Kadıköy'ün Hasan Reis'i

Kadıköy’ün hem deniz hem de sosyal yaşamında iz bırakan Hasan Kepekli, namı-diğer Hasan Reis, Fenerbahçe sahilindeki dalyanda Gazete Kadıköy’ü ağırladı

03 Mart 2016 - 16:58
Mustafa SÜRMELİ
Kadıköy’ün sevilen sayılan, kentin hem deniz hem de sosyal yaşamında iz bırakan isimlerinden biri olan Hasan Kepekli, namı değer Denizci Hasan Reis, Fenerbahçe sahilinde bulunan ve tarih kokan dalyanda Gazete Kadıköy’ü ağırladı.
Gözlerini dünyaya ilk açtığında yıl 1926’yı gösteriyordu. Ziverbey’de 150 dönümlük bir arazi üzerine kurulu, eski Kadıköylülerin “Acem’in Köşkü” dediği muhteşem bir köşkte dünyaya geldi. Köşkte çalışan anne ve babasının yanında çocukluğunun ilk yıllarını geçirdi.
Hayatını bir film şeridi gibi anlatan ve 90 yıldır hiç ayrılmadığı semti için “Kadıköy dünyanın en güzel şehri. Burada büyüdük” diyen Hasan Reis o günleri şöyle anlatıyor: “1926 senesinde Ziverbey’de Acem’in Köşkü’nde dünyaya geldim. Acemlerin köşkü vardı, büyük bir köşk. Aşağı yukarı 150 dönümlük bir araziyi kaplıyordu. 22 elemanı vardı. Babam orada vazifeliymiş. Burada annemle tanışmışlar”.

HÜRKUŞ’UN TEYYARELERİ
Köşkte çok iyi yetiştirildiğini, köşkün bir evladı gibi olduğunu söyleyen Hasan Kepekli, 6 yaşına kadar orada büyüdü. “Evin oğlu Hüseyin ağabey beni 5 yaşındayken Kurbağalıdere’de Altınordu Spor Kulübü’ne maça götürürdü haftada iki defa. 1930’lu yılların başıydı. Hüseyin ağabey orada top oynuyordu” diye anıları tazeleyen Hasan Reis, Zühtüpaşa İlkokulu’na gittiği yıllarda Vecihi Hürkuş ile tanıştı. “Sahile iner, Kurbağalıdere’ye fırsat bulduğunda gelip, Vecihi Bey’in tayyarelerini iterdik. Yardımcı olduğumuz için de memnun olurdu. Bize denizde de bir motor yapacağını anlatırdı. Bugün filmlerde nehirlerde izleyip gördüğümüz pervaneli aracı yaptı. Fikirtepe’de tayyareleri yapardı. Asıl atölye oradaydı. Sonra sahile gelir, uçurmayı orada yapardı. Uçakla uçar gelirdi. Garaja koyardık uçağı” diyen Hasan Reis, bir ucu Gazhane’de bir ucu Kızıltoprak’ta dediği köşkün arazilerinden eser kalmadığını söyledi.

FENERBAHÇE VE DENİZ
10 yaşlarında Fenerbahçe Dalyan’a gelen ve o günden bu yana oradan kopamayan Hasan Reis, balıkçılığa başlayışını, o yıllardaki Kadıköy ve civarını şöyle anlatıyor: “Sandal mandal yok. 1930’larda her taraf tarla. Feneryolu’na kadar tarla. Göztepe’ye kadar tarla. Kızıltoprak’ın sahili, olduğu gibi bostan. Derenin kenarları ördek avlanma yeri olmuş Vecihi Bey gittikten sonra. Bina yok. Tahta köşkler vardı. Bunlar sayılıydı. İstediğimiz kadar incir, yemiş, ayva, üzüm yiyebildiğin kadar ye. 30 sene burada dalyan kurdum”.
Günler balıkçılık ve geçim telaşıyla geçerken, 20’li yaşlarda hayatının aşkıyla tanışır Hasan Reis. Kendi deyimiyle “Öyle bir aşk yaşadık ki” dediği Suna Hanım ile evlenir, dört çocuğu olur. “50 yıl bana çocuk gibi baktı, ilgilendi. 1996’da vefat etti. İlk ve tek aşkımdı” dediği eşini unutamadığını söylüyor.

