Halk arasında “cüce” olarak bilinen, bilimsel adı Akondroplazi olan kemik büyüme hastalığı nadir hastalıklar içerisinde yer alıyor. 2020 yılında kurulan Akondroplazi ve Aileleri Derneği de Akondroplazili çocukların ve gençlerin yaşadığı sorunları görünür kılmak ve sorunlara çözüm üretmek için çalışma yürütüyor. Merkezi İstanbul Kadıköy’de olan dernek, yurdun dört bir yanındaki çocuklara ulaşmaya çalışıyor, “biz de varız” demeleri için geziler planlıyor; kahvaltı masasında bir araya getiriyor; drama ve seramik gibi çeşitli atölyeler düzenliyor. Dernek şimdi de 7 hafta süren Yaratıcı Yazarlık Atölyesi yaptı. Çocuklar yedi hafta boyunca her hafta sonu dernek binasında atölye eğitmeni ve çocuk kitabı yazarı Yetgül Karaçelik ile bir araya geldi, oyunlar oynadı, resimler çizdi, hayal gücünün peşinden giderek öyküler yazdı. Hayvan sevgisi, arkadaşlık, paylaşma, empati, ‘farklı ama aynıyız’ fikri gibi daha birçok düşünceden beslenen öyküler, Okyanusa Açılan Kağıttan Gemiler kitabında bir araya geldi. Derneğin desteği ile basılan kitap, çocuklara üretmenin mutluluğunu yaşattı.

Akondroplazi ve Aileleri Derneği Başkanı Aynur Yıldırım, Yaratıcı Yazarlık Atölyesi eğitmeni Yetgül Karaçelik ve kitapta öyküleri olan çocuklarla dernek binasında bir araya geldik, kitap sevincini paylaştık, duygu ve düşüncelerini dinledik.
“ÇOCUKLARA ÇOK İYİ GELDİ”
Hayallerini, sıkıntılarını, sevinç ve üzüntülerini kısacası tüm duygularını hayal gücü ile kağıda dökmeleri için Yaratıcı Yazarlık Atölyesi düzenlediklerini söyleyen Aynur Yıldırım, “‘Okyanusa Açılan Kağıttan Gemiler’ çocuklara çok iyi geldi. Özgüvenleri arttı. 18 öyküde tüm duygu ve düşüncelerini yansıttılar. Onların öyküleri bize yol gösterecek. Hayallerini gerçekleştirmeleri, yaşadıkları kaygıları azaltmak ya da sorunlarına çözüm üretmek için elimizden geldiğince destek olacağız. Kitabın tanıtımını da 6 Eylül Pazar günü YAYKOOP Kadıköy’de yapacağız.” diye konuştu.

“OYNADIK, ÇİZDİK VE YAZDIK”
Kolektif ve yaratıcı çalışmaların çocukların gelişimindeki önemine değinen Yaratıcı Yazarlık Atölyesi eğitmeni Yetgül Karaçelik, atölyenin bu amaca tam anlamıyla hizmet ettiğini söyledi ve şöyle devam etti: “Atölyeyi çok sevdim. Kitap okudum. Okuduğum hikayeler üzerinden resim çizdiler, drama yaptık. Hikayeyi başlattım, devam ettirmelerini istedim. Ortak bir şekilde öyküler yazdık. Sonra kendi özgün hikayelerini yazmaları için alan açtık. Oynadık, çizdik ve yazdık. Keyifli bir üretim süreci yaşadık.”
“BU ÇAYIR KİMİN?”
Çok eğlenceli bir atölye süreci yaşadığını, yüzmeyi çok sevdiği için Okyanusa Açılan Havuz hikayesini yazdığını söyleyen 12 yaşındaki Belinay Mete, artık yazmayı da çok sevdiğini söyledi, “Atölye eğitmenimiz oyunlar oynattı, resim çizdik. Arkadaşlarımla hikaye yazmak mutlu etti.” dedi.
Atölyede arkadaşlarıyla vakit geçirmenin büyük bir keyif verdiğini dile getiren 13 yaşındaki Elif Ebrar Yığınlı ise hikaye konusu seçmede ve konuyu geliştirmede zorlandığını ama bu durumun hayal gücünü geliştirdiğini ifade etti. Yığınlı, “Resimler çizdik. Çizdiğimiz resimleri hikayeye dönüştürmeye çalıştık. Kafamızda farklı farklı hikayeler oluşturduk. İki tane hikayem var. ‘Bu Çayır Kimin?’ hikayesinde iki keçinin tartışması var. Ama çayırda böcekleri, çiçekleri görüp bu çayırın kimsenin olmadığını, herkese ait olduğunu öğreniyorlar. Badminton sporu yapıyorum. ‘Turnuvadaki Kayıp Top’ta da yaptığım spordan yola çıkarak bir hikaye yazdım. Maçta bir anda top kayboluyor. Topu bulmaya çalışırken gelişen dayanışmayı ve arkadaşlığı anlatıyor.” dedi.

“MUTLU SONLARI SEVİYORUM”
Arkadaşlarının hikayelerini okuduğunu ve çok beğendiğini söyleyen 11 yaşındaki İnci Mina Orcan da hikayelerinin konusunu şöyle anlattı: “Kağıttan Gemiyi Tanımayan Balıklar’da mavi bir balığımız var. O balık ilk başta arkadaşlarını önemsemiyor. Çünkü tek olmak istiyor. Ama sonra, öbür balıkların ne kadar kıymetli ve arkadaş olduğunu anlıyor. Büyük Sır’da da bir tane faremiz var. Okuldaki insanlar fareyi yakalamak ve bir yere atmak istiyor. Sonra iki arkadaş farenin de yaşamaya hakkı olduğunu söylüyor. Fareyi öldürmesinler diye fareye gizli bir alan yapıyorlar.”
19 yaşındaki lise öğrencisi Zehra Betül Şahinkaya, yazar olmanın çocukluk hayali olduğunu, atölye sayesinde hayalini gerçekleştirmek adına bir adım attığını söyledi, “Şu an çok mutluyum. Eğlendim ve öğrendim. Mutlu sonla biten hikayeleri seviyorum. O yüzden yazdığım hikayelerin de mutlu sonla bitmesini istedim.” dedi.