Haftalık Bağımsız Gazete 24 Ekim 2020

“Kaybolan Şehir”de ustaların izleri

On yıl boyunca İstanbul’un tarihi semtlerindeki apartmanların ve bu apartmanların el yazısı tabelalarının fotoğrafını çeken ressam ve araştırmacı Cevdet Mehmet Kösemen, çalışması sayesinde 130’a yakın yazı ustasının izine rastladığını söylüyor

“Kaybolan Şehir”de ustaların izleri
Erhan DEMİRTAŞ

İstanbul özellikle son 20 yıldır büyük bir değişimin içinde. Şehirdeki birçok kamusal ve özel yapı çok hızlı bir şekilde yıkılıyor ve yeniden yapılıyor. Yıkılamayan tarihi yapılar ise tartışmalı bir şekilde restore ediliyor. Şehrin en fazla değişim yaşayan mekanları apartmanları. 50 yıl önce mimari karakterleriyle özgünlüğünü koruyan bu apartmanların yerini yüksek katlı binalar ve rezidanslar alıyor. Apartmanlar yıkılınca aslında sadece bir taş yığını yok olmuyor. Çünkü bu apartmanlar yıllarca adlarıyla yaşıyorlar ve yığınların altında kalan anılarla beraber isimleri de oluyor. Ancak bazı araştırmacıların gayretli ve istekli çabaları, İstanbul’un kent tarihi açısından önemli olan bu isimlerin geleceğe kalmasını sağlıyor. Ressam ve araştırmacı Cevdet Mehmet Kösemen de İstanbul’un mimarisi için önemli bir çalışma yaparak bu isimlerin bugünlere ve geleceğe taşınmasını sağlayanlardan biri. Kösemen, görsel sanatlara ve fotoğrafa olan ilgisinin etkisiyle uzun yıllar İstanbul’un tarihi semtlerindeki apartmanların ve bu apartmanların el yazısı tabelalarının fotoğrafını çekti ve on yıl boyunca sürdürdüğü bu çalışmasını “Kaybolan Şehir” (The Disappearing City: Hand Painted Signs and Architectural Details from Istanbul) adlı kitabında biraraya getirdi. Kadıköy, Yeşilköy, Bakırköy, Kasımpaşa, Samatya, Zeytinburnu, Taksim, Elmadağ, Tarlabaşı, Cihangir, Beşiktaş, Ortaköy, Nişantaşı, Şişli ve  Üsküdar gibi semtleri karış karış gezen Kösemen ile söyleştik.

“ZAMANIN YIKIMINDAN KURTARMAK”

 Uzun bir araştırma ile beraber İstanbul'daki apartmanların el yazısı isimlerini ve tabelalarını fotoğrafladınız. Bu araştırmanın sonrasında bir de kitap çıkardınız. Böyle bir projeye başlamanızın sebepleri neydi?

Ressam olduğum ve görsel tasarım eğitimi aldığım için gündelik hayattaki ilginç görsel detaylara karşı dikkatli oluyorum. Bu kitaptan önce İstanbul ve Bodrum’daki bazı tarihi mezarlıkların sembollerine dair benzer çalışmalarım olmuştu. Önem taşıyan nesnelerin fotoğraflarını çekmek, onları gelecek için korumak ve zamanın yıkımından kurtarmak demek oluyor. Bu yüzden İstanbul apartmanlarının el yapımı tabelalarına ilgi gösterdim ve onları gelecek için belgelemek istedim.

Ressam olmanızın dışında bir de fotoğrafla ilgilisiniz. Bunun çalışmanıza bir etkisi oldu mu?

Oldu, fotoğrafçı olan babam Sıtkı Kösemen’den öğrendiğim, her gün yanımda kamera taşıma alışkanlığı da bana yardımcı oldu. İnsan her gün yanında fotoğraf makinesi ile gezince, ilginç detaylara karşı her zaman tetikte oluyor.

İstanbul’un apartmanları derya deniz bir konu, bu projeyi tamamlamak uzun sürmüş olmalı.

Seçtiğim bütün semtleri fotoğraflamak 3-4 yılımı aldı, ama bazı semtlerdeki tabelaları 2010 yılından beri fotoğraflamaktaydım. Kitabın tasarımını da ben yaptım, bu da en az bir senemi aldı. Fotoğrafların yanı sıra, 3-4 ay süren bir araştırma ile İstanbul apartmanlarının ve tabelacılığın tarihini de araştırdım. Bir sene boyunca da kitabın basılması için ön sipariş topladık. İlk fotoğraflarımdan kitabın matbaadan çıkışına kadar toplam sekiz yıllık bir çalışma oldu.

