tilki Avı’nı yazmaya iten ‘70’li yıllarda yayımlanan kitaplar oldu. Bu kitaplar blöf doluydu. Uyuşturucu cehennemlerini anlatan uyduruk anı defterleri, filan. Her şeyin bombok çevreler olarak anlatıldığı bu kitaplar beni çok öfkelendiriyordu. İnsan her yerde insandır. İnsan bilmediği şeyleri yazm ...

Beş madde…

“Varoluşu varoluşsuzluğundan gelen varlıklarız…” Bulunduğum mekanın kapı girişinde kendini ortaya savuran bu cümlenin sahibi Simone de Beauvoir. İnsan, bulunduğumuz coğrafyada “varoluş” ve “varlık” sorunları üzerine pek düşünemiyor; bilakis her gün değişik formlarda “varoluşsuzluk” yaşadığımızdan olsa gerek! Bir haber sitesinde; ‘dünyanın en büyük ...

Bütün duvarlar gibi ikiyüzlüydü

[email protected] “Sanat ne fildişi bir kulededir, ne de televizyon ekranındaki seyirliktir. Sanatlar, herkesin çaba ile dilini öğrenebileceği, kendini geliştirebileceği ve katılabileceği insani faaliyet alanlarıdır.” Metis Yayınları’ndan çıkan Sanatlar ve İnsan Dizisi’nde böyle tanımlanıyor sanat… Yaşadığımız coğrafyadan öte, günümüz dünyası ...

İntihar…

“Çocuklarınız sadece sizin oldukları için sevilmekteler, arkadaşlarınız da öyle; vatanınıza da ancak sizinle bağlantı oranında bağlanırsınız. Ben fikri kaldırılsa sizi hiçbir şey etkileyemezdi…” Düşüncenin insanlık tarihinde en önemli şey olduğunu söyleyen İskoç filozof, ekonomist ve tarihçi David Hume böyle diyor Tefrika Yayınları’ndan çıkan “İnti ...

Bunu ben de yaparım…

[email protected] “İsa birilerinin günahları için öldü ama benim değil” diye başlıyor “Gloria” şarkısı… Hatırlarsınız; Patti Smith, The Doors, Jimi Hendrix, Shadows of Knight’ın da bulunduğu pek çok ismin yorumladığı şarkının yaratıcısı, “olağanüstü müzik adamı” olarak tanımlanan ve kariyeri boyunca pek çok sanatçıya ilham olan (1945 doğu ...

İşte deliler…

[email protected] “İşte deliler. Uyumsuzlar. İsyancılar. Sorun çıkaranlar. Kare yuvalardaki yuvarlak vidalar. Her şeyi farklı görenler… İnsan ırkını ileriye doğru itenler. Bazıları onları deli olarak görebilirken biz onları dahi olarak görürüz. Zira dünyayı değiştirebileceklerini düşünecek kadar deli olan insanlar, bunu gerçekleştirenlerd ...

Işıklar açıldığında kalmaya kimler devam edecek?

“Korku olmadan din hayatta kalamaz.” Tolkien sonrası fantastik edebiyatın öncülerinden olan Michael Moorcock böyle ses veriyor “İşte İnsan” kitabının alt başlığında. Yalnızca efsanevi karakteri Elric’le değil, Yeni Dalga akımının yükselmesine sebep olan editörlüğüyle de türün kaderini doğrudan etkilemiş nadir yazarlardan kendisi… Moorcock’ın kendi ...

Yazar sizden bir tek şey istiyor

“Bizler ne hayal âleminde yaşıyoruz, ne de insanları olduklarından daha iyi hayal ediyoruz, onları oldukları gibi görüyoruz. Bu nedenle insanların en iyisinin bile otoritenin uygulamalarıyla özde kötü kılındığını ileri sürüyoruz. İnsanın insanı yönetmesinden bu nedenle nefret ediyoruz…” diye başlayıp, uzun bir kelam eder 19. yüzyıl anarşizm kuramcı ...

