Haftalık Bağımsız Gazete 24 Haziran 2019

“Belçika yüzölçümü kadar alanı ekmiyoruz”

Ziraat Mühendisi Ahmet Atalık, çiftçinin alım gücünün azalmasının ve tüketicilerin ürünlere yüksek fiyatla ulaşmasının nedeninin 24 Ocak ekonomi kararları olduğuna dikkat çekti.

“Belçika yüzölçümü kadar alanı ekmiyoruz”
Seyhan Kalkan Vayiç

Kadıköy Belediyesi Kriton Curi Gönülleri, 5 Nisan Cuma günü TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Ahmet Atalık’ın konuşmacı olduğu “Gıda Fiyatlarının Yükselişi” isimli bir söyleşi düzenledi. Ahmet Atalık, geçmişten günümüze tarımın içinde bulunduğu durum hakkında aydınlatıcı bilgiler verdi. 

“Bugün yaşadıklarımızın sebebi 24 Ocak ekonomi kararlarıdır.” diyen Ziraat Mühendisi Ahmet Atalık, “Bu kararlar, tarım açısından çiftçinin alım gücünün her geçen gün azalmasına, girdi fiyatlarının yükselmesine, çiftçinin kazanmamasına ve tüketicilerin de daha yüksek fiyatlarla ürünlere ulaşmasına yol açtı. 1980 darbesi çiftçimizin, üretimimizin ve tüketicimizin aleyhine olan bu kararlara karşı direnecek örgütlü yapıları da yok etti. Tüm şiddetiyle o kararlar uygulanmaya kondu. İlk başta Tarım Bakanlığı’nda 1984 yılında yeniden yapılandırma adı altında bir takım değişikliklere gidildi. Örneğin toprak, su, zirai mücadele genel müdürlükleri gibi tarımın devasa kurmay kurumları ya kapatıldılar ya da işlevsizleştirildiler. 1980 yıllarının ortasında özelleştirme kavramı ile karşılaştık. Devletin sırtında kambur olan ve zarar eden kurumlar kapatılacak dendi. TEKEL zarar ediliyor dendi satıldı. Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) özelleştirildi. Tarımın birçok Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT) yok edildi.” diye konuştu.

KIRSAL ALAN TERK EDİLİYOR

Ahmet Atalık, 2018 yılında fiyatların uçtuğu bir dönem geçirildiğini söyledi, konuşmasına şöyle devam etti; “2018 yılının aylarına göre enflasyona baktığımızda ortada enflasyon, üstünde tüketici, altında ise üretici yer alıyor. Üretici ürünlerini enflasyonun altında satıyor ve alım gücü daha da azalıyor. O yüzden gençler kırsal alanda kalmıyor ve terk ediyor topraklarını.  Şunu unutmayalım ki bu ülkede yetiştirilmediği sürece daha ucuza gıda yemek mümkün değil. 2006 yılında bir tarım kanunu çıktı. Bu tarım kanunu ile tarımın nasıl destekleneceğinin çerçevesi çizildi. Kanunda ‘Tarıma verilecek destekler milli gelirin yüzde 1’inden az olamaz.’ dendi. Peki, milli gelirin yüzde 1’i kadar olacaksa 2017 yılında tarıma, kanuna göre 31 milyar destek verilmesi gerekiyordu. Kaç lira verilmiş? 12 milyar! 2018 yılında kanuna göre 37 milyar verilmesi gerekirken 14 milyar lira verildi. 2006 yılından beri uyulmayan bir kanun var. Bu konuda da hiçbir açıklama yapılmıyor.”

GİRDİLERDE DIŞA BAĞLIYIZ

Tarımda bütün önemli girdilerde yurtdışına bağlı olunduğuna işaret eden Ahmet Atalık, “Tarım ilacında yüzde 90’ın üzerinde, sera tohumunda ise yüzde 60 yurt dışına bağlıyız. Gübre ve mazot zaten yurt dışından. Bu da ‘dövizdeki oynama girdileri füze gibi yukarıya çekiyor’ demektir. Çiftçi artan tarım ilacı fiyatları nedeniyle ürününü ilaçlayamadı. İlaçlayamadığından dolayı da çürüme devam ediyor. Gübre ithalatı da yavaşladı. Çünkü çiftçi alamadığı için satış azıldı. Çiftçi tarımsal desteklerden aradığını da bulamıyor. Çareyi banka kredilerinde arıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) verilerine baktığımızda çiftçi şu anda 102 milyar lira kredi kullanmış. Bu da çiftçinin 102 milyar lira borcu var demektir. Ödeyemediği için icraya düştüğü kredi miktarı sürekli olarak tepeye doğru çıkıyor.” şeklinde konuştu.

SİGORTALIDA YÜZDE 80 AZALMA

“Tarımın istihdama katkısı git gide azalıyor.  Ve tarım alanındaki insanlar tarım alanlarını boşaltıyor. Zaten tarım sektöründe çalışanların yüzde 85’inin kayıt dışı olduğu söyleniyor.” diyen Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Atalık, sözlerine şöyle devam etti; “Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kayıtlarına bakıldığında 2008’den 2018’e kadar yüzde 80 oranında sigortalı tarım çalışanında azalma olduğunu görüyoruz. Baklagiller, nohut, kurufasulye ve mercimek başta olmak üzere dışarıdan alıyoruz. 1980’lerin ortasında nadas alanlarını değerlendirmek için nohut ve mercimek ekilmesi için teşvik edilmişti. Dünyaya nohut ve mercimek ihraç eden bir ülke kategorisindeydik. Sonra ne oldu? 1992 yılından itibaren destekleme alımlarına son verilince Türkiye sattığı ülkelerden şimdi baklagil alan bir ülke konumuna geldi. Mercimek sattığımız Kanada’dan şimdi mercimek alıyoruz. Ülkemiz pek çok tahılın anavatanı. Ama maalesef tahıl ticaretinde nerdeyse yurtdışına bağımlı hale geldik.”

TOPRAK BÜYÜK, GELİR DÜŞÜK

Ahmet Atalık, tarım arazilerinin genişliğine bakıldığında Fransa’dan 1.3 katı, İtalya’nın 3 katı, İspanya’nın 1 buçuk katı, Hollanda’nın ise 21 katı daha büyük tarım arazilerine sahip olunduğuna ama Fransa’dan yüzde 75, İtalya’dan yüzde 62, İspanya’dan yüzde 66, Hollanda’dan da yüzde 80 daha az ihracat gelirimizin olduğuna dikkat çekti. Atalık, sözlerine şu bilgileri ekledi; “Son derece büyük topraklara sahibiz. Fakat ihracat gelirlerimiz son derece düşük. Son 16 yılda 35 milyon dönüm tarım arazisi ekilmekten vazgeçildi. Belçika’nın yüzölçümü 3 milyon hektardır. Bizim çiftçimizin ekmekten vazgeçtiği alan ise 3.4 milyon hektar. Dolayısıyla tarımsal üretim anlamında çok sıkıntılı bir sürece giriliyor.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.