"Zatürreyi aşı ile önlemek mümkün"

Salgın ve zatürre hakkında konuştuğumuz Doç. Dr. Osman Elbek, “Hastalarımızdan bir kısmı zatürre nedeniyle yaşamını yitiriyor. Oysa bu hastalıkları ve ölümleri aşı ile önlemek mümkün” diyor

08 Şubat 2024 - 11:39

Kış mevsimi ile birlikte özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarının görülme sıklığı da arttı. Uzmanlar, acil servis ve polikliniklerde hasta sayısında bir artış olduğunu, bu artışa da birkaç virüsün neden olabileceğini söylüyor. Bu sürecin zatürre vakalarında da artışa neden olduğuna dikkat çekiliyor. Buradan hareketle zatürre nedir? zatürre belirtileri nelerdir? gibi çok sayıda soruyu, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Osman Elbek’e sorduk. 

  • Zatürre nedir, neler zatürre hastalığına yol açar?

Zatürre, akciğer dokusunun mikrobik iltihabıdır. Virüs, bakteri, mantar gibi her çeşit mikroorganizma zatürre hastalığına neden olur. Toplumda en yaygın zatürreye yol açan mikroplar virüs ya da bakterilerdir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir ayrım vardır. Örneğin bir virüs, burun ya da boğaz gibi üst solunum yollarında hastalığa yol açmışsa “soğuk algınlığı” ya da “grip” olarak isimlendirilirken, aynı virüs alt solunum yollarında, yani akciğerlerde mikrobik iltihaba neden olmuşsa “zatürre” olarak tanımlanır. 

  • Belirtileri nelerdir?

Klasik olarak hastalarda üşüme, titreme ve ateş vardır. Ateş sıklıkla 38 derecenin üzerindedir,  üşüme ve titreme sonrası düşer. Ayrıca sıklıkla öksürük, sarı ya da yeşil renkli ya da pas renkli balgam bulunur. Ancak bu belirtilerin hepsinin birlikte olması şart değildir. Biliyorsunuz tıp sanatı, “hastalık yok, hasta vardır” der. Her bir hastalık, her bir hastada ayrı biçimde seyreder çünkü. Hastalığın şiddeti, yaygınlığı ve ölümcül olup olmayacağı mikrobun kendisi kadar hastanın durumuna da bağlıdır. Örneğin yaşlı hastalarda ateş olmayabilir. Aksine yaşlılarda zatürrenin en önemli belirtilerinden birisi öksürük ve balgamın yanı sıra yaşlının çevresel uyaranlara karşı olan ilgisinin azalmasıdır. Benzer biçimde kanser tedavisi gören kişilerde de üşüme, titreme ve ateş olmayabilir.

“KAS AĞRISI, İSHAL BELİRTİLER ARASINDA” 

  • Sözünüze “klasik” olarak başlamıştınız, merak ettim “klasik olmayan” zatürre de var mı?

Evet var ve oldukça sıktır. Bu tip zatürre sıklıkla 38 dereceye ulaşmayan ateş, halsizlik, kırgınlık, yaygın kas ağrısı ve hafif bir ishal ile kendisini gösterir.

  •  Sözünü ettiğiniz bu yakınmalar grip ile de uyumlu değil mi? 

Kesinlikle haklısınız, o nedenle sadece yakınmalar dikkate alınarak zatürre ve grip ayrımı yapılamaz. Hekim muayenesi ve gerektiğinde yapılan bazı testler ayrım yapmamızı sağlar. Bu nedenle üç günü aşan yakınmalarda öncelikle aile hekimine, eğer aile hekimi gerekli görürse bir göğüs hastalıkları, dahiliye ya da enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir.   

  • Zatürreye yol açan hastalık etkenleri nasıl bulaşır? 

 Aslında COVID-19 pandemisi, getirdiği tüm kötülüklerinin ötesinde bulaşma konusunda toplumda bir farkındalık sağladı. Gerçekten de üst ya da alt solunum yollarında hastalığa yol açan mikroplar sıklıkla öksürme, hapşırma gibi durumlarla bir başkasına geçer. Havada görünmeden asılı kalan ya da yere tüküren insanların tükürüklerinde bulunan mikroplar alınan nefesle solunum yoluna ve akciğere ulaşır. 

“MASKE TAKMAK BULAŞMAYI AZALTIR”

  •  Maske takmak mı gereklidir? Maske dışında başka koruma önlemleri var mıdır?

Evet, öksürük ya da hapşırma sırasında ağzı kapatmak, yere tükürmemek, el yıkamak ve toplu ulaşım gibi kapalı ve kalabalık ortamlarda bu dönemlerde maske kullanmak bulaşmayı oldukça azaltır. Öte yandan solunum yoluna giren her mikrop her kişide hastalığa yol açmaz. Mikrobu alan kişinin sağlık durumu, sigara başta olmak üzere herhangi bir tütün ürünü kullanıp kullanmadığı, alkolik olup olmadığı, kanser, kalp, akciğer, böbrek ya da şeker hastalığı olup olmadığı sonucu belirler. Bu nedenle hastalıklardan korunma dengeli beslenme, düzenli spor yapma, tütün ve  alkol kullanmama, varsa kronik hastalıkların uygun tedavisi ile mümkündür. Tüm bu saydığım faktörlerin de kişinin sınıfsal yapısı ve toplumdaki statüsü ile doğrudan ilişkisi vardır. Zaten o nedenle zatürre başta olmak üzere tüm mikrobik hastalıklar, yoksullarda ve herhangi bir nedenle toplumsal dışlanma yaşayan gruplarda daha sık görülür. O nedenle toplumdaki sınıflar ve gruplar arasında eşitsizliğin ülkemizin aksine daha az olduğu ülkelerde bu tip hastalıkların görülme sıklığı da ölümcül olma potansiyeli de daha düşüktür. 

