“Kötü kupa yoktur, az güzeli vardır”

Gazetemiz yazarlarından Bağış Erten ve Uğur Vardan ile 2018 Rusya Dünya Kupası’nı konuştuk

20 Haziran 2018 - 09:25

Beyaz merminin, ağları her havalandırışında ortaya konan sevinç, esrarengiz bir olgu ya da bir çılgınlık olarak algılanabilir; ancak bu mucizenin de pek az gerçekleştiğini unutmamak gerekir. Küçücük, önemsiz bir gol de olsa, radyo spikerlerinin gırtlağından hep, “Goooooool!” olarak çıkar. Benim diyen kulağı sağır edebilecek, yürekten bir haykırıştır bu. Seyirciler çılgına döner ve stadyum, beton olduğunu unutarak yerden kopar, havalara uçar... Eduardo Galeano

Milyonlarca futbolseverin hatta futbolu her daim sevmeyenlerin bile dört gözle beklediği Dünya Kupası başladı. Hem dünyanın en iyi oyuncularının hem de adını ilk defa duyacağımız idmancıların sahne aldığı turnuvada 32 takım yarışıyor. Turnuvanın favori takımları çıktıkları ilk maçlarda istedikleri sonuca ulaşamadılar. Bazı takımlar ise sürprizlere imza attı. Peki mutlu sona kim ulaşacak? Gazetemiz yazarlarından Bağış Erten ve Uğur Vardan ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik ve turnuvayı enine boyuna hatta dikine tartıştık.

İTALYA’SIZ VE HOLLANDA’SIZ BİR TURNUVA

İtalya, Hollanda ve Türkiye’nin katılamadığı bir turnuva izliyoruz. Şu ana kadar oynanan oyundan zevk aldınız mı?

Bağış Erten: İtalya ve Hollanda bu turnuvaların gediklisi. Her zaman yakışırlar. Hollanda kötü bir dönemde. Katılamaması normal. Ama İtalya büyük sürpriz. Hele de Serie A bu kadar iyi bir çıkış yapmışken. Türkiye? Valla biz zaten hep gidemiyorduk, gene gidemedik. Bizim olmadığımızı kimsenin fark ettiğini sanmıyorum. 2002 deneyimi bizi kötü etkiledi. Sanki hep oralarda olmamız gerekir sanıyoruz. Oysa biz 50 yılda bir gidiyoruz. Haddimizi bilmekte fayda var. Bu kadar büyük nüfusla bir sporu bu kadar sevip bu kadar başarısız olmak az şey değil. Ama konu dağılmasın. Dünya Kupası gayet güzel başladı. Zaten sosyal medyada gördüğüm bir ifadeyi araklarsam; ‘kötü kupa yoktur, az güzeli vardır.’

Uğur Vardan: İtalya bu kupayı dört kez evine götürmüş bir takım. Hollanda da benim, bu dünyanın en güzel futbol şenliğiyle ilk tanıştığım dönem olan ‘Batı Almanya 74’te gönlümü çelen, Cruyff ve arkadaşlarının o muhteşem futbollarıyla oyunun tarihine geçen bir ekolün sahibi. Dolayısıyla onların olmadığı her turnuva bir eksiklik addedilebilir. Türkiye ise zaten topu topu iki kez (1954 ve 2002), organizasyona dahil olmuş. Üstelik bu kez bizim gruptan çıkan iki ülkenin, İzlanda ve Hırvatistan’ın oynadıkları oyun malum. Dolayısıyla bizim eksikliğimizin bir dert olduğu kanısında değilim. Oyundan zevk almaya gelince, 32 takım var, güç dengeleri ve ekolleri farklı, evet, bazı favoriler tökezledi ama ilk turlar zaten böyle olur, ayrıca kupanın ve oyunun güzelliği sürprizlere açık olması. Sonuç itibariyle genel bir yorum için çok erken.

1986 Dünya Kupası'na damgasını vuran efsane oyuncu Maradona. 

“MARADONA AŞKI...”

Gruplardaki ilk maçlar oynandı, sizin için sürpriz olan bir şeyler oldu mu?

Uğur Vardan: Sadece benim için değil herkes için kimi sürprizler oldu ama her takımın önünde daha iki maç var, yani telafisi mümkün olan karşılaşmalar oynandı. Son şampiyon Almanya’nın Meksika yenilgisi, son finalist Arjantin’in İzlanda beraberliği, favorilerden Brezilya’nın İsviçre’yle 1-1 kalması evet sürprizdi ama oyunun ruhu ve güzelliği açısından da kayda değer sonuçlardı.

Bağış Erten: Almanya, İspanya, Brezilya, Arjantin ilk maçlarını kazanamadılar. Bunlar güzel işaretler. Daha şapkadan ne tavşanlar çıkacak kim bilir? Dünya Kupası’nın en güzel yanıdır bu. Ayrıca oturup Kosta Rika-Sırbistan maçını izlememiz için tek geçerli bahanedir Dünya Kupası. Kıymetini bilelim.

Unutamadığınız ilk turnuva hangisi?