ATATÜRK’ÜN KADIKÖY’E GELİŞİ
Kadıköy’ün yaşayan tarihi Hasan Reis’in unutamadığı pek çok anı var. Ancak bir tanesi var ki onu hiç unutmuyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün Kadıköy’e gelişi usta denizcinin yaşamında önemli bir yere sahip: “Mustafa Kemal Atatürk 1936’da Fenerbahçe’ye geldi. Tren hattı vardı Fenerbahçe Burnu’na kadar. O gün geleceğini bildiğimiz için hepimiz yollara dizildik. Kadıköylüler Atatürk’ü bekliyordu. Haydarpaşa’dan Fenerbahçe burnuna gelip giden hat vardı. Güneşli bir gündü. Koşarak Fenerbahçe’ye gittim. Öyle bir kalabalık vardı ki…”

BALIKÇILIK KALMADI
Hasan Reis yıllardır olduğu gibi her gün dalyana uğramayı, balıkçı dostlarını görmeyi ihmal etmediğini söylüyor. Denizin bir yaşam biçimi olduğunu, denizcilerin de çevresine ışık saçan, sofrası herkese açık olan insanlar olduğunu ifade eden Hasan Reis, kaybettiği denizci arkadaşlarını da rahmetle anıyor.
“Tekne çekiyorum, denize tekne indiriyorum, deniz havası alıyorum” diyen Hasan Reis denizin kirlenmesinden, yanlış ve bilinçsiz avlanmaktan da rahatsızlığını dile getiriyor. “Gençliğimde balıkçılık yaptığım yıllarda açılmaya bile gerek yoktu. Nereye ağ atsan balık vardı. Bereketliydi sahillerimiz. Çinekopu, Lüferi, İstakozu, Uskumrusu, İzmarit çeşitleri, İstavriti, Gümüşü, kaç çeşit dersen hepsi vardı. Kirliliğin artması, avlanma şekillerinin değişmesi ve bilinçsiz avlanmayla balık azaldı”

BALIK OLMAYINCA DALYAN YOK
Bir zamanlar Kadıköy sahilinin dalyanıyla da ünlü olduğunu, buralarda balıkçılık yapan çok insanın rızkını denizin nimetlerinden kazandığını anlatan Hasan Reis, 12 yaşında dalyan balıkçılığına başlamış. 30-40 sene dalyan kurmuş Fenerbahçe kıyısında. “Dalyan, denizde balık avlamak için bir yöntem. Bir ucu kıyıya bağlanıyor, kıyıyı takip eden balıklar oradan havuzun içine giriyor. Denize kurulan bir havuz kısacası. Havuza girdiği zaman balık yakalanmış oluyor” diyen usta reis,  “Kurtağzı” ve “Şıra dalyanı” diye bilinen dalyan yöntemlerini anlatıyor. Kurtağzı dalyanının, 60 metre boy, 13 kulaç genişliğe sahipken, daha büyük olan Şıra dalyanının 110 kulaç (metre) boy, 63 kulaç genişliğe sahip olduğunu söylüyor. Balığın kasım gibi Boğaz’dan geçip Marmara’ya geldiğini, nisandan itibaren de Karadeniz’e tekrar döndüğünü anlatan Hasan Reis, balıkların geçiş güzergahlarında dalyanların bu dönemlerde hazırlandığını da ekledi.
İstanbul’da neredeyse birkaç yer dışında dalyan kurulmadığını, balık olmayınca Fenerbahçe’de kurduğu dalyanı da kaldırdığını söyleyen yılların balıkçısı Hasan Kepekli, “Balık diye bir şey kalmadı. Bütün ömrüm balıkla geçti. Balığı pazardan alıp yiyorum. Belki de gelecekte eczanelerden bulabileceğiz balığı” diye üzüntüsünü ifade ediyor.

ARŞİV