O küçük şeyleri çıkarmaya üşeniyorum…

[email protected] “Üzülme evlat, kaybettiğini sandıkların, belki kurtulduklarındır” demişCharles Bukowski. Son yıllarda sosyal medya popülerliğinde, üstüne özçekimlerle sıva çekilen cümlelerden biridir kendisi. Şimdi ise kelamımıza girizgâh olan kafenin duvarına not düşülmüş cümlelerinden biri olmuş. Ne kadar çok “okur insan- okuyan insan” ol ...

Bana arayıcı derler…

“Bir gün atomun enerjisini serbest bırakacağız, gezegenler arası yolculuklar yapacağız, ömrü uzatıp kanseri tedavi edeceğiz ama en düşük seviyeli kişiler tarafından yönetilmiş olmanın sırrını asla çözemeyeceğiz…” diyor Fransız biyolog, filozof, bilim yazarı (1894 - 1977) Jean Rostand. İnsan denilen canlının ‘biyolojik’ ve ‘kültürel’ evrimi ne aşama ...

Gerçekten nasıl hissettiğini söyle!

[email protected] 2015’te çıkardığı ilk albümü “Sometimes I Sit and Think, and Sometimes I Just Sit” ile kalplere taht kuran (gitar müziğinin başarılı örneklerini sunan Avusturalyalı müzisyen)Courtney Barnett, ikinci albümü “Tell Me How You Really Feel”i 18 Mayıs’ta yayımlayacağını duyurdu. Ve üstüne de tavus kuşları, vantilatörler ve gündeli ...

Ah tembellik!

“Ah tembellik! Merhamet et bizim bu bitmek bilmeyen sefaletimize! Ah tembellik! Sanatın, soylu erdemlerin anası, insanoğlunun sıkıntılarına bir teselli ol!” Fransız düşünür ve eylem adamı (1842-1911) Paul Lafargue böyle ses veriyor komünist manifestosundan sonra dünyada en fazla dile çevrilen sosyalizm kitabı olan “Tembellik Hakkı”nda… Kitabın alt ...

Gerçekler acıtır mı?

“Müzik yalan söylemez. Eğer dünyada bir şeyler değişirse, bu sadece müzik sayesinde olabilir.” Kendine özgü gitar çalışı ve kişiliğiyle, birçok müzisyen için ikon olan, tüm zamanların en iyi gitar virtüözü (1942-1970) Jimi Hendrix böyle nidalanıyor. (Yahut müziğin kurtaracağı limiti çoktan aştık da diyebilirsiniz ama sakin!) Tabii, üstadın bu kelam ...

Aklı başında olduğunuzu nereden biliyorsunuz?

“… Amerikan bilimkurgusunun altın çağı denilen dönemde, sıra dışı bir editör olan müteveffa John W. Campbell etrafına birkaç ay içinde o zamana kadarki en büyük bilimkurgu yeteneklerini topladığında, yazarlarına şöyle meydan okurdu: Şu soruya cevap veremezse, 24 saat içinde ölecek bir adamla ilgili hikâye yazın bana: ‘Aklı başında olduğunuzu nerede ...

Ve kendisinden diktatör de aziz de yaratır

“… Ve her insan, içinde temel yedi erdemi ve karşıtı, yedi erdemsizliği taşır; kendini beğenmiştir ve alçakgönüllüdür, obur ve kanaatkârdır, kösnül ve edeplidir, kıskanç ve iyilikseverdir, cimri ve eli açıktır, tembel ve çalışkandır, öfkeli ve acı çekendir. Ve kendisinden diktatör de köle de, katil de aziz de, Kabil ve Habil de yaratır.” (1864-1936 ...

