Caz plaklarının kuyruklu yıldızı: Kind Of Blue  

28 Ağustos 2019 - 09:50

([email protected])

Müzik albümleri hakkında abartılı övgülere çokça rastlamışsınızdır. Bazen eser sahibini bile rahatsız edecek derecede ifrata kaçar, eserin asıl anlaşılması gereken tarafının arka plana düşmesine neden olur. Hakkında yapılan övgülerin hiçbirinin yersiz olmadığı çok az sayıda eser varsa, bunlardan biri de kesinlikle “Kind Of Blue”. 

Ancak değerlendirmeler karşısında “eleştirmenler hakkımda ister iyi desinler, ister kötü; hiç umurumda değil. En büyük eleştirmenim yine benim ve kötü olduğunu düşündüğüm hiçbir şeyi çalmayacak kadar da kibirliyim” diyen mal sahibi trompetçi Miles Davis ise, gördüğünüz gibi hiç mütevazı değil.  

Caz müziğiyle alakalı olmayanların bile en azından adını duyduğu ya da kapağına aşina olduğu bu albüm zamanına göre oldukça şaşırtıcı bir şekilde vücuda gelmişti. Ekip 1959 yılının mart ve nisan ayında olmak üzere Columbia’nın akustik rezonansı nedeniyle bir Yunan Ortodoks kilisesinden restore edilen 30. Caddedeki stüdyoda iki kez toplanmış; ilk oturumda “So What”, “Freddie Freeloader” ve “Blue in Green”, ikincisinde ise “All Blues” ve “Flamenco Sketches” kaydedilmişti.   

Beş parçanın toplam iki oturumda ve sadece altı kayıtta tamamlandığı düşünüldüğünde, müzisyenlerin ne kadar üst seviyede çaldığı anlaşılır. Mamafih parçalardan üçü yanlış tonda kaydedilmiş, sonraki kayıtlarda elden geçirilmişti.

***

Albümün anahtarı, Miles’ın topladığı adamlardaydı. Tenor saksofoncu John Coltrane, alto saksofoncu Cannonball Adderley, davulcu Jimmy Cobb, basçı Paul Chambers, piyanist Bill Evans, bir parçada da piyanist Wynton Kelly; tüm aktörler yıldızdı, ama albüm kuyruklu yıldızdı. 

Zekâyla kurnazlığı birleştiren, müzik tarihinin en çakal müzisyenlerden biriydi Miles. Her zamanki gibi bu oturumu da önceden parça provaları yapmadan tasarlamıştı. Kayda girilmeden az önce parçaların ölçüsünü ve melodi hatlarını koymuştu müzisyenlerin önüne. Gördüklerini doğaçlamalarla çalmalarını istemişti. Evans dışında hiçbiri neler olup biteceğinden haberdar değildi. Hatta diğer piyanist Kelly, piyanoda Evans’ın oturduğunu gördüğünde şaşırmıştı. Miles standart akor kalıplarından bunalmış solistlere istedikleri gibi doğaçlama şansı verdiğinde ortaya ne çıkacağını duymak istiyordu.

Miles’ı böyle davranmaya iten şey, be-bop tarzının artık yaratıcılığı öldürdüğünü düşünmesiydi. Kafasını kurcalayan şeylerin yanıtını 1953 yılında piyanist George Russell’ın çıkardığı doğaçlama müzikte nota değişimlerini konu alan kitapta bulmuştu. Şimdi elinde damıttığı fikirleri uygulama fırsatı vardı. Uyguladığı yöntemin sonucu mükemmeldi. Hatta Coltrane bu kayıtlardan o kadar etkilenmişti ki, iki hafta sonra stüdyoya girerek caz tarihinin bir başka kilometre taşı olan efsane “Giant Steps” albümünü kaydetmişti.   

***

Açılış parçasının adı kült sinema oyuncusu Dennis Hopper’ın Miles ile yaptığı entelektüel muhabbetlerde sıkça kullandığı bir ifadeden alır: “So What”. Besteler ilk baskılarda Miles hesabına yazılır, ancak bazı kanaat önderleri “Blue in Green” parçasında Evans’ın besteye katıldığını iddia eder. Nitekim Miles ilerleyen yıllarda bu parçanın besteci kısmına piyanistin adını ekler.

