Haftalık Bağımsız Gazete 02 Ağustos 2021

Validebağ’ın eşsiz bitkileri

Uzun yıllardır otsu bitkileri araştıran ve fotoğrafını çeken Doç. Dr. İ. Sırrı Yüzbaşıoğlu, İstanbul’da yetişen iki bin otsu bitkinin 200’ünün Validebağ Korusu’nda bulunduğunu söylüyor

Validebağ’ın eşsiz bitkileri
Erhan DEMİRTAŞ

Anadolu yakasının ikinci en büyük yeşil alanı olan Validebağ Korusu uzun yıllardır yapılaşma tehdidi altında varlığını sürdürüyor. İstanbul’da birçok yeşil alanın imara açıldığını düşünürsek Validebağ Korusu’nun önemi daha fazla ön plana çıkıyor. Koru doğal bir yeşil alan olduğu için hem hayvanlara hem de çok sayıda ağaca ve bitkiye ev sahipliği yapıyor. 15 yıldır Validebağ Korusu’nun botanik zenginliğini inceleyen İstanbul Üniversitesi Botanik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İ. Sırrı Yüzbaşıoğlu, fotoğraflarını “Validebağ Korusu Otsu Bitkileri” çalışmasının altında topladı.Validebağ Korusu’nu, etrafı beton duvarlarla örülmüş bir vaha olarak tanımlayan Yüzbaşıoğlu ile çalışmasının detaylarını, korudaki bitki zenginliğini ve korunun doğal olarak korunması için nelerin yapılması gerektiğini konuştuk.

Bellis perennis-koyun gözü

KORU MU PARK MI?

Koruyu ne zaman incelemeye başladınız?

Yaklaşık 15 yıldır farklı amaçlar için farklı dönemlerde koruyu ziyaret ediyorum.  Burada yürüyüş yapıyorum, dağ bisikletiyle antrenman gerçekleştiriyorum. Bitkileri fotoğraflamak ve hepsinden öte İstanbul içinde nefes almak için önemli burası. Kızımın burada büyüdüğünü, burada her mevsimi gördüğünü söyleyebilirim. İster meslek hastalığı, ister merak deyin çiçekli bir bitki görünce fotoğraflamak ve adlandırmak için sabırsızlanırım hele arşivimde yok ise. Yaklaşık 20 yıldır profesyonel olarak, iş gereği yaptığım arazi çalışmalarından kayda değer bir fotoğraf arşivim mevcut, “Validebağ Korusu Otsu Bitkileri” de bunun içerisinde özel bir yere sahip.

Bir bilim insanı olarak Validebağ sizin için ne anlam ifade ediyor?

Dört bir yanı su ile çevrili kara parçasına “ada” denir. Bu tanımdan yola çıkarak Validebağ Korusu’nu, etrafı beton duvarlarla örülmüş, doğallığını büyük oranda korumuş kara parçası, beton çölünde “vaha” olarak tanımlayabiliriz. Validebağ’ı Validebağ yapan asıl özellik, doğallığını büyük oranda korumuş olmasında gizli. Aksi halde mahalle aralarına sıkışmış, halı çim döşeli, ithal ağaç dikili ve oyun alanlarından ibaret parklardan hiçbir farkı kalmaz.

Geranium asphodeloides-yaramerhemi

“200 BİTKİ TÜRÜ YETİŞİYOR”

Uzun yıllardır burada gözlem yapıyorsunuz ve fotoğraf çekiyorsunuz. Validebağ’da ne tür bitkiler yetişiyor?

Bitki denince akla ilk olarak ağaç ve çalıların gelmesi muhtemelen her daim görünür olmalarındandır ki, koruda bulunan devasa “saplı meşeler” (Quercus robur) bunu doğrular derecede gösterişlidir ve tanınmayı-bilinmeyi fazlasıyla hak ediyor. Bu nedenle ben burada her daim göz önünde olmayan, yılın belli dönemlerinde ortaya çıkıp geri kalan zamanı uykuda geçiren ve genel olarak “ot” diye tanımlanan otsu bitkiler üzerinde durmak istiyorum.

Trifolium pauciflorum-sülün üçgülü

Otsu bitkiler yaşam sürelerine göre tek yıllık, iki yıllık ve çok yıllık olarak sınıflandırılırlar. Validebağ’da bu üç gruba giren örnekleri görmek mümkün. Otsu bitkilerin görünür oldukları çiçekli dönem oldukça kısadır. Birkaç hafta süren çiçeklenme dönemi sonrasında meyve ve tohum bağlayarak bir sonraki çiçeklenme dönemine kadar ortadan kaybolurlar. Koruda yapılacak gezilerde mart ayından kasım ayına kadar otsu bitki örtüsünün sürekli değiştiği, birinin yerini bir diğerinin aldığı kolaylıkla izlenebilir. Mart ayında soğanlı bitkilerle başlayan çiçeklenme mayıs ayında çeşitlenir. Nisan ortaları-mayıs başlarında koruya eşsiz bir görünüm katan, bilimsel adını İstanbul’dan alan “Kâğıthane Çiçeği” (Ranunculus constantinopolitanus) görülmeye değerdir. Ayrıca koruda doğal olarak yetişen üç soğan türünden biri olan kara soğan (Allium nigrum) mayıs ortalarında çiçeklenir.

