Önce yeniden ve daha yüksek sesle söyleyelim: Türkiye’de sokak hayvanları “sahipsiz” değil, hem hukuki hem de toplumsal olarak koruma altındadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesi, devlete ve vatandaşa “sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını” ve çevreyi koruma ödevini yükler; bu çevrenin ayrılmaz bir parçası olan hayvanlar da bu anayasal korumanın içindedir. Bu ilke, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile somutlaşır ve sokak hayvanlarını “sahipsiz” değil, devlet güvencesi altındaki canlılar olarak tanımlar. Ancak bunun ötesinde asıl güçlü koruma, yüzyıllardır sokakta hayvanla yan yana yaşamayı öğrenmiş Türk halkının vicdanıdır: çeşme başına su koyan, cami avlusunda kediye yer açan, yaralı köpeği veteriner hekime götüren bu toplumsal refleks, sokak hayvanlarının gerçek sahibinin toplumun kendisi olduğunu gösterir. Bu nedenle sokak hayvanları ne başıboş ne de kimsesizdir; onlar anayasa, yasa ve halkın ortak sorumluluğu altındadır.
Bu yazı dizisinin de omurgası budur.
Hepimiz Ankara’nın Yenimahalle ilçesindeki Demetevler Metro İstasyonu’nda, bilincini kaybedene kadar şiddete uğramış “Matmazel”i, battaniyelerle yapılmış bir sedyenin üzerinde gördük. O görüntü pek çoğumuzun içini sızlattı. Aslında hepimizin içinin en derinden sızlaması gerekirdi. Çünkü biz, merhameti zayıflık değil, erdem sayan bir toplumsal hafızanın mirasçılarıyız.
Bir metro istasyonu… Günlük hayatımızda gelip geçtiğimiz sıradan bir durak. Soğuktan korunmak, rüzgârdan kaçmak için oraya sığınmış bir kedi ya da bir köpek, nasıl olur da bir anda “büyük bir sorun” olarak görülür? Ne zaman bir can yalnızca var olduğu için tehdit sayılmaya başlandı?
Oysa tarihimizde ve ortak ahlâkımızda bambaşka örnekler var.
Bir sefer sırasında çölde ilerleyen bir orduyu düşünün. Zaman dar, tehlike büyük, disiplin zorunlu. Tam o anda yol kenarında yavrularını emziren bir köpek görülür. Hz. Muhammed ordusunu durdurur, bir sahabeyi görevlendirir ve yalnızca şunu söyler: “Rahatsız etmeyin.” Ardından koca ordu, anne ve yavrularının huzuru bozulmasın diye yolunu değiştirir.
Bu sadece bir hayvan sevgisi hikâyesi değildir; gücün merhametle sınandığı bir ahlak ölçüsüdür. Şartlar ne kadar ağır olursa olsun bir canın yaşam hakkının pazarlık konusu yapılmadığı bir duruştur.
Bugün ise savaş yok, çöl yok, ölüm kalım koşulları yok. Betonun, ışığın ve kameraların olduğu bir metro istasyonundayız. Ve bir can göz göre göre şiddete uğruyor. Ardından bu şiddeti açıklamaya, gerekçelendirmeye, hatta normalleştirmeye çalışan cümleler kuruluyor.
Asıl yüzleşmemiz gereken yer tam olarak burasıdır: Biz, savaşta bile yolunu değiştiren bir vicdandan, barışta bakıp görmezden gelmeyi seçen bir noktaya nasıl savrulduk?
Bu toprakların kültürü hayvanı yük değil emanet sayar. Sokakta bir can gördüğünde başını okşamayı, bir tas mama vermeyi bilir. Bugün yapmamız gereken yeni bir ahlak icat etmek değil; zaten bize ait olan bu yolu yeniden hatırlamaktır.
Bu nedenle sözü, insanın karanlık tarafını yakından tanıyan Lev Tolstoy’a bırakmak yerinde olacaktır. Tolstoy, hayvanlara yapılan muamelenin aslında insanın kendisiyle ilgili olduğunu söyler ve sert ama dürüst bir aynayı önümüze koyar: Bir hayvana gereksiz yere acı çektiren kişi, bir gün insanlara da aynısını yapmaya hazırdır.”
Tolstoy için hayvanlar, insanlığın vicdan terazisidir. Gücün kime karşı kullanıldığı değil, kime karşı kullanılmadığı ahlakın ölçüsüdür. Çünkü hayvan, savunmasızdır; pazarlık yapmaz, gerekçe üretmez, tehdit savurmaz. Ona yönelen şiddet, en yalın haliyle şiddettir.
Yine Tolstoy der ki: “İnsan, hayvanlara karşı zalim olduğu sürece gerçek anlamda iyi olamaz.”
Bugün metroda, sokakta, bir köşede yaşananlar bize şu soruyu yöneltiyor:
Biz iyi insanlar olmak istiyor muyuz, yoksa yalnızca kendimizi öyle görmekle mi yetiniyoruz?
Bu yazı ne bir köpek hakkında ne de tek bir olayla ilgilidir.
Bu yazı, hangi tarafta durduğumuzla ilgilidir.
Yolunu değiştirenlerin mi, yok sayanların mı yanında olduğumuzla…
Çünkü bir toplum, hayvanlarına nasıl davrandığıyla anılır.
Ve tarih, bunu asla unutmadan yazar.
Patiler susmaz.
Vicdanın sustuğu anlarda bile.
Katledilen Matmazel’in takipçisi olacağız…
Veteriner Hekim Egemen Mahzunlar