Aslında “Kind Of Blue”da ortaya çıkan sonuç için ilk sinyaller bir yıl önce 1958 tarihli “Milestones” albümünde gelmişti. Miles tarzını be-bop’tan modal yapıya çevirmeye başlamıştı. “Milestones”a göre bazı değişikler vardı burada; nefesliler ve Chambers sabit kalırken, kadroya Evans ve Cobb dahil olmuştu. 

“Kind Of Blue”dan sonra müzikte bir kuantum sıçraması yaşanmış, modal cazın zirvesine çıkılmıştı. Birileri onun için “cazın Citizen Kane’i” demişti. Ezberler bozulmuştu, bu modal manifestosundan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Albüm yıllar sonra Amerikan Kongre Kütüphanesi tarafından caz müziği tarihinin en iyi albümü olarak kayıt ve koruma altına alınacaktı.

Bundan tam 60 yıl önce, ağustos ayında piyasaya sürülen “Kind Of Blue”nun kalabalıklar tarafından halen popüler bir albüm olarak memnuniyetle karşılanmasının bir nedeni de kolay dinlenebilir olması. Babadan, dededen plak kalanlar bilir; onlarca yüzlerce klasik ya da oldies plağının arasında farklı birkaç örnekten biri mutlaka budur. Siz de rahatlıkla fon müziği olarak çalabilirsiniz bu plağı, ancak kulak kesilirseniz kazancınız çok büyük olur. 

Siz yine de bu plağa müze vitrinlerinde sergilenen sanat parçası gibi yaklaşmayın. Evinizde yoksa gidin bir tane edinin ve tepe tepe dinleyin. Edebiyat hastasının elindeki Karamazov Kardeşler, sinefilin listesindeki 12 Kızgın Adam, Hristiyan’ın evindeki İncil, Marksist’in masasındaki Kapital neyse, caz dinleyicisinin koleksiyonundaki “Kind Of Blue” da odur. 
 

Yazarın Diğer Yazıları

Bir yeraltı kültürü askeri Hakan Tamar

Kadıköy’ün ara sokaklarında, bilhassa konser ya da DJ müziği yapılan mekânların kalabalığında muhakkak rastlamışsınızdır O’na. Semtin sınırları dâhilinde yeraltı kültürüne ve müziğine ait ne kadar etkinlik varsa mutlaka oradadır, ya izleyicidir ya da tertiplenen olayda parmağı vardır. Üzerinde sıklıkla siyah bir müzik tişörtü bulunan, yüzündeki çiz ...

Plaklardaki Kazım Koyuncu

Yaprak gibi titreyen ince vücudu ve uzun bacaklarıyla çok sevdiği İstiklal Caddesi’ni arşınlarken onu görenleriniz çok olmuştur. Yüzünden eksik etmediği ışığıyla gülümserdi hep. “Müzisyenim, sonra bir Karadenizliyim, ama hepsinin ötesinde bir devrimciyim” derdi soranlara, oturup ince bellilere konmuş çaylar eşliğinde iki kelam edenlere.  Kans ...

Bir plak kıraathanesi

Plakhane’nin şenlikli yüzü Deniz Bayrak ile tanıştığım anı unutmam mümkün değil. Henüz Kadıköy şubeleri yoktu; ortağı Cafer İşleyen ile iki kafadar, geçinemedikleri müzisyenliği sürdürebilmek için, ellerinde biriken plaklarla, 2011 yılının Temmuz ayında Alman Hastanesi’nin Sıraselviler kapısının karşısındaki sokakta, otoparkın karşısında bir dükkân ...

Musikişinas Ahmet

Facebook’ta tesadüfen rastlayınca isim benzerliği sandım. Yıllarca ortalıkta görünmemiş, benim için esrarengiz listesine adı geçmiş bir müzisyenin sosyal medyası olamazdı. Mesajıma yanıt gelince şaşkınlığım daha da arttı. Karşılıklı iki satır yazışmanın neticesi Kalamış’ta bir çay bahçesinin iki kişilik masasında içilen çaylar olmuştu.  1993 yıl ...

