Bugünlerde Kadıköy’de bir hayalet dolaşıyor!
Bostancı’da bulunan “Hayalet Bisiklet” anıtından söz ediyoruz. Çetin Emeç Bulvarı üzerinde, iskelenin hemen önünde, trafikte vızır vızır seyir etmekte olan araçların yanı başında, hayaleti temsil eden beyaz rengiyle sessizce duran bir bisiklet var. Bu bir anıt; bir yandan görünmez kılınan bisikletlilere dikkat çekerken, diğer yandan trafikte yitirilen bisiklet sürücülerini kamusal alana kazıyor…
Detayları, bu anıt projesini yürüten Katılımcı Bisiklet Hareketi’ne (KBH) sorduk.
Öncelikle inisiyatifinizi tanıtalım okurlarımıza.
Bu hareket, klasik bir dernek ya da kulüp yapısında değil; herhangi bir sürüş ya da deneyim sunmaz. Yaşanabilir bir kent için bisikletin önemini katılımcı eylemlerle görünür kılmayı ve bunu birlikte üretmeyi hedefler. Bu yapı, bireylerin değil; ortak amaçların, ortak ihtiyaçların ve ortak taleplerin ön planda olduğu kolektif bir yapılanma. Oluşumumuzun temelleri, trafikte bisikletli ulaşıma duyulan saygının azalması ve son yıllarda yaşanan kayıpların artmasıyla birlikte, yaşamını yitiren bisikletçi arkadaşlarımıza (Doğanay Güzelgün, Savaş Kader, Umut Gündüz, Zeynep Aslan ve adını sayamadığımız diğer bisikletçilere) duyulan bir gönül borcu ve adalet arayışı üzerinden atıldı. Kimimiz bisiklet kullanıcısı, kimimiz sanatçı, kimimiz tasarımcı, yani farklı ilgi alanlarına sahip bireylerden oluşuyoruz. Etkinliklerimizde inisiyatif almak için bisiklet kullanıcısı olmak gerekmez, yaşanabilir kent hayali kuran tüm bireylere açığız. Amacımız net: trafikte bisikletlilere saygı duyulmasını sağlamak!

