Haftalık Bağımsız Gazete 09 Ağustos 2020

"Sosyal medyanın özgürlüğü müdahale edilemez olmalı"

Artık bir parçamız haline gelen sosyal medyanın durumunu ve yeni yasal düzenlemelerle kullanımının sınırlandırılması tartışmalarını bu mecraları aktif olarak kullananlara sorduk

"Sosyal medyanın özgürlüğü müdahale edilemez olmalı"
Simge Kansu

Teknoloji hayatımızın her yerinde bizimle beraber gelişmeye devam ediyor. Teknoloji ve internetin getirilerinden biri olan sosyal medya artık gündelik hayatımızın bir parçası. Tek yönlü bilgi paylaşımından, çift taraflı bilgi paylaşımına ulaşılmasını sağlayan bu medya sistemini ve gündemdeki tartışmaları, Agresif Arılar Reklam Ajansı kurucularından Deniz Baransel ve Medya ve İletişim Bölümü öğrencisi Ece Balekoğlu Gazete Kadıköy için değerlendirdi.

54 MİLYON KİŞİ KULLANIYOR

Deniz Baransel, Türkiye’de ve dünyada sosyal medya kullanımıyla ilgili şu bilgileri paylaşıyor: “Tüm dünyadaki verilerini içeren ‘We are Social 2020’ raporuna göre dünya nüfusunun yüzde 49’u sosyal medya kullanıyor. Aynı rapora göre Türkiye nüfusun yüzde 64’ü yani 54 milyon kişi sosyal medya kullanıcısı. Bu oran geçtiğimiz yıl 44 milyon kişiydi. Bu anlamda bir yılda sosyal medya kullanıcı sayısında ciddi bir artış olduğunu gözlemlemekteyiz.” 

Türkiye’de en çok Youtube’un kullanıldığını, bunu sırasıyla Instagram, Facebook ve Twitter’ın takip ettiğini söyleyen Baransel şöyle devam ediyor: “We are Social 2020 raporuna göre Türkiye’de günde ortalama 7 saat 29 dakikamızı internette geçiriyoruz. Bunun çoğunluğu da sosyal medya platformlarına ait. Normal şartlarda 24 saatin 8 saatini uykuya ayırdığımızı düşünürsek geriye kalan 16 saatin neredeyse yarısını internette geçiriyoruz. Bu da günümüzün büyük bir kısmına denk geliyor. Bu tabloya baktığımızda sosyal medya artık ayrı bir dünya olarak değil dünyamızın ta kendisi haline gelmiş durumda. Bir platforma üye değilsek normal hayatımızın akışında da sosyal değilmişiz gibi hissediyoruz. Gezilen yerler, yenilen yemekler, giyilen kıyafetler, kullanılan ürünler, doğumlar ve hatta cenazeler… Artık bir platformda paylaşılmıyorsa ve bir topluluk tarafından onay görmüyorsa neredeyse anlamsızmış gibi hissettiriliyor. Bütün bunlar her anlamda hızlı tüketimi de beraberinde getiriyor. Hayatımıza bu kadar derinden işlemiş bu dijital platformların toplumsal davranışlarımızı da evrimleştirdiğini düşünüyorum. Dolayısıyla sosyal medyayı hayatımızdan çıkarmak kolay kolay söz konusu olamaz.”

“GENÇLER ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURACAK”

Muhatap olduğumuz her teknolojinin kötü yanlarının olabileceğiniz dile getiren Deniz Baransel, “Alt tarafı bir sosyal medya deyip geçmemeliyiz. Bu platformda reklamlar, fenomenler, paylaşımlar, haber ve bilgi içerikleri, fotoğraflar, videolar derken aslında sonu gelmeyen bir akışa maruz kalıyoruz. Bu durum sosyal medyayı hem sosyalleşme alanı hem de hayatın akışından uzaklaştırdığı için asosyalleşme alanı haline getiriyor. Zaman yönetimi problemi, dikkat dağınıklığı, göz rahatsızlıkları, unutkanlık, taciz, zorbalık, uyku bozuklukları gibi olumsuzluklar yaşayabilirsiniz. Bunların yanında bu platformlar eski/yeni arkadaşlarla bir araya gelebilmek, ailenizle irtibatta kalmak, gündemden haberdar olmak, yeni yerler keşfetmek ve genel kültürünüzü de artırabilmeniz için harika birer fırsattır.” diyor.

Sosyal medyanın kişiler üzerinde kullanım amaçları ve kullandıkları süre ile doğru orantılı olarak hem olumlu hem de olumsuz etkilerinin olabileceğini belirten Baransel, “Genel anlamda sosyal medyanın kötü etkilerini minimum düzeyde tutabilmek için sosyal medyayı bilinçli ve sağlıklı bir süre içinde kullanmak gerekir.” vurgusunu yapıyor.

