Deniz'in Bonkis evreni

​Yazar-senarist oyuncu Deniz Tezuysal’ın bir kafe, bir dizi ve bir kitaptan mürekkep, zemini Kadıköy olan, adını ‘Bonkis’ koyduğu alemine davetlisiniz. Tezuysal, “Kadıköylü komşularıma, mutlaka bir şans verip Bonkis evreniyle tanışmalarını öneririm.” diyor.

13 Haziran 2023 - 14:25

Bonkis uydurma bir sözcük. Uyduran da Deniz Tezuysal. Atfettiği anlamla, ‘kahvaltıda menemen yerine avokadoyu tercih edenleri’ yansıtıyor. Bu sözcük, hem bir zamanlar Kadıköy’de varolmuş bir kafenin, hem bir kitabın, hem de bir dizinin adı. Hepsinin yaratıcısı olan Tezuysal önce Moda’da Bonkis adlı bir kafe açıyor. Kafe kapanınca bu macerayı kaleme alıyor. Ortaya çıkan senaryo diziye dönüşüyor. Blu TV’de 2 sezon süren dizi, daha sonra da Artemis Yayınları’ndan çıkan bir romana evriliyor.

Deniz Tezuysal ile bu röportajı yapmak için karşılıklı yoğunluklar nedeniyle biraraya gelemeyip, sanal ortamda söyleştik. Sonra üzerinden depremler, bayram, seçimler geçti derken, söyleşiyi yayına alamadık. O sırada kendisi boş durmadı, “Kesin Bilgi” adlı bir programa başladı Youtube üzerinden yayın yapan Episode TV’de. “Görünenin ardındaki gizli gerçeklerin peşine düştüğü” programda Cunk on Earth (İngiliz sahte belgesel serisi) tarzında, yarı ciddi yarı komik, kimi zaman absürde kaçan ilginç ve içten sorularıyla hayatı deşiyor. Bugünlerde kendisine elinde mikrofonla Kadıköy sokaklarında denk gelebilirsiniz, bizden söylemesi.

İşte karşınızda Deniz Tezuysal…

  • Bonkis ne demek? 

Bir kelime anlamı yok. İlerde bir gün TDK’ya girerse telif isterim.

  • Bonkis’in alt başlığı olan  “İçimden hiçbir şey gelmiyor” ifadesi ne kadar da aşina. değil mi?

Ne kadar acı, bu söylemi "aşina" diye nitelendirebilmek, değil mi? Ama öyle maalesef.

  • Kitap kapağına dair tasarımsal bir sorum var; ad-soyadınızın baş harflerinin küçük olması ve ana başlıktaki “İÇİMDEN” kelimesinin büyük harf olması özellikle bir şeye mi işaret ediyor?

Kapak tasarımını yapan arkadaşım bunu böyle uygun gördüğü için böyle. Tasarımcıya işini nasıl yapacağını söyleyen hadsiz zihniyetten nefret ettiğim için, kapakla ilgili seçimlere karışmadım. Görseli Sadi Güran yaptı, kapağı ise Artemis yayından Asmin Gündoğdu. İkisinin de ellerine sağlık, hayalini kurabileceğim en güzel kapak oldu.

DENİZ’İN YÜZDE 25’İ

  • 9 yıllık meslek hayatınızdan sonra mimarlığı bırakmışsınız, tıpkı karakteriniz Deniz gibi.  Deniz’in ne kadarı sizsiniz?

Buna yüzde olarak cevap vermeyi seviyorum. Hem kesin bilgiymiş gibi duruyor hem de bir o kadar afaki. Yüzde 25 diyelim!

  • Deniz’le henüz tanışmayan okura/izleyiciye onu nasıl anlatırdınız? 

Sen gibi, ben gibi, oldukça sıradan (burada sıradanlığı küçümsemiyorum aksine pozitif bir özellik olarak kullanıyorum), her gün karşılaştığımız, karşılaşmasak da ulaşıp erişmemizin çok basit olduğu bir kişi. Deniz şehirli, kariyer sahibi olmaya çalışan ama bezdirilmiş bir kadın olarak hepimizin hayatından bir çok iz taşıyor. Aşkta bize vaad edilen mutluluğun palavra olduğunu, iş dünyasının iki yüzlülüğünü, aile ilişkilerinin zorluğunu nihayet çözen, zamanda belki biraz bizden önde, belki de geride, aramızdan bir kadın.

