Haftalık Bağımsız Gazete 24 Temmuz 2021

Osmangazi İlkokulu ne durumda?

Üç yıl önce restorasyon projesi nedeniyle boşaltılan Osmangazi İlkokulu’nun ne zaman açılacağı ve tarihi yapının tekrar okul olarak hizmet verip vermeyeceği merak konusu. Alman koleji olarak açılan ve ilerleyen yıllarda tamamen bir mahalle mektebine dönüşen tarihi okulun şu anki durumunun ve geçmişinin izini sürdük

Osmangazi İlkokulu ne durumda?
Erhan DEMİRTAŞ

Kadıköy’ün tarihi okullarından biri olan Rasimpaşa Mahallesi’ndeki Osmangazi İlkokulu, 2017 yılından beri restorasyon çalışmalarının gündeminde. Üç yıl önce başlayan restorasyon projesi henüz tamamlanamadı. İstanbul Valiliği’nin denetiminde sürdürülen çalışmaların ne zaman tamamlanacağı ise belirsizliğini koruyor. 2017 yılında öğrencileri başka bir okula gönderilen tarihi binanın tekrar eğitim-öğretim için kullanılacağı da meçhul. Mahalle sakinlerinin görüşlerine göre okulda uzun süredir çalışma yürütülmüyor. CİMER üzerinden sorularımızı yanıtlayan Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, “Osmangazi İlkokulu restorasyon proje çalışmaları devam etmektedir.” cevabını verdi. Ancak müdürlük, “Okulun yenilenmesi ne kadar sürecek?, Bina yenilendikten sonra tekrar okul olarak mı kullanılacak?, Okul olarak kullanılmayacaksa nasıl bir tasarruf sağlanacak?” sorularımızı ise yanıtsız bıraktı.

Okulun şu anki hali

VAKFA DEVREDİLDİ

Osmangazi İlkokulu Kadıköy’deki ve İstanbul’daki ender tarihi yapılardan biri. Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu, 1981 yılında aldığı kararla okulu tescillemişti. İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu da 2006 yılında aldığı kararla tescil kaydının devamına ve yapının ikinci derecede koruma grubuna dahil edilmesine karar vermişti. Mahalle sakinleri de uzun yıllardır tarihi binanın okul olarak kalması için mücadele ediyordu. Öğrenci sayısı az olduğu için sürekli kapatılması gündemde olan okul için imza kampanyaları başlatılmıştı. Ancak bina 2017 yılında kapatıldı ve öğrenciler başka okula gönderildi. 2013 yılında ise Osmangazi İlkokulu taşınmazının tapusu Selimi Evvel Vakfı’na devredildi. Okulun Selimi Evvel Vakfına devri resmi evraklarda belirtilmesine karşın vakfın ne tür faaliyetlerde bulunduğuna ve tarihine dair bilgiye rastlanmıyor. Şimdi asıl merak konusu binanın restorasyon projesinden sonra okul olarak kullanılıp kullanılmayacağı.

Önce öğrenci azlığı sonra da restorasyon gerekçesiyle kapatılan tarihi Osmangazi İlkokulu’nda 2014 yılında 100. yıl şenliği yapılmıştı. Hem coşkulu hem buruk şenlikte okulun kapatılmaması için mahalleliye çocuklarını bu okula kaydetmeleri çağrısı yapılmıştı

“OKULUMUZU İSTİYORUZ”

Rasimpaşa Mahalle Muhtarı Sultan Aksu, salgın nedeniyle çalışmalara ara verildiğini belirtti. Bir yıl önce Milli Eğitim Müdürlüğü ile görüştüklerini ancak müdürlüğün mahalledeki öğrenci sayısı az olduğu için tarihi binanın tekrar okul olarak kullanılması konusunda olumlu yanıt vermediğini aktaran Aksu, “Mahallede okul olmadığı için aileler çocuklarını başka mahallelerdeki okullara taşıyorlar. Süreç nereye varacak bilmiyoruz ama biz okulumuzu mahallemizde istiyoruz.” dedi.

Osmangazi İlkokulu, restorasyondan önce böyle görünüyordu

ALMAN OKULLARI

Haydarpaşa Gar binasının yapımında çalışan Alman mühendis ve mimarların, kendi çocuklarının eğitimi için yaptığı Osmangazi İlkokulu hakkında detaylı bilgilere ulaşmak çok kolay değil. Ancak mimar ve akademisyen Dr. Meryem Müzeyyen Fındıkgil’in 2001 yılında hazırladığı “19. Yüzyıl İstanbul’unda Alman Mimari Etkinliği” adlı doktora tezinde okulun yapımı, özellikleri ve eğitimi hakkında detaylı bilgilere ulaşmak mümkün.

Fındıkgil’in tezinde yer alan bilgilere göre, İstanbul’da 19. yüzyıl ortasında Protestan Kilisesine bağlı ve Prusya himayesinde ilk Alman okulu açılır. Daha sonraki yıllarda ise Bağdat Demiryolunun imtiyazları bir Alman şirketi tarafından alınınca, pek çok Alman vatandaşı proje için İstanbul’a gelerek, burada çalışmaya ve aileleriyle birlikte İstanbul’da yaşamaya başlar. 1873’te Pera’da kurulan okul, demiryolcuların çalıştıkları ve yaşadıkları alanlara uzak bir yerdedir. Özellikle ilkokul yaşındaki çocukların bu okula ulaşmaları o yıllarda olanaksızdır. Bu nedenle Bağdat Demiryollarının inşaatı ile görevlendirilen şirket, çalışanlarının çocuklarına hizmet vermek üzere yeni okullar kurar. Amaç, öğrencilerin anadillerinde eğitim görebilmesidir. Haydarpaşa’daki Alman Okulu’nun kuruluş hikayesi de bu şekilde başlamış olur. 

