Gazete Kadıköy’ün sadık okurları ve Kadıköylülerin çoğu, Melih Ziya Sezer'i bilir. Ben de kendisiyle, yıllar evvel henüz bir gazetecilik öğrencisiyken tanışmıştım. Yıllar içinde onlarca kez Yeni Moda Eczanesi’ne gittim; bazen yeni çıkan şiir kitabı üzerine söyleştik Melih Bey’le, bazen eczacılık konusunda röportaj yaptık, bazen de eczanenin arkasındaki ‘kültür vahası’nda o meşhur nöbet gecelerine katıldım. Melih Bey artık aramızda değil fiziken, ama beyefendiliği, kibarlığı, bilgisi, görgüsüyle kalplerde; eczanenin asırlık tarihiyle de Ankara’da yaşamayı sürdürüyor... Zira Türkiye’nin en eski eczanesi olan tarihi Yeni Moda Eczanesi, Türk Eczacıları Birliği (TEB) Eczacılık Tarihi ve Güzel Sanatlar Müzesi’nde yeniden kuruldu!
Detayları, Melih Bey’in akademisyen oğlu, Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Eczacılık Teknolojisi Bölümü Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Demir Sezer anlattı.

- Babanızın vefatından sonra eczanenin akıbetine dair süreç nasıl gelişti?
Babam, İstanbul Eczacı Odası Başkanlığı yaptığı dönemde, sanayiden ziyade TEB bünyesinde müze olmasını istiyordu. Yani eczanenin, bir ilaç firmasının bünyesinde özel bir müze değil de kamuya açık bir yerde müzeleşmesi arzusu vardı. Saygımızdan dolayı o vefat edinceye kadar eczaneye dokunmadık. Her şey vefatının ardından planlandı; “Ne olabilir, neresi olabilir?” diye düşündük.
Yeni Moda Eczanesi, Moda’nın en önemli yerlerden biriydi. Neden olduğu yerde muhafaza edilmedi? Kadıköylüler üzülüyorlar.
Benim kadar üzülemezler! Gönül isterdi ki yerinde muhafaza edilsin ama kentsel dönüşüm riski ve bürokratik prosedürler nedeniyle mümkün değildi.
-Ankara fikri nasıl çıktı ortaya?
Türk Eczacıları Birliği (TEB) ile görüşmelerimizde, Ankara Çankaya'da kurdukları Sağlık Müzesi'ni önerdiler. Yaklaşık 120 senelik geçmişi olan, koleksiyonu 200 yıl öncesine, Osmanlı dönemine kadar uzanan bu eczane Türkiye'nin ortak bir değeridir. Doğru adresin TEB bünyesindeki bu müze olduğuna karar verdik. Önemli olan doğru adreste korunmasıydı.
-Müzede, eczane birebir yeniden yaratılmış! Sökülmesi, taşınması süreci nasıldı?
Taşınması ve birebir yeniden kurulması uzmanlık ve ciddi bir müzecilik ihtisası gerektiriyordu. Yaklaşık 50 bin parça vardı; modülleriyle, hammaddesiyle, kavanozlarıyla, ilaçlarıyla ve ekipmanlarıyla hepsi envanter altına alındı.

-Müze Kasım 2025’te açıldı. Yeni Moda Eczanesi kısmı nasıl bir yer oldu?
“Girdiniz, gezdiniz, çıktınız” şeklinde bir müze olsun istemiyoruz. Avrupa'daki örnekleri gibi yaşayan bir müessese olmalı. Atölyelerin gerçekleştiği bir konsept hedefliyoruz. Ayrıca babamın hazırladığı 400'e yakın majistrel (kişiye özel) ilaç formülasyonu var. Onları da kitaplaştıracağız.

-Biraz geçmişe dönelim. Eczane ortamında büyümek sizin için nasıldı?
7-8 yaşlarındayken kırmızı uçlu kalemleri suyun içine atar, rengi dağıtır ve babam ilaç hazırlarken ben de kendimce karışım yapardım, sonra babam “Gel bakalım bunu ambalajlayalım” derdi. Eczanenin kendi mührüyle paketler bağlardık. Eczacılık oynardım yani… Eskiden ilaç hazırlamak bir sanattı. Şimdiki eczanelerde majistrel kısım neredeyse kalmadı, yüzde 90 fabrikasyon ilaç var.

-Melih Bey, işindeki titizliğiyle bilinirdi.
Rahmetli Kasım Cemal Güven hocamızın söylediği, babamın da düstur edindiği bir söz vardı: “Doktorun hatasını eczacı, eczacının hatasını mezarcı temizler!”. Bu yüzden ilaç hazırlarken tamamen konsantre olurdu. O titizliğinden dolayı hırçınlaşabilirdi çünkü sakin kafayla çalışıp mesuliyetini eksiksiz yerine getirmesi gerekiyordu. 90 yaşında vefatının son 2 ayına dek her gün işinin başındaydı. Eczanesine son derece bağlıydı. Hala daha bazı müşterileri arar. Eczanenin ‘65 senesinde alınan telefon hattını iptal etmedim, evime bağlattım.
ŞAİR ECZACI
Eczanenin arka odası da meşhurdu…
Eczanenin girişi ön hücre, tezgahın olduğu yer orta, tezgahın ardı da arka hücreydi bir nevi. En unutamadığım anılarım eczanenin iç bölümündeki sohbetlerdir. Babam şair niteliği olan, sanatı ve edebiyatı çok seven, altı şiir kitabı olan çok yönlü bir insan olduğu için arka hücreye dönemin edebiyatçıları gelirdi sık sık. Özdemir Asaf hariç o dönemin pek çok önemli ismiyle tanışma fırsatım oldu. Nöbet gecelerinde insanlar oraya gelir, sohbetler edilirdi. Orası sadece ilaç verilen bir yer değil, adeta bir kültür ve sanat merkeziydi.
-Sizce eczacılık onun için ne ifade ediyordu?
Bence eczacılık babamın çok sevdiği mesleğiydi ama ikinci mesleğiydi... Esas mesleği şairlikti! Sadece edebiyata odaklansaydı, ülkenin en iyi edebiyatçılarından biri olacağından hiç şüphem yok.
- Anneniz Ayşe Hanım’dan da bahsedelim.
Annem Güzel Sanatlar Akademisi mezunudur, Bedri Rahmi'nin asistanlarındandı. Resim yeteneği çok kuvvetliydi ama beni büyütmek ve babama destek olmak için sanatsal çalışmalarını arka plana attı. Yıllarca her gün eczanede babama destek verdi. Babam hiçbir zaman eczaneyi tek başına kalfaya bırakmazdı. Annem de o yorucu tempoda her zaman yanındaydı. Babam her zaman “Hakkını ödeyemem” derdi.
- İnsanların Melih Ziya Sezer'i nasıl hatırlamasını istersiniz?
İnsancıllığı, yardımseverliği, işindeki uzmanlığıyla…

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde 1902’de kurulan, 2022 yılına kadar 120 yıl hizmet veren tarihi Yeni Moda Eczanesi'nde Sezer...