Haftalık Bağımsız Gazete 23 Eylül 2021

Tarih yazan kadınlar- 20

Basında eskiden çokça rastladığımız ‘arka sayfa güzeli’ geleneğini geri getiriyoruz ancak büyük bir farkla! Alanında ilk’lere imza atmış, ‘kadınlar yapamaz’ denilen mesleklerdeki cinsiyetçi kalıpları kırmış, cesur ve azimli kadın kahramanları tanıtacağız size. Onlar, bizlerle bu topraklarda yaşadı, mücadele etti ve başarılar kazandı. Lakin erkek egemen tarih anlayışı çoğunlukla onları yok saydı. Bu kadınları tarihin tozlu sayfalarından çıkarıp, kamuoyunun yeniden dikkatine sunmayı hedefliyoruz. Buyurun tarih yazan kadınların öykülerine…

Tarih yazan kadınlar- 20
Gökçe UYGUN

İlk inşaat mühendisi: Sabiha Rıfat (Ecebilge) Gürayman

1910’da Makedonya’nın Manastır kentinde dünyaya geldi. Babası Yüzbaşı Rıfat Bey görev için İstanbul'a gelince, aile Üsküdar'da yaşamaya başladı. Annesi ve küçük kardeşi tüberküloza yakalandı, genç yaşta annesini kaybetti. İlköğrenimini Beşiktaş Esma Sultan İlkokulu'nda okudu. 1925’te Nişantaşı Kız Ortaokulu’nu bitirdi, ardından İstanbul Kız Lisesi’ne devam etti. 

“DİRENCİMİ YİTİRMEDİM”

Sabiha hanım, 1991'de İTÜ Vakfı Dergisi'ne verdiği röportajda o günlere dair şunları söylemişti: “İlk hocalarım annem ve babamdı. Daha ilkokula başlamadan okuma yazma öğrenmiştim. Babam 1906’da Harbiye'den mezun olmuş, birçok cephelerde savaşmış, yaralanıp esir düşmüştü. Savaş yıllarında yokluk, babamın asker olması, işgal kuvvetlerinin baskıları sık sık yer değiştirmemize sebep oldu. Aile içinde yaşadığımız büyük acılar nedeniyle savaşın bittiği yılların coşkusunu yaşayamadık bile. Bütün bunlara rağmen eğitimim yarıda bırakılmadı, bu konuda birçok kararı da kendim vermek zorunda kaldım. Onlarda da bana karşı 'başarabilir mi?' kuşkusu hiçbir zaman oluşmadı. Ben de direncimi yitirmeden sonuna kadar dayandım.”

MEKTEPTEKİ İLK KIZ ÖĞRENCİ

1927’de Atatürk, bugün İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) olarak bilinen Mühendis Mektebi'ne (Mühendishane-i Bahr-i Hümayun) kadınların da alınmasını istedi. Haberi son anda duyan Sabiha Rıfat, iki gün kala başvuruda bulunmak için fakülteye koştu. Arkadaşı Melek (Ertuğ –kimi kaynaklara göre Erbil-) ile beraber başvurduğu üniversitenin sınavlarını kazanarak, 350 erkek öğrencinin okuduğu Mühendis Mektebi'nin iki kadın öğrencisinden biri oldu. 1933’te, Melek Hanımla birlikte okuldan mezun oldu ve Türkiye’nin ilk kadın inşaat mühendisi unvanını aldı.

Erkek meslektaşları ile aralarında bir fark görmediğini yaşamı boyunca yineleyen Sabiha Hanım, beraber mezun olduğu arkadaşı Melek Hanım’ın "Şimdi ne yapacağız?" şeklindeki sorusunu,  "Herkes ne yapıyorsa, biz de onu yapacağız" sözleri ile yanıtladı.

MÜHENDİS HANIM

Çalışma hayatına Ankara Bayındırlık Müdürlüğü’nde başladı, daha sonra Bayındırlık Bakanlığı’na geçti. Ülkenin değişik yerlerinde birçok okul, hükümet konağı ve resmi binanın yapımında görev aldı. 

Sabiha hanım, meslek hayatına başladığı zamanlar adının "Mühendis Hanım"a çıktığını anlatıyordu: “Çoğu zaman mühendis arayanlar odama girip bayan gördükleri zaman geri çıkıyorlar, telefonda bayan sesi duyanlar geri kapıyorlardı. Fakat zamanla bana alışıldı ve çevremde büyük bir sevgi ve saygı çemberi oluştu.”

“KIZ KÖPRÜSÜ”

1936’da Ankara-Beypazarı karayoluna yapılan köprünün inşaatında aktif olarak görev aldı. Anadolu'da köprü inşa eden ilk kadın mühendis unvanını da böylece kazandı. Köprü, yöre halkı tarafından “Kız Köprüsü” olarak isimlendirildi.

