Haftalık Bağımsız Gazete 17 Temmuz 2019

İstanbul’un tanıkları: Anıt ağaçlar

Volkan Yalazay’ın “Eski İstanbullu Ağaçlar” kitabı, İstanbul’daki ve Kadıköy’deki anıt ağaçları gün yüzüne çıkarıyor

İstanbul’un tanıkları: Anıt ağaçlar
Erhan DEMİRTAŞ

Koca koca iş makineleri, duble yollar, mega projeler, gökdelenler...İstanbul betona ve demire tutsak oldukça, bu şehrin kadim ağaçları da birer birer yok oluyor. Çok değil son 10 yılda İstanbul’da yüzbinlerce ağaç insan eliyle yok edildi. Ağaçlar yerini beton kulelere bıraktıkça kentin hafızası da toprağın altına gömüldü. Bu yok oluşa karşın araştırmacı Volkan Yalazay, yaptığı çalışmalar sonucunda  kenttin kalan anıt ağaçlarının izini sürdü ve kitaplaştırdı. “Eski İstanbullu Ağaçlar” adını taşıyan bu kapsamlı çalışmada; Moda, Fenerbahçe, Kozyatağı ve Osmanağa’daki anıt ağaçlara da yer verilmiş. Yalazay ile kitabını ve değişimin ortasında direnmeye çalışan anıt ağaçları konuştuk.

10 YILLIK ÇALIŞMA

-Kapsamlı bir çalışmaya imza atmışsınız,  nasıl çıktı bu fikir?

Ağaçlara olan ilgi ve merakımı şimdilik bir kenara alırsak bir ihtiyaçtan veya boşluktan dolayı çıktığını söyleyebilirim kitap fikrinin. Öncesinde yapılmış olan çalışmalar vardı; Çelik Gülersoy ve arkadaşlarının 68 yılındaki çalışmaları ve İÜ Orman Fakültesi’ndeki bazı hocaların envanterleri gibi. Bu çalışmalarla gayet keyfi geziler yaptığım sıralarda hiç bir yerde kaydı olmayan daha pek çok anıtsal ağaçla karşılaşmamla birlikte doğdu kitap fikri.

-Ne kadar sürdü, içeriğe bakılırsa uzun yıllar araştırma yapmışsınız?

Kitap on yıllık bir çalışmanın ürünü ama anıtsal ağaçlarla haşır neşirlik ve geziler, araştırmalar yirmi yıla yayılıyor; dolayısıyla kitap kendinden önceki ve sonraki süreçlerden de beslendi.

Kozyatağı Çınaraltı Kahvehanesi 1960'lı yıllar.

-Kitapta hem İstanbul'un tarihi ağaçlarına hem de genel olarak ağaç türlerine yer vermişsiniz. Ağaçları seçerken nasıl bir yöntem izlediniz?

Anıtsal ağaçlar kitabın omurgası; her konu, her metin doğrudan veya dolaylı olarak, yani bir şekilde bu omurgaya bağlı. Ağaç türleri de anıtsal ağaç potansiyelleri  ile öne çıkan ağaçlar. Yerli-yabancı veya başka bir deyişle doğal-egzotik tür ayrımı yok. Anıtsal niteliklere ulaşabilmiş ağaç türlerinin çoğu kitapta yer aldı. Anıtsal özellikleri ve kültür içerisindeki yerleriyle daha bir öne çıkan ağaçlar haliyle kitapta da daha fazla bir yere sahipler; bu özellikleri ile pek öne çıkmayanlar ise onlara nispeten oldukça az misafir oldular kitaba.

Çiftehavuzlar-Sakız ağacı

“AĞAÇLARIN KAYBI FAZLA”

-Bazı ağaçlar günümüze ulaşmamış mesela, özellikle yapılaşmanın olduğu bölgelerde. Nasıl bir dönüşüm geçirmiş İstanbul'un ağaçları?

İstanbul yazık edilmiş bir şehir. Üzerindeki her şeyi ile birlikte; kültürel ve doğal olan neyi varsa ya yok edilmiş ya da ancak numuneleri bırakılmış. Bazen bilerek, bazen bilmeden ama olan bu. Doğaldır ki her şey değişir ama zamanla olur bu iş, böyle birden ve çok kısa bir zamanda değil. Önceleri yaşı sekseni geçmiş olanların bahsettiği “eskiden de şöyleydi buralar” cümleleri yirmili yaşlara düştüyse bir yerlerde bir sıkıntı var demektir.Doğa veya konumuz gereği ağaçların verdiği kayıp hayli fazla. Yalnızca günümüzde değil; insanların artması veya yığılmasıyla birlikte tarihin her devrinde azalmış ağaçlar ama son zamanlarda daha bir hız kazandı yok oluş. Lalelerle şenlenen parklar ve iş makineleriyle köklenen ormanlar. Günümüzün İstanbul’u baştan sona bir çelişki yumağı; çözebilene aşk olsun.