PERA’DAN KADIKÖY’E

Fındıkgil’in tezinde yer verdiği bilgilere göre; demiryolu şirketi 20. yüzyıl başlarında, okulu demiryolu yönetiminde sürdürmekten vazgeçerek Pera’daki okuldan yardım ister ve 1902 yılı itibariyle Haydarpaşa’daki Demiryolu Okulu, Pera’daki Alman Okulu’nun resmi şubesi olarak tescil edilir. 26 Şubat 1903’te “Societe du Chemin de Fer Ottoman d’Anatolie” adlı belgede de Demiryolu Şirketi tarafından Alman elçisinin birleşimi desteklemesinin istendiği bilgilerine yer verilir. Buna göre Anadolu Demiryolları yeni okul yapısına arsa tahsis etmeyi önerir. Uygulamaya da talip olan mimar Vallaury, Pera’daki okul müdürü Schwatlo’nun tanımladığı gereksinimleri sağlayan yapının 2,159,72 TL’ye mal olacağını hesap eder. Demiryolu Şirketi, bedelin tamamını üstlenmenin yanı sıra Pera’daki okula bir defalık yardım taahhüdünde bulunur.

Yine Fındıkgil’in tezinde yer alan bilgilere göre, 5 Mayıs 1903 tarihli Kölnische Zeitung ve 6 Mayıs 1903 tarihli Schlesische Zeitung’daki makalelerde okulun Alman İmparatorluğunun kasasından 5.500 Mark destek aldığı yazılır. Fındıkgil’in okul hakkında verdiği bilgiler şöyle devam ediyor: “Söz konusu dönemde öğrencilerin, Anadolu yakasından her gün Pera’ya geçmelerinin zorluğu düşünülürse; söz konusu kurumun önemi ortaya çıkar. Anadolu Demiryolları, söz verdiği gibi yeni okul yapısına arsa tahsis etmiş ve 2.500 TL yardımla inşaatı üstlenmiştir.”

TEMEL EĞİTİM VE ANAOKULU

28 Ekim 1903 tarihli Kölnische Zeitung’daki makalede Haydarpaşa’daki yeni okulun tamamlandığı, gerek öğretmenlerin gerekse yuvayı yönetecek rahibenin lojmana kavuştukları belirtilir. Okula o tarihte 48 öğrenci başvurur. 134 bin Mark harcanarak inşa edilen yapının finansmanında, Alman endüstrisinin yanı sıra Tünel’deki Alman okulunda da hizmetleri bulunan Wülfing ve Otto Kapp’ın katkıları büyüktür. 15 Mart 1904 tarihinde Pera’daki Alman/İsviçre okul yönetimi tarafından Alman Konsolusluğuna gönderilen mektupta Haydarpaşa’daki yeni yapının 22 Ekim 1903’te Alman İmparatoriçesinin yaş gününde açıldığı anımsatılır. Belgeye göre yapıda dört sınıflı temel eğitim, anaokulu ve dört öğretmen için lojman ile servis birimleri yer alır. Okulda iki asli öğretmenle birlikte el işi ve beden eğitimi dersleri için bir yardımcı öğretmen, bir Türkçe öğretmeni ve bir anaokulu öğretmeni görev yapar.

KARMA EĞİTİM UYGULANIR

Aynı raporda, fiziksel ve eğitim ile ilgili gelişmeye ve okul aidatlarında indirime gidilmesine rağmen; öğrenci sayısında beklenen artışın sağlanamamasından yakınılır. Öğrenci sayısı hala üç sınıfta toplada 74’tür. Öğrencilerin çoğu Alman ve Türk’tür. Dört sınıflı okulun 1.sınıfına 19, 2.sınıfında 23, 3.sınıfında 29 ve 4.sınıfında 42 olmak üzere toplam 113 öğrenci eğitim görür. Bu öğrencilerin 23’ü Türk, 7’si Rum, 8’i Alman, 1’i Avusturyalı, 1’i İngiliz, 2’si Romen, 2’si Bulgar, 3’ü İtalyan ve 3’ü Fransızdır. Okulun ilk açıldığı yıllarda sadece erkek öğrencilere eğitim verildiği iddia edilir. Fındıkgil’in tezinde paylaştığı bilgilere göreyse, okulda başından beri karma eğitim modeli uygulanır.

DÖNEMİN MİMARİSİ

Fındıkgil tezinde yapının mimari özelliklerini de paylaşır. Tezde yer verilen bilgilere göre; okulun yarım kat yükseltilmiş zemin katında, 40 metrekarelik üç sınıf tasarlanır.  Sınıflardan biri bölünerek müdür yardımcısı odası olarak kullanılır. Aynı katta tüm yapıda tekrarlanan iki kollu merdiven ve 9 metrekarelik iç avlu dışında, 25 metrekarelik bir diğer sınıf ve okul müdürünün odası yer alır. Okul mimarisinde, Pera’daki Alman okul binası yapımında tanımlanan, dönemin gereksinimleri dikkate alınır. Merdiven kollarının genişliği, koridor eni, pencere sayısı ve büyüklüğü, kapı genişliği dönemin beklentilerine uygun şekilde düzenlenir. İlk yapımdaki ahşap kapılar ve pencereler günümüzde dahi yenilenmeye gerek duyulmayacak kadar sağlamdır. Döşemelerdeki çini karolar ve merdiven korkulukları gibi unsurlar ilk yapımdaki halini korur.

Almanlar Türkiye’den ayrıldıktan sonra boş kalan tarihi bina 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti tarafından satın alınır. Bu yıldan sonra yapı Osmangazi İlkokulu, sekiz yıllık eğitim yasasının ardından ise Osmangazi İlköğretim Okulu adını alır.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.