Çocuklar neden suça sürükleniyor?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Eğitim Politikaları Komisyonu tarafından düzenlenen “Çocuklar Neden Suça Sürükleniyor? Nedenler ve Çözüm Önerileri” başlıklı panel Kozyatağı Kültür Merkezi’nde gerçekleşti

03 Nisan 2026 - 10:42

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Eğitim Politikaları Komisyonu tarafından, CHP Kadıköy ev sahipliğinde düzenlenen “Çocuklar Neden Suça Sürükleniyor? Nedenler ve Çözüm Önerileri” başlıklı panel, 1 Nisan Çarşamba günü Kozyatağı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.​

Moderatörlüğünü eğitimci, yazar ve mentor Orhan Ertürk’ün üstlendiği panelde; Dr. Öğr. Üyesi Özlem Özden Tunca, Sosyoloji Mezunları Derneği Başkanı Özgür Aktükün ve İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi ve Çocuk Hakları Merkezi Koordinatörü avukat Hürrem Sönmez konuşmacı olarak yer aldı. 

ELİNE KALEM YERİNE BIÇAK, OKUL ÇANTASI YERİNE SUÇ DOSYASI

Panelin açılış konuşmasında söz alan CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Gülistan Akmugan, “Bugün burada yalnızca bir panel açılışı yapmak için değil, bir gerçeğin altını çizmek, sorumluluğu üstlenmek ve vicdan muhasebesi yapmak için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Çünkü konuşacağımız konu çocuklarımız ve ne yazık ki bugün Türkiye’de çocuklar korunması gereken varlıklar olmaktan çok, suçun öznesi ya da mağduru hale getirilen bir sistemin içinde bulunmaktalar.” dedi. Türkiye’de bugün çocukların suça sürüklenmesinin tesadüf olmadığını kaydeden Akmugan, “Bu uzun süredir yanlış uygulanan politikaların sonucudur. Yoksulluğun derinleştiği, eğitimde fırsat eşitsizliğinin büyüdüğü, kamusal sosyal desteklerin zayıflatıldığı bir düzende çocuklar maalesef yalnız bırakılmıştır. Eğer bir çocuğun eline kalem yerine bıçak geçiyorsa, okul çantası yerine suç dosyası konuyorsa orada bireysel bir sorun değil, toplumsal ve siyasal bir çöküş vardır.” ifadelerini kullandı. 

200 BİN SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK 

Uzman Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Özlem Özden Tunca, akran zorbalığı ve eğitimden kopuşun çocukları suça ve şiddete sürükleyen etkilerini ele aldı. Türkiye’de suç fiilini yapmış kavuşturması ile soruşturması devam eden 18 yaş altındaki suça sürüklenen çocuk sayısı, TÜİK kaynaklı verilere göre yaklaşık 200 bin olduğunu vurgulayan Tunca, “Araştırmalara göre bir insanın kişilik gelişimi 0 ila 7 yaş arasında yüzde 70 oranında şekilleniyor. Yani siz bir çocuğa nasıl davranıp, eğitirseniz, model olursanız o çocuğun dil, sosyal, fiziksel, psikolojik ile duygusal gelişimi gerçekleşiyor ve 20’li yaşlara kadar bu süreç devam ediyor.” dedi. Ekonomik yoksunluğun son yıllarda giderek artmasıyla, en temel ihtiyaçlarına bile ulaşmakta zorluk çeken çocukların çevresinin ve yakın arkadaşlarının yaşadığı refahı hazmedemediğini, bu durumun çocuklarda bir aşağılık kompleksi yaratabildiğini söyleyen Tunca, “En küçük bir tetikleyicide kendini ortaya koyması için şiddete yönelmesine sebep olabiliyor. Ailede, mahallede ve medya gibi iletişim kanallarında gözlenen şiddet bu durumun üzerine tuz biber oluyor.” diye konuştu. 

Okul ortamının toplumsal hiyerarşide çok belirgin bir şekilde yer aldığını söyleyen Tunca, “Çocuğun getirdiği yemek, giydiği giysi ve onun markası onu ya dışlıyor ya da çocuk kendini izole etmeye başlıyor. Ekonomik yoksunluk çocukların doğru beslenmemesi sonucunda bilişsel, dikkat, öğrenme, hafıza, sosyal davranışlar ve dürtüselliğin engellenmesi süreçleri de olumsuz etkiliyor. Yani çocuğun karnı toksa okulda daha iyi öfkesi de az.” şeklinde konuştu. Tunca, “Bu bağlamda hem mağdur çocuk aklan zorbalığı yapıyor hem de diğer çocuklar şiddet gösterebiliyor. Eğer akran zorbalığı başlamışsa, çocuk kendisi yapıyorsa veya maruz kalıyorsa fark etmez burada okuldan kopuşun ilk sinyalleri alınmaya başlıyor. Biz buna izin vermemeliyiz, çocuk bir kere bile maruz kalırsa ‘ben artık ezilen, zorbalık gören, 'diğer çocuklar tarafından şiddete uğrayan’ çocuk olarak kendini tanımlamaya ve hareket etmeye başlıyor.” dedi.