SOKAK SOKAK SÜREN BİR ÇALIŞMA

 İstanbul'un hangi semtlerinde araştırma yaptınız?

İstanbul’un 1970 yılına kadar şehirleşen eski semtlerini inceledim. Yeşilköy, Bakırköy, Kasımpaşa, Samatya, Zeytinburnu, Taksim, Elmadağ, Tarlabaşı, Cihangir, Beşiktaş, Ortaköy, Nişantaşı, Şişli, Üsküdar, Kadıköy gibi semtleri neredeyse sokak sokak dolaştım ve gördüğüm her apartman tabelasını bu çalışmaya dahil ettim.

Sizi en çok etkileyen apartman tabelaları hangi semtteydi?

En ustaca yazılmış tabelalar Cihangir ve Şişli gibi semtlerde. Ancak mimari ve kentsel doku açısından en çok Üsküdar, Fatih ve Beşiktaş semtlerini sevdim.

USTALARIN İZİNDE

Araştırmanız aslında hem tarih hem mimari alanlarını kapsayan bir çalışma. Sokakları adımlarken nelerle karşılaştınız? Mesela İstanbul'da bu tabelaları yapan ustalar kimlermiş?

Bazı tabelaların alt köşelerinde tabela ressamlarının imzaları yer alıyor. Çalışmam boyunca 130’a yakın yazarın imzasını buldum. 1950’li yıllarda çalışan Ermeni kökenli Haytayan kardeşler gibi bazıları, tabela ressamı olmalarının yanı sıra resim sergisi de açmış usta sanatçılar. Onlar gibi pek çok ustanın ismi de bu kitap ile kayda geçmiş oldu. G. Vrionis, Hacopulo, A. Levi, V. Helvacı, Papirüs Reklam, Tekin-iş...

Tabelalar ne zamana kadar el işçiliğiyle yazılmış?

2000’li yılların başına kadar el yazısı tabelalar var oluyor, ama genelde 1980 yılından sonra, plastik harflerin ve metal tabelaların çoğalması ile “apartman tabelası ressamlığı” sona eriyor.

“ESKİDEN GÖRGÜSÜZLÜK SAYILMIŞ”

 Sizce el işçiliği ile yazılan tabelalar, el yazısı harfler ve yapılan süslemeler apartmanların karakterini de ortaya çıkaran unsurlar mıdır? Çünkü kentsel dönüşümle beraber tek tip mimari uygulamalarla karşı karşıya kalıyoruz.

Herhangi bir nesnenin elle üretilmiş olması onları daha ilginç ve çeşitli kıldığı için günümüzden dönüp bakınca böyle görünüyor, ancak vaktinde apartman tabelaları da son derece fonksiyonel ihtiyaçlara hizmet vermekteydi. Günümüzdeki “tek tipleşme” algısının temeli tamamen teknolojiye dayalı. Binalar bilgisayarla tasarlanıyor, tabelalar bilgisayar destekli yazıcılarla üretiliyor, böyle olunca çeşitlilik azalıyor.

Araştırmanız sayesinde İstanbul'un da değişimine tanık oldunuz ve belgelediniz. Belki de sizin fotoğrafladığınız birçok apartman yıkıldı. Bu değişime tanık olmak neler hissettiriyor?

Değişim kaçınılmaz. Eski apartmanlar zarif ve karakter sahibi, ancak bir zamanlar onların da görgüsüzlük ve çirkinlik abideleri olarak eleştirildiğini biliyor muydunuz? 1930’larda yazılmış bir gazete makalesi var. “Bu yeni apartmanlar ne görgüsüz ve ruhsuz, nerede o eski ahşap köşkler” diye veryansın ediyor. O apartmanları şimdi biz “Bu yeni kentsel dönüşüm binaları ne görgüsüz ve ruhsuz, nerede o eski apartmanlar” diyerek nostaljik duygular ile anıyoruz. Belki gelecekte, günümüzün kentsel dönüşüm siteleri de pozitif duygular ile hatırlanacak.

 Kösemen uzun yıllara dayanan çalışmasını “Kaybolan Şehir” (The Disappearing City: Hand Painted Signs and Architectural Details from Istanbul) adlı kitabıyla biraraya getirdi. 1400 sayfalık ve iki ciltten oluşan kitabın içinde 5 binden fazla fotoğraf yer alıyor. Özellikle mimarlar ve kent tarihçileri açısından önemli olan bu kitap özel sipariş üzerine basılabiliyor.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.