Küçük Plak Dükkânı

Bademaltı... Moda’ya uzanan tek yönlü minibüs yolu üzerinde, doğramaları yeşile boyanmış o küçük dükkân hiç dikkatinizi çekti mi? Şayet müzikle hele plaklarla ilgiliyseniz çekmiş olmalı, daracık pembe bir binanın sıfır kodlu girişinde ince uzun bir dükkân. Semtin yerlisi buranın eskiden sucu olduğunu biliyor. 2018 Ocak ayından beri plakçı. Adı kapı ...

30 yıl sonra Kronik  

([email protected]) Kronik topluluğunun 1992 yılında Hades Records etiketiyle sadece kaset formatında basılan “Endless War” albümü, trash-metal tarihimiz açısından halen en iyiler listesinin tepelerinde yer alır. İçindeki bir kaç şarkı bugün türünün bayrak marşı olarak çalınır, söylenir, dinlenir. Kronik Türkçe şarkılarla başlamıştı. ...

Plak Candır...

Ekmeğin aslanın midesine indiği günlerde tek derdimiz bu olsun diyenler olabilir. Neticede ekmek değil ama memleketin ve piyasaların küçük bir özeti de plakçılar. Genel tabloya bağlı olarak başta ekonomik çöküntü, yükselen kiralar, peşi sıra döviz kurlarındaki dengesizlik, dövizle peşin al, Türk parasıyla belirsiz bir zamanda sat; liste uzadıkça uz ...

Bir caz kültürü gazetesi

[email protected] O fırtınalı yağmurlu günde, belediyenin bahçesine alınan yeni yerindeki Kadıköy Plak Festivali’nde Outro’nun standında gördüğüm gazeteyi, yüksek sermayeli markalardan birinin reklam amacıyla çıkardı broşür zannettim. Bu devirde başka ne olabilir ki! Yakınlaşınca neredeyse küçük dilimi yutuyordum; tepesinde kocaman Loft, ...

Türkiye’de Bağımsız Müzik 

[email protected] Tayfun Polat’ı Akmar Pasajı’nda çalıştığım günlerde tanımıştım. Zihni Müzik’e girip çıkan, tezgâhın önünde müzik muhabbeti koyan o kuşağın kalabalığı arasında özellikle amatör yerli topluluklara ve onların demo kayıtlarını duyduğu ilgiyle dikkatimi çekmişti. Sonradan çalışmakta olduğu Karga Bar’da dinlerken de sıradan h ...

Sokağın sesi deyip de geçme!

​([email protected]) Bana bir mektup (mail değil, mesaj değil) atmıştı, damgalı pullu, 2013 yılında. Cemalini görmeden, huyunu suyunu öğrenmeden satırlarından hissetmiştim; o eski insanlara has manevi değerlerde gizlenmiş bir cevhere sahip olduğunu. Mektubunun konusu “Belagat” adını verdiği ilk albümünü takdim etmekti, ancak içi malını ö ...

Daha adil bir dünya için Imagine

Yetmişli yıllara girdiğimizde The Beatles artık yoktu ama üyeleri şöhretin kestiği faturayla yaşamaya mecburdu. George Harrison kurtuluşu meditasyon ve uzak doğu inançlarında bulmuş, Ringo Star alkolik olmuş, evliliğini kaybetmişti. Uyuşturucu batağına saplanan Paul McCartney karısı Linda sayesinde hasarı en az zararla atlatmıştı. Ancak hiçbiri bu ...

Nejat Toksoy kitabına giriş 

Komşum gitarcı İzi Eli anlatmıştı, 1969 yılında izlemiş, annesi Korin Hanım 14 yaşındaki çocuğunun ısrarlarına dayanamayınca elinden tutup götürmüş. Şan Sineması’nda üç topluluk çıkıyormuş. Tüm koltuklar dolu; koridorlara oturanlarla içeride en az beş yüz kişi... İlk topluluk Bunalım çalarken tekrarlayan kirli soundlu ritimler ve canhıraş vokal ...

