Haftalık Bağımsız Gazete 15 Ekim 2019

“Kadıköy, dönüşüm açısından bir çeşit laboratuvar”

Kadıköy’ün yaşamakta olduğu kentsel dönüşüm sürecini Prof. Dr. Murat Güvenç ile konuştuk. Güvenç, önümüzdeki 10 sene Kadıköy genelinin şantiyeye döneceğini söylerken bundan herkesin sorumlu olduğunu vurguluyor

“Kadıköy, dönüşüm açısından bir çeşit laboratuvar”
Fırat Fıstık

Kadir Has Üniversitesi İstanbul Çalışmaları Merkezi müdürü olan, Kadıköy doğumlu Prof. Dr. Murat Güvenç, Kadıköy’ün geçirdiği dönüşümü tarihiyle bağlantılı olarak gazetemize anlattı.

Kadıköy’ün genelinde yoğun bir inşaat faaliyeti yürütülüyor. Kadıköy’ün bu değişimini tarihsel olarak özetler misiniz?

Kadıköy’de tarihsel olarak iskeleden Kurbağalıdere’ye kadar olan kısım, 19. yy’ın sonuna gelindiğinde büyük ölçüde şekillenmişti. Banliyö hattı boyunca (Söğütlüçeşme, Kızıltoprak, Erenköy) yerleşim vardır. En fazla 2-3 katlı müstakil evler varlığını 1970’lere kadar korudu. Boğaza yapılan köprüyle beraber tüm bu alanlar apartmanlaştı ve Kadıköy baştan sona apartmanlar adası oldu.

Cumhuriyet döneminde Kadıköy’de hem yerel halk hem de oldukça zengin sınıflar birlikte yaşıyor. Yeldeğirmeni’nde Museviler, Moda tarafında da özellikle İngilizler yaşıyor. Eski paşalar, aristokratlar buralarda yaşarlar, lüks konaklar vardır. Orta halli insan bulamazdınız. Mesela Fenerbahçe’de o kadar zengin insanlar oturuyordu ki şehre geliş gidişleri kolay olsun diye kendi mahallelerine tren hattı döşetiyorlar, Ankara’ya giden demiryolu hattından Fenerbahçe’ye yönelen bir yol ayrımı yapıyorlar. Feneryolu ismi Fenerbahçe’ye giden yolun ayrıldığı yer anlamına gelir. Cumhuriyete kadar böyle gidiyor, Cumhuriyetle birlikte orta sınıflar gelmeye başlıyor. Müstakil evlerin yerini nasıl apartmanlar aldıysa şimdi de bu apartmanların yerini daha yüksekleri, rezidanslar alıyor. Bu aynı zamanda çevreyi de değiştiriyor.

Kadıköy, Türkiye şehirleşmesinin nasıl olmaması gerektiği konusunda bütün yaşanan şeylerin izlenebileceği bir müze, bir çeşit laboratuvardır. Şehircilik ve şehir müdahaleleri tarihi müzesi. Denenmedik şey kalmamıştır. Şu anda sonuna gelindi, yer de kalmadı. Marmaray, Kadıköy’de banliyö hattında uzatıldıktan sonra bugünkü Kadıköy’ü de tanıyamayacağız. Oradaki binaların belki yüzde 80’i yıkılıp yerine çok daha yüksek binalar yapılacak.

“ŞEHRİN RESMİ TAMAMEN DEĞİŞECEK”

Metrobüsten sonra özellikle Marmaray ve metro nasıl etkiledi bu gelişimi?

Marmaray, Metrobüs gibi yatırımlar, yerlerin şehir merkezine olan erişebilirlik zamanını kısaltıyor. Doğalında yerin kirası da o oranda artıyor. Kira aslında zaten bunu ölçer.Erişilebilirliği hızlandırmanın etkisiyle en fazla yüzleşmek zorunda kalanlar da o zamana kadar orada dükkanı olan küçük, orta seviyedeki esnaflar ve konutlarda oturanlar oluyor. Örneğin orada 20 senedir mahalleyle bütünleşmiş, kirasını da o zamana kadar eksiksiz ödeyen ayakkabı tamircisi artık orada barınamaz hale gelir. Şehrin peyzajında bir takım kişiler oldukları yerden atılacaklar, o kirayı ödeyebilenler gelecek ve resim tamamen değişecek.

“AKLIMIN UCUNDAN GEÇİREMEZDİM”

Siz de Kadıköy doğumlusunuz. Kişisel hikâyenizle değişimi nasıl yorumlarsınız?

Benim için Kadıköy’ün bugünkü hali tanınmaz. Bu hale gelebileceğini aklımın ucundan geçiremezdim. Ben ilkokulu Zühtüpaşa’da, liseyi de Saint-Joseph’de okudum. Evimiz de Feneryolu’ndaydı. Okula bisikletle giderdim, tramvaylar vardı. Benim için bugünkü Kadıköy aidiyet kurduğum bir yer değil, bambaşka. Bugün Marmara Üniversitesi’nin olduğu yer ve minibüs yolu bizim zamanımızda çayırlıktı. Biz orada uçurtma uçururduk. Şimdi tanıyamıyorum ve daha da kötü olacak.