  • Hastalığın aşısı var mı? Varsa kimlere ne zaman yapılması gerekiyor? 

Evet en sık zatürre yapan virüs ve bakteriye karşı iki aşımız var. İlk aşı İnfluenza virüsüne karşı geliştirilmiş olan grip aşısı, ikincisi ise en sık zatürreye neden olan bakteriye karşı geliştirilmiş olan zatürre aşısıdır. Her iki aşı da 65 yaş üzerindeki herkese önerilmektedir. Ancak özellikle kronik akciğer, kalp, böbrek, kanser, şeker hastalığı olan ya da organ nakli yapılmış kişiler her iki aşıyı da mutlaka yaptırmalılar. Benzer biçimde gebeler de aşı için öncelikli gruptadır. Çünkü gebelerde gribi yaratan İnfluenza virüsü gebe olmayanlara kıyasla daha ağır seyreder. Ayrıca huzurevleri sakinlerine de onlara hizmet sunanlara da her iki aşı yapılmalıdır. Ayrıca sağlık çalışanları, itfaiye, kolluk gücü gibi topluma kritik hizmet sunan meslek sahipleri de yaşa bakmaksızın her yıl grip aşısı devlet tarafından ücretsiz olarak yapılmalıdır. 

“İKİ AŞI DA GÜVENLİ”

  • Peki aşılar güvenli mi?

Her iki aşı da güvenlidir. Kendi adıma 65 yaşı geçmediğim ve kronik bir hastalığım olmadığı için zatürre aşısını olmadım ama her yıl olduğu gibi bu yıl da grip aşısı yaptırdım ve şimdiye kadar bu grip ve zatürre dönemini sorunsuz geçirdim. Ancak ülkemizde her iki aşı da çok düşük oranlarda yaptırılıyor. Örneğin Birleşik Krallık’ta yaşayan 65 yaş üstü her 100 kişiden 81’i gribe karşı her yıl aşılanırken, ülkemizde her 100 yaşlıdan 6’sı aşılanıyor. Bunun sonucunda da tam da bugünlerde Birleşik Krallık’ta yaşlı nüfus grip ve zatürreden korunurken, bizde yaşlı ya da kronik hastalığı olan kişilerde zatürre gelişiyor ve şu günlerde yaşandığı gibi bu hastalar için İstanbul’da kamu hastanelerinde yatacak yatak bulmak hemen tümüyle imkansız hale geliyor. Daha kötüsü de yatan hastalarımızdan bir kısmı da zatürre nedeniyle yaşamını yitiriyor. Oysa bu hastalıkları ve ölümleri aşı ile önlemek mümkün.

  • Zatürre tedavisi nasıl yapılır?

Zatürrenin tedavisi etkene göre yapılır. Eğer hastalığa yol açan mikrop virüsse ya da virüs olduğu düşünülüyorsa sık kullanılan ve reçete edilen antibiyotikler işe yaramadığı gibi mikropların direnç geliştirmesine de yol açarak gelecekte o hastanın zatürre olduğu zamandaki tedavisini zorlaştırır. Biz hekimler bakterilerin neden olduğu zatürre tedavisinde antibiyotik seçerken hastanın bize başvurmadan önceki dönemde antibiyotik kullanıp kullanmadığına çok dikkat ederiz. Eğer kullanmışsa mecburen ve istemeyerek daha güçlü ama daha çok yan etkisi olan antibiyotikleri tedavi için seçeriz. Ama biliyoruz ki bir kişi zatürre olmuşsa ve önceden antibiyotik kullanmışsa o hastada zatürre ağır ve ölümcül seyredebilir. O nedenle hekim önerisi dışında asla antibiyotik kullanmamak ve hekimleri antibiyotik reçete etmeye zorlamamak gerekiyor. Öte yandan da hekimlere hastalarıyla uygun bir ortamda en az 15-20 dakika görüşme ve muayene etme ortamı sağlanmalıdır ki “jet hızıyla” yapılacak bir bakışla hastasına gereksiz yere antibiyotik önermesin. Hepimizin de deneyimlediği üzere halen var olan sağlık ortamımız bu duruma uygun değil ve bu nedenle Avrupa’da en çok antibiyotik kullanan ve tomografi gibi faydasının yanı sıra insana zarar veren incelemeleri de en sık yapan ülkeyiz.

  • Eklemek istediğiniz son bir konu var mı?

Lütfen şu kuralı hep hatırlayalım. Sağlık hizmetleri yani bugün sıklıkla yapılan tomografi, kan tetkikleri ve ilaç tedavileri sağlığımıza düşük oranda katkı sunarlar. Oysa tütün ve alkol kullanmamak, ideal kiloda olmak, düzenli spor yapmak, dengeli beslenmek, yeterli süre nitelikli uyumak, korunmak için aşılanmak sağlıklı ve uzun bir hayatı var eder. Kuşkusuz bunları tek tek kişi bazında yapmak herkes için mümkün değildir. Sokaklardan kâğıt toplayan çekçekçi ya da çalışma düzeni sürsün diye yoksulluk düzeyinin altında asgari ücrete mahkûm edilmiş bir işçi ile bir fabrikanın patronu, bir CEO ya da zengin bir başka kişi aynı şansa sahip değil. Bilimsel veriler, bu dünyada görece eşitlikçi bir yaşam kurabilmiş; kişiler, sınıflar ve gruplar arasında ülkemizde olanın aksine görece büyük farklılıklar oluşmasını önleyebilmiş ülkelerin yurttaşlarının daha sağlıklı ve daha uzun bir hayat yaşadığını kanıtlamaktadır. 

 

ARŞİV