Doğanay Güzelgün’ün kaybı sizler için ne ifade ediyordu? Bu acı olay sizde bir eyleme dönüşme ihtiyacını nasıl yarattı?
Kırılma noktasıydı... O sadece bir bisikletçi değil; tanıdığımız, sevdiğimiz, güvendiğimiz bir dostumuzdu. Disiplinli bir sporcu, yaptığı işe tutkuyla bağlı bir bisiklet mekanikeriydi. Bisiklet üzerinde, trafikte, kurallara uyan, diğer bisikletçilere örnek olan; pozitif, güler yüzlü bir insandı. 18 Temmuz sabahı saat 05.30’da, Bostancı’da karşıdan karşıya geçerken; polis kontrolünden kaçan, alkollü ve uyuşturucu etkisi altındaki bir sürücü tarafından yaşamdan koparıldı. Bu kayıp bize acı bir gerçeği gösterdi: Ne kadar dikkatli olursak olalım, yasadışılığın hüküm sürdüğü bir trafikte güvende olamıyoruz. Bu çaresizlik hissi, bizde artık yalnızca yas tutmanın yeterli olmadığı düşüncesini doğurdu. Unutulmasına izin veremezdik; bu kaybı somut bir hafızaya ve kamusal bir uyarıya dönüştürmeliydik. Bu ihtiyaçla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı, Ulaşım Planlama Müdürlüğü, Bisiklet Şefliği Birimi’ne projemizi sunduk. Bisiklet kültürünü önemseyen bu yaklaşım sayesinde, Doğanay Güzelgün’ün yaşamını yitirdiği yer olan Bostancı Adalar İskelesi önüne hayalet bisiklet yerleştirebilmemiz için alan sağlandı. Süreç, katılımcı bir şekilde ilerledi: Bir arkadaşımız bisiklet bağışladı, bir başkası temizlik ve boyama sürecine katkı sundu, sosyal medyada paylaşımlar yapıldı. Titiz ve kolektif bir çalışmanın ardından bisiklet hazırlandı. 29 Kasım’da da bu katılımcı süreci kamusal alanda görünür kıldık.
İBB ile yürütülen süreçte, Hayalet Bisiklet’in bulunduğu noktada kalıcı olarak yer alabilmesi için hangi teknik ve bürokratik aşamalardan geçildi?
Biz hayalet bisikletin tüm giderlerini üstlendik. İBB’den sadece alan talebinde bulunduk. Bisiklet kültüründe hayalet bisiklet, kazanın gerçekleştiği yerde "izinsiz" bir eylem olarak yapılır. Ancak ülkemizdeki izinsiz yapılan bu türlü eylemlerde bisiklet ya zabıta tarafından kaldırılır ya da kendini bilmezler tarafından çalınır. Biz Hayalet Bisikletin o alanda “kalıcı” bir hafıza nesnesine dönüşmesini istedik ve Bisiklet Şefliği'ne projenin önemini anlattık. Montaj gibi teknik detaylar belediye tarafından sağlandı. Bizler de bisikletle ilgili teknik kısımları çalıştık. İBB’nin verdiği izinle de beyaz bisikletimizi yerleştirdik.
Hayalet Bisiklet uygulaması dünyada uzun süredir var. Türkiye’de başka örnekleri var mı?
Dünyada "Ghost Bike” olarak bilinen ve bir motorlu taşıt sürücüsü tarafından bir bisikletçinin trafikte hayatını kaybettiği yerlere dikilen hatırlatıcı beyaz bir beyaz bisiklettir. 2003'te St. Louis, Missouri/ABD’de başlatıldı. Türkiye'de de daha önce Hayalet Bisiklet anmaları yapıldı. Ankara’da Onur Karaca Anısına Dikmen caddesinde bir Hayalet Bisiklet mevcuttu, ne yazık ki çalındı. Meril Çiğdem Durmuş adına yapılan hayalet bisiklet ODTÜ kampüsünde, Tolga Beyenir’inki ise Ankara Üniversitesi Tandoğan Kampüsünde.
Bizim yerleştirdiğimiz hayalet bisikletin farkı kamusal alanda, yerel yönetimle iş birliği içinde, üretimi katılımcı bir anlayışın hakim olduğu ve bir bisikletçiye değil yaşamını yitirmiş tüm bisikletçilere adanmasıyla sadece Türkiye’de değil dünyada da bir ilk oldu. Çünkü geleneksel hayalet bisiklet oluşumunda isimlerin yazılması söz konusu değil. Biz ise yitirdiğimiz her bisikletçinin adlarını anma sırasında gelenler ile birlikte yazdık ve yazmaya devam edeceğiz ta ki bu konuda somut adımlar atılana kadar.

2018–2024 arasında 804 bisikletçinin trafik kazalarında hayatını kaybettiğini biliyoruz. Sizce bu tablo en çok neyi işaret ediyor: altyapı eksikliği, kültürel sorunlar, yasal düzenlemelerin yetersizliği? Yani bisikletliler neden ölüyor/öldürülüyor?
Bu korkunç tablo tek bir nedene indirgenemez, ancak en büyük sorun bilinçsizlik ve beraberinde gelen cezasızlık anlayışı diyebiliriz. Sürücüler, bir bisikletliye çarptıklarında alacakları cezanın caydırıcı olmadığını biliyorlar. İkinci olarak ‘otomobil merkezli bakış açısı’ diyebiliriz. Yollar sadece motorlu araçlar için tasarlanıyor, biz bisikletliler "yoldaki fazlalık" olarak görülüyoruz. 804 can, sadece altyapı eksikliğinden değil; denetimsizlikten, aşırı hızdan ve bisikletliyi taşıt olarak gören yasaların uygulanmamasından dolayı aramızdan ayrıldı. Çünkü toplumumuzda "güçlü olan her hakka sahiptir" gibi bir algı var ve bu trafikte de ne yazık ki değişmiyor.
“HATIRLATICI NESNE”
Bu heykel yalnızca bir anma değil, aynı zamanda bir adalet talebi. Trafik güvenliği konusunda yetkililerden somut olarak hangi adımları bekliyorsunuz?
Aslında bu bir heykel değil. Heykel, bir heykeltıraşın elinden çıkar; burada ise ne bir heykeltıraş ne de bir heykel var. Buraya bırakılan bisiklet, kolektif olarak üretilmiş bir “hatırlatıcı nesne”dir. Bu nesne, yaşanan olumsuzlukları unutturmamak ve bisikletliler olarak daha fazla eksilmemek için, hep birlikte gerçekleştirildi. Amacımız estetik bir form ortaya koymak değil; kamusal alanda hafızayı diri tutan bir uyarı nesnesi oluşturmaktı.