İstanbul’un tamamında dönüşüm yaşanıyor, Kadıköy’ü diğerlerinden ayıran özellikler var mı?

Türkiye’de 70’li yıllarda toplu konut yapılamadığı için kentsel büyümeyi müteahhitler sağlıyordu. Müteahhitler arsa sahibine 2-3 daire verip kalanları da satıyordu. Bu işten kar sağlamak arsanın kıymetli olduğu yerlerde mümkündü. Kadıköy bunun için en başta bu yüzden diğerlerinden ayrı özellik taşıyordu. Çok değerliydi ve hala en çok tercih edilen yerlerden biri.

Ayrıca şunu da açıklayayım bireysel evlerin yıkılıp yerine apartmanların yapılmasına mülkiyet parçalanması deniyor. Eskiden parselin tek sahibi varken bu yap-sat apartmanlarının yapılmasıyla bir anda 16 sahibi olmuş oldu. Kat mülkiyetine geçmek 70’li yıllarda orta sınıfların konut alabilmesini sağladı.

70’lerde kat mülkiyetine sahip diye örnek verdiğimiz 16 kişi varisleriyle birlikte 50 kişiye yükseldi. 50 tane varisi tapuya getirip anlaşmak mümkün mü? Bu durum daha ileri apartmanlaşmanın önünde engel teşkil etti. Bunu da kentsel dönüşüm çıkınca aştılar. Şimdi üçte ikisinin yapalım demesi yetiyor.

“İNSANLAR İNŞAATLARIN İÇİNDE YAŞIYOR”

7 yıldır Fikirtepe toz duman içerisinde. Fikirtepe’deki durum hakkında ne söylersiniz? 

Fikirtepe, tüm Türkiye’deki şehir gelişmesinin en güzel izlenebileceği örnek. Fikirtepe’de arsa sahipleriyle müteahhitlerin anlaşabilmesi için Kadıköy’ün başka yerlerinde kullanılmayacak kadar yüksek inşaat hakkı verdiler. Kadıköy genelinde emsal 2-2.25. Yani 1000 metrekarelik bir arsan varsa 2000 metrekarelik bir inşaat yapabilirsin demek bu. Ancak Fikirtepe’de bu oran 1’e 4. Yani iki katı. Başka bir yerde böyle bir şey yok. Çok daha yüksek, yoğun binalar yapabiliyorsun.

Bir başka boyutu, insanlar inşaatların içinde yaşamak zorunda kalıyor. İnsanlık dışı bir durum bu. Normal şartlarda inşaatın etrafı çevrilir fakat kentsel dönüşümde bütün bir mahalleyi inşaat alanı yapıyorsun. Aynı şekilde önümüzdeki 10 yıl Kadıköy’ün tamamında insanlar şantiyenin içinde yaşamak zorunda kalacak. Bu sorun eskiden çözülebilirdi. İnsanlara o inşaat hakları verildikten sonra artık geri adım atılamaz.

“ARKEOLOJİK BULGULAR İNCELENMELİ”

Geçtiğimiz aylarda Acıbadem’deki bir kazıda 2 bin yıllık olduğu düşünülen lahit bulundu. Bu bize ne gösteriyor? 

Khalkedon’a yerleşim İstanbul’dakinden çok daha erken oluyor. Kadıköy’e “Körler Ülkesi” diyorlar. İstanbul gibi görkemli bir yer varken karşı yakada oturmayı tercih ettikleri için bu ismi vermişler. İnsanların bugünkü Kadıköy’ü tercih etmelerinin iki sebebi var: Birincisi Marmara’da deniz ulaşımı kürekle yapılıyor ve Sarayburnu’nu dönmek hemen hemen imkansız olduğu için bunu Kurbağalıdere üzerinden yapmak daha kolay. İkincisi ise tarihi İstanbul’un bulunduğu yerde neredeyse hiç su yok, Kurbağalıdere’de ise pırıl pırıl su akıyor. O zamanlardan beri insanlar burada yaşamışlar ve 2 bin yıllık lahit bulunması da şaşırtıcı değil. Daha önce de birkaç inşaatta buna benzer bulgulara rastlandı, daha da rastlanacaktır.

Khalkedon sınırlarının belirlenmesi ve sit alanı ilan edilmesi gerekli öyleyse. Sizce neden yapılamıyor?

Kesinlikle. Bir toplum kendi tarihine, insanlık tarihine önem veriyorsa yapılması gereken şey o. Bunu söylemek Kadıköy’deki inşaat faaliyetinin çok yavaşlaması anlamına geliyor. Siyasetçiler de bunu istemiyor. Bir yeri yıkıp oraya bina dikerek satmayı amaç edinen biri için bir kazıda lahit çıkması, onun için dünyanın en felaket şeyidir.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.