Haftalık Bağımsız Gazete 21 Ocak 2020

Havalar balık fiyatlarını da etkiledi

Havaların geç soğuması İstanbul’da balık fiyatlarını da etkiledi. Geçen yıl tanesi 10 TL’ye satılan palamut bu yıl 30 TL’den satılıyor

Havalar balık fiyatlarını da etkiledi
Erhan DEMİRTAŞ

İstanbul’da eylül ayı itibariyle denize açılan balıkçılar geçtiğimiz yılın aksine bu yıl kötü bir sezon geçiriyor. Küresel iklim değişikliği nedeniyle sıcaklıkların artması ve havaların geç soğuması balıkların üreme potansiyellerini etkileyen nedenlerden bazıları. Öyle ki bu yıl palamut en az avlanan balık türü oldu. Bunun yanında Barbunya, tekir, berlam, kırlangıç, dil ve kalkan da Marmara’da sayısı azalan balık türlerinin başında geliyor.

FİYATLAR ARTTI

Denizlerdeki balık stoku azalınca bu tezgahlara da olumsuz yansıdı. Kadıköy Tarihi Çarşı’da geçen yıl tanesinin fiyatı 10 ila 20 TL arasında değişen palamut bu yıl 30 ila 40 TL arasında satılıyor. Bol ve ucuz olduğu için her zaman tercih edilen hamsinin de fiyatı da yükseldi. Geçen yıl kilosu 5 TL’ye alınan hamsinin fiyatı 3-4 katına çıktı ve 15 ila 25 TL arasında satılıyor.

Çarşıdaki balık fiyatları şöyle:

İstavrit: 20- 25 TL

Kalamar: 40-45 TL

Mezgit:  70 TL

Levrek: 35 TL

Uskumru: 25 TL

Barbun: 50 TL

Sarıkanat: 120 TL

Çupra: 45 TL

“PALAMUT NEREDEYSE YOK”

Kendisi de uzun yıllardır balıkçı olan Fenerbahçe Su Ürünleri Kooperatifi Başkan Yardımcısı Ferhat Akkaya, bu yıl balık sezonun kötü geçtiğini ve balıkçılarının da morallerinin bozuk olduğunu söylüyor.  Havaların uzun süre sıcak kaldığını ve kış mevsiminin geç geldiğini söyleyen Akkaya, “ Bu sene havalar bir türlü soğumak bilmedi. Karadeniz’den Marmara’ya balık akışı yavaş ve kopuk kopuk oldu. Balıkçılarımız istikrarlı bir avcılık yapamadı. İki gün balık yaptı, üç gün balık yapmadı. Ortalamada yevmiyeyi kazanmak çok zor oldu. Balıkçılık malzemeleri, ekipman, kumanya ve yaşam inanılmaz pahalandı buna mazota gelen zamlar da eklenince denizde balığı aramak bile başlıca bir maliyet oldu. dedi.

Balık sürülerinde azalma yaşandığını söyleyen Akkaya, şöyle konuştu: “Palamut nerdeyse hiç olmadı. Keza lüfer bir oldu bir olmadı. Sarıkanat olmadı. İstavrit geçen seneden iyiydi. Sardalya geçen sene ile aynı. Bütün bunlar fiyatlara yansıdı. Balık fiyatları aldı başını gitti.”

“ÜREME PERİYOTLARI DEĞİŞİYOR”

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Balıkçılık ve Su Ürünleri İşleme Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Firdes Saadet Karakulak da küresel iklim değişikliklerinin balıkların göç yollarında, üreme periyotlarında ve beslenme seviyelerinde değişimler meydana getirdiğini ifade etti.

Karakulak şöyle konuştu: “Küresel iklim değişikliğinin etkisiyle su sıcaklığı artıyor, okyanus dolaşım modelleri, tuzluluk, ph, deniz seviyeleri değişiyor. Bununla birlikte balıkların göç yollarında, üreme periyotlarında ve beslenme seviyelerinde değişimler meydana geliyor. Son yıllarda su sıcaklığın artmasıyla birlikte Kızıldeniz’den birçok lesepsiyen türü ülkemiz sularına giriş yaptı. Bu türlerin çoğalması endemik tür adı verdiğimiz bizim yerli türlerimizle rekabete girmekte ve azalmasına yol açmaktadır.”   

