Haftalık Bağımsız Gazete 08 Temmuz 2020

"Piyano çalmak özgürleştirici bir deneyim"

Piyanist ve besteci Hakan Ali Toker "Her sanatçı önce kendisine, sonra topluma karşı dürüst olmalı" diyor.

"Piyano çalmak özgürleştirici bir deneyim"
Evin Arslan

Hem piyanist hem de besteci olan Hakan Ali Toker aynı zamanda Serhan Bali ile birlikte her ay Yeldeğirmeni Sanat’ta Klasik Müzik Seminerleri veriyor. 25 Şubat’ta ise “Operada Gerçekçilik Akımının Büyük İsmi: Giacomo Puccini” semineri var. Toker ile müziğe, yeni çıkan Taurus Mountains albümüne ve bireyin kendi olmasına dair konuştuk.

• Öncelikle kendinizi biraz anlatır mısınız?

Ben bir Türk ve Dünya müzisyeniyim. Hem kendi kültürümden, hem dünyada ilgi duyduğum tüm kültürlerden olabildiğince çok şey öğrenmeye çabalıyor ve öğrendiklerimi sentezleyerek kendi özgün yaratılarımı ortaya koyuyorum. Türkiye’de başlayıp ABD’de tamamladığım resmi öğrenimim klasik Batı müziği üzerine. Buna ek olarak geleneksel Türk ve Dünya müzikleri alanlarında, caz ve doğaçlama alanlarında büyük ölçüde kendi kendimi yetiştirdim. Hem icracı, hem besteci ve aranjör olarak kariyer yapmaktayım. Bugüne kadar 28 ülkede konser verdim. Solo ve çeşitli gruplarla kaydettiğim albümlerim var. Bazıları ödül aldı.

• Piyano çalmak nasıl bir deneyim sizin için? Nasıl başladınız?

Piyano veya herhangi bir çalgıyı çalmak, özgürleştirici, ferahlatıcı; olumlu anlamda zorlayıcı, yani güdümleyici bir deneyim. Ailemin çocukken bana küçük bir org almasıyla başladı. Zamanla bu org en sevdiğim oyuncağım oldu; en çok onunla zaman geçirir oldum. Bu ilgimi dikkate alan ailemin fedakârlıkları ve destekleri sayesinde onu daha büyük bir org izledi, sonra daha büyük bir org, sonra piyano ve müzik öğrenimi. Dünyada geçinebilmek için sevmediği işleri yapan milyonlarca insan varken ben sevdiğim işi yaparak hayatımı kazanabildiğim için şanslı hissediyorum. Çalışmaktan zevk alıyorum.

“SANAT İÇTEN OLMALI”

• Piyanist ve bestecisiniz. Bestelerinizi üretirken bir akımdan etkileniyor musunuz?

Pek çok akımdan etkileniyorum. Duruma göre bazen tek bir akımdan, bazen birkaçından birden etkilenerek beste yapıyorum; o an kendimi nasıl hissediyorsam ve yansıtmak istediğim duyguları, anlatmak istediğim fikirleri aktarmada hangisi daha çok işime yarıyorsa. Tabii, bunu yapabilmek için birikim lazım. Okul yıllarımdan beri çalışıyor ve biriktiriyorum: klasik Batı müziğinin, cazın ve Türk müziğinin tüm dönemlerinden, alt türlerinden, dahası diğer dünya müziklerinden besleniyor, bunları icra ederek ve inceleyerek tekniklerini öğrenip içselleştirmeye çalışıyorum.

• Daha önce sizinle eserleri üretirken bireyin kendi olmasına dair konuşmuştuk. “Bu iyidir, bu kötüdür” gibi net kalıpların olduğu günümüzde buna dair ne düşünüyorsunuz?

Sanat her şeyden önce içten olmalı diye düşünüyorum. Hatta sadece sanatçı değil, herkes içten olmalı. İnsanın benliği pek çok unsurdan oluşur. Doğduğumuz andan başlayarak çevremizden etkilenir ve bu etkilere bağlı, en mahrem anımızda “ben buyum” diyebileceğimiz bir kişilik geliştiririz. Ancak bazen hayatta kendimize koyduğumuz hedeflere ulaşmak için rol yapmak durumunda kalabiliriz. Sanatçı mesela, popüler olma, belli bir kesim veya otorite tarafından onaylanma, sansasyon yaratma veya tepki çekme gibi nedenlerle benliğinden uzaklaşıp, janjanlı ama içtenliksiz şeyler yaratmaya yönelebilir. Bu tutum bazen kısa vadede kazanım sağlasa bile, uzun vadede mutsuz eder. İnsan, iç dünyasıyla dışa yansıttığı kişiliği arasında uzlaşma sağlayabildiği ölçüde huzurlu ve sağlıklı olur. Kolay değildir bunu yapmak. Cesaret ister.

