Haftalık Bağımsız Gazete 17 Ocak 2020

Eğitime erişim karnesi zayıf!

“Öğrenciler ve Eğitime Erişim” raporuna göre, ilkokul çağındaki çocukların yüzde 1,7'si eğitim dışında kalıyor. öğretmen sayısı düşük. Dezavantajlı çocuklar için eğitim bir kabusa dönüyor

Eğitime erişim karnesi zayıf!
GazeteKadıköy

Eğitim Reformu Girişimi tarafından hazırlanan “Öğrenciler ve Eğitime Erişim” raporu kamuoyuna duyuruldu.

Çocukların eğitime erişiminde bölgeler ve iller arasındaki farklıların, okuldan erken ayrılma oranlarının, eğitimde ayrımcılık gibi konuların incelendiği raporda, okul öncesi, ilkokul, ortaokul, ortaöğretim, açık öğretim liseleri, özel gereksinimli çocuklar, geçici koruma altındaki çocuklar ve çalışan çocukların eğitime erişimleri konusunda ayrıntılı bilgiler yer alıyor.

Türkiye’de dolaylı ayrımcılık nedeniyle çocukların eğitimden uzaklaştığının belirtildiği raporda “Anadili Türkçe olmayanlar, çalışan çocuklar, kırsal alanda yaşayanlar, kız çocuklar, LGBTİ+ bireyler, mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocukları, özel gereksinimi olan çocuklar, Romanlar, yoksul çocuklar, zorunlu göç ile Türkiye’ye gelen çocuklar gibi çeşitli grupların eğitime erişimi önünde yapısal ve toplumsal engeller var olmaya devam ediyor.” deniliyor.

OKUL ÖNCESİ OKULLULAŞMA DÜŞÜK

Rapora göre okul öncesi yaş grubu için okullulaşma oranı da OECD ülkeleriyle kıyaslandığında ortalamanın altında.

Okullulaşma oranları bölgeler ve iller ayrımında incelendiğinde okul öncesinde 5 yaş net okullulaşma oranının en yüksek olduğu iller: Burdur (yüzde 93,5) ve Kocaeli (yüzde 90,9) iken en düşük olduğu iller ise Şanlıurfa (yüzde 51,3) ve İstanbul (yüzde55,4). İstatistikî Bölge Birimleri Sınıflandırması’na (İBBS) göre incelendiğinde, net okullulaşma oranının en düşük olduğu bölge İstanbul.

Okul öncesi eğitimle ilgili raporda dikkat çeken bir başka konu da öğretmen başına düşen öğrenci sayısı. Türkiye’de okul öncesi eğitimde öğretmen başına düşen öğrenci sayısının OECD ortalamasına gelmesi için, var olan durumda 18 bin 868 öğretmene ihtiyaç duyuluyor ve 2020 yılında 5 yaş için okul öncesinde yüzde 100 net okullulaşma sağlanması için bu sayıya ek olarak 14 bin 175 öğretmene daha ihtiyaç duyulacağı tahmin ediliyor.

Raporun ilköğretim ve ortaokul başlığında ise 2018-19 eğitim-öğretim yılı itibarıyla Türkiye’de 12 yıllık zorunlu eğitim kademelerinde yüzde100 okullulaşma sağlanamadığına dikkat çekiliyor. İlkokul ve ortaokul kademelerine birlikte bakıldığında, önceki yıl yüzde 96,12 olan ilköğretimde net okullulaşma oranı, bu yıl yüzde 96,05 oldu. Yani okullaşma oranı artması gerekirken azaldı. Rapora göre ortaokulda net okullulaşma oran tablosu daha da vahim. 2017-18’de yüzde 94,5 olan okullulaşma oranı, 2018-19’da 1 puan gerileyerek yüzde 93,3’e düştü ve 2016-17’den bu yana 2,4 puan gerilemiş oldu.

Öğrenciler ve Eğitime Erişim raporunda dikkat çeken bir başka ayrıntı yaşa göre okullulaşma oranı. Yaşa göre net okullulaşmaya bakıldığında 14-17 yaş grubundaki çocukların okullulaşma oranı yüzde 88,22. Çocukların yüzde 11,78’inin eğitimin dışında olduğu görülüyor.

DEZAVANTAJLI ÇOCUKLARA OKUL YOK!

Raporun “Eğitime Erişimde Dezavantajlı Konumda Bulunan Çocuklar” başlığında Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’ne atıf yapılarak şu ifadelere yer veriliyor: “36 ayını tamamlayan özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar için okul öncesi eğitim zorunludur.” Ancak buna karşın, özel gereksinimli çocuklar ilkokul kademesine gelene dek çok büyük oranda eğitimin dışında kalıyorlar.

Özel eğitimde okul öncesi kademesindeki öğrenci sayısı toplam özel eğitim öğrencilerinin yüzde 1,2’sini oluşturduğunun belirtildiği raporda özel eğitim öncesi öğrenci sayısının düşüklüğünün nedenleri arasında önceliğin 5 yaş “normal gelişen” çocuklara verilmesi, öğretmenlerin kaynaştırma yoluyla eğitim alan öğrenci kabul etmek istememesi, çocuğun ilkokul çağına gelene kadar tanılanmaması, ailelerin süreçle ilgili bilgi sahibi olmaması ve kapasite yetersizliği sayılıyor.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.