Haftalık Bağımsız Gazete 07 Temmuz 2020

Salgına da depreme de mekansal çözüm: Modüler Mekanlar

TMMOB İl Koordinasyon Kurulu “Modüler Sağlık ve Barınma Mekanları” kurulması çağrısında bulundu. Mimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı Esin Köymen ile bu mekanların nasıl bir fayda sağlayacağını konuştuk

Salgına da depreme de mekansal çözüm: Modüler Mekanlar
Erhan DEMİRTAŞ

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaparak “Modüler Sağlık ve Barınma Mekanları” oluşturulması çağrısında bulunmuştu. Kurulun çağrısını yaptığı söz konusu mekanlar; salgın ve afet gibi durumlarda kullanılabilecek geçici sağlık yapılarını, sağlık çalışanları için geçici barınma alanlarını, sınırda bekleyen mülteciler ve evsizler için yaşam mekânlarını kapsıyor. Bu alanların ihtiyaç hâlinde farklı fonksiyonlara göre dönüştürülebilecek geçici, modüler mekânlar olması amaçlanıyor. TMMOB İstanbul Şube Başkanı Esin Köymen ile Modüler Sağlık ve Barınma Mekanlarının hangi imkânlarla oluşturulacağını, bu yapıların hangi amaçlarla kullanılacağını konuştuk.

Salgınla birlikte “Modüler Sağlık ve Barınma Mekanları” kurulması çağrısını yaptınız. Projenin detaylarından bahseder misiniz?

Modüler yapılar, birkaç yıl önce Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nde başladığımız bir çalışmaydı aslında. O dönem şube başkanımız olan ve maalesef 2 yıl önce kaybettiğimiz sevgili Sami Yılmaztürk’le birlikte, mülteciler, mevsimlik işçiler ve evsizler için aynı zamanda afet sonrası geçici barınma mekanları oluşturabilmek için başlatmıştık çalışmayı. Çeşitli sebeplerle bu çalışmayı tamamlayamadık.

Tüm dünyayı etkisi altına alan bu salgın günlerinde; doktorların barınma sorunları, hastanelerin yetersizliği vs. nedenlerle TMMOB İstanbul İl koordinasyonu ile birlikte tüm mimar, mühendis ve şehir plancılarına, bugün ve bundan sonraki süreçlerde ihtiyaç halinde kullanılabilecek modüler mekân tasarımı için bir çağrı yaptık. Amacımız meslek insanları olarak bilgi ve birikimlerimizi halkın yararı için kullanmak.

MODÜLER MEKÂNLAR

 Peki nedir bu modüler mekânlar?

Modüler mekanlar, ihtiyaç halinde, kısa sürede kurulabilen, yan yana gelerek bir bütün oluşturan, hem barınma üniteleri hem de sağlık üniteleri oluşturabileceğimiz bir geçici yapı biçimleri. Kullanılacak malzemeler son derece önemli. İhtiyaç ortadan kalktığında sökülüp istiflenebilecek ve ihtiyaç duyulunca tekrar kurulabilecek kolay ve hızlı mekan oluşturma yöntemi. Dolayısıyla nerede ihtiyaç varsa bu modüller oralarda kurulabilecek. Farklı hava koşullarında, farklı coğrafyalarda kurulabileceği de göz önüne alınarak ısı yalıtımları da son derece önemli.

 Sizin önerinize göre bu yapılar hem ev hem de yeri geldiğinde bir sağlık merkezi olabilecek. 

Sık sık depremlerin yaşandığı bir coğrafyadayız. Deprem sonrası oluşturulacak geçici barınma mekanları için de kullanılabilir bu sistem. Modüllerin yan yana gelmesi ile oluşacak yerleşmeler, sosyalleşme alanları, sağlık üniteleri vs. için rahatlıkla kullanılabilecek bir tasarımdan bahsediyoruz. Salgın hastalıklar döneminde ihtiyaç olabilecek mekanlar için de kolay kurulabilecek bu tür modüller son derece faydalı olacaktır. Dolayısıyla bu mekanlar ihtiyaç halinde hızlıca kurulup sonrasında kaldırılabilecek mekanlardır. Sadece hazır alt yapısı olan alanlar üzerinde birkaç gün içinde kurulup ihtiyaç sonrası kaldırılabilecek bir mekan anlayışından bahsediyoruz.

