Haftalık Bağımsız Gazete 19 Eylül 2018

Balenin mutfağından sırlar…

Balerin/baletler nasıl beslenir, günde kaç saat uyurlar? Dansçılar sahnede sakatlanırsa kim müdahale eder? Balerinin fermuarı patlarsa ne olur? Dekor hesaplamaları nasıl yapılır? Bu ve benzer soruların cevaplarını içeren, izleyiciyi büyüleyen bir bale temsilinin geçirdiği aşamaları aktaran sergi ‘Bale’, Kadıköy’de…

Balenin mutfağından sırlar…
Gökçe UYGUN

Ünlü Fransız bale koreografı Jean Georges Noverre'in doğum günü olan 29 Nisan, her yıl ‘Dünya Dans Günü’ olarak kutlanıyor. Bu özel güne, bir katkı da Kadıköy’den geldi. Geçen yıl bu zamanlarda fuayesinde opera-bale kostüm sergisi ağırlayan  Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda bu sefer de ‘Bale’ temalı bir sergi açıldı. ‘Bir bale temsili nasıl hazırlanır?’ sorusuna yanıt niteliğindeki bu sergi, Türkiye’de bir ilk olma özelliğini taşıyor.

Bir balenin sahneleniş öyküsünü, işin mutfağından bilgi, yorum ve gözlemler tanıklığında ve fotoğraflarla aktaran sergide, birkaç tane bale kıyafeti ve puant denilen bale pabuçları da sergileniyor. Kadıköy Belediyesi ile İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin (İDOB)  işbirliğinde hazırlanan sergi, bale sanatının mesleki özelliklerini, bir bale eserinin seyirci önüne çıkıncaya kadar geçirdiği hazırlık, kurgu, sahneleme aşamalarını çizim, fotoğraf ve yazılı açıklamalarla yansıtıyor. Sanatçıların bir bale temsiline nasıl hazırlandıklarını anlattıkları sergide, açıklayıcı fotoğraf ve çizimler de yer alıyor. Sergiyi gezenler ayrıca bir temsilin hazırlanmasını 20 dakikalık bir video filminden de izleyebiliyorlar.

Aslı Ayhan, Murat Katoğlu, Yaprak Kökyar, Ayşem Sunal Savaşkurt, Gizem Tüzün ve Ayfr Zeren (alfabetik sırayla) tarafından hazırlanan sergide yer alan video da Emrek Sökmen imzasını taşıyor. Orçun Ataman, Hüma İşsever ve Emre Sökmen’in fotoğraflarının yer aldığı sergi, 2 Haziran’a dek açık.

‘’BALE EN ZOR MESLEK’’

30 Mart Cuma akşamı yapılan açılışta görüşlerini aldığımız İDOB Müdür ve Sanat Yönetmeni Suat Arıkan, Türkiye’de bu zamana kadar böyle bir sergi açılmadığını anımsatarak, Kadıköy Belediyesi’nin bu konuda lokomotif olduğunu,  Murat hocanın (Süreyya Operası Genel Sanat Yönetmeni Murat Katoğlu) fikriyle bu serginin  hazırlandığını söyledi. Arıkan, balenin sanatlar arasında en meşakkatli dal olduğunu vurgulayarak, ‘’Müthiş bir fedakarlıkla geçecek bir hayatı kabullenmek demek, baleyi seçmek. Kendi çocuğundan biliyorum, balerin olmak istedi ben karşı çıktım… Bu denli özverili bir sanatı tanıtan bu sergi o açıdan enteresan ve önemli’’ dedi.  Bu serginin, bu şık binaya (Süreyya) çok yakıştığını vurgulayan Arıkan, ‘’Kadıköy Belediyesi'nin yaratıcı fikirleri, maddi ve manevi destekleri bizim açımızdan çok önemli. Herkesi bu sergiye davet ediyorum. Bir sergi gezmek, bir müzeye gitmek, kitap okumak gibi insanın dünyaya bakışını değiştirecek bir ruh hali yaratır.  Belki hayatında hiç baleye gelmemiş bir kimse, bu sergiyi gördükten sonra bir bale temsili izler ki bu da onun şansı olur’’ yorumunu yaptı. Balenin varlığının felsefi açıdan çok önemli olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ile başlamış olan aydınlanma hareketinin bir parçası olan bale ve operada şu an istenilen düzeyde olunmadığını anlatan Suat Arıkan, şöyle devam etti; ‘’Anadolu’da, ritimler, öyküler, ezgiler gibi önemli bir zenginliğimiz var. Bunları ortaya çıkaracak opera ve bale eserlerimizin olması lazım. Türk opera ve balesi, Avrupa sahnelerinde kendi dilinde sahnelendin isteriz. Ama maalesef ki operada da bale de Türk eseri sayısı 30’u geçmez. Bu çok az.  Bir eser üretmek zor bir iş. Besteciler teşvik edilmeli. Mesela şirketler bir bale ya da opera eseri sipariş etseler ve yıldönümlerini o şekilde kutlasalar…’’

Serginin hazırlayıcılarından, İDOB Başkoreografı İDOB Başkoreografı Ayşem Sunal Savaşkurt,bir balenin hazırlanmasının dekor, kostüm, dans, müzik gibi pek çok unsuru barındıran, çok yönlü bir iş olduğunu belirterek, ‘’bu sergide baştan sona işin mutfağını seyirciye aktarıyoruz.  Bu sergiye gelenler, bir bale eserini nasıl hazırlandığını görecek. Belki sevecek, belki sevmeyecek, bilemem. Elbette umudumuz baleyi sevmesi… ‘’ ifadelerini kullandı.