“Ve sonra bir bakarsınız ki bir anda değişmişsiniz”

Çin’in Sezuan eyaletinde geçen ve üç tanrının iyi bir insan aramak üzere dünyaya inmesiyle başlayan “Sezuan’ın İyi İnsanı”, epik tiyatronun öncüsü Bertolt Brecht’in 27. Denemesi... “Ben Bertolt Brecht, kara ormanlardan geliyorum / Anamın karnındaydım daha / Kentlere taşıdığında beni / Ölünceye dek kalacak bende ormanların soğuğu…” diyen Brecht, bu ...

Hayatınızdaki insanları ne kadar tanıyorsunuz?

“Yaşadığımız dönemde evrensel olarak politik, sosyal ve kültürel görünüm dönüşüme uğramış bulunuyor. Türdeşleşen tiyatro, 20. yüzyılın büyük ekollerinin etkisinden ve kendisine özgü özelliklerinden mahrum bırakıldı. Tiyatronun giderek artan oranda ticarileşmesi fikri ile birlikte farklı ekollerin bireyselliği ve oyun yazarlarının ayırt edilebilirli ...

Başkasını bekleme, sen başlat!

“Barışın tek bir olanağı var: Mücadeleyi barışın enstrümanları ile sürdürmek… Var olan tüm gücümüzle ölümlere karşı durmak. Düşünecek zaman yok. Vahşi kapitalizmin lokomotifi yeryüzünü dağıtmak üzere hızlanmış, savaşa doğru gidiyor. Biz de her zamanki gibi yineliyoruz: Barışa fırsat ver. Hemen. Başkasını bekleme, sen başlat. Dünya efendilerine her ...

Genzine su kaçmış balık…

“Nasıl düşünmek gerektiğini öğrenmek aslında neyi, nasıl düşünmemiz gerektiğini kontrol etmeyi öğrenmektir; ancak klişeleşmiş olsa da şunu unutmayalım; düşünce iyi bir hizmetçi, kötü bir efendidir. Yetişkinlerin çoğunun kendilerini başlarından vurarak intihar etmesi tesadüf değildir. Böylelikle kötü efendileri vurmuş oluyorlar. Bu intiharların çoğu ...

Cehennem boş, bütün şeytanlar burada

[email protected] Ünanimizm’in öncüsü Fransız yazar, şair (1885-1972) Jules Romains; “Dünyamızda olup bitenleri gören bir insan nasıl dili varır da ‘ben mutluyum’ der?” diye sormuş ve Fransız yazar, filozof (1694-1778) Voltaire ise 250 yıl öncesinden bize; “Ne kadar çok bilgim ve yüreğimde ne kadar çok duyarlılık olursa, o kadar mutsuz olacağ ...

Herkes bilir aslanın ne olduğunu

“-Stirkoff, anladığım kadarı ile adalet ve eşitlik gibi konuları irdeleyen yazılar yazıyorsun; coşku ve kurtuluş hakkı üzerine de. Doğru mu bu, Stirkoff? -Evet, efendim. -Dünyada geniş anlamda adalet sağlanabilir mi sence? -Hiç sanmam, efendim. -Öyleyse bu b.ktan yazıları neden yazıyorsun? Kendini kötü mü hissediyorsun? -Son zamanlar ...

Anlarız ki herkes yeniliyordur

Betül Memiş / [email protected] “Hepimiz acıklı bir şarkıyı severiz. Herkes yenilgiyi tadar. Kimsenin tam istediği gibi bir hayatı olmaz. Hepimiz sahnenin ortasında kendi kahramanımız olarak yeni role başlarız ve zamanla kenara itilir kalırız. Zaman geçer; kahramanımız yenilir, hikâye değişir, tepetaklak olur ve biz bir kenarda artık neden bi ...

Oysa hayattayız hepimiz

Hazırsanız başlıyorum; öncesinde bir peşrev veresim geldi. Zira girizgâh bu defa az buçuk tuzlu olabilir, o yüzden -aman dikkat reca edeceğim- ense serinde, beyin lobları da şimdi rotasını vereceğim müzikal notada olursa; âlâ! “Modern zamanların Bach’ı” olarak tanımlanan (1966 doğumlu Alman besteci, ilk albümü 2001’de ‘Memoryhouse’), özellikle Viva ...