Uğur Vardan: Valla belli bir yaşa gelince, geride kalan sevdaların sayısı da artıyor sanırım. 1974’ün yeri ayrı, 78’in yeri ayrı, 82’nin yeri ayrı, 86’nın yeri apayrı… Galiba ondan sonrakileri daha bir serinkanlılıkla ve tecrübeyle izlediğimiz için sevinçleri ve hüzünleri de dengeli oldu.

Bağış Erten: Geçenlerde bir tweet attım, hayatımda hiç almadığım geri dönüşü aldım. Binlerce kez beğenildi ve alıntılandı. ‘Hangi Dünya Kupası çocukluğunuza denk geldiyse o kupa sizin için en güzeldir’ demiştim.

Herkesin bir kahraman futbolcusu vardır, sizinki hangisi?

Uğur Vardan: Benim ilk kahramanım Johan Cruyff’tu, sonrasında Rensenbrink oldu; 82’de de Socrates, Zico, Eder ve Falcao tabii ki. En nihayetinde Diego Armando Maradona... Tek başına bir kupayı sırtlayan ve bir daha muhtemelen kimsenin aynı başarıyı gösteremeyeceği bir büyük efsane

Bağış Erten: Ben de Maradona’ya denk geldim. 1982-86 ve 1990. Ondan büyük oyuncu yok bence. Çocukluk aşkı!

KUPA KİMİN ELLERİNDE YÜKSELECEK?

Kupayı kim kazanır?

Uğur Vardan: Kupa öncesinde fikstürü elime aldım ve turnuvayı kendimce oynadım. Finale İspanya ve Fransa yükseliyor, ‘Mutlu son’a da ‘Horozlar’ ulaşıyor.

Bağış Erten: Bana Brezilya gibi geliyor. İspanya’yı da beğendim. Ama onlar kaybetmeye meyilliler. Belçika’nın kadro kalitesi çok iyi ama tecrübeleri zayıf. Bu turnuva bir takımın net öne çıktığı bir turnuva olmayacak gibi.

Gönlünüzden geçen takım?

Uğur Vardan: Doğrusunu söylemek gerekirse gönlümden geçen bir takım yok. Messi’yle ilgili tartışmalara son verilmesi adına Arjantin’in olması yüreklere su serpebilirdi. Belçika’nın mutlu sona ulaşması gençliğin ve dinamizmin ifadesi olabilirdi. İngiltere ipi göğüslerse belki de bütün zamanların mucizesi olur. İspanya artık göze eskisi gibi hoş gelen bir futbol oynamıyor ama yine de iddialılar. Brezilya estetik ama çok kırılgan. Almanya 2014’teki gücünde değil gibi. Mantığım atletik, dinamik, yırtıcı, ciğerleri geniş orta sahasıyla Fransa diyor ama gönül hanemde net bir isim yok.  

Bağış Erten: İngiltere kazansın isterim. Hep eleniyorlar, hep dram. İyi zamanlarında penaltıda gidiyorlar, kötü zamanlarında fark yiyorlar. Bu sefer şeytanın bacağını kırsalar, okuyacak ne güzel hikayeler yazarlar.

NEYMİŞ BU ‘VAR’?

Bu yıl ilk defa video hakem uygulamasına geçildi. Hatta Fransa ilk galibiyetini teknolojiye borçlu. Siz ne düşünüyorsunuz? Futbolun cilvesini ve heyecanını azaltır mı?

Uğur Vardan: Valla futbol benim için bir sanat, sanatın bu kadar mekanize olması çok da hoş bir şey değil gibime geliyor. Belki de bu oyun insan hatalarıyla, bu hatalardan doğan günah ve sevaplarla güzel. Ama artık karar verildi, bundan sonra en azından belli konularda tartışma oranları azalacak.

Bağış Erten: Ben çok haz etmiyorum. VAR’ı hakemlerin kullanma biçimini de sevmedim. Çocuğun kabahatini çaktırmamaya çalışan ebeveynler gibi. Oysa Almanya’da uygulanması daha şeffaf. Oyun duruyor. Hakem tereddüdünü gideriyor. Kararını veriyor. Bu ne böyle ‘aman tadımız kaçmasın Ali Rıza Bey’ tavırları? Aslında adalet için fena değil ama hızlanması ve şeffaflaşması lazım. Biraz daha zaman verelim, bakalım.

SÖMÜRGECİLİĞİN FUTBOL HALİ

Şu ana kadar Asya ve Afrika ülkelerinden kupayı alan hiçbir ülke olmadı ancak turnuvadaki Avrupa takımlarında oynayan onlarca oyuncu Afrika ve Asya kıtalarından. Sosyo-ekonomik ve hatta tarihsel bir bağlamda bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?