  •  Bonkis bir nevi 3’leme; kafe, kitap, dizi… Bu üç fikir birlikte mi ortaya çıktı yoksa peyderpey mi? 

Önce iki sezondan oluşan dizi yayınlandı, üzerine "prequel" (önbölüm) niteliğindeki roman.

  •  Bonkis kafeyi, oyuncu arkadaşınız Öykü Karayel’le birlikte açtınız 2017’de. Neden kapandı? 

Magazinsel yanını bir yana bırakarak açıklayayım, üç sene aktif kalan bir kafe idi. Diziden önceydi, dizinin ilham kaynağı oldu. Kapandı çünkü bir ekonomik kriz döneminin başına denk geldi. Kafe açıldığında kilosu 25 TL olan peynir, sadece üç senelik sürecin sonunda dükkanı biz kapatırken çoktan 100 TL’ye çıkmıştı bile. Ticaret bilgisi olmayan esnaf için değişken ekonomide herhangi bir işletmeyi ayakta tutabilmek çok zor. Ya çok şanslı olmalısınız, ya da bizim gibi her şeyi kitabına uygun yapan insanlardan olmamalısınız.

  • Dizideki feminist pavyon fikri ilginç. Deniz (hem dizideki Deniz karakteri hem siz) böyle bir mekan açma işine girer mi dersiniz? 

Ben daha da mekan falan açamam :) Feminist pavyon tam olarak, erkeklerin yaşadığı hayat şartlarıyla kadınların yaşadığı hayatın arasındaki uçurumu göz önüne serme çabamdan türemiş bir fikir. Bundan daha net bir anlatım olamaz herhalde; kadınların rakı masasında oturduğu, erkeklerin onlara konsomasyon yaptığı bir dünya tahayyül etmekte bu kadar zorlanmadığımız bir noktada, ancak feminizmden söz edebiliriz.

  • Dizi 2 sezonluk. Devamı gelecek mi? 

Devam etmesini biz istedik. Fakat yayınlandığımız kanal ‘reyting’ kaygılarından ötürü işe devam etmeme kararı aldı. Bu ülkede yapılan her iyi işin kaderi maalesef bu.

  • Diziye yönelik “Fleabag’a (İngiliz komedi-drama televizyon dizisi) benziyor” eleştiri/yorumlarına ne dersiniz?

Ciddiye bile almıyorum.

  • Deniz sürekli hayatını yoluna koyma çabasında. Gerçekten de günümüz Türkiye’sinde, 30’lu yaşlarda, kendini gerçekleştirmeye çalışan, beyaz yakalı bir kadın topluluğu var. Onlara mesajınız ne olur? 

Biz 80-90 arası doğanların şansı bu kadarına el verdi. Şans diyerek hızlı geçiyorum, altında ne sebepler yattığı üzerine uzun uzun konuşulur tabii ki. Fakat sonuç bu, ürünler bunlar (bizden bahsediyorum kızlar). Bence şartlar göz önüne alınınca baya iyi iş çıkardık. Önce durup kendimizi bir tebrik etmeli, sonra bizden sonra gelecek kızlarımızın bizden çok daha iyi yaşaması için yapılması gereken ne varsa yapmalıyız. Bunun başında da, asla umudu kaybetmemek yer alıyor bence.

  •  “Bonkis, en ufak şeylerin bile değişime katkısı olabilmesi açısından Türkiye’nin çağdaş kadınlarına adanmış bir roman.” diyorsunuz. 

Özetle yazar diyor ki, büyük küçük demeden, hayat içinde ileriye, aydınlığa doğru attığınız her adım, mutlaka yapbozun içinde kendine bir yer bulacak ve amacına hizmet edecektir.