“BALIKLAR DAĞINIK HALDE”

Yaz aylarında  etkisini sürdüren sağanak yağışların kıyısal alanlarda bulunan yavru balıkları olumsuz etkilediğini söyleyen Karakulak, “Ülkemiz balıkçılığında önemli olan göçmen balıklar hamsi, istavrit, palamut ve lüfer gibi balıkların üreme zamanı yaz aylarıdır. Geçen yaz temmuz ayında yaptığımız Karadeniz seferinde Kefken’de kıyısal alanlarda su sıcaklığını 10 derecelerde bulduk. Bu mevsimde olmaması gereken bir durumdur. Balıkçılık sezonu eylül ayında başladığında, mevsimlere göre su sıcaklığının azalması ve balık sürülerinin toplanarak göç etmesi gerekir. Böyle bir durumda balıkçılık daha verimli ve bereketli geçer. Aralık ayında bulunduğumuz şu anda, balıkçılarımız denizlerde su sıcaklığının hala yüksek olduğunu ve balıkların çok dağınık halde olduğunu belirtiyorlar.”

“TEKİR, KIRLANGIÇ VE BARBUNYA TEHLİKEDE”

Marmara Denizi'nde tüm demersal ( dipte yaşayan) türlerinin stok durumunun kötü olduğuna dikkat çeken Karakulak, şöyle devam etti: “Bununla birlikte barbunya, tekir, berlam, kırlangıç, dil ve kalkan balıklarını sayabiliriz.Bunun yanında tüm köpek balıklarında azalma var. Balıkçılar hedef dışı olarak köpek balığı avlıyorlar. Son su ürünleri tebliğinde yedi köpek balığı türünün avcılığı tamamen yasaklandı. Pelajik balıklardan sadece hamsi balığın stok durumu iyi. Bunun nedeni yaşam ömrü kısa olan bir balık olduğu için stok durumunu düzeltebiliyor.”

BALIKLAR İÇİN KÖTÜ SENARYO

 “Deniz kıyılarının doldurulması, hassas olan deniz kıyı alanlarındaki yaşamı kötü etkiliyor ve balıkçılık alanlarının azalmasına yol açıyor”  uyarısını yapan Karakulak, şöyle konuştu: “Oysa bu alanlar balıkların üreme alanları olup yavru balıklar için beslenme sahalarıdır. Bu alanların mutlaka korunması gerekir. Aşırı avcılık da balık stoklarını azalmaya başlıyor. Önleyici tedbir alınmadığı takdirde birçok tür tehlike altına girmeye başlayabilir. Örneğin mersin balıkları kaybolabilir. Ekosistemden bir türün kaybolması onunla beslenen diğer türleri de etkiler. Bozulan ekosistemde öncellikle büyük boy balıklar kaybolur daha sonra ise küçük boylu balıklara doğru gider. Karadeniz bunun için bir örnek olabilir. Karadeniz’de orkinos ve foklar kayboldu, mersin balıklarının nesli tehlike altında.  Daha çok küçük-orta boylu balıklar; hamsi, çaça, lüfer, palamut, istavrit, mezgit ve barbun avlanılmakta. Predatör (avcı) türlerin azalması sonucunda bu türlerin yemi olan denizanaları aşırı çoğalabilir. Örneğin Karadeniz ve Marmara Denizi’nde denizanalarının aşırı çoğalması gibi. Bozulan ekosistemde türlerin beslenme seviyelerinde ve yaşam öykülerinde değişimler meydana gelir.”

SON 18 YILDA YÜZDE 50 AZALDI

Marmara Denizi'nde deniz kirliliğinin çok etkili olduğunu söyleyen Karakulak, “Son yıllarda oksijen seviyesinde ciddi azalmalar var.  2000 yılında denizlerde avcılık yoluyla elde edilen su ürünleri miktarı 460 bin 521 ton iken 2018 yılında 283 bin 955 tona düştü.” dedi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.