Haftalık Bağımsız Gazete 14 Aralık 2017

3 SORU 3 FELSEFECİ-2

İnsan soru sorar. Bu soruların içeriği kadar, bizatihi soru sorma eylemi de felsefenin ilgi alanına girer. Biz de işleri ‘soru sormak’ olan felsefecilere felsefeyi sorduk. Ufuk açıcı olacağını umduğumuz yanıtları sizlerle paylaşıyoruz. Felsefenin sss’ini (sıkça sorulan sorular) bu yazı dizimizde bulacaksınız. Bol sorgulamalı okumalar dileriz…

3 SORU 3 FELSEFECİ-2
Gökçe UYGUN

  • Yaşamak  için insanın mutlaka bir amacı mı olmalı?

Erzurum Atatürk Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Sinan Kadir Çelik: 

Her insanın yaşamak için illa ki bir amacının olması gerekmez. Kimseye de “yaşamanın amacı zorunlu olarak şu olmalı” diyemeyiz. Yani ‘yaşamak için kişinin mecburen bir amacı olmalı’ önermesinin hem olgusal hem de ahlaki düzeyde sorunlu olduğunu söyleyebiliriz.

Ne var ki kendimize koyduğumuz amaçları, gerçekleştirmek istediğimiz hayalleri, bu uğurda yapıp ettiklerimizi bir kenara bırakırsak, belki de insan olmaktan uzaklaşıp yalnızca yeryüzünde var olan bir canlı olmaya doğru tersinden evriliriz. Gerçekleştirmek istediği bir hayali,  ulaşmak isteği bir amacı olmayan bir insan elbette var olabilir. Fakat insan sıfatına bürünmüş şekilde biyolojik olarak varlığını sürdürmek,  insan olma potansiyelini kullanmayarak hayatını yalnızca var olmakla sınırlamak, deyim yerindeyse eksik yaşamak değil midir? Dikkat edilirse insan yalnızca olduğu gibi var olan değil, keşfedilmeye, icat edilmeye açık olan,  gerçekleştirebileceği farklı birçok olanağı bulunan bir varlıktır. Varlık kavramını icat eden, kendi üstüne düşünebilen, kendisini değiştirebilen bir varlıktır.  Kendi var olma tarzını seçebilme, kendini inşa edebilme olanağı bulunabilen bir canlıdır. Dolayısıyla kendisine bir amaç seçip seçmeme, o değil de bu amacı seçme konusundaki özgürlüğünü kullanacak ya da koşullar içinde oluşan zorunluluk örüntüleri içinde yaşayacaktır.

Diğer yandan, insanlar tam olarak farkında olmasalar bile, acaba yapıp etmelerini belirli amaçlara yönlendirmiyorlar mı? Yaşamaya neden devam ediyoruz? Daha fazla zengin olmak için mi, daha fazla haz almak için mi, daha fazla ünlü, itibarlı olmak için mi? Öte dünyada daha iyi yaşamak için mi? Yoksa yalnızca alışkanlık haline geldiği için, ölmemek için mi? Hayatın kendisi bir sorudur ve yalnızca yaşanarak yanıtlanabilir. Amacımız olmalı mı, olmamalı mı, amacımız olacaksa ne olmalı, hayatın beraberinde getirdiği sorular olarak farklı insanlarca farklı şekillerde yanıtlanırken, insanlık tarihinde değişik varoluş tarzlarının sergilenmesine vesile olacaklardır. 

  • Nasıl  ‘iyi insan’ olunur?

Türkiye Felsefe Kurumu Çocuklar İçin Felsefe Birimi Başkanı Nuran Direk: 

İnsanın eğitilebilir bir varlık. Bu soru da zaten bu kabulden hareket ediyor. Eğitilebilir olmak insanın tür olarak varlıksal özelliklerinden biridir.  İnsanın pek çok varlıksal özellikleri vardır. Örneğin insan düşünebilen, böylelikle uygarlık, kültür bilim, sanat ve değer üretebilen, devlet kuran, bunun gibi daha pek çok özelliklere sahip toplumsal bir varlıktır aynı zamanda.

İnsan bunların hiçbirini hazır bulmamıştır. Başarıları sahip olduğu potansiyeli açığa çıkarmasına ve geliştirmesine imkân veren koşulları bulmasına ya da var etmesine bağlıdır. En geniş anlamıyla insan, deneyimlerini kuşaktan kuşağa aktaran dili ve eğitim sayesinde insan olur.