Kafatasının bir ilçesi…

Betül Memiş / [email protected] 1 litre su, 160 gram yağ, 110 gram protein, 15 gram şeker, 10 gram tuz… Yemek tarifi gibi ama değil, her ne kadar ‘ekşisözlük’te ‘kafatasının bir ilçesi’ yazsa da, insanda ortalama 1.5 kilo ağırlığında olan ve beden ağırlığının yüzde 2-3’lük kısmını oluşturan ‘beyin’den bahsediyoruz. Su, yağ, protein, şeker, tu ...

En az senin kadar tuhafım…

“Hayır, insan istediği gibi yaşayamaz, doğrudur. Yoksa insan en derin zekânın bile içinden çıkamayacağı bir çelişmeler karanlığına düşer. Bir gün bir şeyi istersin, ertesi gün tutkuyla, ölesiye ona bağlanırsın, daha ertesi gün onu istediğinden utanırsın, arzun yerine geldiği için hayata lanet edersin. İşte insan hayatta kendi istediğinin peşinden s ...

Malum kent fanisiyiz…

“Sokağın köşesini dönüyordun, seni o zaman gördüm, yağmur yağıyor, üst baş sırılsıklam, saç baş perişan, olacağı bu tabii yersen o kadar yağmuru, ama olsun dedim içimden...” Noktasız ve soluksuz sıralanan bu ve benzeri cümlelerin sahibi 20. yüzyıl tiyatrosunun önemli isimlerinden (1948-1989 / Fransa) Bernard-Marie Koltes… Mevzu derin, mevzu yalnızl ...

Arkadaşın adını söylemek istemiyoruz!

[email protected] “Bir insan 40’ına gelip de insanlardan soğumamışsa, insanları hiçbir zaman sevmemiş demektir” diyor Fransız yazar (1869-1951) André Gide ‘Kadınlar Okulu’ kitabında… 1947’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülen romanı dilimize kazandıran (muazzam çevirisiyle) Tahsin Yücel. Haftanın şiarında bu (derin) cümle salınsın istedim, ...

Çivisi çıkmış dünya…

“Herkes ötekilerin karşısında kendi aidiyetlerini haykırıyor, başkalarını kendince dışlıyor, yandaşlarını seferber ediyor, düşmanlarını şeytanlaştırıyor, söyleyecek daha ne var?” 2009’da yayınlanan ‘Çivisi Çıkmış Dünya / Uygarlıklarımız Tükendiğinde’ adlı kitabında Amin Maalouf böyle ses veriyor. Ve devam ediyor: “Bu kitabı yazmamdaki amaç, (...) g ...

Merhaba yeni dünya!

[email protected] “Ne ölmek nefessiz kalmaktır, ne de yaşamak nefes almaktır” diyor Lou Reed… (Üşenmez de hatırlarsak: 2 Mart 1942’de, New York, Brooklyn’de Yahudi orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak doğan, adı kayıtlara Lewis Allan Reed olarak geçen, 60’ta Syracuse Üniversitesi’nde gazetecilik, film yönetmenliği üzerine eğitim alan, The Vel ...

Düşlerine layık ol!

(Baştan söyleyeyim de ne olur ne olmaz notu: Tekrar sanılmasın, şimdi yazacaklarım dejavu’dur!) Madem iyi olamıyoruz; madem sesimiz içimize kaçıyor ve içimize de zilyon tane efkâr oturuyor; madem -sadece- sosyal medyadan ahkam kesmelerin bir parçası olmaya devam ediyoruz; madem ‘yok yere mi delirdik’ diyen duvar yazılarının altında kadraja düşüyoru ...

Her şey herkesleşiyordu

“Her şey herkesleşiyordu / Herkes her şeyleşiyordu / Tarih durmadan yazılıyordu…” diyor (2006’da kurulan) Bandista. Bu sabah böyle uyandım. Şarkı güne fon olurken, biz de yavaştan Kadıköy sokaklarında ‘herkes’leşmeye akalım istiyorum. Zor olmasa gerek, zira; “Kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin” demiş ( ...