Öteki Cazcı

15 yılı aşkın süredir tanırım. Mülayim ve durgun görüntüsünün altında yatan renkli ve coşkulu karakteriyle kendini ana akımın dışına savurmuş gönüllü bir mülteci bana göre; kalabalığın uzağında, azınlığın da kenarında. Muzip bir zekâya, hüzünlü bir şefkate, üretken bir çalışkanlığa sahip oluşu en büyük hazinesi. Cemaatin ritmine ayak uydurmamış, an ...

İnsan ve Mösyö; Hasan Saltık

Kalan Müzik’in kurucusu Hasan Saltık 30 yıllık dostumdu. Yakın çevresi ona Mösyö diye hitap ederdi,1964 Tunceli doğumlu bir dedeydi. Genç yaşta vefat haberi geldiğinde evrenin aritmetiğinde bir hesap hatası oluştuğunu düşündük ya da tarihin çarklarından birinin kırıldığını. Gerçi sağlığını tehdit eden tehlikelerin Mösyö için işine verdiği ehemmi ...

Ateş Suyu yeniden…

Whisky topluluğunun 1993 tarihinde çıkardığı “Ateş Suyu” adlı ikinci albümünün hazin bir hikayesi var, bir o kadar da önemli. Müsaade buyurursanız önce hazin tarafına kısaca değineyim, ardından önemli kısmına geçeyim. Whisky, Doruk Onatkut’un stüdyosunda bu albümün kayıtlarına girdikten hemen sonra, 17 Mayıs 1993 tarihinde kurucu üye gitarcı Kam ...

İstanbul Piyano

Müzik sevdalısının başının üzerinden bir çatı daha uçtu; Kadıköy İş Merkezi’nin davetkar mağazası, roker camiasının kutsal mabetlerinden İstanbul Piyano, Nisan başında kepenk indirdi. Kapatma fikri iki yıl önce -salgından önce- oluşmuştu. Masraflar artmış, e-ticaret büyüdükçe fiziki satış bitme noktasına gelmişti. Ayrıca ithalatçıların kar marjl ...

Sıyrılıp Gelen Plaklar; Grup Yorum

Daha önce onları hiç plaktan dinlememiştik; geçtiğimiz haftalarda Kalan Müzik iki Grup Yorum albümünü birden ilk kez plak olarak bastı. Biri topluluğun ilk albümü “Sıyrılıp Gelen”, diğer ise ikinci çalışma “Haziranda Ölmek Zor / Berivan”. İlk albüm 1987 yılında Taç Plak, ikincisi ise 1988 yılında Barış Plak etiketiyle yayınlanmıştı. Aslında bu i ...

Yarım asırlık başyapıt: “Aqualung”

Tamı tamına yarım asır evvel, 1971 yılının Mart ayında dünya gençliğinin kulaklarında düğünler yapılırken, memleketimizdeki insanların yüreklerinde cenazeler kalkıyordu. TİP ile, DİSK ile, Dev-Genç ile, 15-16 Haziran’lar ile yükselen sınıf mücadelesinin, hak ve özgürlük arayışındaki emekçinin önü Genelkurmay başkanı Memduh Tağmaç’ın liderlik ett ...

Blues’un modern Zeyna’sı

Bir plak uğruna Beyazıt Meydanı’nda, Narmanlı Han’da, Akmar Pasajı’nda toplandığımız günlerde, büyüklerimiz caz, progresif rock ve blues; yeni yetmelerimiz ise punk, metal, new-wave ve rap dinlerdi, genelde. Güncel müziklere eğilen abiler ise nadirdi; parmakla gösterilirler ve hep hararetli tartışmaların ortasında kalırlardı. Bir diğer genel istati ...

