Haftalık Bağımsız Gazete 25 Eylül 2018

‘Dijital koşturmacada analog sakinliği…’

Değil fotoğraf makinesiyle fotoğraf çekmek, telefon kamerasıyla film bile çekilebilen bir çağda, analog fotoğrafçılığa gönül ve emek verenlerin hikayesi…

‘Dijital koşturmacada analog sakinliği…’
Gökçe UYGUN

Yüksek megapikselli kameralara sahip son teknoloji telefonlarla, dünyada saliseler içinde binlerce fotoğraf çekilip sosyal medyada paylaşıldığı bir hız çağında, tam tersine analog makineyi tercih eden fotoğrafçılar da var. Fotoğrafın çekilmesinden, karta basılmasına dek sabır gerektiren bir sürecin emekçileri onlar…

Ekin Kavak da onlardan biri. Ege Üniversitesi mezunu olan Kavak, uzun bir süre santur ve gitarla sokak müziği yapıp otostopla Türkiye'yi dolaştı. Şuan mesleği olan iklimlendirme alanında özel bir şirkette çalışıyor. Fotoğrafa olan ilgisi izlediği filmler sonrası evde dededen kalma ilk analog fotoğraf makinesiyle tanışmasıyla başlamış, 10 seneden fazladır da analog fotoğrafçılıkla uğraşıyor. Bu ilgiyi şöyle anlatıyor; ‘’Analog makinelerin, aynı sahaf kitapları gibi belki bir yaşanmışlıktan ötürü beni çeken bir yanı var. İnsanlar fotoğraf çekinirken ‘Hadi bu anı ölümsüzleştirelim’ derler ya, işte analog ile çektiğim fotoğraflarda gerçekten o anları görüyorum. Gerek dokusu, gerek yaşanmışlığı, bana daha gerçek ve içten geliyor’’

‘’Saniyede foto çekip paylaşım yapılıp like’lar edinilen bir zamanda, analogla düşüne düşüne fotoğraf çekip, karanlık oda sürecini bekleyip, karta bastırmak… Nasıl hissettiriyor?’’ diye soruyorum  Kavak’a. ‘Beklemenin fotoğrafa dahil olması’ diye özetleyip, şu örnekleri veriyor; ‘’Bir gitara tel takıp, akort ediş süresinin de müziğe dahil olması gibi. Bir ressamın boyalarını hazırlama süresi gibi. Bir şeyin tüm oluş aşamasına dahi olup yaşamak, daha doğrusu katlanış ve sabır…’’

Peki, modern çağına hızına bir karşı duruş mu analog? Ekin Kavak’a göre dijital fotoğrafçılıkta bir kare çektikten sonra onu  düzenleme eğilimi var insanlarda. Yani akıllarındaki ‘asıl fotoğraf’a ulaşmak için üstünde düzenleme yapmaları gerekiyor; ‘’O kadar fazla çekip üstünde oynuyorlar ki, bir an'ı ölümsüzleştirmekten çok, kendi an'larını yaratmaya çalışıyorlar. Analogda ise ‘negatif’ diye bir şey var. Bir fotoğrafın negatifini değiştiremezsiniz, aslı her zaman bir yerde durur.’’ Eskiden bir insanın bir fotoğraf albümü olduğunu anımsatan Kavak, ‘’Şimdi sadece bir tatilinizin fotoğraf/videolarını depolamak için harici harddisk almanız lazım. Bir fotoğrafa bakıp, öncesini ve sonrasını daha doğrusu üstünü bizim tamamlamamız gerektiğine inanıyorum. Daha çok fotoğraf aslında farkında olmadan, daha fazla unutkanlık yaratıyor insanlarda’’ yorumunu yapıyor.

GERÇEK FOTOĞRAF ‘AHAN DA BU’

Ekin Kavak, kendisiyle bu aynı ilgi alanını paylaşan fotoğrafçıları buluşturmak için 7 yıl önce  "Ahan da Fotoğraf" adlı bir grup kurmuş. İsim, dijital fotoğrafçılığa nazire olarak, gerçek fotoğraf ‘ahan da bu’ gibi… Ekin Kavak, ‘’İlk kurduğumda 30 kişilik bir arkadaş çevremiz vardı, şimdi 20 bin kişiyiz. Sokakta analog makinasıyla gezinen insanları görüp selam verip tanışmamızla büyüyen bir grup. Analoğun içtenliği bunu yaratıyor’’ diye özetliyor grubu.