“DİZİ İZLEMEYİ BIRAKTIM”

  • Oyuncu Devin Özgün Çınar’la yaptığınız söyleşide, Türkiye’de eril bakış açısı olmayan diziler olarak 10 Bin Adım ve Bonkis’i tek sayıyorsunuz. İddialı bir söylem. 

Ben artık dizi izlemeyi bıraktım. Siz söyleyin var mı ‘male gaze’e (erkek bakış açısı) sahip olmadığını düşündüğünüz bir iş?

  • Bonkis’in diğer dizi/kitaplardan en belirgin farkı ne?

Zekası.

  • Kitabı okumamış/mekana gelmemiş/diziyi izlememiş birine Bonkis’i bir cümleyle özetlemeniz gerekse, ne söylerdiniz?  

Çok zor geldi bu soru. İnsanın kendi yaptığı işi bir cümlede özetlemesi diye bir şey sanırım pek mümkün değil. Ama şöyle söyleyebilirim, ben seyirci/okuyucu olarak Bonkis'ten son derece memnunum. Bir tavsiye niteliğinde, Kadıköylü komşularıma, mutlaka bir şans verip Bonkis evreniyle tanışmalarını şiddetle öneririm.

  • Şahsen ben bir okur olarak kitabı, diziden daha çok sevdim. Nasıl geri dönüşler aldınız mı? 

Diziye gelen “Lütfen devam etsin!” yorumları kitaptan daha fazla. Bunun sebebini bilmiyorum, belki de tüketim alışkanlıklarımızla alakalıdır. Fakat kitap tüm hikayenin başını anlattığı için -bir film ile bir romanın kıyaslanmasını doğru bulmasam da - ayrı bir tadı olduğuna ben de katılıyorum.

“MİZAH AGRESİFLEŞTİ”

  • “Sessiz mizah” diye bir tanımınız var. Ne demek istiyorsunuz bu ifadeyle?

Türkiye’de mizah anlayışı son yıllarda ‘maalesef’, bağır çağır, şarkılı çalgılı danslı, agresif bir şeye dönüştü. En iyi komedi yazarı diye nitelendirilen insanların elinden çıkan senaryoları gördüğünüzde hayret düşüyor, izlerken yoruluyor, bir noktada pes ediyorsunuz. Mizahın sessiz yapılanı da var. Çok da güzel. Herkesin bir şans vermesini tavsiye ederim...

BONKİS’İN MODA’SI

  • Bonkis evreninizin mekanı Kadıköy/Moda. Cihangir’den bu tarafa göçenlerdensiniz diye biliyorum. Neydi burada yaşamak istemekteki motivasyonunuz?

Benim 2015 doğumlu bir oğlum var. O bebekken bir gün İstiklal’de yürüyüş yaptığımız esnada nüfus müdürlüğünde bomba patlamıştı. Ertesi hafta Moda'ya taşındık.

  • Genelinde Kadıköy, özelinde Moda hakkında neler söylemek istersiniz? Burada yaşamak, üretmek bağlamında.

Moda'ya ilk taşındığımdan (7 sene olmuş) bu yana, taşındığım mahallenin sosyo ekonomik, kültürel, mimari ve daha bir çok kodu değişmiş olsa da, özünde yaşadığımız komşuluk hissi ve aidiyet bizi buraya bağlıyor. Bir sokak yanda oğlumun okulu, öteki sokakta piyano dersi aldığı bina, biraz ötede oyun parkı ve tüm bunları çevreleyen apartmanlarda yaşayan dostlarımız buradaki hayatımızı yaşanası kılmaya devam ediyor.

  • Kadıköy'de eskiden beri hep sanatçı, yazar gibi insanlar yaşamış. Şimdi de 'Kadıköy tayfası' diye anılan bir kesim var. Kendinizi bu ekibin neresinde görüyorsunuz?

Bu ekiple hiç alakam yok :) Ben Kadıköy ANALAR diye gruplara dahilim :) 

  • Epey sordum :)  Eksik kalanlar varsa yahut vurgulamak  istedikleriniz, buyurun lütfen.


Benim de elim kolum yoruldu, sevgiler :)
 


ARŞİV