Haftalık Bağımsız Gazete 19 Eylül 2018

Asırlık dergiden genç ödüller

Türkiye’nin en uzun soluklu edebiyat yayını Varlık Dergisi’nin “Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödül Töreni” TESAK’ta gerçekleşti

Asırlık dergiden genç ödüller
Alper Kaan YURDAKUL

Usta edebiyatçı Yaşar Nabi Nayır’ın kurucusu olduğu, Türkiye’nin en uzun soluklu edebiyat yayını Varlık Dergisi’nin “Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri Töreni”  TESAK’ta (Tarih, Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi) yapıldı. Ödüller verilmeden önce düzenlenen “Varlık: Yeninin Yeri” adlı söyleşide, verdiği farklı türde eserlerle tanınan Murat Batmankaya, usta şair Şeref Bilsel ve roman ve öyküleriyle aklımıza kazınan Jale Sancak yeni edebiyatçılıların işlediği konular ve nitelikleriyle ilgili düşüncelerini anlattı.

BATMANKAYA’NIN “VARLIK” AŞKI

Murat Batmankaya konuşmasında gençlik yıllarında yaşadığı Varlık Dergisi ile ilgili bir anısını anlattı. Batmankaya, Ankara’da öğrenciyken, Türkçe şiirin önemli isimlerinden Ahmet Telli’nin merdiven altı bir dükkânda çerçevecilik yaptığını belirterek, sık sık uğradığı bu dükkanın yanında bir saha olduğunu ve bu sahafta Varlık Dergisi’nin bütün sayılarının ciltlenmiş arşivini bulmasına rağmen alamadığını anlattı. Batmankaya “Ahmet Telli, durumu fark edip arşivi satın almış, bana hediye etti. O günden sonra Varlık Dergisi benim için “aşk” haline geldi.” dedi.

“YENİ ŞİİRLE MUHASEBE”

Batmankaya’dan sonra sözü Şeref Bilsel aldı. Usta şair Bilsel, Varlık Dergisi’ne gençlerin yolladığı şiirleri göz önünde tutarak, genç şairlerin işlediği konulardan bahsederken, eleştirilerini dile getirdi: “Edebiyatın ve edebiyatçının baştan beri ‘yeni’ edebiyatla bir muhasebesi var. Biz de aslında bugün bunu yapıyoruz. Bugünün genç şairlerinin şiirlerini incelediğimizde, 2.Yeni’nin genel olarak şiirlere hala tesir ettiğini söyleyebiliriz. Bir edebiyatçı bana göre eskiyi tanıyabildikten sonra yeniyi icra edebilir. Eskiyi yıkıp yerine yeni bir şey yapar ya da onun yamacına kurulur ve yeni bir şey icra eder diye düşünüyorum.  Bugün ne oluyor? Bugün bu teknolojik devrimin getirdiği yenilikler ve kolaylıklar sayesinde dergi ile şair arasındaki mesafe ortadan kalkmış. Postaya vermek, cevap beklemek gibi durumlar artık yok. Bu hız belli aksaklıklar ve kolaylıklar getiriyor.  Bugün kendi kitabı olan 5 bin insan var. Bu şiire verilen bir değerin bir sonucu mudur? Yoksa şiirin çok sıradan, kolaylıkla gerçekleşecek bir etkinliğe dönüşmesinin, sokağa düşmesinin ya da internet dilinin o aforizmatik dünyanın yansıması mıdır? Usta çırak ilişkisi ortadan kalkmıştır. Eskiden ortak mekânlar meyhaneler, çayhaneler vardı. İnsanlar bir biçimde kendilerinden öncekilerin yazdıklarını ve hatıralarını okuyarak kendisini geliştirir ve sınardı. Şairler birbirini okumuyorlar. Ne ilginçtir ki yazdıkları birbirine benziyor. Belki yaşadıkları hayatın içindeki buldukları dünya onları birbirine benzetiyor.  Yazı atölyeleri, şiir atölyeleri bir biçimde usta çırak ilişkisinin yerini tutmuş olabilir.” diyen Bilsel, konuşmasını genç şairlere yaptığı şu tavsiyeyle bitirdi: “Bugün gördüğümüz kadarıyla genç şairlerimiz yeterince şiir okumuyor. Şiir şiirden öğrenilir. Çünkü yeni bir şey yapıp yapmadığınızı, özgün bir eser koyup koymadığınızı sınamak için geçmişin bilgisine sahip olmak lazım.”

“OKUMADAN YAZIYORLAR”

Söyleşi’de son konuşmayı da Jale Sancak yaptı. Bir düzyazıcı olarak Varlık Dergisi’ne gelen öyküleri değerlendiren Sancak “Özellikle 2000’li yıllardan itibaren, çok faza kitap yayınlanırken bir o kadar da edebiyat dergisi çıkıyor. Çok genç yazarlar ve yoğun bir üretim var. Varlık’tan sonra 90’larda öykü dergileri giderek arttı. Bu artış genç insanlara cesaret verdi. Olanak ve yayınlara imkân tanıdı.” sözleriyle gençlerin edebiyata olan ilgisini arttırdığını söyledi. Sancak, “Genç edebiyatta yer altı edebiyatından, fantastik türden, tekinsiz denilen türden çokça üretim var. Bunların sevildiğini düşünüyorum. Oyuna dayalı metinler de epeyce revaçta. Bunun yanı sıra diğer yazılan konular ise çocukluk, gençlik dönemleri, bunalımlar, bireysel açmazlar, beyaz yakalıların şehir hayatı, kadın erkek ilişkileri ve şiddet… Toplumsal konulara baktığımızda ise kadına şiddet, Gezi Direnişi ön plana çıkıyor.” Sözleriyleson dönem üretimlere dikkat çekerken, genç edebiyatın eksiklerini şöyle sıraladı: “Bence genç edebiyatın en büyük eksiği okumadan yazmak. Niteliksel olarak birçok sorun gözlemlense de yazan gençlerin çoğalmasından ben sevinç duyuyorum. Başka saçma şeylerle uğraşacaklarına yazıyla, edebiyatla uğraşmaları beni çok mutlu ediyor. Yazmayı seçtikleri konulara baktığımızda kendinden önceki kuşaklarla çok da farklı yerde durmuyorlar. Onların devamı gibiler.”

ÖDÜLLER GENÇ SAHİPLERİNİ BULDU

Söyleşiden sonra etkinlikte ödüller öykü ve şiir dalında genç sahiplerine verildi. Yaşar Nabi Nayır Öykü ödülünü Pelin Kıvrak, Feyza Hepçilingilerler’in elinden aldı. Yine öykü alanında Halil Yörükoğlu ve Erkmen Özbıçakçı “Dikkata değer bulunan” yazarlar olarak belgelerini aldılar. Şiir dalında ise Devrim Horlu ödülün sahibi oldu. “Bu ödülü Nuriye ve Semih’e ithaf ediyorum” diyen Horlu, ödülü Salih Bolat'ın elinden aldı.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.