Kadıköylü Bozok Balcı dünya şampiyonu oldu

Marmara Yelken Kulübü sporcusu 11 yaşındaki Bozok Balcı, Galler’de düzenlenen Techno 293 Dünya Şampiyonası’nda dünya şampiyonu oldu

15 Ocak 2026 - 13:25

Kadıköy’ün köklü spor kulüplerinden Marmara Yelken Kulübü’nün genç sporcusu Bozok Balcı, rüzgâr sörfü branşında önemli bir uluslararası başarıya imza attı. Henüz 11 yaşında olan ve İde Okulları 6. sınıf öğrencisi Balcı, 2025 yılı Ağustos ayında Galler’de düzenlenen Techno 293 Dünya Şampiyonası’nda U13 5.0 Altı Kategorisi’nde dünya şampiyonu oldu. Zorlu hava ve deniz koşullarında geçen organizasyonda sergilediği performansla öne çıkan Balcı, disiplinli ve uzun soluklu antrenman sürecinin karşılığını şampiyonlukla aldı. Bir sonraki hedefinin ise yine şampiyonluk olduğunu söyleyen Balcı, “Nisan 2026’da dünya şampiyonası İzmir’de. Ben  yine dünya şampiyonu olmak istiyorum. Şu anlık hedefim sadece bu.” dedi.

“BİR SENEDEN BERİ HAZIRLANIYORUM”

Dünya şampiyonasına uzun süredir hazırlandığını anlatan Balcı, “9 yaşında spora başladım. 2 yıldır bu sporla uğraşıyorum. Bir buçuk senedir de yarışmalara katılıyorum. Bir senedir  hazırlanıyorum. Özellikle şubat ayında milli takıma seçildikten sonra milli takım kamplarında Batuhan hocamızla beraber çok çalıştık. Bize çok destek oldu.” ifadelerini kullandı. 

Antrenman temposuna da değinen Balcı, “Kışın okullar açık olduğu için sadece hafta sonları antrenman yapabiliyorum. Yazın ise hafta içi beş gün oluyor. Ben cumartesi ve pazar günleri de kendi isteğimle geliyorum. Bu yoğun çalışma sonucunda 2025 Ağustos ayında Galler’de düzenlenen yarışta dünya şampiyonu oldum.” dedi. 

“BİRİNCİYKEN SONUNCU OLABİLİYORSUNUZ”

Galler’deki yarış koşullarını anlatan Balcı, şampiyona sürecini ise şu sözlerle anlattı: “Oraya gittiğimizde iki hafta kaldık. İlk hafta antrenmandı aslında ama 4-5 gün suya çıkamadık ve deneme yarışında antrenman yapabildik. Denizi farklıydı. Dalga vardı. Hava dönüyordu. Zar zor denize alıştım. 3. günde sabah suya çıktık. İlk iki yarış çok kötü geçti. İlk yarışta altıncı, ikinci yarışta yirmi birinci oldum. Sonra karaya döndük. ‘İnşallah bir daha suya çıkmayız’ dedim. Ancak öğleden sonra yeniden suya çıktık ve iki yarış daha yaptık. O iki yarışta da her şey çok kötü geçmişti.”

Rüzgâr sörfünde koşulların her an değişebildiğine dikkat çeken Balcı, yarışların doğası gereği büyük belirsizlikler barındırdığını ise şu sözlerle vurguladı: “O günün şartlarına göre hava her zaman aynı olmuyor ve bazen her şey çok hızlı değişebiliyor. Bir yarışta birinci iken bir sonraki yarışta sonuncu olabiliyorsunuz. Ama ne kadar iyi çalışırsanız çalışın yaşanan her yarışın sonucunda sorumluluğunu almanız gerekiyor. Bu nedenle antrenmanlarda yalnızca fiziksel değil, mental olarak da güçlü olmaya çalışıyorum. Şu an çalışmaya devam ediyorum.”

“ SUYUN ÜZERİNDE SATRANÇ OYNAMAK GİBİ”

Bozok Balcı’nın bir zamanlar antrenörlüğünü yapan ve oğlunun spora çok küçük yaşta başladığını söyleyen baba Serhan Balcı, “Bozok 6 yaşında yelkene başladı. Önce optimist dediğimiz küçük bir teknikle denizcilik hayatı başladı. Sonra yelken yerine rüzgâr sörfü denedi ve yelken temeli olduğu için 9 yaşında başlamasına rağmen iki sene gibi bir sürede hem Avrupa’da hem dünyada dereceler elde etti. Bizim sporumuz suyun üzerinde satranç oynamak gibi. Rüzgâr sörfünde de yelkende de kafa çalıştırmadığınız ve doğru düşünüp hızlı karar veremediğiniz senaryolarda kaybeden oluyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

“HEM BABA HEM ANTRENÖR OLMAYI AYIRAMADIM”

Kendisinin de uzun yıllar yelken ve rüzgâr sörfüyle ilgilendiğini belirten Balcı, “Ben de hem yelken hem rüzgar sörfü geçmişine sahibim. Yaklaşık 8 yıl kadar milli takımı çalıştırdım. Hem baba hem antrenör olmayı ayıramadığım için son bir senedir Bozok’un antrenörü değilim. Eski milli sporcum Göktuğ Koçak Bozok’un birinci antrenörü. Ben sadece izleme kısmındayım çünkü antrenör olarak objektif gözlemlemem çok zor oluyor.” diye konuştu.

“AKADEMİK KARİYER EN BÜYÜK ENGELLERDEN BİRİ”

Akademik hayat ile sporun birlikte yürütülmesinin zorluklarına da değinen Balcı, özellikle sınav sürecinin sporcu çocuklar üzerinde ciddi bir baskı yarattığını ise şu sözlerle ifade etti: “Akademik kariyer en büyük engellerden biri. LGS sınavı gibi süreçler nedeniyle 7. sınıftan itibaren sporu bırakıp bırakmama gerilimi bizim evimizde de var. Bu ikilem pek çok sporcu ailesinin ortak sorunu. Türkiye’de akademik başarı beklentisi ile yoğun antrenman temposunun aynı anda sürdürülmesinin büyük bir disiplin gerektiriyor. Tüm zorluklara rağmen sporu bırakmanın bir seçenek olarak görülmemesi gerekiyor. Spor çocuklara erken yaşta sorumluluk alma, zaman yönetimi ve mücadele etme becerisi kazandırıyor. Gelecekleri için çok önemli olduğunu düşünüyorum.”


 


ARŞİV