Çatı İsmail

Kadıköy’ün roker kültürünü son damlasına kadar içmiş güzel insanlarındandı Çatı İsmail (Taşbiçen). Yaşamı boyunca müzik uğruna türlü çileyi çekmiş karıncaezmez kişilikti. Gemlikli yedisi erkek sekiz çocuklu bir ailenin 1961 İstanbul doğumlu çocuğu; baba demirci ustası, anne ev kadını. Müzisyenliği de vardı, ilkokulunun bando takımından. Bir döne ...

Metalium’un ikinci baharı

Babajim’in (*) zilini çaldıklarında açıkçası tedirginlerdi. Gençliklerinin baharında ayrı düştükleri müzik aleminin şimdi ne durumda olduğuna dair fikirleri sınırlıydı. Zaten o zalim şartlar değil miydi, onları canları gibi sevdikleri müzikten yıllarca uzak tutan. 25 yılın ardından çıkaracakları üçüncü albümün planını yaparlarken, akıllarına eski d ...

Albümler ve kişisel hikayeler

Yıl 1995... Henüz “Bismillah” diyemeden 11 Ocak tarihinde (günler evvel Taksim’de bir otelin pastanesine konulan bombanın patlamasıyla yaralanan) Onat Kutlar katledilmiş, komşu masasında oturan Cüneyt Cebenoyan dostumuzun ablası Yasemin de aynı saldırıda hayatını kaybetmiş; yeni yıl geleceği belirleyecek olaylar zincirinin ilk halkasıyla açılmış ...

Türkçe Rap: Nereden nereye!!! (2)

İnkâra hacet yok; içi boşaltılmış rap müziği her ne kadar isyankâr görünse de, şimdi sistemin ve müzik endüstrisinin en önemli parçası. Çünkü müzik piyasasını önemli oranda domine ediyor. Ancak bu tablodan rap müziğinin pıtrak gibi belirdiği, birdenbire yükseldiği; nihayetinde herkesin birdenbire rap dinlemeye başladığı sonucu çıkarılmasın. Rap ...

Türkçe Rap: Nereden nereye!!!

Nereden nereye! Gün gelecek pop müziğin zirvesinde gezinen isimlerin sahne aldığı Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda rap konseri olacak deseniz, kim inanırdı? İnanmayanların inadını 2 Eylül 2020 tarihinde, bir çarşamba akşamı Gazapizm kırdı. Burada daha önce birkaç rapçi bazı konserlere konuk olmuştu ama bu seferki başlı başına bir ...

Metal ruhuna giriş: “Back in Black”

[email protected] Covid-19 virüsü taşıyan birine karşı sosyal mesafenizi korumanız, inanın bu albümü almış ya da dinlemiş birilerinden uzak durmanızdan çok daha kolaydır. Maskeniz virüsten koruyabilir, ama bir yerde bu albüm çalıyorsa, kullanacağınız hiçbir kulak tıkacının size faydası olmayacaktır. En çok satan albümleri oluşunu bir ...

Gramofon Baba

Kapalıçarşı’ya Fesçiler kapısından girdiğinizde sizi karşılayan daracık Lütfullah Sokak’ın kakafonisi içinde, kulak kesilirseniz derinden kırık dökük ve cızırtılı melodiler duyarsınız. Takip etmeniz halinde bu eski zaman sesleri sizi geçmişse davet eder. Giderek artan seslerin ucunda, küçücük bir kapı açılır ve neredeyse üç dört metrekare tarih kok ...

Bedava Müzik

MSG’den (Musiki Eserleri Sahipleri Grubu Meslek Birliği) gelen bir elektronik posta çıkardıkları bir kitabın basın tanıtımı için 19 Şubat akşamı biz “değerli basın mensupları”nın müzikle ilgili olanlarını Cezayir Apartmanı’na davet ediyordu. Kasvetli ve yağmurlu bir günün kuyruğunda, tarihi apartmanın arka bahçeye açılan alt katında bir düzine insa ...

Çağlan’cı Metal

[email protected] Hendeseden anlamam ama hayırlı insanı gözünden tanırım. Peşrev Çağlan Tekil ile başlamamış olabilir, ama taksime onunla geçilmiş, memleketin metal müziği adeta assolist mertebesine yükselmişti. Müsaadenizle tersten telaffuz edeceğim; konunun açıklığa kavuşması açısından daha aydınlatıcı olacak: Çağlan metalci değild ...

