Haftalık Bağımsız Gazete 18 Aralık 2017

“Özgürlük için sözümüz var”

Gazeteciler, avukatlar ve akademisyenler tutuklu meslektaşları için Mehmet Ayvalıtaş Meydanı’nda bir araya geldi

“Özgürlük için sözümüz var”
Alper Kaan YURDAKUL

“Sözümüz var” şiarıyla bir araya gelen gazeteciler, avukatlar ve akademisyenler, OHAL’den sonra basın ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına karşı Kadıköy Mehmet Ayvalıtaş Meydanı’nda bir araya geldi. “İşlerinden çıkartılan, barış istedikleri için yargılanan akademisyenler, müvekkilini savundu diye tutuklanan avukatlar, gerçekleri yazdı diye hapse atılan gazeteciler” için barış, adalet ve hakikat istediklerini söyleyen grup, Mehmet Ayvalıtaş Meydanı’ndan Altıyol’a kadar yürümek istedi. Ancak güvenlik güçleri OHAL gerekçesiyle katılımcıların toplu bir şekilde sloganlarla yürümesine izin vermedi. Bu sebeple katılımcılar dağınık ve slogansız şekilde Altıyol’a yürüdüler. Aralarında, CHP’li vekiller Barış Yarkadaş, Mahmut Tanal, HDP’li vekil Filiz Kerestecioğlu ve birçok gazeteci, avukat, akademisyenin içinde bulunduğu kitle yürüyüşün ardından basın açıklaması gerçekleştirdi.

“ZOR ZAMANLARDAN GEÇİYORUZ”

Dışarıdaki Gazeteciler, Barış Akademisyenleri, Adalet Nöbeti asına basın açıklamasını gazeteci Ertuğrul Mavioğlu okudu. Söze “Zor zamanlardan geçiyoruz.” diyerek başlayan Mavioğlu, “Böylesi zamanların en sağaltıcı ilacının el ele, kol kola, omuz omuza, hep birlikte yürümek olduğunu biliyoruz.” sözlerinin ardından neden birlikte yürümeleri gerektiğini açıkladı: “Üzerimizdeki onca baskıya direnerek; barış ve özgürlük tutkumuzun azalmasına, vicdanımızın ve adalet duygumuzun körelmesine, hakikate olan bağlılığımızın eksilmesine izin vermeden; sözümüzden feragat etmemek için yürüyoruz. Yürüyoruz… Hakikatin kamusallaşması adına, her türlü tehdide, gözdağına, linç ve tecrit koşullarına rağmen dimdik ayakta kalmayı başaran tutuklu gazeteci arkadaşlarımız için yürüyoruz. Yürüyoruz… Sadece ve sadece barış istedikleri, çocuklar öldürülmesin dedikleri için önce kanun hükmündeki kararnamelerle işlerinden, öğrencilerinden uzaklaştırılan, şimdi de her biri ayrı ayrı terör sanığı yapılmaya çalışılan akademisyenlerin haksız ve yalnız olmadıklarını anlatmak için yürüyoruz. Yememiz için ağaç kökünü gösterip yıkılacağımızı sananlara, insanın hem kök hem de gövdesinin ne denli sağlam, güçlü ve direngen olduğunu göstermek için yürüyoruz. Biz, akademiyi yok etmenin, bir ülkenin geleceğini karartmak olduğunu herkes duysun diye yürüyoruz.  . Mahkeme salonlarından yaka paça atılan, adalet talepleri coplarla, tekmelerle yanıtlanan, büroları basılıp gözaltına alınan, tutuklanan avukatlar için yürüyoruz.”

“UMUDUMUZ VE ÇAREMİZ VAR”

“Umudumuz da çaremiz de var” diyen Mavioğlu, basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılara rağmen gerçeklerin mutlaka ortaya çıkmak gibi bir huyu olduğunu söyleyerek, iktidarın gerçeklerden uzaklaştırma çabasının nafile olduğunun altını çizdi. Akademisyenlerin her koşulda bilim üretmeye devam edeceğinin altını çizen Mavioğlu,  “Toplumu hurafelerle alıklaştırma planlarınızdan vazgeçin. Açtığınız davalarla barış yanlılarından terörist üretmeye çalışarak, itibarsızlaştırma taktiğiniz tutmaz. Asla başaramazsınız, çünkü bilim su gibidir; sızacağı çatlağı, akacağı vadiyi er ya da geç illa ki bulur” dedi.

“SAHİPSİZ KALMAZ”

Tutuklamalara ve gözaltılara rağmen mahkemelerdeki savunma kürsülerinin boş kalmayacağını söyleyen Mavioğlu, “Avukatlarını tutuklayıp, Soma, Ankara, Suruç, Ermenek, Berkin davalarının sahipsiz kalacağını sanmayın. Dünya âlem bilsin istiyoruz: Savunma, dün olduğu gibi bundan sonra da nerede olması gerekiyorsa orada olmaya devam edecek.” sözleriyle avukatlara yönelik baskıları eleştirdi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.