Bu muamma yutacak bizi!

“Keşke insan türüne ait olmak, o dayanılmaz ve sağır edici gürültüyü de beraberinde getirmeseydi; keşke hayvanlar âleminden çıkıp aşılan o birkaç gülünç adımın bedeli, sözcüklerin, büyük tasarıların, büyük atılımların o dinmek bilmeyen hazımsızlığı olmasaydı… Yaşam denen bu kazan, bu fırın, bu ızgara, bu milyarlarca uyarı, kışkırtma, tembih, coşkun ...

 ‘Hiçbir şey istememenin mutluluğu’

“Kalp düşünebilseydi atmaktan vazgeçerdi...” deyip, üstüne de “Anlaşılmak kendini satmaktır’ diyen Portekiz edebiyatının ‘en üstatlarından’ Fernando Pessoa böyle nidalanıyor, 600 küsur sayfalık ‘Huzursuzluğun Kitabı’nda ve 70 sayfalık ‘Hiçbir Şey İstememenin Mutluluğu’nda. İtalyan besteci Vivaldi’nin (keman için bestelenmiş, dört konçertodan oluşan ...

Olup bitenlerin hiçbiri mantıklı değildi!

“Gezegenin yüzeyindeki insanların şu anda tam olarak ne yaptıklarını söylemek zordu, çünkü kendileri de ne yaptıklarını gerçekten bilmiyorlardı. Olup bitenlerin hiçbiri mantıklı değildi. Evlerine koşuyor, evlerinden dışarı koşuyor ve gürültü karşısında sessizce çığlıklar atıyorlardı.” Bilimkurgu yazının usta ismi (1952-2001, İngiltere) Douglas Noel ...

Yoruyorsunuz bizi, aferin size!

“Kimim ben senin için, kimim bunca yıldan sonra?” diye sorar ‘20. yüzyılın en büyük romanlarından biri’ olan “Malina”nın yazarı Ingeborg Bachmann hiç gönderilmemiş veda mektubunda Rumen şair Paul Celan’a. Mektuplaşmaları 1948’den 1967’ye kadar aralıklarla ama yoğun sürer. Bu kısacık birliktelik, bitmeyen bir aşka dönüşmesinin ardından, Seiné Nehri’ ...

Bu şehir yordu mu bizi ya da bu ülke?

“Kaburganın içinde kaç kırık kalp saklıyorsun, acaba?” diye, sordu kadın… Diğer kadının ne cevap verdiğini duymadım ama aklıma; ‘Birbirimizin hayatlarının içindeyiz. İstesek de istemesek de’ diyen Ercan Kesal’ın “Cin Aynası” kitabı geldi. Fani olarak bazen ‘kader’, ‘keder’ ve ‘kadar’ın ayarını kaçırıyoruz sanki! (Üşenmeyip, hatırlarsak da: Mevlevil ...

“Kendimden başka her şey oldum”

“Oynar gibi yaşamalı, oyunlar oynamalı” demiş (Sokrates dönemi) Platon... Hayatı ve yaşamak denen çoğu zaman külfetli olan serüveni hangi yakadan kucaklıyoruz, işte orası biraz karışık ama (Sokrates öncesi) Heraklitos’a göre de evren bir oyuncaktan ibaretti. İkisi de Yunan M.Ö. insanları, bugüne düşen ‘ayna’da kelamları ‘altın’ değerinde, lakin çağ ...

“Hayır diyen insan hâlâ biraz mutludur”

“Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir?” diyor yamacımı şereflendiren… ‘Biz hangi savaşın ve kimin savaşının çocuklarıydık acaba’ diye, aklımın sesli sessiz köşesinden geçirirken: ‘Hangi kitaptan yahut hangi film repliğinden’ diye soruyorum. ‘Senin yazar Chuck Palahniuk’ın ‘Dövüş Kulübü’nde, Tyler Durden’in kelamı…’ deyip, müziğin sesini açıyo ...