“TÜRKİYE’DEKİ PROBLEM EYLEMSİZLİK” 

Sosyoloji Mezunları Derneği Başkanı Özgür Aktükün, çocuk koruma sisteminin yapısal sorunları ve olası çözüm stratejilerini konuştu. Aktükün, “Çocuk ihmal ve istismarı sadece bir eylem değildir, eylemsizliktir. Çocuğu korumak adına ya da çocuğa bakım vermekle yükümlü olan kişilerin eylemleri ihmal ve istismar olabileceği gibi, sorumluluklarını yerine getirmemesi eylemsizliği de ihmal ve istismardır. Bugün Türkiye’deki problem eylemsizlik. Kamunun tüm kurumları, yapısal olarak sorumludur.” diye konuştu. Türkiye’de 1 buçuk milyon çocuğun okulda ve işte olmadığını, ailesinin yanında da olup olunmadığının bilinmediğini söyleyen Aktükün, “Çocuk politikasızlığının kendisi bir politikadır. Bile isteye bu ülkenin çocuklarının geleceği, kurumlar tasfiye edilerek çalınmıştır. Eğitim sistemi yok, bugün MESEM dediğiniz şey 14 yaşından itibaren bu ülkenin çocuklarının köleleştirilmesidir.” dedi. 

Aktükün, “Türkiye’deki yasa kötü değil; aileye ceza veriyor, bakım yükümlülüğünü yerine getirmeyene hesap soruyor. Aynı zamanda kadın hareketinde de aktivist olarak çalışıyorum, ısrarla ‘yasalara dokunma, önce uygula’ diyoruz.” ifadelerini kullandı. Devlet görevlisi bir sosyal çalışmacı olarak yüzbinlerce çocukla görüştüğünü, evine misafir olduğunu kaydeden Aktükün, “Çocuklar, kökünde bize ‘annem beni sevmedi, babam beni sevmedi’ diyor. Mikroda her şey sevgisizlikten, makroda her şey devletsizlikten olur.” dedi. 

AMAÇ REŞİT OLMA YAŞINI 15’E DÜŞÜRMEK

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi ve Çocuk Hakları Merkezi Koordinatörü avukat Hürrem Sönmez ise çocuk ve suç ilişkisini onarıcı adalet yaklaşımı çerçevesinde değerlendirdi. Sönmez, “2020 yılında suça sürüklenen çocuklar bakımından 32 bine yakın çocuğa görevlendirme yapmışız. Sonra bu sayı 2021’de 37 bini aşmış, 2022’ye geldiğimizde 51 bin gibi bir sayıya karşılaşmışız.” diye konuştu. Pandemiden sonra evde kalan, eğitimden uzaklaşan çocukların etkilendiğini ve suç oranına yansıdığını dile getiren Sönmez, “2023 yılında 47 bin, 2024’te 50 bin ve 2025’in raporunun hazırlandığı yedinci ayına kadarki dönemde 28 bin. Artarak giden bir ivme var.” dedi. 

TÜİK verilerine göre 2020 yılında çalışan çocuk sayısının 720 bin olduğunu vurgulayan Sönmez, “Bize yeni de çok ciddi bir veri veriyor. Neredeyse bu çocuk işçiliğinin, istihdamının can yakıcı düzeyde olduğuna dair bir bilgi. Okuldan uzaklaşan çocuk oranı da çok yüksek. Dolayısıyla çocukların suça sürüklenmesinin nelerden yola çıkarak tartışılmasına dair kanı elde ediyoruz.” ifadelerini kullandı. Sönmez, “Türkiye’de ceza sorumluğunda yaş 12, bu yaş altındaki çocukla ilgili özel güvenlik tedbirleri uygulanabiliyor. Çocuk Koruma Kanunu’nun 36 yıllık bir geçmişi var. Burada ‘Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler’ başlığı altında bazı düzenlemeler getiriyor. Bakım, sağlık, barınma ve danışmanlık tedbiri gibi bunlar 12 yaş altı çocuklar bakımından ön görülenler. Ne kadarı uygulanıyor, uygulanıyor mu, bunu uygulayacak kurumlarımız var mı? Aslında sorun burada başlıyor.” diye konuştu.


ARŞİV