İstanbul’un çinili iskeleleri

Cahit Yılmaz’ın “İstanbul’un Çini Bezemeli İskeleleri” kitabı, kentin çini ve seramik bezemeli 10 iskelesini tarihi ve mimari özellikleriyle birlikte ele alıyor. Kitapta Kadıköy’den Bostancı, Eski Kadıköy, Haydarpaşa ve Moda iskeleleri de inceleniyor

02 Ekim 2026 - 09:32

İstanbul’da vapura yetişmek için koşarken çoğu zaman telaştan iskelenin kendisine bakmıyoruz. Birkaç dakika sonra kalkacak vapuru, turnikeden geçmeyi ya da karşı kıyıya ne kadar sürede ulaşacağımızı düşünüyoruz. Oysa her gün önünden geçtiğimiz bu yapılar, kentin geçmişinden bugüne ulaşan mimari ayrıntıları taşıyor. Duvarlarında, cephelerinde ve kimi zaman küçük bir bordürde ise ilk bakışta fark edilmeyen başka bir hikâye saklı: Çiniler. Cahit Yılmaz’ın YEM Yayın tarafından yayımlanan “İstanbul’un Çini Bezemeli İskeleleri” kitabında; Beylerbeyi, Beykoz, Bostancı, Eski Büyükdere, Kuzguncuk, Beşiktaş, Büyükada, Eski Kadıköy, Haydarpaşa ve Moda iskeleleri ele alınıyor. Yılmaz, bu iskelelerin tarihi ve mimari özelliklerini aktarırken yapıların çini ve seramik bezemelerine de ayrıntılı biçimde yer veriyor. Kitapta İstanbul’un bir “su şehri” olduğu vurgulanırken, iskeleler kentin denize açılan kapıları olarak tanımlanıyor. Büyük bölümü dönemlerinin seçkin mimarları tarafından tasarlanan bu yapıların, köşkleri andıran mimarileriyle dikkat çektiği; çini ve seramik bezemelerin ise bu yapılara ayrı bir değer kattığı belirtiliyor.

123 İSKELEDEN BUGÜNE…
Yılmaz’ın çalışmasının kapsamını ortaya koyan en dikkat çekici bilgilerden biri İstanbul’un iskelelerine ilişkin sayı. İstanbul’da tarih boyunca 123 iskele inşa edilmiş. Bu iskelelerin 81’i çeşitli nedenlerle ve farklı dönemlerde ortadan kalkarken, 42’si bugün hâlâ aktif olarak kullanılıyor. Yılmaz’ın kitabında bu 42 iskele arasından ya da tarihsel olarak önem taşıyan yapılar içerisinden çini ve seramik bezemeleriyle öne çıkan 10 iskele inceleniyor. Bu 10 iskelenin sekizinde Kütahya çinileri, birinde seramik, birinde ise İznik Vakfı üretimi çini kullanılmış. Kitapta ayrıca İstanbul iskelelerinin mimari yapılarının büyük bölümünün Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi eserleri olduğu belirtiliyor.

Kitabın İstanbul’un farklı kıyılarından seçtiği 10 yapı arasında Kadıköy’ün dört iskelesi bulunuyor: Bostancı, Eski Kadıköy, Haydarpaşa ve Moda. Bu dört yapı farklı tarihlerde inşa edilmiş, farklı dönemlere ve farklı kıyı hikâyelerine tanıklık etmiş olsa da kitapta ortak bir bakışla inceleniyor. 

BOSTANCI İSKELESİ
Kitapta Kadıköy bölümünün ilk durağı Bostancı İskelesi. Yapının 1912-1913 yıllarında inşa edildiği aktarılıyor. Uzun bir taş mendireğin ucunda konumlanan iskele, geçmişten bugüne özellikle Adalar ulaşımı açısından önemli bir yapı olarak anlatılıyor. Ancak Yılmaz’ın çalışmasında Bostancı İskelesi’ni ilginç kılan yalnızca tarihi ya da konumu değil. Yapının çini bezemeleri de ayrıntılı biçimde inceleniyor. İskelede kullanılan çinilerde firuze, kobalt mavisi, beyaz, kırmızı, yeşil ve lacivert gibi renkler öne çıkıyor. Bu renklerin bir arada kullanılması, yapının beyaz mimari yüzeyleri üzerinde belirgin bir görsel etki oluşturuyor. Yılmaz, kitapta çini bezemelerde lale, rozet, rumi ve palmet gibi motiflere yer verildiğini aktarıyor. Bunlara kıvrımlı dallar ve geometrik düzenlemeler eşlik ediyor. Çini kompozisyonlarının çevresinde görülen zencerek bordürler ise süslemelerin sınırlarını belirleyen ayrıntılar arasında. Bostancı İskelesi’nin bugün hâlâ günlük ulaşımın bir parçası olması, kitabın dikkat çektiği başka bir noktayı da görünür kılıyor: Yaklaşık bir asır önce yapılmış bir yapının çini ayrıntıları, günümüzün hızlı vapur trafiği içinde varlığını sürdürüyor.