 ‘’Dansçılar egoist’’

Antik Yunan’da başlayan klasik balenin doğuşu ve gelişimi ile başlayan sergide, Türk balesinin ne zaman ve nasıl başladığı, siyah beyaz fotoğraflar eşliğinde anlatılıyor. Bale eğitimin nasıl zorlu bir süreç olduğu aktarılırken, kordobale, perde, kondüvit, lift, point, tütü gibi temel teknik terimler hakkında detaylı bilgi veriliyor. 5 temel pozisyon, 100’lerce hareketten oluşan balenin dili, çizimlerle aktarılıyor. Bir temsilin fikir aşamasından sahnelenişine dek geçirdiği aşamaların tek tek anlatıldığı sergide, koreograftan masörde, balet/balerinlerden kostümcüye dek sürecin içinde yer alan pek çok kişinin tanıklıkları aktarılıyor. İşte o sözlerden bazıları;

  • Baleri, repetitör ve koreograf Ayşem Sunal: Bizim yaşamımız yok, dansla yaşıyoruz. Bale çok fazla bedensel efor isteyen bir meslek olduğu için biz dansçılar egoistiz. Allah korusun, bir hastalık olmadığı sürece ilk önce kendi uykumuz, yemeğimizi, sonra başkalarınınkini düşünürüz. Canlı performans gösterdiğimiz ve sürekli aynadan kendimizi gördüğümüz için psikolojisi de zor bir meslek.
  • Balet Merih Mertel: Temsil günü, 5 saat önceden sahneye geliriz.  O gün temsili olmayanlar da, birinin sakatlanma ihtimaline karşı gelmek zorunda. Provamızı yaparız, makyözler makyajlarımızı yapar, kostümlerimizi giyeriz. Sezon içinde, gece dışarı çıkıp eğlenmeye fırsat olmuyor çünkü ertesi gün provamız oluyor. Geç yatarsan verimsiz olursun. Yaşantınızla, taşıdığınız sorumlulukla örnek olmak zorundasınız. En önemlisi seyirciye karşı sorumluluğumuz var. Bilet alıp geliyorlar, bunun karşılığında iyi bir şey izlemek istiyorlar. Ona göre çalışmalısınız’’
  • Kopist Pınar Toker: Bir bale eseri sahnelenirken en önemli noktalardan biri müzik. Nota edit ediyorum, eksik olan notaları yazıyorum. Provalarda hazır bulunmak durumundayım. Çünkü orada okunamayan yer, çevrilemeyen sayfa gibi küçük detayları hallediyorum. 
  • Dekor tasarımcısı İsmail Dede: Koreografın fikirlerine göre dekor beliriyoruz. Sahne şartları da belirleyici. Atölyeden çıkacak, kamyona binmesi için ölçüsü var. Kamyondan çıkıp Süreyya Operası’nın dış ve iç kapılarından geçmesi için ölçüleri var. Dekorum sahnede görünsün demeyeceksin, çünkü dansçılar orada dans ediyor. Dekorumun komple görünmesi benim iyi bir iş yaptığım anlamına gelmez.
  • Kostüm tasarımcısı Gizem Betil: Eserin nasıl sahneleneceğine göre, çizimler yapıyoruz. Kumaş toplamak için Eminönü, Osmanbey, Taksim dolaşıyoruz. Dansçının üzerindeki kostümü rahatça idare edebilmesi için kumaşın hafif ve esnek olması gerekiyor.
  • Gardrop sorumlusu Ahmet Yılandil:  Eserin kostümleri terzihanede dikilir, en son aşamada bize gelir. Temsilden önce kostümlerin ütülerini yapar ve dansçılara giydiririz. Değişecek kostümlerin (mesela Ayşe’nin kostümünü gelecek temsil Fatma giyecekse) gerekli tadilleri yaparız. Gardrop sorumlusu temsilden önce kulise gelir ve bitene dek bekler. Kostüm sökülmesi, fermuar patlaması gibi acil durumların tadilatını orada yapar. 
  • Masör Habil Yenici: Bale zor bir meslek olduğu için her an sakatlık çıkabiliyor. Eser oynanırken orda olmak zorundasınız. Kuliste bekleyemiyoruz çünkü sürekli bir hareket oluyor. Orada kalabalık yapmamak için bir noktada beklerim, herkes benim orada olduğumu bilir. Eğer müdahale yapmak gerekirse anons ederler o zaman çıkarım kulise.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.