Türkiye’de hızla artan yaşlı nüfus, sağlık hizmetlerinden kent planlamasına kadar birçok alanda daha kapsayıcı politikaları zorunlu kılıyor. 65+ Yaşlı Hakları Derneği’nden İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Berrin Karadağ, yaş almanın doğal bir süreç olduğunu vurgulayarak, yaş alan bireylerin ihtiyaçlarının bir yardım konusu değil temel insan hakkı olarak ele alınması gerektiğini ifade etti. Düzenli sağlık kontrolleri, aşı, fiziksel hareketlilik ve güçlü sosyal destek mekanizmalarının sağlıklı yaş almanın temel unsurları olduğunu belirten Karadağ, toplumun yaş alan bireylere karşı bakışının değişmesi gerektiğini ifade etti.
Karadağ, yaşlanma kavramına bakışın toplumda yanlış algılandığını belirterek, “Yaşlanma kelimesi yerine ‘yaş alma’ demeyi tercih ediyoruz. Çünkü yaşlanma toplumda itici algılanabiliyor. Oysa yaş almak hastalık değildir. Yaş almak, tüm organ sistemlerinin uyum içinde yavaşlamasıdır. Kalp biraz daha yavaş çalışır, kaslar azalır, yürüyüş yavaşlar ama bu doğal bir süreçtir. Yaş aldıkça hipertansiyon, diyabet, kalp hastalıkları, kemik erimesi ve demans gibi riskler artar. Bu nedenle belli bir yaştan sonra ‘bende yok’ diyerek kontrolleri ihmal etmemek gerekir. Erken tanı, sağlıklı yaş almanın anahtarıdır.” dedi.
“YAŞ ALAN VÜCUT KONTROL GEREKTİRİR”
İleri yaşta koruyucu sağlık hizmetlerinin daha da önem kazandığını söyleyen Karadağ, “Bebeklerimizi aşılatırken korkmuyoruz ama yetişkinler aşı olacağı zaman çekiniyor. Oysa özellikle 65 yaş üstünde aşılar çok önemlidir. Uzman önerisiyle yapılan aşılar sağlıklı yaş almayı destekler. Yaş almak hastalık değildir ama hastalanma riski artar. Nasıl eskiyen bir araba daha sık bakıma ihtiyaç duyarsa, yaş alan vücut da daha sık kontrol gerektirir.” ifadelerini kullandı.
“YAŞ ALAN BİREYLERİ PASİF HALE GETİRMEYİN”
İleri yaşta fiziksel ve sosyal hareketliliğin korunması gerektiğini söyleyen Karadağ, “Yaş ilerledikçe kas oranı azalır, denge bozulur ve düşme riski artar. Herkes kendi kapasitesine uygun şekilde hareket etmeli. Günlük işler yapmak bile önemli bir egzersizdir. Sosyal izolasyon ise demans ve depresyon riskini artırır. Pandemi döneminde yaş almış bireylerin eve kapanmasının olumsuz sonuçlar doğurduğunu gördük. Covid sonrası düşmelerde, unutkanlıkta ve demans vakalarında artış gördük. Bunun en önemli nedeni sosyal izolasyondu. Yaş almış bireylerin aktif kalması şart” dedi ve şöyle devam etti: “Yaş alan bireyleri koruma amacıyla tamamen pasif hale getirmek çok yanlış. Evlatlar çoğu zaman ‘yorulmasın’ diye anne babalarının elinden işleri alıyor. Oysa yapabildiği sürece yemek yapması, alışverişe gitmesi, torunlarla ilgilenmesi çok faydalıdır. Sosyal rolü elinden alınan yaş almış bireyler daha hızlı çöker.”

“KENT YAŞAMI YAŞ ALAN BİREYLER İÇİN ZORLAŞIYOR”
Yaş alan bireylerin haklarının sosyal yardım gibi görülmesinin yanlış olduğunu belirten Karadağ, “Yaş alan bireylerin hakları bir yardım meselesi değildir, insan haklarının bir parçasıdır. Nasıl çocukların ve bebeklerin desteğe ihtiyacı varsa, ileri yaştaki bireylerin de desteğe ihtiyacı olabilir. Bu bir lütuf değil, haktır. Toplu taşımada ya da kamusal alanlarda ileri yaştaki bireylerin haklarının sorgulandığını duyuyoruz. Oysa bu haklar, yaşam boyu topluma katkı sunmuş bireylerin doğal hakkıdır. Kent yaşamının da yaş alan bireyler için giderek zorlaştığını görüyoruz. Kaldırımların yüksekliği, trafik ışıklarının süresi, inşaatlar… Hepsi genç ve hızlı insanlar düşünülerek planlanıyor. Oysa yaşlılar için yürümek bile zor hale geliyor. Hastalarım ‘yürüyün diyorsunuz ama park yok’ diyor. Bu ciddi bir sorun.” şeklinde konuştu.

“SOSYAL DESTEKLER ARTTIRILMALI”
Yaş alan bireyler için sosyal desteklerin de artırılması gerektiğine dikkat çeken Karadağ, “Yaş alan bireyler için özellikle gündüz bakım merkezleri yaygınlaştırılmalıdır. Nasıl çocuklar için kreş varsa, yaş almış bireyler için de gündüz bakım merkezleri olmalı. Bu merkezlerde sağlık takibi yapılmalı, sosyal aktiviteler olmalı. Bu merkezler demans riskini azaltır, depresyonu önler ve yaş alan bireylerin hayata bağlı kalmasını sağlar. Bunlara ek olarak evde bakım hizmetleri de geliştirilmelidir. Yaş alan bireylerin mümkünse kendi evlerinde yaşamlarını sürdürmesi en sağlıklısıdır. Belediyelerin ve devletin evde bakım, yemek, sağlık ve sosyal destek hizmetlerini artırması gerekir. Son olarak bu süreçte bireylere yardım ediyormuş gibi değil, haklarını teslim ediyormuş gibi yaklaşmalıyız. Saygılı bir dil, sosyal destek ve doğru sağlık takibi ile sağlıklı yaş almak mümkündür.” dedi.