İyi insan nasıl olur? İnsan iyi eğitim sayesinde iyi insan olur. İyi eğitim,  kişinin insan olarak doğadan sahip olduğu yetenekleri geliştirmesine olanak sağlayan eğitimdir. İnsan böyle bir eğitim sayesinde ancak olmak istediği kişi olabilir. Burada karşımıza “İyi isteme” kavramı çıkıyor. İnsanın isteyebilen, irade sahibi bir varlık olduğunu biliyoruz.  İyi bir değerdir ve iyi olmak için bu değerin bilgisine sahip olmak gerekir. Bu, tek bir kişi için ya da bir grup için değerli olan değil bütün insanlarca eylemlerimizde iyi adına layıktır diyebildiğimiz eylemlerin değeridir.

Bir toplumda “iyi” sayılan şeyler bazen hiç de iyi olmayabilir?  “İyi” etik bir değerdir ve “İyi nedir?” sorusu ezbere cevaplanacak bir soru değildir.  İyi ve kötü bir eyleme verdiğimiz bir değerdir. Bir eylemin iyi sayılabilmesi için baştaki niyetin iyi olması, bilginin kılavuzluğunda gerçekleşmesi gerekir. Niyet ve bilgi sonuçtaki başarıdan çok daha önemlidir. Çünkü hayatta her şey her zaman istediğimiz gibi sonuç vermez. Niyet derken bir eylemde bulunmaya karar verirken bu eylemle gerçekten değerli olan bir şeyi koruyup koruyamadığımızı, ya da nasıl korumamız gerektiğini düşünmeyi kastediyorum. Bence eylemlerinde böyle düşünebilen bir insan iyi insan adını almaya layıktır. Felsefe eğitimi iyi insan olmak için gerekli olan değer bilgisini sağlar.

  • İnsan kendini gerçekten tanıyabilir mi?

Felsefeci/akademisyen Ömer Naci Soykan: 

İnsan kendini nasıl tanıyorsa odur. İnsan “Ben aslında öyle değilim ama böyleyim” deyip kendini aldatamaz. Çünkü hastalık halleri dışında insanın, biri aldatan, diğeri aldanan diye iki beni yoktur. Ama o, başkalarını en azından bir süre için aldatabilir. İnsan kendini gizleyebilen bir varlıktır; kendini olduğundan başka türlü gösterebilir. Bu yüzden olacak Mevlana “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!” demiş olmalıdır.

Felsefede eski Yunan’dan beri söylenegelen “Kendini bil, kendini tanı!” diye bir söz vardır. Bu sözden çıkarılabilecek iki anlam şudur: Biri halk arasında da sık sık söylenen “Haddini bil, sınırların aşma; yoksa fena olur” gibi bir tehdittir. Asıl önemli olan ikincisi: Kendi olanaklarını, yetilerini tanı!

İnsan bir olanaklar varlığıdır. Ona doğa, her şeyi hazır olarak vermemiştir. İnsanın hayvandan bir ayrımı da buradadır. Hayvan doğar doğmaz ya da çok kısa bir bakım süresi sonunda türünün her bir üyesinin yapabileceği her şeyi yapar. Onun hayvan oluş gibi bir durumu yoktur. Oysa bir olanaklar varlığı olan insanın bir insan oluş süreci vardır. Bu süreçte o, olanaklarını, yetilerini tanır, keşfeder. Yanılma da burada ortaya çıkar. İnsan istek, çıkar gibi etkilerin doğrultusunda yoksun olduğu yetilerin kendisinde bulunduğunu vehmedebilir. Bunun önüne geçmek için, her şeyden önce doğru bir eğitim gereklidir. Eğitim, ilkin insanda çekirdek halinde bulunan yetilerin keşfedilmesini, sonra da onlardan en iyi durumda olanlarının açılıp serpilmesini sağlamalıdır. Benim Türkçenin özgürlük sözcüğünden anladığım da budur: özün gürleşmesi. Özünü gürleştiren insan, hem olanaklarını gerçekleştirir hem de Türkçe karşılığına “serbestlik, hürriyet” dediğimiz batı dillerindeki “liberty” sözcüğünün anlamda özgür olur. Hür olmak için özün gürleşmesi gerekir.


Etiketler; #felsefe #soru
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.