Haftalık Bağımsız Gazete 20 Eylül 2018

“Doğada bütün canlılarla eşitiz”

Kadıköy merkezli Anadolu Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü’nde, kadın erkek, yaşlı-genç fark etmeksizin onlarca sporcu doruklara tırmanıyor

“Doğada bütün canlılarla eşitiz”
Alper Kaan YURDAKUL

Yaklaşık 8 sene önce Kadıköy’de kurulan Anadolu Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü her yaştan dağcılık ve doğa meraklısını bünyesinde barındırıyor. Eğitimlerinin Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde verildiği kulüpte sporcular Türkiye’de ve dünyada birçok dağın metrelerce üstüne çıkıyor.

Kulüp üyeleri İsmail Bulut, Osman Şahinolanlar, Aysun Çervatoğlu’ndan dağcılık ve doğa sporlarını dinledik.

“YÜKSEKLİĞİN GÜZELLİĞİNİ FARKETTİM”

İsmail Bulut İlk kez 2002 yılında Dağcılık ve doğa sporlarıyla ilgilenmeye başlamış. 63 yaşındaki Bulut, onu dağcılığa yönlendiren anısını, “İlk defa Doğu Karadeniz turu yaptım. Rize Yayları ve Artvin Yaylaları’nı dolaşma fırsatı buldum 2002 yılında. Artvin’deyken ilk defa 2800-3000 m yükseklikteki yaylalara çıkma fırsatı buldum. Ve o zaman yüksekliklerin kendine özgü bir güzelliği olduğunu farklı bir coğrafyası ve çeşitli bitki örtüsüne sahip olduğunu öğrendim. Ardından bir dağcılık kulübüne girmeye karar verdim. Daha sonra bir grup arkadaşla yeni bir dağcılık kulübü kurma ihtiyacı hissettik ve 2009 yılının sonlarına doğru Anadolu Dağcılık Kulübü’nü kurduk.” diyor.

Şahin kulübü kurma gerekçelerini, “Kulübümüz üye yapısı itibariyle eğitim hayatını bitirmiş, iş hayatına başlamış orta ve üst yaştaki insanların spor yaptığı bir kulüp. Üniversite okuyan gençlerin çoğunun okullarında doğa sporlarını yapabileceği bir kulüpleri oluyor. Fakat sorun üniversiteyi bitirip iş hayatına başlayınca bu aktivitelere nerede devam edeceği… Böyle bir boşluk vardı, biz buna bir kolaylık getirebilmek için bunu örgütledik. Kulübümüzde 70 yaşına kadar üyeler bulunuyor.” cümleleriyle anlatıyor.

“DOĞADA YAPILAN HER SPOR VAR”

Dağcılık Federasyonu’na bağlı bir kulüp olduklarını belirten Bulut, “Hem derneğiz hem de federasyona bağlı lisanslı bir kulübüz. Bunun getirdiği bir disiplin ve eğitim süreci var. Üyelerimize bütün yıl takip edebilecekleri ve uygulayabilecekleri programlar sunuyoruz. Önemli aktivitelerimiz dağcılık ve yürüyüş… Şu anda 250-300 kadar aktif üyemiz var. Bu üyelerimiz çoğunlukla dağcılık ve yürüyüşle uğraşmakla beraber kendi oluşturdukları gruplarla bisiklet, yüzme, planör gibi farklı alanlarda da faaliyet gösteriyorlar. Yani her türlü doğa sporu var. Doğada olmak isteyen gençler, aynı spor dalına ilgi duyan arkadaşlarıyla kulüpte toplanarak kendi aralarında örgütlenebiliyorlar. Bu faaliyetler içinde deniz, maraton faaliyetleri de olabiliyor.” diyor.

“İLGİ MEMNUN EDİCİ”

Özellikle son yıllarda dağcılığa karşı ilginin yoğun olduğunu söyleyen Bulut, “Genellikle yılda en az 2 defa eğitim açıyoruz. Eğitim zamanlarımızda salonlarımızın tamamı dolacak kadar ilgiyle karşılaşıyoruz. Bu katılanların önemli bir kısmı yürüyüş (trekking) ve diğer sporları seçerken yaklaşık üçte biri kadarı da dağcılık konusunda karar kılıyorlar. Dolayısıyla İstanbul için düşünürsek tatmin edici bir sayıya ulaşıyoruz.” diyor.

