Kadıköy Belediyesi ile Kadının İnsan Hakları Derneği işbirliğinde 18-25 yaş arası kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği ve haklar konusunda bilinçlenmesini hedefleyen “Sen +1” adlı eğitim programı başladı. Kadıköy Belediyesi Cinsel Sağlık/ Üreme Sağlık Bilgilendirme ve Danışmanlık Merkezi (CİSAM)’da cuma günleri 19.00 ile 22.00 saatleri arasında verilen eğitim programında şiddetsiz iletişim, ayrımcılıkla mücadele, güvenli ilişkiler ve kadın hareketi tarihi gibi başlıklar ele alınıyor.

“Sen +1” eğitim programı yürütücüsü sosyolog Ebru Batık Işık, eğitimin temel amacının feminist pedagoji aracılığıyla kadınlar arasında dayanışma ağı kurmak ve deneyim paylaşımı sağlayarak katılımcıları güçlendirmek olduğunu vurguladı. Programın genç kadınların toplumsal hayatta daha etkin yer almalarını savunduğunu dile getiren Işık, “Program kapalı grup çalışması ve deneyim paylaşımı üzerine kurulu. Birbirimizden öğreniyoruz, paylaşıyoruz, yalnız olmadığımızı görüyoruz ve güçleniyoruz. Kadının iş hayatına ve siyasete katılımı, genç kadınların toplum içinde kendine bir yer edinmesi konularının üzerinde durmanın çok güçlendirici bir tarafı oluyor.” dedi. Programın ilk grup çalışmasının verimli bir şekilde devam ettiğini ifade eden Işık, derneğin sosyal medya hesaplarından eğitim programı için başvuruların alındığını söyledi.

“PAYLAŞIYORUZ, BİLİNÇLENİYORUZ”
“Sen +1” eğitim programı katılımcısı 23 yaşındaki Duygu Kaya, Kadının İnsan Hakları Derneği'nin çalışmalarını takip ettiğini, bu programı gördüğünde hemen kayıt olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: “Herkes farklı bir paylaşımla geliyor. Paylaşımlar üzerinden konuşuyoruz, bilinçleniyoruz. Paylaştıkça iyi hissediyoruz. Herkese öneriyorum. Kendilerini çok iyi hissedecekler.”

“KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM”
İclal Solhan ise şunları söyledi: “Bu güvenli alandaki paylaşımlarda hepimizin ortak dertlerinin olduğunu, bazı farklı bakış açılarıyla nasıl yaklaşımda bulunabileceğimi gördüm. Akran öğrenmesinin daha geniş bir alanı burası. O yüzden kendimi iyi hissediyorum. Normalde kendi içimde tek başıma ayıklayamadığım, içinde derinleşemediğim konuları burada diğer kadın arkadaşlarımla birlikte çok daha rahat bulabiliyorum ya da tanımlayabiliyorum. Şu ana kadarki atölyeler çok şey kattı. Örneğin ‘Şiddetsiz İletişim’ atölyesinde, bir toplulukta bizden genelde beklenen şey uzlaşmamız ama uzlaşmadan daha çok aslında kendi görüşlerimizi rahatça paylaşabileceğimiz sağlıklı bir iletişim alanı kurmamız gerektiğini öğrendim. Atölye sonunda kendi fikirlerimi çok baskıladığımı farkettim. Benden beklenen değil de aslında benim de neyi istediğimi rahatça dile getirebileceğim bir alanın olması gerektiğini o atölyede çok rahat gördüm.”