Derviş Taci

Yağsız menteşeleri gıcırdayan kapı aralandı, içeri sarkık bıyıklı, kabanlı iki iri kıyım adam süzüldü. Piyanonun başına henüz oturmuş uzun ince çocuğu kantinden beri izlemiş, koridor boyunca uzanan dersliklerden birine girdiğini görünce, sağı solu keserek arkasından damlamışlardı. Beethoven’ın yedinci senfonisinin ikinci bölümünü etüt eden genç kaf ...

Sanat müziğimizde ilk gitarcı: Yücel Deran

Ahizenin ucundaki yabancı Yücel Deran’ı istiyordu. Evde olmadığını söyleyen annesine şu notu bırakmıştı: - “Luna Park’tan arıyorum. Bir geliversin buraya, Osman Kavran Bey görmek istiyor.” Notu aldığında kendisine iş vereceklerini kestirmişti, ama sonradan olacaklar tahminlerinin ötesindeydi. Karlı bir kış günüydü, apar topar gitti, patronun ...

Akmar Pasajı (3)

([email protected]) Akmar Pasajı’nda kıştan sonra bahar havası esiyor, karanlık koridorda birbirlerine yaslanarak duran selamsız dükkânların yüzünde pastel rengi çiçekler açıyordu. Kısa bir süre evvel yarısı boş, diğer yarısı da örümcek ağlarına bedelsiz kiralanmış dükkânlardan oluşan pasajda, hiç boş dükkân kalmamıştı; bir zamanlar her ...

Akmar Pasajı (2)

Akmar Pasajı tarihinde kritik virajlar, toplumsal gelişmelerin kırılma noktalarının seyrine paralel dönülmüştü. Bunlardan ilki, doksanlı yılların ilk dilimine denk gelmişti. Pasajın ilk 10 yılı, gelecekteki şaşaalı ve çalkantılı günlerine göre hayli olağan ve sıradandı. Sürprizsiz bir esnaf resmigeçidine ev sahipliği yapan pasaja, bu zaman zarfı ...

Akmar Pasajı (1)

İki kısa merdivenle iki sokağı birbirine bağlayan, yolu kısa ama hikâyesi kocaman bir dünya… Bazen bir arı kovanı kadar işlek ve yaşam dolu, bazen de insan ruhu kadar yalnız ve karanlık. Kesin olan şu ki, muhitin, kentin, belki de memleketin en benzersiz koridoru… Bugün Akmar Pasajı olarak bildiğimiz yerin evveliyatı, köklü bir aile tarafından t ...

Plakçı Zülfü

Kadıköy’ün plakçı kalabalığında diğerlerine pek benzemeyen bir sima var. Fotoğrafa zaten ucundan ilişmiş; arkada, kenarda eğreti duruyor, her an kaçacakmış gibi… Ak düşmüş sakalı, sigaradan sararmış bıyıkları, üstleri açılmış saçları ve derin bakışlarıyla esnaftan ziyade modern zamanların dervişlerine benziyor. Bu nevi şahsına münhasır karak ...

Ritmo Ersin

[email protected] Akmar Pasajı’na ayak bastığımda, o çalkantılı zaman dilimine tanıklık edecek tüm şahıslar yerini almıştı. Villa Kafe siyah tişörtlü ergen metalcilerle dolup taşıyor, benim de çalıştığım Zihni Müzik, Apaçi Ayhan’lı Atlantis, metal mabetleri Hammer Müzik ve Saadeth, tişörtçü Pirene yeni atıldıkları ticaret hayatına ayak u ...

Hepimize kapak olsun…

Ağzını mağara gibi açmış, pörtlemiş gözlerle resmin dışına doğru korkuyla bakan suratın, kısa bir süre sonra duvarlarımıza poster, ilerleyen hayatımıza da kapak olacağını henüz kestirememiştim; onu ev eşyalarıyla dolu berbat bir dükkânda ilk kez gördüğümde. Üzerinde herhangi bir yazının olmadığı kapak açıldığında, adamın kulağı dalga dalga yayılıyo ...