ESKİ KADIKÖY İSKELESİ 
Kadıköy merkezindeki Eski Kadıköy İskelesi ise kitabın tarih ve mimari arasındaki ilişkiyi en belirgin biçimde kurduğu yapılardan biri. Yılmaz’ın aktardığı bilgilere göre eski iskele, Sultan III. Mustafa Camii’nin hizasında bulunuyordu. Haydarpaşa Garı’nın yapımı sırasında, 1908’de gerçekleştirilen kıyı dolgusu nedeniyle mevcut iskele kıyının gerisinde kaldı. Bunun ardından yeni bir iskele yapısına ihtiyaç duyuldu. Yapının yapım tarihi konusunda farklı görüşlere yer veren kitapta 1915 tarihi öne çıkıyor. Eski Kadıköy İskelesi’nin çini bezemelerinde kobalt mavisi kullanılırken, yapının beyaz cephesi üzerinde yer alan çini detaylarında geometrik düzenlemelerle bitkisel motifler bir arada kullanılmış. Kitapta iskele, Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi ve neoklasik anlayış çerçevesinde değerlendirilirken çini bezemeler de bu mimari bütünün bir parçası olarak ele alınıyor. Bugün Kadıköy’ün yoğun kent yaşamı içerisinde kalan yapı, geçmişteki kıyı düzeninin de bir hatırlatıcısı. Çini detayları ise bu geçmişin cephede kalan izlerinden biri.

HAYDARPAŞA İSKELESİ
Kadıköy’ün çini bezemeleri açısından en dikkat çekici yapılarından biri de Haydarpaşa İskelesi. Yılmaz’ın kitabında yapının 1915-1916 yıllarında inşa edildiği ve mimarının Vedat Tek olduğu aktarılıyor. Haydarpaşa Garı çevresinin ulaşım merkezi olarak geliştiği dönemde yapılan iskele, demiryolu ve denizyolu ulaşımının kesiştiği önemli noktalardan biri olarak tarihsel bir konuma sahip. Ancak Haydarpaşa İskelesi’ne kitapta yalnızca ulaşım tarihi açısından bakılmıyor. Yapının yan ve deniz cephelerinde bulunan çini bezemeler ayrıntılı biçimde inceleniyor. Buradaki çinilerde kobalt, firuze, beyaz, kırmızı, yeşil ve lacivert renkler kullanılmış. Yılmaz’ın çalışmasında çini bezemelerde rumi, lale ve yaprak motifleri dikkat çekiyor. Bu bitkisel formlara geometrik bordürler eşlik ediyor. Bunun yanında yıldız ve denizcilikle ilişkili motifler de yapının süslemelerinde kendine yer buluyor.

MODA İSKELESİ
Yılmaz, Moda İskelesi’nin 1916-1917 yıllarında inşa edildiğini ve mimarının Vedat Tek olduğunu aktarıyor. Yapının tarihsel süreci, geçirdiği değişimler ve kullanım dönemleri kitapta tarihsel fotoğraflar ve güncel görüntüler eşliğinde ele alınıyor. Moda İskelesi’nin mimarisini tamamlayan unsurların başında yine çini bezemeler geliyor. Kitaptaki ayrıntılı fotoğraflar, yapının genel görünümünde ilk anda fark edilmeyen çini detaylarını yakından görme imkânı sağlıyor. Çini yüzeylerdeki renk kullanımı, bitkisel motifler ve geometrik düzenlemeler, yapının mimari çizgileriyle birlikte değerlendiriliyor. Moda İskelesi’nin tarihsel görüntüleriyle bugünkü ayrıntılarının birlikte sunulması da yapının zaman içerisinde geçirdiği değişimleri takip etmeyi mümkün kılıyor. Kitap, bir yandan yapının tarihine bakarken diğer yandan bugün hâlâ görülebilen çini ayrıntılarını kayıt altına alıyor.

 

 

 


ARŞİV