Muscari comusum-morbaş

Kaç türün yetiştiğini biliyor musunuz?

Bugüne kadar yaptığım gözlemler ve yakın bölgelerden edindiğim tecrübeler sonucu koruda 200’e yakın doğal otsu bitki türünden bahsedebiliriz. İstanbul’un yaklaşık 2 bin bitki türüne ev sahipliği yaptığı düşünüldüğünde bu kadar küçük bir alanda bu zenginlik oldukça dikkat çekicidir. Kesinlikle korunmalı, üzerine titremeli, insanların hoşça vakit geçirmeleri dışında civardaki okullar için bir açık hava laboratuvarı olarak kullanılmalıdır. Bilinmelidir ki tanımadığınız bir canlıyı, alanı koruyamazsınız…

Rosa canina -kuşburnu

“DEĞİŞİME İHTİYAÇ YOK”

Validebağ, koru olarak neden önemli? Koru olarak kalmasında neden ısrar ediliyor?

Validebağ’ın bir değişime ihtiyacı yok. Zaten şu haliyle yapılan ve yapılmak istenilen örneklerinden fazlasını bizlere sunmakta. Yapılan park alanlarından tek ve en önemli farkı ise hala doğal bitki örtüsüne sahip olması. Bu nedenle de ne sürekli sulamaya ne de bakıma muhtaç mevsimlik çiçeklere ihtiyacı var. Sürekli değişen bitki örtüsü, engebeli arazi yapısı, uçsuz bucaksız görüş açısıyla şehir içinde beton çölünde bir vaha… Neden mevcut haliyle kalmasın? Neden daha fazla para harcayarak ve emek vererek verimsiz ve kullanışsız, doğallıktan uzak bir hal alsın Validebağ?

Capsella bursa-pastoris- çobançantası 

Validebağ Korusu aynı zamanda kuşlara, böceklere ve kemirgenlere de ev sahipliği yapıyor. Korudaki botanik zenginlik diğer canlılara nasıl bir yaşam kaynağı sunuyor?

Doğada canlılar birbirleriyle etkileşim halindedir. Validebağ’da çiçek varsa böcek, böcek varsa kuş vardır. Bitki çeşitliliğinin ortadan kalkması beraberinde hayvan çeşitliliğinin de yok olmasına sebep olacaktır. Emin olunmalıdır ki korudaki floristik zenginlik buraya gelen insan çeşitliliğini de doğrudan, olumlu yönde etkiliyor. En azından benim için bu durum geçerli. Etrafımda çok sayıda peyzajı yapılmış, yolları düzeltilmiş, çamur olmadan eve döneceğim parklar varken Validebağ’a gelmem, burayı yaşam kaynağı olarak görmem Validebağ’ın benim ve benim gibi düşünenler için önemini açıklamaya yetecektir.

Parentucellia latifolia-üçdilotu

Koru yapılaşmaya açılırsa ya da park olursa nasıl bir tehlike ortaya çıkar?

Korunun yapılaşmaya açılması demek tüm bu bitkisel zenginliğin-çeşitliliğin ortadan kalkması demek. Bu yok oluşu sadece bitki ile sınırlamak doğru olmaz. Bunu sırasıyla etkileşim halindeki diğer canlılar izleyecek, bugün için dolaylı olduğu sanılsa da bu yok ediliş doğrudan bizleri etkileyecek. Bunun örnekleri ne yazık ki İstanbul’da oldukça fazla.

Park olarak yeniden düzenlenmesi halinde de sorun yaşanacağı ne yazık ki kesin. Daha önce yapılan uygulamalara bakarak bunu kestirmek zor olmayacak. Yapılan uygulamalarda doğal otsu flora yabancı ot muamelesi görmekte ve yerine halı çim, mevsimlik çiçekler ve çalı formunda genellikle ithal bitkiler dikiliyor. Daha önce de belirttiğim gibi Validebağ’ın bunların hiçbirine ihtiyacı yok. Bizlerden tek beklediği içinde barındırdığı canlılara biraz saygı, hepsi bu.

Ranunculus constantinopolitanus -kağıthane çiçeği

Validebağ’ın korunması için de uzun yıllardır süren bir mücadele söz konusu.

Ne yazık ki doğayla barışık bir yaşam tarzını özellikle büyük şehirlerde göremiyoruz. Bu duruma aslında son yıllarda ülke genelinde tanığız. Yaklaşık 20 yıldır Anadolu’da dolaşan biri olarak özellikle son yıllarda gördüklerim beni üzüyor. Ne yazık ki ne dağların ne yaylaların, ne ormanların ne de derelerin sahibi var. Doğayı vahşice kullanıyoruz, koruyan-kollayan bir irade yok. Bu nedenle Validebağ’ın koru olarak kalması için verilen mücadele çok değerli, örnek bir duruş sergileniyor.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.