Yılların eskitemediği Eskici

Kadıköy’ün “eskicisi” Yusuf Yılmaz, “Gençliğimde sırtımda torbamla sokak sokak geziyordum, şimdi de gezdiğim sokakların insanlarını dükkânımda ağırlıyorum” diyor

11 Şubat 2016 - 14:31
Aysel KILIÇ

“Kaybolmuş bir kentin eskicisiydi /Makineleşmeye karşı duyguları topluyordu/Kaybolmuş bu kentin sokaklarında/Torbasında umut torbasında insana dair
ne varsa...” *
Metin Kemal Kahraman


Yılları Kadıköy sokaklarında geçmiş eskiciyi tanıyanımız çoktur. Onunla kimi zaman sokaklarda karşılaştık, kimi zaman acil bir eşyaya ihtiyacımız oldu, onun dükkânının yolunu tuttuk. Sıcak sohbetini de çay ve kahvesini de bizden esirgemedi. Dert ortağımız olup elimizden tuttu. O,  bizim ‘Yusuf Abi’miz oldu.
Anlatacağımız hikâye, Nevşehir’den Kadıköy’e uzanan bir hayatın öyküsü. Yusuf Yılmaz, yaşamın belki de en güzel yılları olan 20’li yaşlarında sokaklarla tanışmış. Henüz 18’inde evlenmiş, çocuk sahibi olmuş. Nevşehir’de ekmek aslanın ağzındaymış; eşine ve çocuklarına bakamamış. Evliğinin dördüncü yılında ‘taşı toprağı altın’ olan İstanbul’a gelmiş. Ailesini yanında getirememiş, ta ki başını sokacak bir yer bulana kadar. Kadıköy ona ekmek kapısı olmuş. Sırtında torbasıyla sokak sokak gezmiş, “Eskiciii!” diye bağırmış: “Zamanla sırtımdaki torbayı indirdim, elime üç tekerl ekli bir araba aldım. Ekmek teknemle sokak sokak, kapı kapı dolaşırdım Moda’da, Caferağa’da, Yeldeğirmeni’nde…”
Yusuf Abi, yani Yusuf Yılmaz 59 yaşında. Aklaşmış saçlarının altındaki yüzünün çizgileri hiçbir zaman sertleşmedi; tebessümüyse her daim ısıttı içimizi. Haber yapmak için kapısını çaldığımızda aynı tebessümle karşıladı bizi. İkinci el eşyaların arasında oturduk, bir yandan çaylarımızı yudumladık, diğer yandan kocaman bir hayatın öyküsünü dinledik ondan.
“Kadıköy’de uzun zaman sokaklarda gezdim. Daha sonra Bahariye’de, Süleymanpaşa Sokak’ta ikinci el eşya satacağım ufak bir dükkân açtım. Dört yıl bu dükkânda işleri toparladım. Ancak, dükkânımın bulunduğu yerde adliye açılınca, orayı boşaltmak durumunda kaldım. Sonra Yeldeğirmeni’nde bir yer tuttuk. O gün bugündür bu mahalledeyim. 25 yıldır da aynı sokaktayım.”

“İNSANLAR HUZURSUZ”
Yusuf Yılmaz’ın hayatının büyük bölümü Yeldeğirmeni’nde geçse de, evi Fikirtepe’de. “Ekonomik olarak toparlandıktan sonra Fikirtepe’de ufak bir ev aldım. Ailemi de yanıma getirdim. Fikirtepe’de güzel zamanlarımız oldu ancak şu an orada kentsel dönüşüm var. Kimin nereye gideceği belli değil, insanlar huzursuz…” Yusuf Yılmaz, eski Yeldeğirmeni’ni de anlatıyor: “O zamanlardaki Yeldeğirmeni’nde hep kavgalar, olaylar vardı, mahalle kirliydi. Ama şimdi insanlar da çevre de güzelleşti. Doğrusu bu mahallede oturmay
ı çok isterdim. Ama kiralar çok yüksek. Yeldeğirmeni’nin yerlisi bile artık kendi mahallesinde oturamıyor.”

“KIZIM OKUDU, DOKTOR OLDU”
Yusuf Yılmaz’ın iki kız iki de erkek çocuğu var. Kızlar okumuş, erkeklerse baba mesleğini tercih etmiş. “Küçük kızım doktor oldu. Oğlanlar da benim yanımda dükkân işlerine bakıyorlar.” Sırtında torbası, elinde üç tekerlekli günleri iç geçirerek anan Yılmaz “Gençliğimde sırtımda torbamla sokak sokak geziyordum, şimdi de gezdiğim sokakların insanlarını dükkânımda ağırlıyorum. Her dönemin kendine has güzellikleri var” diyor. Yusuf Yılmaz’ın doğduğu toprakların ismini verdiği “Kapadokya İkinci El Eşya” dükkânı, Uzunhafız Sokak, 159 numarada. Ucuz yaşamak isteyenlerin başvurduğu bu dükkânda, bir eve gerekli tüm eşyaları bulmak mümkün.

ARŞİV