Genel olarak sosyal medya platformlarında uygulanan standart kuralların ülkelere göre lokalize edilmesi gerektiğini düşünen Deniz Baransel, “Bu çok hassas ele alınması gereken bir konu. Bu çalışmayla çocuk istismarının önüne de geçebilirsiniz, fikirlerin özgürce ve kimseye zarar vermeden belirtilmesine engel de olabilirsiniz. Sosyal medyanın kapatılması fikrini uygulanabilir bulmuyorum, toplum ve özellikle de gençler üzerinde bir baskı oluşturacağına inanıyorum. İnternetle doğan, büyüyen ve yüksek oranda Youtube kullanan Z kuşağı bu durumdan en çok etkilenen nesil olacak.” şeklinde konuştu. 

“BURADA GÖZ KORKUTMA AMACI VAR”

Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim bölümü öğrencisi ve aynı zamanda sosyal medya uzmanı olan Ece Balekoğlu ise konuyla ilgili şunları söylüyor: “Sosyal medya hatta daha özelinde Twitter, Türkiye’de özellikle Gezi sonrası hızla büyümüş ve bu şekilde takipçi kazanmış bir mecra. Dolayısıyla politik gücü hala çok yüksek bir platformdur. Bizim kadar iktidar da bunun bilincinde olduğu için en ufak hareketlenmede bu platforma yüklenmelerini artık standart buluyorum. Ancak bir yandan da sosyal medyayı tamamen kapatmanın kolay olduğunu düşünmüyorum, çünkü artık bu mecralar dünyanın eli ayağı gibi bir parçası oldu.” Sosyal medyayı kapatma kararının baskıcı bir uygulama olduğunu dile getiren Ece Balekoğlu, “Burada bir göz korkutma amacı var ancak düşünüldüğü kadar kolay müdahale edilebilecek, etkileri hissedilmeyecek, üzeri kapatılabilecek bir mevzu değil. Buradan para kazanan, burayı hem bireysel hem kurumsal iletişimi için kullanan, hayatını buna göre düzenleyen binlerce insan var. Sosyal medyanın kapatılması politikanın da ötesinde her kesimden tepki gören bir durum olacaktır. Özetle bu mecranın özgürlüğü diğer alanlara göre çok daha müdahale edilemez olmalıdır. En önemlisi bu özgürlük, artık insanlar için çok değerli ve dokunulmaz.” dedi.

Şu an sosyal medyanın olmadığı bir dünyaya uyanmamızın kolay olmadığını söyleyen Balekoğlu, “Giderek artan baskıların son bulacağını düşünmüyorum. İnsanlara zaten şu an sosyal medya hesaplarında bir sansür uyguluyorlar, bu bile başlı başına baskının bir örneği. Sosyal medya olmasa bile sosyal medyanın vaat ettiği özgürlüğü sağlayacak alanlar bir şekilde türeyecektir, çünkü bu çok doğal ve önemli bir ihtiyaç. Dolayısıyla sosyal medyayı kapatmak iktidar için de çözüm değil, hatta kendilerini açıkça hedef tahtasına oturtacak bir durumdur.” ifadelerini kullandı.

NE OLMUŞTU?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 Temmuz’da yaptığı açıklamada sosyal medyaya yönelik kapsamlı bir hukuki düzenlemenin yolda olduğunu belirtmiş, "Niçin YouTube, niçin Twitter, niçin Netflix şu bu gibi sosyal medyalara karşı olduğumuzun ne demek olduğunu anlıyor musunuz. İşte bu ahlaksızlıkları ortadan kaldırabilmek için. Yalanın iftiranın kişilik haklarına saldırının alıp başını gittiği bu mecraların bir düzene sokulması şarttır. Türkiye’ye bu tür mecralar yakışmıyor. Bu millete, ülkeye bu tür mecralar yakışmıyor. Bu tür sosyal medya mecralarının tamamen kaldırılmasını, kontrol edilmesini istiyoruz. Kanunların suç saydığı her konuda hak arama ve önleme yolları açık olmalıdır. ABD’lisi, Avrupalısı, Çinlisi bu imkana sahipken 83 milyonluk Türk vatandaşının sosyal medya terörü karşısında eli kolu bağlı kalmasını kabul edemeyiz. Bu konuda kapsamlı bir hukuki düzenleme üzerinde çalışıyoruz. Bu düzenlemenin süratle hazırlanması ve yürürlüğe sokulması çağrısında bulunuyorum. Yasama dönemi bitmeden tamamen bu meseleyi halledeceğimizi umuyorum.” demişti. Bu açıklamadan sonra geçtiğimiz günlerde Netflix’in Türkiye’den çekileceği haberleri gündem olmuştu. AKP Grubu ise mecliste bu düzenlemeye dair çalışmalarını hızla sürdürüyor. 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.