Uğur Vardan: Oyun çok uzun süredir başka bir mantıkla oynanıyor. Hem sistem hem de ekonomik açıdan. Amatörlük artık her alanda out, profesyonellik, endüstriyel bakış ve tabii ki para her alanda hâkim unsur. Aslında kimi detaylarda şöyle bir durum var. Mesela Brezilya eski bir Portekiz sömürgesi ama baktığınızda futbolda bu ülkeden daha ileride. Ama bu tabii ki özel bir örnek. Asıl çelişki Afrika’da. Oyunun modern zamanlarındaki tarifinde sadece yetenek ön plana çıkmıyor, başarı ve kalıcılık için disiplin ve taktik de gerekli ve önemli. Afrika’nın son derece yetenekli değerleri özellikle kolonyalist mirasın kalıntısı olarak mesela Fransa’da yeni bir eğitim sürecinden geçiyor ve modern futbolun hizmetine sokuluyor. Bu aşamada değişik tablolar örmek mümkün. Mesela faşist Le Pen’i kızdıran ‘mülti-kültürel’ Fransa, Cezayir asıllı Zidane yönetiminde Dünya Kupası 98’i kazanmıştı. Keza Tunus asıllı Khedira’lı, Gana asıllı Boateng’li, Türk asıllı Mesut’lu, Polonya asıllı Podolski’li Almanya, ‘Dünya Kupası 2014’ü müzesine götürmüştü. İtalya’nın son dönemlerdeki yıldızlarından biri siyahi Balotelli’ydi. Yani zaten sistem kendi içinde yeni tanımlara, çok kültürlü yapılara çoktan gitmiş. Ama para ve oturmuş düzen, eskinin

hâkimlerinde olduğu için devrimin ya da dönüşümün ifadesi klasik tanımlarda olmamış. Evet, keşke fakirler de bu oyunda nihai hedefe varsalar ama artık başka bir dünyanın içinde yüzdüğümüz bir gerçek ve zaten klasik tanımlar durumu açıklamaya yetmiyor. Net bir örnekle bitirelim: Bu sezonun en çok konuşulan ismi, dünyanın en pahalı futbol vitrini Premier Lig’e damgasını vuran Mısırlı Muhammed Salah’tı. Yani futbol artık bambaşka bir kültürün ifadesi…

Bağış Erten: Kolonyalizmin yeni biçimiyle karşı karşıyayız. Turnuvada yer alan üç oyuncudan biri İngiltere’de top koşturuyor. Büyük çoğunluk Avrupa’nın beş büyük liginde oynuyor. Aslında ‘tüm dünyanın kupası’ değil, ‘endüstriyel dünyanın kupası’ gibi oldu. O yüzden asap bozucu. Asya bir futbol kıtası değil. Daha yeni gelişiyorlar. O yüzden onların kazanamaması doğal ama Afrika bildiğiniz sömürülüyor. O kadar ki bazı ülkelerden sadece bazı mevkilere oyuncu çıkıyor. Tam sömürgecilik mantığıyla. Bunun değişmesi için önce dünyanın daha adil olması ve dünyanın kuzeyinin güneyini sömürmeyi bırakması gerek.

KEYİFLİ SEYİRLER İÇİN ÖNERİLER

Turnuvayı izleyen okurlarımıza önerileriniz var mı? Keyif almak için neler yapılabilir?

Uğur Vardan:Bu oyunun kendisi keyif, dolayısıyla özel bir öneriye ihtiyaç duyulduğunu sanmıyorum. Belki şu söylenebilir: Ülkemizde futbolun teorisi ve yan hikâyeleri üzerine yazılıp çizilen kitaplarda son dönemde belli bir artış var. Şimdi maçlar oynanıyor, bu ortamda ‘futbol kitapları’ okuyun demek pek akıl kârı değil, ama turnuva sonrasında genel kültürü artırmak ve oyunun düşünce sistematiğine göz atmak için bu tür yapıtlara ilgi göstermek, iyi bir futbolseverin görevidir kanısındayım. Turnuva biter, kitaplar açılır; önce pratik, sonra teori yani!

Bağış Erten: Her maç güzeldir. Maç ayrımı yapmayın. ‘Grup maçlarından sonra asıl turnuva başlar’ diyenler sonradan görmedir, uzak durun. 64 maçın kaçını izleyebilirseniz o kadar mutlu olun. Karnavallarda eğlenmek önemlidir, kazanmak değil. Güzelleştiren her şeyi ve herkesi not edin, onlara sevgi besleyin. Yani tadına varın işte. Kendi gidiş yolum bu, size de bunu tavsiye ederim.

UĞUR  VARDAN’dan BONUS

Perdedeki Kupa…

“Rusya 2018’ bitince sadece kitaplara değil filmlere de ilgi gösterelim, onlarla efkâr dağıtalım. İşte içinden ‘Dünya Kupası’ geçen birkaç film…”

‘Annemler Tatilde’ (‘O Ano em Que Meus Pais Sairam de Ferias’) / Yön: Cao Hamburger / 2006

‘Karavan (‘The Van’) / Yön: Stephen Frears / 1996

‘Kupa’ (‘Phörpa’) / Yön: Khyentse Norbu / 1999

‘Altın Goller’ (‘Goal! The World Cup’) / Yön: Abidin Dino / 1966

‘Bern Mucizesi’ (‘Das Wunder von Bern’) / Yön: Sönke Wortmann / 2003

‘Kupa Finali’ (‘Gmar Gavi’a’) / Yön: Eran Riklis / 1991


ARŞİV