Haftalık Bağımsız Gazete 30 Kasım 2020

Tatilde ne okusak?

Tatilde ne okusak diye kafa yoranlar için güldüren, düşündüren, şaşırtan, kafa dağıtan belki biraz da gözyaşı döktüren kitaplardan bir seçki hazırladık. Şimdiden iyi okumalar...

Tatilde ne okusak?
Leyla Alp

BİR NEFES GİBİ

“İstanbul Kırmızısı” ve Sen Benim Hayatımsın” romanlarının yazarı, yönetmen Ferzan Özpetek’in üçüncü kitabı “Bir Nefes Gibi” okurla buluştu. Mayıs ayında İtalya’da “Come Un Respiro” ismiyle yayımlanan kitap kısa sürede çok satanlar listelerinde ilk sıraya yerleşti.

Sergio ile Giovanna, güneşli bir pazar günü evlerinde bir dostlar sofrası kurma hazırlığındayken ansızın karşılarında davetsiz bir misafir bulurlar: Kapılarını çalan yorgun görünümlü yaşlı kadın Elsa Corti’dir ve uzaklardan, İstanbul’dan gelmiştir. Yaklaşık yarım asrı bulan sürgün yıllarının ardından ülkesine dönen Elsa Corti’nin evinin yeni sahiplerine anlatacakları, ama daha önemlisi, yıllardır görmediği ablasına, hayatının aşkıyla ilgili söyleyecekleri vardır…

Ferzan Özpetek, okurlarını Roma ile İstanbul, şimdi ile geçmiş arasında, iç içe geçen yaşamların ve yazgıların hükmettiği gizemli bir yolculuğa çıkarıyor. (Can Yayınları)

YEŞİLİN KIZI ANNE

Tatilde okunacak ve gülümsetecek kitaplardan biri de “Yeşilin Kızı Anne”. L. M. Montgomery’nin kaleminde hayat bulan ve son olarak “Anne with an E “isimli Netflix dizisine de ilham olan Yeşilin Kızı Anne, küçük bir kızın yüreğinin penceresinden insanlara umudu, sevmenin gücünü ve hayallerin güzelliğini anlatıyor.

Erkek çocuk evlat edinmek isteyen Marilla ve Matthew kardeşlerin planları, beklenmedik bir durumla sarsılır. Green Gables’a gönderilen çocuk; duygusallığı, samimiyeti, kızıl saçları ve sonu gelmez merakıyla sevimli mi sevimli bir kız çocuğudur. Adının sonuna eklediği “E” harfiyle muzipliğini tamamlayan Anne isimli bu yaramaz, sadece ihtiyar kardeşlerin değil, dokunduğu herkesin hayatını, renklerin birbiriyle kaynaştığı tablolara dönüştürür. Çatı katındaki odasının penceresinden kurduğu hayallerdir bu tabloların fırça izlerinde okuru bekleyen. Hayatı olduğu gibi kabul etmemeyi, direnmeyi ve bıkmadan sevmeyi hatırlatmak için… (Filipper Yayıncılık)

HAYAL SATICISI

Geçtiğimiz sezon Berfin Zenderlioğlu’nun yönetip Berna Laçin’in tiyatro sahnesine taşıdığı “Hayal Satıcısı”, tatilde canınızı bir nebze sıkacak olsa da okunması gereken kitaplardan biri. 

Yazar, akademisyen Zehra İpşiroğlu’ndan içselleştirilmiş eril söylemlerin belirlediği benlik deformasyonunun içinde kaybolmuş bir kadının hikâyesi Hayal Satıcısı.

Tek kişilik interaktif bir taşlama olarak kurduğu  tiyatro oyunu, evde aile içi şiddetle ezilen Kadife ve kendi işlettiği fal kahvesinde Falcı Serpil olarak ikili yaşantı süren ve kim olduğunun sınırları karışan Kadife/Serpil’in hikâyesi bugünün Türkiye’sini de ortaya koyuyor. Hayal Satıcısı, evliliğindeki baskıdan kurtulmaya çabalayan bir kadının bulduğu çözümleri ve onun yaşam deneyimini mizahi bir dille, bir taşlama ve kara mizah örneği olarak karşımıza getiriyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)

KÜL SESLERİ

Akın Olgun’un ikinci öykü kitabı olan “Kül Sesleri”, yazarın duyduğu, tanık olduğu, etkilendiği gerçek yaşam kesitlerini yeniden kurguladığı 15 öyküden oluşuyor. Hiç birinde mekan ve yer belirtilmeyen öykülerde dünyanın herhangi bir yerinde, benzer yüzlerce, binlerce hikâyenin bir parçası olduğumuz duygusu temel alınıyor. 

Olgun, Kül Sesleri’ni, “bütün acıların birbirine devrettiği bir fısıltı” olarak tarif ediyor ve ekliyor, “Hiç farkına varmasak da, acıların taşıdığı fısıltılar, tenimizin diken diken olduğu o anların içinde yaşamaktadır.” (Tekin Yayınları)

BEN SENİN ZENCİN DEĞİLİM

Amerika’daki ırkçılığa karşı bir başkaldırı metni olarak nitelendirilen “Ben Senin Zencin Değilim” ‘Amerikan rüyası’nın siyahlar için nasıl bir kabus olduğunu anlatıyor.  

Malcolm X, Martin Luther King Jr. ve Medgar Evers. Amerika'daki siyahi mücadelenin üç sembol ismi. Üçü de 40 yaşını görmeden öldürüldüler… James Baldwin, birbirinden farklı yöntem ve üsluplarla Amerika'daki ırkçılığa karşı mücadele eden bu üç “siyah adam”ın ortak arkadaşıydı. İnsan hakları savunucusu kimliğiyle tanınan Baldwin'in yazdığı ve bir belgesele de konu olan kitap hem yazarın hayatından kesitler hem de yıllardır değişmeyen Amerika'daki ‘zenci'nin hikâyesini anlatıyor.

“Dünyada herhangi bir beyaz adam ‘bana ya özgürlük ya ölüm verin’ deyince bütün beyaz dünya alkışlıyor. Siyah bir adam tamamen, kelimesi kelimesine aynı şeyi söyleyince, suçlu olduğuna hükmediliyor ve suçlu muamelesi görüyor ve bu pis zenciden örnek oluşturmak için mümkün olan her şey yapılıyor ki bir daha onun gibisi çıkmasın.” (Kırmızı Kedi Yayınları)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.