Bulut insanların doğa sporlarını seçmesinin sebebini şöyle açıklıyor: “Doğa sporlarının insanlara hatırlattığı en önemli şey kendisinin aslında doğayla ne kadar uyumlu olduğu. Çünkü doğaya çıktığımız zaman şehirden tamamen uzaklaşıyoruz ve doğada diğer canlılarla beraber aynı seviyede kalıyoruz. Doğada koşturan bir sincaptan, tilkiden farkımız kalmıyor. Suya ihtiyacımız olduğunda ancak onlar kadar suya ulaşabiliyoruz. Yiyecek ihtiyacımız doğduğunda onlar kadar yiyeceğe yakınız. Bunu anlamış oluyoruz. Ve doğadaki gücümüzün ne olduğunu, ne kadar dayanıklı olduğumuzu, ne kadar doğayla mücadele edebileceğimizi anlamış bulunuyoruz. Doğa sporlarının en güzel yanı da kişiyi arkadaşıyla yarıştırmaz, kendisiyle yarışır ve kendi dayanıklılığını ölçer.” diyor.

“TÜRKİYE DAĞ CENNETİ”

Türkiye’nin dağcılık konusunda birçok artısı olduğunu belirten Bulut, “Türkiye olarak Aladağlar gibi bir dağ cennetimiz var elimizde. Yaklaşık 30-35 tane 3000 metrenin üzerinde dağ var. Genellikle vaktimizin büyük bir çoğunluğunu Aladağlar’a tırmanarak geçiriyoruz. Bunun dışında Hasan Dağı, Erciyes Dağı gibi volkanik dağlara da tırmanıyoruz. İstanbul’a da yakın dağlar olduğu için ulaşım kolaylığı var. Ağrı Dağı faaliyetlere açık olduğu takdirde tırmanabiliyoruz. Bunun dışında Türkiye’ye komşu; Gürcistan, İran, Rusya gibi 4000-5000 metre üzerindeki dağlara ulaşarak tırmanma imkânı buluyoruz. Grup olarak 2 hafta önce Elbruz Dağı faaliyeti yaptık ve zirve yaparak etkinliği tamamladık. Önümüzdeki Aralık ayı için İran’daki Demavend Dağı’na bir tırmanış etkinliği düzenleyeceğiz.” dedi.

“YAŞIN ÖNEMİ YOK”

İnsanların yaşlarının doğa sporlarında çokta önemli olmadığını söyleyen Bulut, “Ben de dağcılığa başladığım zamanlarda 40’lı yaşların başındaydım. Şu anda 63 yaşındayım. 50 yaşına kadar yapar sonra bırakırım diye düşünüyordum. 50 yaşların başında yaptığım bir Kazbek Dağı faaliyeti sırasında 70 yaşında bir Rus dağcıyla tanıştım. Bu yüzden dağcılık yapma yaşını 50’den 60’a çektim Rus dağcı ile tanıştıktan sonra. Sonradan anladım ki insanın sağlığı yerinde olduktan sonra yaşın da pek bir önemi kalmıyor. Belli bir tempoyla yapıldığı takdirde 60’lı 70’li yaşlara kadar yapılabileceğini kendim yaşayarak test etmiş oldum.” diyor.

“DOĞADA ÜNVANINIZ YOK”

Kulüp üyesi Osman Şahinolanlar da, kendisini zaman ayırmasına neden olan şeyin doğa sevgisi olduğunu söylerken bu sevgiyi, “Kendinizi özgür hissediyorsunuz. Şehirde nefes almakta zorlanıyoruz, yürümekte zorlanıyoruz, her an bir araba çarpabilir. Çalışanların iş stresi, aile stres bir sürü sıkıntı. Doğaya gidince sıfırlıyorsunuz hiçbir problem kalmıyor orada.” cümleleriyle anlatıyor.

Kulübün genel sekreterlik görevini de yürütmüş olan Aysun Çervatoğlu’nun aktardığına göre dil,din,ırk,cinsiyet,mezhep fark etmeksizin herkes  kulübe üye olabiliyor. “Kulübümüzde çeşitli toplumsal gruplardan insanlar var” diyen Çervatoğlu “Doğada ünvanınızın, titrinizin hiçbir önemi yok. Biz de kulüp olarak bu felsefeyle hareket ediyoruz.” diyor.

Sportif çalışmaların dışında birçok kültürel ve sanatsal faaliyetlerin içinde olduklarını söyleyen Çervatoğlu, doğa sporlarının sadece fiziksel değil, zihinsel sağlık için de önemli olduğunu “Doğa sporları psikolojinizi düzeltiyor. Daha az stresli olmanızı sağlıyor. Acil durumlarda karar verme yetinizi geliştiriyor. Dikkat toplamada büyük fayda sağlıyor. Çok konformist olamamayı, hayattan çok fazla şey beklememeyi, daha mütevazı faaliyetlerle mutlu olunabileceğini gösteriyor.” diyor.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.