Osmanağa Camii-çınar ağacı

“ÇINARLATINDA ÇAINAR YOK ”

-Resimlerden ve fotoğraflardan eski İstanbulluların ağaçlarla sıkı bir bağ kurduğunu görüyoruz. Çınar altına kurulan kahvehaneler, tepelerde yer alan ağaçların gölgesinde dinlenen insanlar var. Ağaçlar bir şekilde sosyalleşmenin bir aracı gibi değil mi?

İnsan her ne kadar “doğa” kelimesini icat ederek kendini doğadan ayırmışsa da, her fırsatta ağaçlara yakın olmaktan vazgeçemiyor. Hemen herkesin hissettiği bu çekim insanları ağaçların etrafında topluyor. Bu bakımdan ağaçların sosyalleşmeye mekan sağladığını söyleyebiliriz. Bir de yazları sıcak bir memleket olan İstanbul’un bu özelliği de gölgeli ve serin ağaç altı mekanlarını cazip buluşma ve muhabbet mekanları haline getiriyor doğal olarak.

Fenerbahçe-sakız ağacı

-Gümümüzde durum nasıl peki, modern yaşamın içinde insanlar ağaçlarla nasıl bir ilişki içinde?

“Emirgan Çınaraltı”nı bilirsiniz. Akın akın gider insanlar oraya ama günümüzde burası bir çınaraltı değil, tente veya branda altı bir yer. “Ağaçları çok seviyoruz da şu kuşlar, böcekler, karıncalar olmasa”. Genel tavır bu. Olduğu gibi kabullenmek ve sevmek yerine gayet yararcı bir yaklaşımla bakılıyor ağaçlara. Çağımızın genel düşünce yapısı maalesef bu. Diğer yandan modern yaşamın yükü ve doğadan uzaklaşmanın getirdiği boşluk, doyumsuzluk, bozuk ritimli koşturmalar doğaya ve ağaçlara olan ilgiyi de körüklüyor. Son yıllarda ağaçlara ilginin artmasının en büyük nedeni yine modernleşme. Gerçek ve güzel bir şey arıyoruz. İşte ağaçlar böyle bir şey. Modern dünyadan kaçanların sığınabileceği eski bir dost. 

KADIKÖY’ÜN ANIT AĞAÇLARI

- Moda, Fenerbahçe, Göztepe ve Kozyatağı'ndaki anıtsal ağaçlar da var kitapta. Bir kısmı bugüne kalsa da özellikle şehir içindekiler yok edilmiş.

Kadıköy bir süreliğine benim de yaşamış olduğum bir yer. Pek çok açıdan keyifli ve şanslı bir yerleşim. Ağaçları eski varlıklarıyla kıyaslarsak oldukça azalmışlar ama yine de bulunduğu konuma göre hayli yeşil kalabildiğini söyleyebiliriz.Kadıköy’de bahçelere, parklara dikilmiş olan sayısız türde ağaç varsa da içlerinden birkaçı bu semtin karakterini belirleyenlerden olmuş. Çınarlar, çamlar, sedirler ve sanıyorum en çok da sakızlar böyle ağaçlardan ilk akla gelenler.

Caddebostan-kokulu servi

-Kadıköy’ün anıt ağaçları da yine aynı türlerden mi?

Çoğunlukla evet ama daha başkaları da var. Misal, Caddebostan’da Irmak Okulları bahçesinde bu civarın eski köşklerinden kalan bir kokulu servi ağacı anıtsal nitelikte bir servi ve kendi türünün İstanbul’daki en yaşlı ve görkemli örneği muhtemelen. Yukarıda saydığım türlere gelirsek; çınarlara bir örnek olarak Osmanağa Camii’ndeki çınarı verebiliriz. Anıtsal sedirleri muhtelif semtlerde görebiliriz; Özgürlük Parkı’ndaki bir Atlas Sediri ise içlerinde en keyifli olanı. Sakızlar için ise liste hayli uzun. Kadıköy’ün anıtsal ağaçları bakımından sakızlar en önde. Çiftehavuzlar’daki iki sakız ağacı ve oraya çok yakın olan Fenerbahçe Yarımadası’ndaki çok sayıdaki sakız, yaşlı ve görkemli halleriyle anıt sakızlara güzel örnekler. Caddebostan, Acıbadem, Merdivenköy gibi daha başka semtlerden de daha pek çok örnek var kitapta.

Özgürlük Parkı-atlas sediri

“Kitap Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği’nin bir yayını olarak çıktı. Kitabı edinmek isteyenler, kirsalcevreormancilik@yahoo.com üzerinden talepte bulunabilecek.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.