Dünyadasın, işte bunun tedavisi yok!

[email protected] “Usul usul erimeye koyuldu direncin, insanlara beslediğin eski sevecenliğinin yerini bir süre evde yapma ‘kalp şarabı’ aldı, bulantını bastırmak için. Kalp şarabı: 10 tane taze maydanoz sapı temizce yıkanır, yapraklarıyla birlikte. Bir litre doğal şaraba eklenir. O eklendikten sonra iki yemek kaşığı doğal üzüm sirkesi ekleni ...

Aşkından delirmedim, belki de deliydim…

“... O günden beri sanırım sevmenin ne olduğunu da öğrendim: Atılganca kendi duyguları üstüne ‘abartmalı’ iddialara girmek değil, karşıdakine özenle davranmak, onun arzularına ve ritmine saygı göstermek; hiçbir şey istememek, verileni kabul etmeyi öğrenmek; her armağanı yaşamın bir sürprizi olarak kabul etmek; aynı armağanı ve aynı sürprizi iddiası ...

Perdeleri açın! Hayatı görün!

“Chuang Tzu düşünde bir kelebek olduğunu gördü, ama uyandığında, düşünde kendini bir kelebek olarak gören bir insan mı, yoksa düşünde kendini insan olarak gören bir kelebek mi, olduğunu bilemedi.” 1899-1986 yılları arasında yaşamış, Arjantinli öykü, deneme yazarı, şair ve çevirmen Jorge Luis Borges’in aktardığı meşhur masal “Chuang Tzu’nun Düşü” bö ...

Beyaz adam her şeyi fethetmek istiyor!

Caz tarihi ikiye ayrılır derler: (cazın büyücüsü) Miles’dan önce ve sonra… 1987’de Beyaz Saray’daki bir akşam yemeği davetinde, bir siyasetçinin eşi, caz trompetçisi Miles Davis’e cazın Amerika’da aslında neden öldüğünü sorma gafletinde bulunur. Davis, şahsına münhasır ve acımasız tarzıyla cevap verir: “Caza burada itibar edilmiyor çünkü beyaz adam ...

Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor...

“R'leri söyleyemeyen Özdemir Asaf, bir gün taksiye biner. Takisici; “Buyyun, neyeye?” der. Taksici de ‘r’leri söyleyemeyen birisidir. Asaf, ‘Kayaköy’ derse, taksicinin kendisiyle alay ettiğini sanacağı için, “Eminönü” der. Karaköy’de inmesi gereken Asaf, Eminönü’nde iner ve Karaköy’e yürür.” Anekdot bu… Mevzunun ince damarı ortada, üstüne kelam etm ...

Ne zaman gitti tren?

Sonra kelimeler ağırlaştı kafamda, bazılarını bıraktım; onlarda gidip kalp kırmışlar... Kızamadım; çünkü onlar benim havadar çocuklarım, kelimeler benim kalp kırıklıklarım. Onları ölmeye yatkın bir insan gibi sevdim; çünkü tartmadım; çünkü elleyemedim... Kelimeler benim içimden geçip de bir ‘la’ notası olmak isteyen şeyler; ama o şeyler ki bir ‘la’ ...

Kurtuluşu beklemek yararsız, gelmez çünkü

“Kim kimi kurtarabilmişti şimdiye kadar? Beni kim kurtaracaktı? ‘Kurtuluş’ dedim. 'Ankara'da bir mahalle', fazlası değil. Belki bir de Bob Marley'in en iyi şarkısı. Daha fazla düşünmeye gerek yok. Adı her yerde, kendisi yok… Onun için çürüyor bedenlerimiz ölünce. Mısırlılar uğraşmış efendileri kurtulsun diye. Ama nafile. Çaresi yok. Kurtuluşu bekle ...

ARŞİV