Haftalık Bağımsız Gazete 24 Ekim 2020

Mücadele devam ediyor: "Bıraktığın Yerden"

“Bıraktığın Yerden” belgeseli Cumartesi Anneleri/ İnsanları’nın mücadelesine ışık tutuyor. Yönetmen Eker “Bilmeyen insanlara yaşananları anlatmak için filmi yaptım” diyor.

Mücadele devam ediyor: "Bıraktığın Yerden"
Evin Arslan

Cumartesi Anneleri’nin mücadelesinin başlangıcı 27 Mayıs 1995’e tekabül ediyor. Gözaltına alınan Hasan Ocak’ın işkence edilmiş bedeninin kimsesizler mezarlığında bulunması ile anneler, her cumartesi Galatasaray Meydanı önünde buluşmaya başlıyor. Zamanla büyüyen bu direniş 25 yıldır sürüyor ve hala insanlar 90’lı yıllarda gözaltında kaybedilenlerin bulunması için mücadele ediyor. 

2016 yılında çekimlerine başlanmış “Bıraktığın Yerden” belgeseli ise Cumartesi Anneleri/ İnsanları’nın mücadelesine tanıklık ediyor, yaşananları kayıt altına alıyor. Belgeselde zorla kaybettirilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun, yaşanan hak ihlallerini anlatıyor. 

Belgesel, 16 Ocak’ta Sosyal Dayanışma ve İletişim Derneği (SODİD) tarafından Barış Manço Kültür Merkezi’nde gösterildi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen gösterimin ardından program Bandista grubunun dinletisiyle sona erdi.

Cumartesi Anneleri’nin hikayesini Bandista’nın “Benim Annem Cumartesi” şarkısıyla öğrenen ve bu şarkının izini süren Yönetmen Volkan Güney Eker “En kısa tabirle hem ben öğreneyim, hem de bilmeyen insanlara aktarayım deyip bu filmi yapmaya karar verdim.” diyor. 

“ÇOĞU HABERSİZ”

Yönetmenin bir şarkı ile belgeseli çekmeye karar vermesinin etkileyici olduğunu söyleyen Besna Tosun “Her cumartesi meydana gidiyoruz. Bir anne 30 yılını nasıl acıyla, öfkeyle geçirdiğini anlatıyor. Kelimelerle tarif edilemeyecek bir şey bu. Orada bir annenin haykırışı yükseliyor ve insanlar dönüp bakmıyor bile. Hiçbir şey olmamış, böyle bir acı, mücadele yokmuş gibi geçip gidiyor. Ve çoğu da gerçekten habersiz.” diye anlatıyor.

Geçip giden insanları izlerken bu insanlara nasıl ulaşabileceğini düşündüğünü söyleyen Tosun, bu filmin bu yüzden kıymetli olduğunu söylüyor. Tosun şöyle anlatıyor: “Ben ulaşamam onlara ama ulaşmanın yolu var. En güzel yolu da galiba sanat. İnsanlar geçip gidiyor ama hayatın içinde, bir yerlere gidecekler. Bandista ile duydu Volkan mesela. Belki bir konsere gidecek, bir şarkı ile duyacak. Belki bir sergiye gidecek, bir tablo ile ulaşacak. Bunun yolu var ve bu sesi yükseltmek, bunu görünür kılmak hepimize düşüyor. Hepimizin yapacağı şeyler var. Bu film bunun cevabı aslında.”

Bu sorunun herkesin sorunu olduğunu ve bireysel bir mücadele olmadığını belirten Tosun, vicdan sahibi olan herkesin bir şeyler yapması gerektiğini söylüyor.

2017'den beri birçok festivalde gösterilen belgesel, 24. Adana Film Festivali'nin Uluslararası Kısa Film Yarışması'nda "En iyi Belgesel Film" ödülünü aldı. Ayrıca belgesel, 7. Avrupa Birliği İnsan Hakları Kısa Film Yarışması'nda birinci oldu. Festival yolculuğunu büyük ölçüde tamamlayan belgesel, şimdi İngiltere'de düzenlenen Watersprite: The Cambridge International Student Film Festival'inde "En İyi Belgesel" ve "Sosyal Etki" dallarında yarışıyor. Mart ayında gerçekleşecek festivalin yanı sıra belgesel, nisan ayında İFSAK'ta gösterilecek.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.