Bizim Cazcı Kardeşler

Antay Kardeşler’i yıllardır caz konserlerinde görürdüm, ellerinde fotoğraf makineleri, kelebek gibi uçar, arı gibi çekerlerdi. Dikkatimi çeken özellikleri işlerini mümkün olduğu kadar sanatçıyı ve izleyiciyi rahatsız etmeden yapmaya çalışmalarıydı. O yüzden de konserden önce nerede olacaklarını titizlikle saptıyorlar, çalgıların yerine göre pozisyo ...

Bir Minimo vardı…

Bir Minimo vardı, Kadıköy’de, Serasker Caddesi, numara 69… Avuç içi kadar bir dükkân, üç kişi ayakta zor sığar, ama içine dünyanın müziği doldurulmuş. Daracık tezgâhın arkasında dükkân kadar ufak, boncuk bakışlı, güler yüzlü, konuşkan bir adam. Adı Manuk Ohanoğlu. Dükkânın tam adının Minimo Nostalji Müzik, sahibinin de Manuk olmasına karşı ...

Bir Kurt Cobain tişörtü  

([email protected]) Geçen hafta büyülendim! Dünyanın en ünlü markalarının birinin Beyoğlu’ndaki iki katlı kocaman mağazasında. Giriş katı kadın, yürüyen merdivenle inilen alt kat erkek. Her iki katta da ikişer kasa, önlerinde kuyruk. Sekiz on parçadan aşağı alan yok, tamamı Arap turist. Bu kuyrukta yaklaşık 20 dakika sıra beklememi ...

Plakçı Hamit

[email protected] Filmin sinema sanatı açısından değeri bir yana, doğurduğu sonuçlar itibarıyla, Issız Adam ile ilgili düşünceler genelde olumlu değildi, müzik camiasının plak toplayıcıları arasında. Başta gelen nedenlerden biri, günübirlik hevesle kendini modaya kaptırarak plak alan bir kuşağın türemiş olması, beraberinde de bilhassa ye ...

Gülhane sapığının ölümü

([email protected]) Doksanlı yıllarda Kadıköy Akmar Pasajı’ndaki Zihni Müzik’te çalışırken, en çok sattığımız CD’lerden biri The Prodigy topluluğunun “Music for the Jilted Generation” albümüydü. Hangi tür dinliyor olursa olsun, ister metalcisi ister hip-hop’çısı, ister elektronikçisi; herkes için topluluğun solisti ve dansçısı olan Keith ...

Soyadın Kaynatan olsun

([email protected]) Atatürk’ün vefatına kadar en sık ayak bastığı yerlerden biri Yalova’nın Termal ilçesi. İlk kez 1927 yılında buraya geldiğinde “burası geleceğin su şehri olacak” demiş, 1929 yılında verdiği bir talimatla da Termal Atatürk Köşkü’nün yapımına başlanmıştı. İki katlı ahşap köşk Hakkı Eldem tarafından 38 günde tamamlanmıştı ...

Çeyrek asır sonra…

([email protected]) Ankaralı rock metal topluluğu Dr. Skull’ın doksanlı yılların ilk yarısında kaset olarak çıkarmış olduğu üç albümün, (CD ve plak formatı da dâhil edilerek) yeniden basılma işi tam bir yılan hikâyesine dönmek üzereydi ki, devreye metal müzik hacısı Çağlan Tekil girdi. Bu plakların basılması için 2017 başlarında bir ...

Kadıköy Plakçıları

([email protected]) Plaklar evlerden kovulalı birkaç yıl olmuştu. Kaset halen nefes alsa da, modaya ayak uyduran zamane gençliği müzik arşivini tercihen CD formatında genişletiyordu. Doksanlı yılların ikinci yarısında Akmar Pasajında Zihni Müzik’te çalışıyordum. Saatler sekize yaklaşırken, biranın son fırtını çektiğimiz gibi dükkânı k ...

ARŞİV