“Kadınlar, iş hayatında da ikinci seçenek!”

Kadınlar hayatın her alanında olduğu gibi iş hayatında da birçok eşitsizlikle karşı karşıya kalıyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri üyesi Pınar Bodur, “Mesleklerde ‘bu kadın işi, bu erkek işi’ diyerek cinsiyet ayrımı yapılması, mevcut eşitsizlikleri besliyor” diyor

16 Şubat 2022 - 15:14

8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken, hala birçok alanda cinsiyete bağlı eşitsizlikler yaşanıyor. Kadın-erkek eşitsizliğinin en çok hissedildiği alanlardan biri de hiç şüphesiz iş hayatı. Kadınlara iş gücü olarak görülmemesi ve ev işlerine mahkum edilmeleri yaşanan sorunların başında geliyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri üyesi Pınar Bodur, yaşanan tüm bu sorunları gazetemize anlattı.

“KADINLAR İKİNCİ SEÇENEK OLUYOR”

Kadınların iş hayatında çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya kaldıklarına değinen Bodur, “Kadınlar, toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle iş hayatında işe başvuru sürecinden işten ayrılma sürecine kadar birçok sorunla karşılaşıyorlar. Kadınların eğitim alması, işe girmesi, iş hayatında var olması engelleniyor. Kadınlar en önce eğitimde fırsat eşitsizliğiyle karşılaşıyorlar. Türkiye’de hala kız çocuklarının eğitime erişmesinin önünde engeller var. Daha sonra işe başvurduklarında aynı eğitim seviyesine ve tecrübeye sahip olsalar dahi cinsiyetlerinden kaynaklı ikinci seçenek oluyorlar. Çalışmaya başladıklarında ise aynı emeği verdikleri işlerde erkeklerle eşit ücret alamıyorlar. Mesleklerde ‘bu kadın işi, bu erkek işi’ diyerek cinsiyet ayrımı yapılması, mevcut eşitsizlikleri besliyor. Kadınların ‘kadın’ olmalarından kaynaklanan cinsiyet faktörüne bağlı karşılaştıkları sorunlar yalnızca iş yerindeki sorunlar değil. Aynı zamanda çalışsalar bile toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle ev işleri, çocuk bakımı, yaşlı, hasta bakımı gibi sorumluluklar da kadınların sırtlarına yükleniyor.” dedi.

“MOBBİNGE DAHA FAZLA UĞRUYORLAR”

Kadınların erkeklere göre daha fazla mobbinge uğradıklarını söyleyen Bodur, “Bu ülkede kadınlar ‘ev işi ile meşgul’ bahanesi ile işgücü bile sayılmıyor. Buna rağmen çalışmak isteyen kadınlar da engellerle karşılaşıyor. Kadınlar, erkeklerle kıyaslandığında mobbingle daha fazla ve sistematik bir biçimde karşı karşıya kalıyor. Eşit işe karşı daha düşük ücret verilmesi, sınırlı yükselme olanağı verilmesi, yaptıkları işlerin daha fazla denetlenmesi, erkeklere oranla daha niteliksiz işler verilmesi gibi eşitsizliklerin yanında kadınların işyerlerinde en çok karşılaştıkları mobbing türünden biri de cinsel şiddet şeklinde oluyor. Kadınlar işyerlerinde cinsel şiddete maruz kaldıkları zaman ise failin korunduğunu görüyoruz. Cinsiyet eşitsizliğinin bu denli fazla olduğu bir toplumda cinsel şiddeti dile getirmek bile bu kadar zorken, kadınların işyerinde yaşadıkları cinsel şiddeti ispatlamak zorunda bırakıldıklarını görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“GÖZDEN İLK ÇIKARILAN OLUYORLAR”

İşe alım sürecinden itibaren kadın erkek arasındaki ayrımın kendini net bir şekilde hissettirdiğini söyleyen Bodur, “İşe alımlarda kadınların niteliklerinden ziyade, evli mi yoksa bekar mı olduğu, evliyse şayet yeni mi evlendiği ve çocuk sahibi olmayı düşünüp düşünmediği gibi sorularla karşılaştıklarını ve bu soruların işe alım sürecini etkilediğini görüyoruz. Kadınların tüm bu zorluklara rağmen iş hayatına başladıklarında ise yine aynı işi yaptıkları erkeklerden daha az ücret aldıklarını, alınacak terfilerde ikinci seçenek olduklarını, daha niteliksiz işler ve ara pozisyonların verildiğini, yarı zamanlı, düşük statülü ve enformel işlerde çalıştıklarını, sendikalaşma oranlarının düşük seviyelerde olduğunu görüyoruz. Toplumsal cinsiyet rollerinde erkeğe çalışıp eve bakmak ve kadına ev içi işlerle ilgilenmek rolleri biçildiği için pandemi, kriz gibi dönemlerde de hakları ilk gasp edilen, gözden ilk çıkarılan kadınlar oluyor. Sömürüyü, sınıflı toplumu ortadan kaldırarak bütün alanlarda topyekün bir mücadeleyle bu toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin önüne geçilebilir. Bu da ancak örgütlü mücadeleyle mümkün olabilir.” şeklinde konuştu.

Bodur, iş hayatında çeşitli mobbinglere maruz kalan kadınların neler yapabilecekleri hakkında da konuştu: “Bir kadın mobbinge uğradığında, kötü koşullarla çalışmaya zorlandığında, işten atıldığında bizim platformumuza başvurabilir. Nasıl şiddet gören kadınlar bize ulaşıyorsa ve biz onları yönlendiriyorsak, başvuru hattımız ile işyerlerinde zorluklarla karşılaşan kadınlar da bize ulaşıyor. Alan örgütlerimiz ve işçi kadınların mücadele ettiği İşçi Kadın Meclisleri’miz var. İş yerinde haksızlığa uğrayan kadınları da haklarını almak için İşçi Kadın Meclisleri ile birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

“6 MART’TA KADIKÖY’E ÇAĞIRIYORUZ”

Yaklaşan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü hakkında da konuşan Bodur, “Eşit ve özgür yaşamak için şiddete karşı mücadele ederken ekonomik kriz bu eşitsizliği daha da derinleştirdi. Kadınların sömürüsüz, şiddetsiz bir dünyada yaşaması için mücadelemizin büyümesi şart. DİP, Eşitlik, FKF’li Kadınlar, İlerici Kadınlar Derneği, İlerici Kadınlar Dayanışma Derneği, Kadınlar Direnişte, Kırmızı Gazete, Sosyalist Kadın Hareketi ile birlikte “Şiddeti, sömürüyü bitireceğiz. Eşit, Özgür yaşayacağız” diyerek 6 Mart’ta saat 16.00’da Kadıköy Rıhtım’da buluşacağız. Tüm kadınları ve LGBTİQ+’ları mücadelemizi büyütmeye Kadıköy’e çağırıyoruz.” dedi.


ARŞİV