“AFET SONRASINDA KURULABİLİR”

Özellikle salgınla birlikte İstanbul’un fiziki yapısı, nüfusu ve hastanelerin konumu şehir planlaması ile ilgili sorunları akıllara yeniden getirdi. TTB’nin de mahalle içindeki 1. basamak sağlık kuruluşlarının aktif bir şekilde kullanılması önerisi var. Sizin TTB ile bir fikir alışverişiniz oldu mu?

Özellikle afet sonrası barınma alanları olarak ilan edilen yerlerde kurulabilir bu sistemler. Zaten gerekli tüm altyapı hazırlıklarının tamamlanmış olması gerekiyor bu yerlerde. Tam da bu nedenle yerel yönetimlerle işbirliği içinde olunması önemli. Bu çalışmada Türk Tabipler Birliği’nden de özellikle sağlık üniteleri konusunda tasarımlara katkı sunacak bilgilendirmeler alıyoruz. Farklı disiplinlerin ortak çalışmasını gerektiren bir tasarım süreci bu. Dolayısıyla TMMOB’a bağlı tüm meslek odalarına bir çağrı yaptık. Kendi enerjisini üretebilen, farklı iklim koşullarına uygun, taşıması kolay parçalardan oluşturulması temel tasarım açısından önemli. Modüllerin biraraya gelmesiyle oluşacak olan yerleşkenin dış mekanlarla ilişkileri, gerektiğinde farklı büyüklüklerde mekanlar oluşturulması da ihtiyaçlar arasında. Sağlık modülleri ile birlikte de kullanılabilir bu modüller. Salgın hastalıklar döneminde de sağlık modülleri ihtiyaç duyulan bakım üniteleri şeklinde mevcut hastanelerin olduğu alanlara yakın yerlerde kurularak, bu hastanelerin kapasitelerini genişletebilmek amacıyla kullanılabilir.

Bizlerin amacı tasarımlardan oluşacak olan veri tabanını, TTB, TMMOB, yerel yönetimler, üniversiteler, üretici firmalar ve merkezi yönetimle paylaşarak hayata geçirmek.

DEPREM GERÇEĞİ VE SALGIN

 Salgından önce İstanbul’un ana gündemlerinden biri depremdi. Şimdi tüm İstanbulların salgın riski yüzünden evlerinden çıkmaması gerekiyor. Ancak bir yandan da deprem gerçeği var. Salgın ve depremi birlikte düşününce neler söylenebilir?

Deprem ve salgın hastalık süreçleri birbirinden çok farklı korunma tedbirleri gerektiriyor. Salgın sırasında hastalığın yayılmaması için halkın zorunlu olmadıkça evlerinde kalması önemli iken, deprem sırasında içinde bulundukları yapıların zarar görebilmesi riskine karşı genel eğilim dışarıya çıkıp sarsıntılar geçene kadar açık alanlarda beklemek. Umarız ve dileriz ki bu iki riskli durum birlikte gerçekleşmez.

Bu durumda İstanbul’u planlarken olası salgınları da hesaba katmak gerekiyor.

1999 depreminin üzerinden geçen 21 yıla rağmen kentlerimizin deprem karşısında daha hazırlıklı bir şekilde planlanmadığını da düşünürsek sonuç çok daha vahim noktalara gidebilir. Tüm yaşanan süreçler kent planlamasıyla, sürdürülen ekonomi-politikanın ne kadar paralellik gösterdiğini açıkça ortaya koydu. Taşıyabileceğinin çok üzerinde nüfus artışıyla, yoğun yapılaşmalara ev sahipliği yapan kentlerimizde kent içi boşlukların bırakılmaması, ihtiyaç olan yeşil alanların ve kolay  erişilebilir mesafelerde kamusal sağlık hizmetlerinin olmaması salgın hastalıkla mücadelede büyük bir engel olarak karşımıza çıktı. Bundan sonraki süreçlerde tüm bu olumsuzluklardan ders çıkarıp, kentlerimizin betonarmeye boğulmasının önüne geçecek planlama anlayışının ve kent politikalarının hayata geçirilmesi önceliğimiz olmalıdı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.