Haftalık Bağımsız Gazete 18 Temmuz 2019

Kadıköy’den Londra’ya…

Londra’ya taşınan Kadıköylü müzisyen Baha Yetkin, “Kadıköy’ü özlüyorum. Gelecek yıl yapacağımız Türkiye turnesinin başlangıcı Kadıköy olacak” diyor

Kadıköy’den Londra’ya…
Gökçe UYGUN

Ud sanatçısı Baha Yetkin’i sayfalarımıza daha önce konuk etmiştik, 4 yıl evvel. meslektaşı flamenko gitaristi Dinçer Dedeoğlu ile kurdukları  Kalkedon Duo hakkında röportaj yapmıştık. Şimdi Yetkin tekrar konuğumuz. Ama bu sefer daha uzak. Zira çok sevdiği Kadıköy’den ayrılıp İngiltere’ye yerleşti. Biz de müzik yaşamını Londra’da sürdüren, Kadıköy’ü özleyen Yetkin’e neden göç ettiğini ve daha pek çok şeyi sorduk.

  • Londra’ya taşınmanız neden ve nasıl gerçekleşti?

Uzun süredir Londra’da yaşama isteğim vardı fakat 2015 yılına kadar kısmet olmadı. 2015 yılında Londra’da yaşayan ve ud dersleri almış bir bayanla tanıştım. Orada ud ve Klasik Türk müziği eğitimi veren az kişi olduğunu, geldiğimde kendime bir ortam yaratabileceğimi söyledi. Ben de bu fırsatı değerlendirmek istedim ve Ankara Anlaşması vizesi adındaki ECAA Businessperson vizesine başvurdum ve kabul edildim. Akabinde Londra’ya yerleşip çalışmalarıma başladım.

  • Malum son dönemde İstanbul’dan –bilhassa da Kadıköy’den- pek çok kişi yurtdışına yerleşiyor türlü sebeplerle.

Biraz burada yaşayıp burada müzik yapma isteği biraz da Türkiye’deki müzik ortamlarının ve çalışmalarımın istediğim yönde ilerlememiş olması beni yeni bir yolculuğa çıkmaya itti.

UD’U TANITIYOR

  • Mesleğiniz müzisyenlikle ilgili direkt bir iş bularak/yahut bir projeye dahil olarak mı gittiniz yoksa sonradan mı oradaki müzik dünyasına dahil oldunuz?

ECAA vize başvurumda müzisyen ve müzik eğitmeni olarak başvuru yaptım. Yani İngiltere devletine burada müzikle hayatımı kazanacağıma dair taahhüt vererek geldim. 3,5 yıl oldu ve şimdiye kadar kendi adıma gayet başarılı bir süreç geçirdim. Geldiğimde burada kimseyi tanımıyordum ama İngilizce bildiğim için yabancılarla müzik ortamlarını paylaşmak benim için kolay oldu. Tabi bir çok noktada İstanbul’da doğup büyümenin avantajını gördüm. Süreç ve ortamlar çok benziyor. İstanbul’da edindiğim bilgiyi ve tecrübeyi burada kendimi, müziğimi, enstrümanım ud’u ve kültürümüzü tanıtmamda kullandım ve bu konuda başarılı olduğumu düşünüyorum.

  • Oradaki Türkiyeli müzisyenlerle irtibat halinde misiniz? Gerek sizin gibi göç eden gerekse de halihazırda orada doğup büyümüş müzisyenlerle…

Tabiki buradaki Türkiyeli müzisyen arkadaşlarımızla irtibatımız ve çalışmalarımız sürüyor. Beraber projeler üretiyor, sahneler yapıyoruz.

  • Sizin gidişinizle, Kalkedon Duo dağıldı herhalde?

Dağıldı diyemeyiz, nadasa bıraktık desek daha doğru olur. Çünkü Dinçer’le irtibatımız ve çalışmalarımız devam ediyor. Yetiştirebilirsek önümüzdeki seneye bir albüm planımız var. İkimiz de yoğun olduğu için zaman buldukça birbirimizle haberleşip çalışmalar yapıyoruz. İkimizin de yaptıklarımızı bir albümde toplama niyeti var, bakalım neler olacak…

LONDRA’DA ALBÜM YAPTI

  • Aradan geçen yaklaşık 4 yılda müzik adına yaptığınız çalışmaları özetlemenizi rica etsem…

Aradan geçen 4 yılda bir çok önemli çalışma yaptım. Kültürümüzün tanıtımı adına bir çok konser, seminer, workshop düzenledim, Londra’da 3,5 yılda 100’e yakın öğrencim oldu, Kraliyet ailesinin önemli mekanlarından Royal Society altında 2 kez performans yapmak için özel davet aldım, Londra’da bir müzikalde müzisyen olarak çalıştım, dünyanın en önemli performans mekanlarından biri olan Royal Albert Hall’da solo performans yapmak için davet edildim, Doç. Dr. Tolgahan Çoğulu’lu ile kayıt çalışmamız oldu, etnik müzik alanında dünyanın önde gelen okullarından biri olan SOAS Üniversite’sinde Klasik Türk Müziği üzerine bir seminer verdim, 2 kez Londra Rebetiko Carnaval’ında Çiğdem Aslan’la birlikte sahne aldım, Uluslararası Caz günü kapsamında 30 Nisan 2018 tarihinde Garanti Caz Festival’inde Petros Klampanis’le beraber sahne aldım ve son olarak 24 Mart 2019 tarihinde ilk albümüm The Pearl’u yayınladım.