Beklentilerimiz çok net:
Yaşam Hakkı Önceliktir: Bisikletlilerin trafikteki varlığı bir lüks değil, temel bir haktır. Bisikletlilerin güvenliğini sağlamayan yollar, eksik altyapının ve ihmalin sonucudur.
Cezalar Caydırıcı Olmalı: Alkollü ve uyuşturucu etkisinde araç kullanarak ölüme neden olmak, “taksirle ölüme” neden olma değil “olası kastla cinayet” kapsamında değerlendirilmelidir. Yasal boşluklar derhal giderilmeli.
Altyapı Talebi: Kent yönetimleri, bisiklet yollarını ve güvenli geçiş noktalarını artırarak bu tür trajedilerin önüne geçmek için somut adımlar atmalıdır. Şehir içi hız limitlerinin düşürülmesi ve bunun sadece tabelalarda kalmaması, elektronik denetleme sistemleriyle denetlenmesi gerek. Motorlu trafikten fiziksel bariyerlerle ayrılmış güvenli bisiklet yolları planlanmalı.
Hayalet Bisiklet’in üzerine katılımcıların kendi elleriyle isim yazması çok güçlü bir sembol. Birçok katılımcı kaybettikleri yakınlarının, arkadaşlarının ya da hiç tanımadıkları insanların adlarını getirerek bu eyleme katılıyor. Bu ritüel sizce topluma ne diyor?
Bu katılımcı eylem topluma şunu haykırıyor: Onlar istatistik değil, trafikte kaybettiğimiz bisikletçilerin hayatıydı! Bir kağıda "804 kişi öldü" yazmakla, o bisikletin üzerine titreyen ellerle "Umut", "Zeynep", “Berkan”, "Doğanay" yazmak arasında dağlar kadar fark var. O beyaz boyanın üzerine yazılan her isim, bir aileyi, yarım kalan bir hayali temsil ediyor. Bu eylem, yasımızı kamusallaştırıyor ve oradan geçen yayalara ve taşıtlara trafikte bisikletlilere karşı daha dikkatli olunması gerektiğinin altını çiziyor.

(Hayalet Bisiklet’te, başta Doğanay Güzelgün olmak üzere hayatını kaybeden bisikletçilerin isimleri yazılı…)
Hedefimiz "hayalet bisiklet" üzerinden ihmallerin görünür olmasını ve yetkili kişilerin görevlerini ivedilikle gerçekleştirerek bu ihmallerin ortadan kalkması için çalışmalarını sağlamak. Uzun vadede bu bisikletin İstanbul’un trafik kültüründe herkes için (bürokratik, yerel yönetimler, sürücü, yaya vb.) bir uyarı-hafıza nesnesi görevi görmesini hedefliyoruz.
Bu eylemin bir başlangıç olduğunu varsayarsak, önümüzdeki dönemde benzer anmalar veya farkındalık projeleri planlanıyor mu?
Kesinlikle, bu bir son değil, başlangıç. 29 Kasım'daki anma önemli bir adımdı. Üzerine düşündüğümüz farklı projelerimiz var, paylaşmak için henüz erken. Çünkü şu sıralar yaptığımız projenin daha çok sahiplenilmesi ve bu sesin büyümesine odaklandık.

Son olarak, trafikte hayatını kaybeden bisikletçilerin ailelerine, bisiklet kullanıcılarına, sürücülere ve yetkililere mesajınız ne olur?
Trafikte hayatını kaybeden bisikletçilerin ailelerine şunu söylemek istiyoruz: Acınız yalnız değil, unutulmadı ve unutturulmayacak.
Bisiklet kullanıcılarına sesleniyoruz: Yolda var olma hakkımızdan vazgeçmeyelim. Güvenli bir trafik, ancak bizler talep ettiğimizde mümkün.
Sürücülere çağrımız ise çok net: Direksiyon başında bir anlık dikkatsizlik, bir hayatı geri dönülmez biçimde sonlandırıyor. Bisikletliler trafikte misafir değil; eşit, kırılgan ve korunması gereken yol kullanıcılarıdır.
Yetkililere gelince; Bu ölümler kader değil, önlenebilir. Etkin denetim, caydırıcı cezalar, güvenli altyapı ve en önemlisi yaşanabilir bir şehir için bisikleti kentin asli bir parçası olarak gören politikalar artık ertelenmemeli.