Aslında bu görevi kolayca almamıştı. “Dağ başında, şantiyede kadının ne işi var!” söylemlerine maruz kalmıştı. Israrları sonucu görev ona verilince, golf pantolonunu giyip şantiyeye koşan Sabiha Hanım, kısa sürede hem köylüler hem de beraber çalıştığı işçilerin sevgisini ve saygısını kazandı. Şantiyede işçiler ile beraber çadırlarda, tuvaletin dahi olmadığı koşullarda köprünün inşası tamamlanana dek kaldı. 

“KÖPRÜ, CAMİDEN ÖNEMLİ”

Hatta iş bırakmak isteyen işçilerin peşinden koşarak onları köprüyü bitirmeye ikna etti. Sabiha Rıfat röportajında bu anılarını şöyle anlatmıştı: “Bir akşam çalışanlardan biri çadırıma girerek işçilerin gittiğini söyledi. Gecenin karanlığında arkalarından koşarak nereye gittiklerini sordum. Daha fazla para verileceğini ve kışın da bastırmak üzere olduğunu, civar köylerden birine cami yapımı için gideceklerini söylediler. Kadın olduğum halde hiçbir şeyden korkmadığımı, bundan korkmamaları gerektiğini, camiden çok köprünün önemli olduğunu söyledim.”

SABİHA HANIM ANITKABİR GÖREVİNDE

Anıtkabir'in inşaatının kontrol şefi yüksek mühendis Ekrem Demirtaş’ın 29 Aralık 1945'te görevinden ayrılmasıyla bu pozisyona geçti ve inşaatın sonuna kadar 10 yıl bu görevi sürdürdü. Milliyet gazetesinde 1973’te üç gün boyunca yayımlanan yazı dizisinde Sabiha Hanım, yaşadığı heyecanı şu sözlerle anlatıyordu: “1945'te bir kış günü idi. Yollar bozuk olduğundan ancak bir at arabası ile Rasattepe'ye doğru yola çıktık. Yol çamur, hava buz gibiydi. Arazide içinde sobası bile olmayan bir rasat binası vardı. İşte burası o günden sonra şantiye binası olarak kullanılacaktı. O gün müteahhide inşaat sahasını teslim ettim. Müthiş duygulanmıştım. Geride bıraktığım uzun yılları ve yürüdüğüm yolu düşündüm. Büyük devrimciye olan borcumun ağırlığı altında eziliyordum. Bu borcun hiç değilse küçücük bir parçasını ödeyebilmek için bu ne kadar güzel bir rastlantı idi."

Ancak İkinci Dünya Savaşı sürerken yabancı firmaların da güçlükler çıkarması sonucu inşaatın zaman zaman duraklamasına rağmen Sabiha Hanım, işi sonuna kadar götürmeye kararlıydı; “Dönemin cumhurbaşkanı ve başbakanı da zaman zaman Anıtkabir'e gelerek inşaatı yakından takip ediyorlardı. Yapıyı görmeye gelenlerin karşısında her seferinde ben çıkıp bilgi veriyor, gelişmeleri aktarıyordum.”

Anıtkabir inşaatı sırasında ziyarette bulunan Yunanistan Başbakanı Venizelos’un sözleri ise gurur vericiydi; “Hayatımda ilk defa büyük bir işin başında bir kadın görüyorum. Sizi gerçekten tebrik ederim.”

YARDIMSEVER MÜHENDİS

1939’da okuldan sınıf arkadaşı yüksek mühendis Remzi Gürayman ile evlendi. Çocukları olmadı. 1963’te kendi isteğiyle emekli olan Gürayman, 1993'te eşini kaybettikten sonra İzmir'de yeğeni Beyhan Susup'un yanına taşındı. 4 Ocak 2003 tarihinde hayatını kaybetti. 

Yardımseverliğiyle tanınan Sabiha Gürayman, çalışma hayatında elde ettiği tüm servetini de yaşarken İstanbul Teknik Üniversitesi Vakfı'na ve Fevzi Akkaya Temel Eğitim Vakfı'na bağışladı. Bu vakıflar aracılığıyla burslar vererek birçok şehit çocuğunun eğitim masraflarını karşılıyordu.

FB’nin ilk kadın voleybolcusu

Sabiha Gürayman, Mühendis Mektebi'nde okurken voleybol takımına girdi, Fenerbahçe Voleybol Kulübü'nün tek kadın oyuncusu oldu. Fenerbahçe'nin kadınlar voleybol takımı kuruldu ve Sabiha Gürayman kaptanı seçildi. Ülkede başka kadın voleybol takımı olmayınca ve takım kapanınca, o da, erkek takımında birçok resmi maçta forma giydi.

(KAYNAKÇA: Wikipedia, Hürriyet, BBC Türkçe, Listelist sitesi)


 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.