  • Bu albüm hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

19 yıl içinde bir çok stüdyo deneyimim olmuştu ama ilk defa kendi adıma stüdyoya girmek benim için çok heyecan verici bir andı. Albümün hikayesi kısaca hayatımdan kesitler ve İstanbul. Doğumum, çocukluğum, arkadaşlıklarım, yalnızlığım vs farklı anlardaki farklı duygularımın dışa vurumu. 35 yaşıma kadar yaşadıklarımın kısa bir özeti gibi. Albümü hazırlamam da çok değerli insanlar bana yardımcı ve destek oldular. Kayıtlarını İstanbul’da Mixhane Studyo’sunda yaptığım albümümün aranjelerini Baturay Yarkın ve Yurdal Tokcan’la beraber yaptık. Mixleri Yurdal Tokcan, Mastering’i de Cem Tuncer yaptı. Eserlerin tamamı bana ait olan albümümde Baturay Yarkın (piyano ve tuşlu çalgılar), İzzet Kızıl (perküsyon), Emin Esen (kanun), Kemal İnci (keman) eşlik etti. Albümümün misafir sanatçıları ise; Bekir Ünlüataer (gazelhan), Derya Türkan (İstanbul kemençesi), Göksel Baktagir (kanun), Göksun Çavdar (klarnet), Murat Süngü (çello), Volkan Yılmaz (ney). Albüm danışmanlığımı da Selin Çelik arkadaşım üstlendi.

  • Siz bir ud sanatçısısınız. Albümünüz de yine bu türde mi? 

Albümüm tam olarak ud üzerine kurulu bir albüm değil. Spesifik olarak Ud’a özel bir albüm yerine bestelerimi ve duygularımı insanlara birbirinden farklı tarzlardaki bestelerimle aktarabileceğim bir albüm yapmayı tercih ettim. Makam müziği tabanlı modern bir müzik, albüm Dünya müziği kategorisine giriyor. Ben “Modern İstanbul Müziği” olarak adlandırıyorum.

  • 4 yıl önceki Röportajımızda , “Müzik hem iyi bir ifade biçimi hem de iyi bir hobi.  Müzik hem mevcut yaşantımız içindeki durumlara dair ipuçları verirken hem de bir noktada durumlar arasında nefes almaya imkân sağlıyor.” demiştiniz. Buradan hareketle, şuan Türkiye’den uzaksınız. Özlüyor musunuz? Ruh haliniz müziğinize nasıl yansıyor?

Tabi ki özlediğim zamanlar oluyor ama bazen öyle bir yoğunluk içine giriyorum ki tek özlediğim uyku oluyor! Daha önce söylediğim gibi müzik hem iyi bir ifade biçimi hem de iyi bir hobi. Tabi ki duygu halime göre çalımım veya çaldığım eserler/melodiler değişiklik gösteriyor ama çoğu zaman duygusal melodiler çoğunlukta oluyor. Erkan Oğur’un bir sözü geliyor aklıma hep; “ne yapsam insan olmanın hüznü çıkıyor içimden”…

TURNE BAŞLANGICI KADIKÖY

  • Yine o röportajımızda “ Kadıköy’ün müzikal ortamının Kadıköy’ün potansiyeline göre görece kısıtlı olduğunu düşünüyoruz. Daha iyi teknik donanıma sahip, sanatçıların dinleyiciyle herhangi bir kısıt olmadan buluşabildiği mekânlar olmalı” demiştiniz.  Aradan 4 yıl geçti. O arada Kadıköy ve müziğini/mekanları vb takip edebildiniz mi? Gözlemleriniz neler?

Evet, takip ediyorum ve son dönemdeki yükselen trendini çok başarılı buluyorum. Epey güzel mekanlar açılmış ve çok yetenekli müzisyen arkadaşlarımız olmuş, bu da müziğin daha kaliteli ve güzel yapılmasını aynı zamanda dinleyenin de iyi müzik dinleyerek farkındalığının artmasını sağlıyor.

  • Kadıköy’ü özlüyor musunuz? Tekrar burada konser verecek misiniz?

Kadıköy’ü özlüyorum elbette.  Son 4 yıl hariç bütün hayatım Kadıköy’de geçti, oraya ait çok fazla anım var. Önümüzdeki sene için Türkiye turnesi planlamaya çalışıyoruz, turnenin başlangıcı Kadıköy olacak. Dileyenler çalışmalarımı ve konserlerimi web sayfam www.bahayetkin.com’dan veya sosyal medya hesaplarımda (Facebook&Instagram= yetkinbaha) takip edebilirler.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.