DİJİTAL DÜNYADA YALNIZ ANALOG…

Ekin Kavak, grubun, analoğun yalnızlığından doğduğunu söylüyor, şiirsel bir benzetme yaparak. ‘’Analogcular artık yalnız mı kaldı dijital dünyada?’’ diye soruyorum, yanıtlıyor; ‘’Fotoğraf aslında  tek başınalık gerektiriyor. Beste yapmak, şiir yazmak gibi. O an içinizden geçiyorsa çıkıyor. Çoğu zaman koca bir geziyi tek bir fotoğraf çekmeden de tamamlayabiliyorsunuz. Dijital dünya herkesi yalnız bıraktı. Tüm arkadaşlıklar, paylaşımlar sadece sayılardan ibaret. İnsanlar hemen olsun bitsin istiyorlar ama analoğun yapısında bu yok. Bazen 36 kareyi 1 ayda anca çekip 1 haftada anca yıkayıp tarıyoruz. Bir hafıza kartından bilgisayara görüntü yüklenirken ise kimse beklemez o sırada, başka bir işle uğraşır filan’

MODA AĞAÇLARINDA FOTOĞRAFLAR 

Peki ya Ahan da Fotoğraf grubunda neler yapılıyor? Ekin Kavak’ın anlattığına göre analog fotoğraf çeken insanları bir araya getiren grupta, fotoğrafçılar fotoğraflarını paylaşıp makineler, filmler üstüne konuşuyorlar. Genelde büyük şehirler dışında analogla uğraşan insanların kendileri gibi başka insanlarla buluşma şansı, film bulma, yıkatma ya da makine bulma şansı bir hayli az olduğu için bu grup insanların iletişimi kolaylaştırıyor. Bu amaçla da Her yıl ‘Askıda Fotoğraf’ etkinliği düzenliyor. ‘’Dokunmanın unutulduğu, her şeyin gitgide dijitalleştiği dünyada, insanların fotoğraflarını çıkarıp sergilemesi için yapıyoruz aslında’’ diyor Kavak. Her sene, o sene grubun sosyal medya sayfasına yüklenen ya da çekilmiş fotoğrafların büyük bir bölümünden baskı alıp, ağaçlar arasına gerilen iplere asılıyor. Analog çeken şehir içinden ya da dışından çok sayıda kişi katılıyor bu etkinliğe, böylelikle yeni arkadaşlıklar doğuyor, fikir alışverişleri yapılıyor.

Etkinliğin değişmez adresi ise Moda sahil. Nedenini Ekin Kavak açıklıyor; ‘’Kadıköy benim için İstanbul'un kısa tanımı. Burayı hep sevdim, nereye gidersem gideyim bir şekilde özledim. Bir ‘Beyoğlu beyefendisi’ tanımı vardır ya, o benim için Beyoğlu'nda dolaşmaya çıkmış Kadıköy'dür. Zaten son senelerde İstanbul'da insanların kendilerini rahat hissettikleri bir kaç yer kaldı ki… Bunlardan biri şüphesiz ki Kadıköy. Normalde de yaşadığımız yer burası olduğu için, Kadıköy'e ve Moda çimenlerine yabancı uzak değiliz, köpeklerinden kedilerine kadar. O yüzden etkinliği her sene Moda'da ağaçların arasında yapmaya devam edeceğiz.’’

Ekin Kavak, son söz niyetine de  ‘’Bu dijital koşturmacada bizim analog sakinliğimize yer ayırdığınız için gruptaki arkadaşlarım ve kendim adına teşekkür ederim. Emeğin,  inceliklerin ve sanatın hep var olduğu güzel günler diliyorum’’ diyor.

www.instagram.com/ahandafotograf


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet ULUTÜRK - 3 ay önce
Yaptığınız hatıralara ilgili iş olunca duyarsız kalmak mümkün değil. Zaten öyle olsa kişilik kalmamış olurdu.Bu yüzden başarılarınızı gönül'den tebrik

ediyorum. Devamı memnuniyetimizdir
.selâmsem ve saygılar.
Avatar
Ayhan özaltın - 3 ay önce
Düşüncelerine ve emeğine sağlık.Bence farkındalık bu işte.Bir çok kişi ortak payda da buluştuğuna göre doğru yoldasın demek.Kadıköy ve Moda da mekan olarak çok sevdiğim ve unutamadığım yer.Askerdeyken her haftasonu gidip postanenin yanındaki parkta çay içerdik.Kuşlar vardı.Orhan velinin heykeli vardı.Büyük kitapçılar vardı.Ama gerçi o otantik yapı kalmamış.Anlatacak çok şey var ama sırası değil belki de. Seni ve arkadaşlarını sevgiyle kucaklar,başarılarının devamını dilerim.Selamlar.