• Yeldeğirmeni Sanat’ta klasik müzik seminerleri veriyorsunuz. Nasıl karar verdiniz bu seminerlere? Nasıl geçiyor?

Sevgili dostum, klasik müzik yazarı Serhan Bali’nin önerisi üzerine onunla girdik bu işe. Seminerleri birlikte veriyoruz. Keyifli geçiyor! Devamlı ve ilgili bir kitlemiz var; yağmur, çamur demeden, aksatmadan geliyorlar –sağ olsunlar-. Kadıköy Belediyesi’ne de etkinliğimizi gayet etkili şekilde duyurduğu için teşekkür ederiz.

“BOL DOĞAÇLAMALI BİR PROJE”

• Taurus Mountains albümünüz yakın bir zamanda çıktı. Albümün çıkış serüvenini anlatır mısınız?

Caz bünyesinde geleneksel Türk müziği ve Klasik Batı müziğinden kaptıklarımı erittiğim, kendi bestelerimden oluşan, bol doğaçlamalı bir proje bu. Hayal ettiğim tınıları hayata geçirebilmek için bana yakın bir birikimi olan, yani her üç alanın gereklerini yerine getirebilecek meziyetlerle donanmış müzisyenlere ihtiyacım vardı. Yıllar süren arayış sonucu 5 telli çellosuyla Murat Süngü ve baterist Erdem Göymen, bu ihtiyacı karşılayan grup arkadaşlarım oldular. Grubumuza “Toker Trio” adını verdik. Sonuçtan memnunuz; dinleyenlerden de çok olumlu tepkiler alıyoruz. Albüm, Açık Radyo tarafından 2019’un en iyi caz albümleri listesine alındı!

• Yeni projeniz var mı? Sizi nerelerde görebileceğiz?

Toker Trio konserlerine devam edecek. 25 Ocak günü İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Pera Müzesi’nde “Evlerinin Önü Klavsen” adlı bir resital verdim. Türk ve Dünya müzik tarihinde bir ilki gerçekleştirdim: Türkülerimizi klavsenle çaldım. Anadolu ve Barok estetik anlayışlarını sentezledim. Klavsen, 18. yüzyıl ortalarından beri pek ortalıklarda görülmeyen, Türkiye’de çok az bulunan bir çalgı; piyanonun atası. Şaşırtıcı ama bizim müziğimize bazı açılardan yatkın olduğunu düşünüyorum. Klavsen buldukça bu resitaller sürecek. 28 Ocak’ta Ankara’da “Prens Ahmedin Maceraları” adlı tarihin en eski uzun metrajlı sessiz animasyon filmine canlı piyanoyla eşlik ettim. Sessiz film etkinliklerim sürecek.

• Yeni neler var?

22 Şubat’ta Borusan Müzik Evi’nde “Şehir Hayatı” konserim olacak. Klarnette Onur Çalışkan, trompette Hikmet Altunbaşlıer, saksafonda Valentin Conus, basgitarda Neyzen Özsarı, bateride Hakan Çetinkaya, diğer vurmalı çalgılarda İsmail Darıcı bana eşlik edecekler. Bu da kendi bestelerimden oluşan bir etnik caz projesi. Albüm 2018’de çıktı. İstanbul Festivali ve yurdumuzun seçkin caz eleştirmenleri tarafından hazırlanan, Türk caz sahnesinin son 10 yılına damgasını vuran 100 parçadan oluşan “Türkiye’den Caz 2010’lar” listesine seçildi.

“Piyano İçin Geleneksel Türk Müziği” nota albümüm 1-2 aya kadar Müzik Eğitimi Yayınları’ndan çıkacak. Türk Halk Müziği, Klasik Türk Musikisi ve Türk Sanat Müziği’nin bilinen, sevilen, piyanoya uygun eserlerini her seviyeden piyano öğrencileri ve piyanistler için düzenledim, şimdi yayına hazırlıyorum.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.